Navigation

Buradasınız

MESS Sözleşmesi, Sendikal Bürokrasi ve İşçilerin Taban Örgütlülüğünün Önemi

Aralık 2010, No: 33

Yüz binlerce metal işçisini ilgilendiren ve diğer işçilerin yapacağı sözleşmelere de emsal teşkil edecek olan MESS sözleşmeleri, gangster Türk Metal bürokratlarının ihanetiyle sonuçlandı. Türk Metal’i ele geçirmiş olan bürokratlar, sözleşme öncesinde ve sonrasında işçilerin taleplerini hiçbir şekilde dinlemeden, işçilere danışmadan patronların önerdiği zammı aynen kabul ettiler. Üstelik yüzsüz sendika bürokratları işçileri muhatap alıp sözleşme hakkında bilgi dahi vermediler. Ama Türk Metal’in bu sınıf işbirlikçi ve ihanetçi tutumunu kabul etmeyen on binlerce işçi var. Bu işçiler her şeye rağmen çalıştıkları fabrikalarda sözleşmeye tepkilerini dile getirdiler ve getirmeye de devam ediyorlar. Pek çok fabrikada işyeri temsilcileri işçilerin karşısına bile çıkamıyor, korkup kaçıyor. Öyle ki, tepkilerin yoğunlaşması üzerine, Türk Metal’in genel sekreteri fabrikaları dolaşmaya başladı. Elbette amaç işçilere bilgi vermek değil, ihanete tepki gösteren işçilere gözdağı vermektir. Bu bürokratların ve patronların sopası rolünü üstlenen işyeri temsilcilerinin işçileri temsil etmediği yeterince açıktır.

On binlerce işçi Türk Metal’e yoğun bir tepki duyuyor ve sendika değiştirmek istiyor. İşçilerin gideceği sendikalardan birisi de Birleşik Metal-İş sendikasıdır. Nitekim gerek sözleşme sürecinde gerekse sonrasında Birleşik Metal-İş, Türk Metal’e haklı eleştiriler getirdi. İşçileri satan sözleşmeden sonra da bildiri yayınlayıp Türk Metal’den istifa çağrısı yaptı. Ancak Birleşik Metal-İş böyle bir çağrı yapmasına rağmen, bunun gereğini yerine getirme konusunda yeterli azim ve çabayı göstermemektedir.

Bu durumda işçiler ne yapmalılar? Belirtelim ki, işçi kardeşler iş başa düşmektedir. Çünkü sadece metal sektöründe değil diğer sektörlerdeki sendikaların da başına bürokratlar çöreklenmiş durumdadır. Üstelik bürokrasi konfederasyon düzeyinde daha da güçlüdür… Yukarıdan aşağıya sendika bürokratları biz işçilerin örgütlerini ele geçirmiş bulunuyorlar. Bizlerin örgütleri olan sendikaları kendi işyerleri gibi görüyorlar. Kendileri de adeta birer patron! Ailelerini de sendikaya yerleştirerek sendikalarımızı bir aile şirketine çevirmişlerdir. Bizlerden kesilen aidatlardan oluşan fonların üzerine oturmuşlar, istedikleri gibi kullanıyor ve çarçur ediyorlar. Tam da bundan dolayı işçiler sendikal bürokrasinin umurunda değil. İşçileri örgütlemek için kıllarını bile kıpırdatmıyorlar. Nitekim sendikalı işçi sayısı her geçen gün düşüyor. Krizle birlikte on binlerce sendikalı işçi işten atıldı ve pek çok işyerinde sendikanın yetkisi düşürüldü. Milyonlarca işçinin çalıştığı bir ülkede sendikalı işçi sayısı 700 bini geçmiyor. Peki, biz işçiler bu duruma neden müdahale edemiyoruz?

Çünkü gerçekte örgütlü değiliz. Sendikalı işçiler sadece kâğıt üzerinde örgütlüler. İşçilerin işyerine dayalı bir örgütlenmesi yok. Yani taban örgütlenmesi eksik… İşyeri temsilcilerini bile işçiler seçmiyor, genelde sendika belirliyor. Türk Metal söz konusu olunca durum daha da ciddileşiyor: İşyeri temsilcileri patronların ve bürokratların ajanı olarak çalışıyor ve mücadeleci işçileri işten attırıyorlar.

Bir kez daha soralım: Bu durumda işçiler ne yapmalılar? Öncelikle bilmemiz gereken şu ki, tabanda örgütlenmeliyiz, işyeri temelinde sağlam bir örgütlülük kurmalıyız. İşyerlerinde taban örgütlerimizi yaratırsak çok güçlü oluruz, temsilcileri istediğimiz gibi seçeriz, bürokratlar bizden korkar, bizden habersiz hareket edemezler. Daha da önemlisi tabanda örgütlenen ve mücadele eden işçiler o bürokratları yakalarından tutup aşağı indirirler. Böylece sendikalar gerçekten de işçi örgütleri haline gelirler. Yapmamız gereken işyerinde taban örgütlülüğümüzü yaratmaya girişmektir. UİD-DER bu doğrultuda mücadele ediyor ve kapıları sonuna kadar mücadele etmek isteyen işçilere açıktır. UİD-DER’i sendikaların tabanından, grev ve direnişlerden gelen işçiler kurdular. UİD-DER’in amacı işçilerin ulusal ve uluslararası birliğini sağlamaktır. Sendika bürokratlarına karşı tabanda örgütlenmek ve sendikalarımızı ele geçirmek için UİD-DER saflarında birleşelim!

15 Aralık 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • DİSK Genel-İş Sendikası 17. Genel Kurulu “Halk İçin Demokrasiyi Türkiye İşçi Sınıfı Kuracak” sloganıyla 23 Ağustosta Ankara DSİ Genel Müdürlüğü konferans salonunda başladı. Genel Kurulun ilk gününe DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK’e ve KESK’...
  • İzmir Buca Ege Organize Sanayi (BEGOS) Bölgesinde kurulu olan ve Üniteks firmasına fason üretim yapan TR İnter Tekstil fabrikasında çalışan işçilere 2,5 aydan beri ücretleri ödenmiyor. TR İnter patronu işçilere bayrama kadar sürekli zorunlu fazla...
  • “Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan çok daha zordur” demiş büyük bilim insanı Einstein. Gerçekten de insanlar önyargılı davrandıklarını kabul etmezler. Önyargılarını en doğru düşünceleri gibi sahiplenir, ısrarla savunurlar. Egemenler,...
  • Okuduğum zaman çok etkilendiğim, yaşanmış bir hikâyeyi sizinle paylaşmak istedim. Muhammed ve Sameer’in hikâyesi... Bir fotoğrafın hikâyesi… Bu iki insan yaklaşık 130 yıl önce Şam’da yaşadı. Yoksul emekçilerdi, yalnız yaşarlardı. Sameer kahvelerde...
  • Bir süre önce UİD-DER’in internet sitesinde bir mektup okumuştum. Başlık çok çarpıcıydı: “Her Şey Para Demek Değil!” Çok merak ettim, “böyle bir başlığın konusu ne olabilir?” dedim kendi kendime. Yazıyı açtım, merakla okumaya başladım. Bu mektubu...
  • Kaz Dağlarında altın arayan Alamos Gold adlı Kanadalı şirket ve onun yerli ortağı Doğu Biga Madencilik, şu ana kadar 200 bin civarında ağacı kesmiş ve doğada büyük bir tahribata yol açmıştır. Bu şirketler, siyanürle altın arıyor ve yerin altını...
  • Bursa Orhangazi’de bulunan Cargill fabrikasında Tekgıda-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten çıkarılan işçilerin mücadelesi sürüyor. 10 Temmuzda görülen işe iade davasının karar duruşmasında, mahkeme 14 işçinin haksız yere işten atıldığına ve...
  • Haksızlıklar karşısında susmayanlar için söylenen bir söz vardır, “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.”  Bu topraklarda nice yazar, çizer, aydın, devrimci ve demokrat kişiler burjuvazinin ve faşist rejimlerin hedefi haline gelmiş, ama aydınlık...
  • Geçen gün bir internet sitesinde rastladığım haberde şöyle yazıyordu: “İşçi istifa etse de yıllık izin ücretini alabilecek!” Habere göre Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, kullanılmayan yıllık izinlerin ücrete dönüşmesiyle alakalı emsal nitelikte bir karar...
  • Merhaba arkadaşlar, bizler UİD-DER’in yetiştirdiği işçi, emekçi gençleriz. UİD-DER sitesinde emekçi kadınların ve sonrasında gençlerin yazdığı mektup bizlere de cesaret verdi. Bu nedenle Esenyurt’lu gençler olarak sizlerle kendi duygularımızı...
  • Yine bir üniversite sınavını ve tercih dönemini geride bıraktık. Milyonlarca genç, gelecek hayalleriyle beraber girdi sınava. Şimdi yüz binlerce öğrenci üniversitelere yerleşmiş olacak ve milyonlarcası ise umudunu bir başka bahara bırakırken,...
  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...