Navigation

Buradasınız

Myanmarlı Emekçiler: “Askeri Darbeye Hayır, Demokrasi İstiyoruz!”

Güneydoğu Asya ülkesi olan Myanmar’da 1 Şubat’ta gerçekleşen askeri darbe ülkenin dört bir yanında emekçileri sokaklara döktü. Sağlık emekçilerinin başlattığı sivil itaatsizlik eylemlerine yüz binlerce emekçi katıldı ve polis şiddetine rağmen kitlesel protestolar devam ediyor. Emekçiler “askeri diktatörlüğe hayır” diyor, seçim sonuçlarının tanınmasını ve seçilmiş politikacıların derhal serbest bırakılmasını talep ediyorlar. Ordu protestoları etkisiz hale getirmek ve ülkeyi dış dünyaya kapatmak için derhâl interneti kesti. Yüzlerce insan gözaltına alınırken, yüzlerce insan yaralandı. Ancak emekçiler eli silahlı egemenlere karşı sokakta olmaya ve demokrasi talebini haykırmaya devam etti.

Güneydoğu Asya ülkesi olan Myanmar’da 1 Şubat’ta gerçekleşen askeri darbe ülkenin dört bir yanında emekçileri sokaklara döktü. Sağlık emekçilerinin başlattığı sivil itaatsizlik eylemlerine yüz binlerce emekçi katıldı ve polis şiddetine rağmen kitlesel protestolar devam ediyor. Emekçiler “askeri diktatörlüğe hayır” diyor, seçim sonuçlarının tanınmasını ve seçilmiş politikacıların derhal serbest bırakılmasını talep ediyorlar. Ordu protestoları etkisiz hale getirmek ve ülkeyi dış dünyaya kapatmak için derhâl interneti kesti. Yüzlerce insan gözaltına alınırken, yüzlerce insan yaralandı. Ancak emekçiler eli silahlı egemenlere karşı sokakta olmaya ve demokrasi talebini haykırmaya devam etti. “Tehlikeli olduğunu biliyoruz ama mücadele etmeye devam edeceğiz” diyen emekçiler, ülkedeki bazı karakolların önünde kamplar kurarak özgürlük şarkıları söylediler.

2007’den bu yana gerçekleşen en büyük eylemlere imza atan emekçiler, “Birlik miyiz? Evet!”, “Askeri diktatörlük değil, demokrasi istiyoruz” sloganlarını yükseltiyorlar. Özellikle gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleşen eylemlerde gençler, “Bu, askeri diktatörlükten kurtulmak için son şansımız. Şimdi bunun kökünü yok etmezsek, diktatörlüğe tekrar devam etmeleri için fırsat vereceğiz” diyerek özgürlükleri ve gelecekleri için protestolara devam edeceklerini söylediler.

1962’den 2010’a kadar askeri diktatörlükle yönetilen ülkede 2011 yılında seçimler gerçekleşmiş ve ordu hile yaparak desteklediği partiyi iktidara oturtmuştu. İçişleri ve savunma gibi önemli bakanlıkları kendisi belirleyen, parlamentoda %25’lik kontenjana sahip olan, dilediği partinin seçimleri kazanmasını sağlayan ordu, 2015 yılında farklı bir sonuçla karşılaştı. Halkın büyüyen tepkisini arkasına alan Demokrasi İçin Ulusal Birlik Partisi’nin (NLD) seçimleri kazanmasına engel olamadı.

 

Myanmarlı emekçiler NLD’yi Kasım 2020’deki seçimlerde de destekledi ve NLD oyların yüzde 80’ini aldı. Seçilen parlamentonun 1 Şubat’ta toplanması ve seçim sonuçlarını resmileştirmesi beklenirken ordu yeniden darbe yaparak iktidara el koyduğunu açıkladı. 1 yıllık olağanüstü hâl (OHAL) ilan eden ordu, darbenin gerekçesini “seçimlerde hile ve usulsüzlük yapıldığı” iddiasına dayandırıyor. Tüm bunların uydurmaca olduğunu ve ordunun amacının demokratik hakları yok etmek olduğunu ifade eden emekçiler, darbeye tepki gösteriyorlar.

Sivil İtaatsizlik Hareketinin facebook sayfasına göre, 5 Şubat sabahı ülke genelinde 79 ilçede 91 devlet hastanesi, 18 üniversite ve kolej ve 12 devlet dairesinde binlerce kamu çalışanı, doktor, hemşire, öğrenci, profesör ve öğretmen greve gitti.

Fabrika ve maden işçilerinin, hemşireler, doktorlar, öğrenciler ve diğer kamu çalışanlarının katıldığı eylemleri bastırmak isteyen darbeciler, artan protestolar nedeniyle 8 Şubat’ta halka açık toplantıları, 5’ten fazla kişinin yan yana gelmesini, yaya ya da araçlarla protesto ve siyasi konuşmalar yapılmasını yasakladılar. Ülke genelinde akşam 8 ile sabah 4 arasında sokağa çıkma yasağı getirdiler. Tepkilerini ve demokratik özlemlerini bastırmak isteyenlere inat, emekçiler, seslerini duyurmaya, yan yana gelmeye devam ediyorlar. Baskının, devlet şiddetinin eksik olmadığı karanlık, kasvetli günlere yeniden dönmek istemediklerini belirten emekçiler, mücadeleye devam edeceklerini belirtiyorlar. 

11 Şubat 2021

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • 8 Mart, işçi sınıfının uluslararası mücadelesinin ürünü, dünya işçi sınıfının kadınlarının ekmek ve gül mücadelesinin sembolü… UİD-DER, 8 Mart ruhunu yaşatmak, uluslararası işçi dayanışmasını güçlendirmek için coşkuyla emek veren işçilerin örgütü… 8...
  • Kapitalist üretim biçiminin hâkim olması ve sanayinin üretim sürecine girmesiyle, o güne kadarki toplumsal yapı altüst oldu. Günde 14 ile 16 saat çalışma sonrasında işçiler, tümüyle bitkin düşüyorlardı. Çalışma koşulları özellikle kadınları ve...
  • Emekçi kadınlar, Paris Komünü yönetimine giden süreçte ve işçi iktidarının savunulmasında en ön saflarda mücadele ettiler. Kadınlar politika alanında kendilerini var etmeye başlamışlardı. Çeşitli kulüpler kuruyor, toplantılarda konuşmalar yapıyor ve...
  • Kapitalizm, kadını erkekle eşit görmeyen, ikinci sınıf sayarak aşağılayan erkek egemen toplumsal yapıya dokunmadı. Ama sanayinin gelişmesi ve kadınların çalışma hayatına katılmasıyla, geleneksel ilişki ve düşünce biçimleri zorunlu olarak değişmeye...
  • İlk ateş yakıldığında/ İlk kez yarıldığında karanlıklar/ İnsanlar sevinçten coşarak haykırmışlar.../ Bugün de / Bu yaşlı dünyamızda/ Karanlıkların yırtıldığı yerde/ Aynı coşkuyla insanlar/ Özgürlük türküsü yakıyorlar/ Bana sorarsanız derim...
  • Gözümüzün gördüğü tüm zenginlikler doğanın ve emeğin çocuklarıdır. Ama kapitalist sömürü düzeni altında sermaye sınıfının elinde zenginlik, işçi sınıfının saflarında yoksulluk birikiyor, doğanın, yaşamın güzellikleri solgunlaşıp yok oluyor....
  • Tuzla Serbest Bölgede bulunan CPS Otomotiv’de, patronlar arasındaki sorunlar nedeniyle işçiler yemek, servis ve ücret konusunda mağdur edilmiş ve işe gidememişti. Son olarak gelinen aşamada şirketin alacaklıları kapıya dayanmış ve makinelere el...
  • Dizde azalan sıvıyı takviye etmek için eklem sıvısı iğneleri var. Bir tanesi 600-700 lira. Yine kök hücre tedavisi yapılıyor hastanede, dışarıdan bir firma gelip yapıyor, hastanede yok. O da 1500 lira. Ben devlet hastanesinde çalışıyorum. Güya...
  • Kocaeli Şekerpınar’daki Migros deposunda çalışan işçiler, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası DGD-SEN’e üye olmuşlardı. Önce ücretsiz izin silahını kullanan patron, haklarını arayan işçileri...
  • Tekirdağ/Çorlu’da faaliyet gösteren Tekgıda-İş sendikasının örgütlü olduğu Fransa sermayeli Bel Karper’de işçiler hakları için mücadele ediyor. Sendikal faaliyetlerinden ötürü baştemsilcinin işten atılması, 12 işçinin ise ücretsiz izne çıkarılması...
  • Mart ayında koronavirüs hayatımıza gireli bir yıl olacak. Bu bir yıl yine patronlara yarayıp emekçilere zehir oldu. Bu süreci öyle bir kullandılar ki rahatça örgütsüz insanları yalanlarına inandırabildiler ve hâlâ da devam ediyorlar. Öncelikle tüm...
  • 3 Mart 1992, karaelmas diyarı Zonguldak ve 263 madenci… Bundan tam 29 yıl önce Zonguldak’ın Kozlu ilçesindeki Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) İncirharmanı Maden Ocağı, 263 madencinin toplu mezarına dönüştü. Gece vardiyası henüz birkaç saat önce...
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 9. maddesine göre işveren, iş akdi sona eren işçinin durumunu 10 gün içinde SGK’ya bildirmekle yükümlüdür. İş akdinin hangi gerekçeyle sona erdiği bir kod ile belirtilir. Her kodun...

UİD-DER Aylık Bülteni