Navigation

Buradasınız

Sermaye Sınıfı Koronavirüs Bahanesiyle Saldırıyor, İşçilerin Mücadelesi Sürüyor

Ürdün’de öğretmenler kapatılan sendikaları için mücadele ediyor

Ürdün Öğretmenler Sendikası hükümetin ve yargının ağır baskıları ile karşı karşıya. 140 bine yakın üyesi olan sendika mahkemenin 25 Temmuzda açıkladığı kararla iki yıllığına kapatıldı. Kapatma kararı sendikaya üye öğretmenlerin hükümetin toplu sözleşme maddelerine uyması talebiyle yaptığı gösteriden sadece birkaç gün sonra alındı. Öğretmenler hükümetten çok düşük olan asgari ücrete kıdem ve deneyime bağlı olarak yüzde 35 ilâ 75 arasında zam yapılmasını öngören toplu sözleşmeyi uygulamasını talep ediyorlardı.

2018 sonbaharında öğretmenler bir ay süren ve 1,3 milyon öğrenciyi etkileyen bir grev gerçekleştirmişti. Böylelikle kamuda ülke tarihinin en uzun grevine imza atan öğretmenler önemli kazanımlar elde etmişti. İmzalanan sözleşme ile 2020 için de ücret zammı belirlenmişti. Fakat koronavirüs salgınını bahane eden hükümet, geçtiğimiz Nisan ayında anlaşmayı askıya aldığını duyurdu ve kamu sektöründe ücretleri dondurdu. Bunun üzerine öğretmenler çeşitli eylemlerle haklarının verilmesini, ücret zamlarının sözleşmeye uygun şekilde yapılmasını talep ettiler. Ancak hükümet bu talebe sendika şubelerine baskınlar düzenleyerek, sendika yöneticilerini tutuklayarak, eylemlere katılan yaklaşık bin öğretmeni gözaltına alarak cevap verdi. Tutuklanan öğretmenler ve sendika yöneticileri açlık grevi başlatırken öğretmenlerin mücadelesi dışarıda da devam ediyor. Ürdünlü emekçiler artan baskılar ve hak gaspları karşısında sessiz kalmayacaklarını belirterek dayanışma çağrısında bulunurken, çeşitli uluslararası sendikalar Ürdünlü öğretmenlere destek olmaya devam ediyor.

Almanya’da inşaat işçilerinden eylemler

Almanya’da IG BAU sendikasına üye 850 bin inşaat işçisinin toplu sözleşme görüşmeleri devam ediyor. Alman inşaat patronları koronavirüs bahanesiyle işçilerin taleplerinin tümünü reddediyor. En ağır şartlarda çok ucuza çalıştıklarını dile getiren inşaat işçileri seslerini duyurmak için 21 Ağustosta pek çok şehirde, pek çok meydanda ve şantiye önlerinde mitingler, eylemler düzenlediler.

İşçiler yüzde 6,8 ücret zammı, aylık en az 230 avro zam ve ek olarak çıraklar için 100 avro zam talep ediyorlar. Ayrıca genellikle uzak olan inşaat sahalarına gidip gelirken harcanan zaman için de ek ödeme yapılmasını istiyorlar. Ancak krize rağmen güçlü bir ekonomiye sahip olmakla övünen Almanya’da patronlar koronavirüs bahanesiyle işçilerin haklarına saldırmaya, ücret zamlarını düşük tutmaya devam ediyorlar. IG BAU üyesi işçiler bunun kabul edilemez olduğunu belirterek mücadeleye devam edeceklerini vurguluyorlar.

İsveç’te ulaşım işçileri işten atmalara karşı mücadele ediyor

İsveç hükümeti ve yerel yöneticiler koronavirüs nedeniyle seyahat edenlerin sayısının azaldığını bahane ederek toplu taşımada sefer sayılarını azaltma yoluna gitti. Ulaşım sektöründeki şirketler bu bahaneyle hızla “tasarruf” adı altında işten atmalara girişti. Malmö ve çevresinde toplu taşıma hizmeti veren Arriva şirketi geçtiğimiz günlerde bünyesinde çalıştırdığı 300 işçinin işine son vereceği açıklamasında bulundu.

Ulaşım işçileri 20 Ağustosta yaptıkları eylemle bu kararı protesto ettiler. Okulların açılacağını hatırlatan işçiler sefer sayılarının azaltılmasının, işçi çıkarılmasının kamu sağlığı açısından da tehlike oluşturacağını dile getirdiler. Çalıştıkları şirketlere milyarlarca kron devlet yardımı yapılırken kendilerinin işten atılması karşısında sessiz kalmayacaklarını vurguladılar.

23 Ağustos 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Koronavirüs önlemleri adı altında emekçilerin çalışma ve yaşam koşulları altüst ediliyor. İstanbul Valiliği işyerlerinin mesai başlangıç ve bitiş saatlerinde değişiklik yaptı. Alınan karar şöyle duyuruldu: “İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisinin 4 Kasım...
  • Ben bir metal fabrikasında çalışıyorum. Yaptığımız iş çok yorucu. Ekmek parası kolay kazanılmıyor elbette. Ama ne hikmetse her geçen gün biz işçilerin hayatı zorlaşıyor. Özellikle de son zamanlarda koronavirüs sürecinde hayat bizim için daha da...
  • Türkiye’de ekonomik gidişat hiç de iktidarın birkaç hafta öncesine kadar söylediği gibi şahlanmıyor. Zaten biz işçiler bunu uzun süredir çalışma ve yaşam koşullarımızın kötüleşmesinden anlayabiliyoruz. Gerek işten çıkarma tehditleri, mobing, gerekse...
  • Tarih boyunca sömürücü zalimlere karşı mücadele etti emekçiler, hiçbir zaman topyekûn boyun eğmedi insanlık. Sömürülen ve horlananlar, zorlu dönemeçlerden geçip bedeller ödeyerek bugüne geldi. Kimi zaman acze düştüler, çile çektiler ama kimi zaman...
  • Siyasi iktidar uzun zamandır kıdem tazminatını kaldırmak, esnek ve güvencesiz çalıştırma biçimlerini daha da yaygınlaştırmak istiyor. İktidar, salgın sürecinde aradığı fırsatı yakalamış oldu. Koronavirüs salgınıyla kapitalist sömürü sisteminin...
  • Kısa çalışma, ücretsiz izin, esnek çalıştırma, yemek hakkının gasp edilmesi, sendikasızlaştırma, ücretleri düşürme, tazminatsız işten atma, sigorta hakkının gasp edilmesi, iş saatlerinin uzatılması saldırıları giderek yaygınlaşıyor. Nisan ayından bu...
  • Zor zamanlarda işçinin yardımına kimler koşar? İşçilerin oyları ile o koltuklarda oturan vekiller ve vekillerin oluşturduğu meclis mi? Yok daha neler… Onlar dost olsalardı, işçilerin aleyhine çıkartılan yasalara el kaldırmazlardı. Uzağa gitmeye...
  • İzmir’de yaşanan 6,8 büyüklüğündeki deprem sonucunda can veren 116 insan, açgözlülüğün, para hırsının, rant politikalarının kurbanı oldu. Binlerce insan evsiz kaldı, on binlerce insan kaosun ve bilinmezliğin travmatik sonucuna maruz kaldı. Depremi...
  • Ben, Sincan Organize Sanayi Bölgesinde çalışan bir işçiyim. Çalıştığım fabrika pandemi falan dinlemeden haftanın yedi günü mesai yapıyor. Mesailerden dolayı eve akşam geç saatte, pestilim çıkmış olarak geliyorum. Yine bir mesai çıkışı eve dönerken...
  • Siyasi iktidar bin dereden su getiriyor ama ekonomik krizin varlığını kabul etmiyordu. İktidar sözcülerine göre Türkiye ekonomisi uçuyordu! Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak hiç çekinmeden toplumu aptal yerine koyan konuşmalar yapıyor; lira yaz...
  • Güney Kore’nin başkenti Seul’de okulların yemekhane ve kafeteryalarında çalışan yüzlerce işçi 19 ve 20 Kasımda iki günlük grev gerçekleştirdi. Okul yönetimleri “düzensiz işçi” statüsünde çalıştırdıkları işçiler için düşük katkı payları ödüyor ve...
  • Hükümet temsilcileri, 18 Kasımda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ekonomi Şurasında patronlarla bir araya geldiler. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere hükümet temsilcileri bu toplantıda patronların taleplerini dinledi. Ayrıca patronlar için...
  • Sendikalarımızın önünde toplanmamızı, en küçük bir itirazımızı bile hazmedemeyen bir iktidar var. Egemenlerin, patronların çıkarlarını, biz işçilerin ekmeğinin, aşının, yaşamının, çocuklarının geleceğinin önünde tutuyorlar. Biz işçilere sendika yok...

UİD-DER Aylık Bülteni