Navigation

Buradasınız

Türk-İş Genel Kurulu’nun Gösterdikleri

Aralık 2011, No: 45

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) 21. Olağan Genel Kurulu 8-11 Aralık tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirildi. Mustafa Kumlu 223 oyla yeniden başkan seçilirken, Sendikal Güç Birliği Platformu’nun adayı Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın 127 delegenin oyunu aldı. Böylece sınıf işbirlikçi Kumlu yönetimi, Türkiye’nin en büyük konfederasyonunun tepesinde oturmaya devam edecek. Türk-İş Genel Kurulu’ndan yansıyanlar, sendikal bürokrasinin ne denli çürüdüğünü ve işçiden uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. 

Genel kurulun yapıldığı Büyük Anadolu Oteli’nin, şehrin 27 kilometre dışında olması, Kumlu yönetiminin işçileri orada istemediğinin bir göstergesidir. Bürokrasi, mücadeleci işçilerin kongreye seslerini duyurmasını önlemek için idari mekanizmaları devreye sokmuş ve işçilerin sesini boğmuştur. Delege veya misafir kartı olmayanların salona alınmaması tam bir rezalettir. Türk-İş bürokrasisi, polisle de işbirliği yaparak kongreye katılmak üzere gelen çeşitli sendikalardan işçileri içeri almamıştır. İşçi sendikalarını ele geçiren sendikal bürokrasi, işçileri, kendi örgütlerinin genel kurullarına katmamak için elinden geleni yapmaktadır.

Genel kurulun “konukları” arasında AKP hükümeti ve muhalefet parti temsilcilerinin yanı sıra, patron örgütlerinin temsilcileri de vardı. Dört gün süren genel kurulda işçi sınıfının sorunları yeterince gündem olmazken, işçi düşmanı düzen partileri ve patron örgütlerinin temsilcileri tek tek söz aldılar. Kumlu yönetimine muhalif olan işçilerin, konuşma yapan Devlet Bakanı Bekir Bozdağ’ı protesto etmesi divan başkanı Bayram Meral tarafından saygısızlık olarak nitelendirildi. Meral, tepkinin ardından, ikinci gün protestocuların genel kurul salonuna alınmasını engellemeye çalıştı. Sendikal bürokrasi, kongrenin kapılarını düzen partilerine ve patron örgütlerine açarken, işçilere kapatmıştır.

Kumlu yönetiminin karşısına alternatif bir liste çıkartan Sendikal Güç Birliği Platformu, tüm engellemelere rağmen, kısmen de olsa işçi sınıfına dönük saldırıları kongre gündemine getirdi. 10 sendikanın oluşturduğu Güç Birliği, Türk-İş’te değişimin şart olduğunu dile getirdi. Gerek Platformun genel başkan adayı Petrol-İş Başkanı Mustafa Öztaşkın, gerekse diğer sendika başkanları, Türk-İş içinde muhaliflerin sesinin boğulduğunu, sendikal demokrasi talebinin ezildiğini, işçi sınıfına dönük saldırılara sessiz kalındığını dile getirdiler. Kıdem tazminatının fona devredilmesi saldırısı karşısında işçilerin grev silahını kullanması gerektiğini ifade eden Güç Birliği sözcüleri, ayrıca bu konuda Genel Kurul’a bir de önerge verdiler. Genel Kurul’da kabul edilen bu önergeye göre, kıdem tazminatının fona devredilmesi durumunda Türk-İş kongre kararı olarak genel greve gidecek.

Kuşkusuz, sınıf işbirlikçi bir yönetimin olduğu Türk-İş’te, muhalif seslerin çıkması ve mücadeleci unsurların olması önemlidir. İşçi sınıfının önüne dikilen sorunlardan söz eden Sendikal Güç Birliği Platformu’nun dile getirdiği hususlar anlamlıdır. Ancak dile getirilen sorunların çözülebilmesi için işçilerin tabandan harekete geçirilmesi gerekiyor. Zira işçilerin tabandan yükselen örgütlü eylemleri olmadan hiçbir hareket gerçek güce ulaşamaz ve savunulan doğru şeyler hayata geçmez.

Türk-İş 21. Olağan Genel Kurulu bir kez daha göstermiştir ki, sendikaların tepesine çöreklenmiş bürokratların, işçilerin çıkarlarıyla uzaktan yakından ilgileri yoktur. Onlar, işçilerin sendikalarını kendi şirketleri gibi gören ve kendi çıkarları için çalışan, bu uğurda hükümetlerle ve düzen partileriyle de işbirliği yapmaktan çekinmeyen bürokratlardır. Bu nedenle işçilerin bilinçlenmesinin, örgütlenmesinin ve hakları için mücadele etmesinin önüne geçiyorlar. Bürokratları defetmek ve sınıf uzlaşmacı sendikal anlayışı yok etmek için taban örgütlülüklerimizi güçlendirmeli ve sendikalarımıza sahip çıkmalıyız.

15 Aralık 2011

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!” Hemen hemen herkesin bildiği bu sözleri, Fransa kraliçesi Marie Antoinette söylemiştir. Halk ekmek bulamayıp açlık ve yoksulluktan kırılırken, kral ve soylular saraylarda vur patlasın, çal oynasın bir yaşam...
  • İngiltere merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, servet ile sefalet arasındaki derin uçurumu gözler önüne seren bir rapor açıkladı. Oxfam raporunda ironik bir dille şu çarpıcı ifadeler yer alıyor: “Eğer herkes 100 dolarlık banknotlardan oluşan...
  • Merhaba dostlar! Metal işçisi kadınlar ve işçi eşleri olarak yazıyoruz bu satırları sizlere. Farklı şehirlerde, metale, demire şekil veren 130 binden fazla işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesini bizler de yakından takip ediyoruz. Kimimiz...
  • Birleşik Metal-İş üyesi binlerce işçi, 19 Ocakta Gebze’de MESS dayatmalarına karşı coşkulu bir miting gerçekleştirdi. Saat 11.00’de Gebze Trafo Meydanı’nda toplanan metal işçileri, “Metal işçisinin sabrı taştı! Çocuklarımız için grev! Haklarımız...
  • 86 fabrikada 130 bin işçiyi kapsayan metal işkolundaki grup toplu iş sözleşmesi, MESS’in dayatmaları nedeniyle anlaşmazlıkla sonuçlanmıştı. Haftalardır kitlesel basın açıklamaları, iş bırakma eylemleri ve yürüyüşler gerçekleştiren on binlerce metal...
  • “MESS dayatmalarına sabrımız taştı” diyen, yaptıkları eylemlerde “grev” diye haykıran metal işçileri Gebze’de buluşuyor. Birleşik Metal-İş üyesi binlerce işçi, 19 Ocak Pazar günü Gebze’de bir araya gelerek MESS dayatmalarına karşı seslerini...
  • Öyle zamanlardan geçiyoruz ki doğru bildiklerimiz yanlış, yanlış bildiklerimiz doğru addedilir oldu. Namuslu, dürüst olmak enayilik, saflıkmış gibi yansıtılıyor. Gerçekler bilinçli bir şekilde ters yüz ediliyor. İnsanı insan yapan kıymetli...
  • İstanbul/Bakırköy Belediyesi’nde çalışan işçiler ve kamu emekçileri toplu sözleşmenin uygulanmaması, sosyal haklarının verilmemesi ve ücretlerin geciktirilerek ödenmesine karşı eylem yaptı. Belediye-İş Sendikası İstanbul 2 No’lu Şubenin çağrısıyla...
  • Hesabını bilmek, her işçi için önemlidir. Tabi bunun için az da olsa matematikten, dört işlemden anlamak gerekir. İlkokul yıllarımda ve daha sonrasındaki okul hayatımda, tıpkı benim gibi matematikten pek de haz etmeyen arkadaşlarımın yaptığı gibi,...
  • Çocuk denildiğinde muhtemelen hemen herkesin aklına masumiyet ve saflık gelir. Çocukluk leke tutmaz bir dönemidir insanın. Çirkinlikler, kötülükler çocuklara yakıştırılmaz, çocuk hep hoş görülür. Oynanan oyunların etkisiyle yıpranmış, kirlenmiş...
  • Petrol-İş Sendikası İzmir Şubesinin örgütlü olduğu rüzgâr türbini kanadı üreten TPI Kompozit’in T1 ve T2 işletmelerinden 3’er işçi işten atıldı. Atılan işçilerden birisinin sendika temsilcisi, bir kısmının ise delege olduğu öğrenildi. ABD menşeli...
  • Nâzım Usta’nın dediği gibi “Bir yara açıldığında hücreler onu kapatmak için bir araya gelir. Bunu yapmasalar vücut ölür. Bir yara var ve bizim bir araya gelmemiz gerekiyor…”
  • Metal işkolundaki grup toplu sözleşme sürecinde işveren sendikası MESS’in dayatmaları karşısında işçiler boyun eğmiyor, mücadele ediyor. Üç yıllık sözleşme süresi, esnek çalışma ve sefalet zammı dayatan MESS’in, ücret zammı teklifini ilk altı ay...