Navigation

Buradasınız

ABD’de İşsizlik Çığ Gibi Büyümeye Devam Ediyor

ABD’de işsizlik çığ gibi büyümeye devam ediyor. Çalışma Bakanlığı’nın verilerine göre pandemi olarak adlandırılan süreç buyunca yaklaşık 44 milyon Amerikalı emekçi işsizlik yardımına başvurdu. Bu rakam toplam işgücünün dörtte birinden fazlasını ifade ediyor. Ekonomistlerin sürekli iyi tahminler yapma çabalarına karşı her hafta işsizler ordusuna ortalama 2 milyon insan ekleniyor.

ABD’de işsizlik çığ gibi büyümeye devam ediyor. Çalışma Bakanlığı’nın verilerine göre pandemi olarak adlandırılan süreç buyunca yaklaşık 44 milyon Amerikalı emekçi işsizlik yardımına başvurdu. Bu rakam toplam işgücünün dörtte birinden fazlasını ifade ediyor. Ekonomistlerin sürekli iyi tahminler yapma çabalarına karşı her hafta işsizler ordusuna ortalama 2 milyon insan ekleniyor. Üstelik talep yoğunluğu nedeniyle işsizlik yardımı başvuruları sırasında ciddi karmaşalar yaşanıyor ve işsiz kalan her işçi de bu başvuruları yapamıyor. Amerika 1929 buhranından beri en büyük işsizlik oranlarıyla karşı karşıya. Mayıs ayı işsizlik oranı %20’yi aşmış durumda.

eylemlerin çıkış noktası siyah emekçilere yapılan haksızlıklar olsa da hem Amerikalı hem de eylemlerin yayıldığı dünyanın diğer bölgelerindeki işçilerin tepkisi ekonomik krizin etkisiyle daha da ağırlaşan yaşam koşullarına ve bu koşulları düzeltmek bir yana çok daha ağırlaştıran egemenlere karşıdır.

Elbetti ki bu durumun yarattığı öfke kaçınılmaz olarak sokağa yansıdı. George Floyd isimli siyah bir emekçinin polis tarafından düşmanca hislerle öldürülmesi sonrası başlayan isyanın tek sebebi Amerika’da polisin siyah emekçilere karşı tutumu değildir. Kitle hareketinin geri çekilmesini sağlamak ve yaşananların aslında bir sınıf savaşı olduğunu gizlemek için polisin ve demokrat parlamenterlerin yaptığı diz çökme eylemleri de sokaklardaki emekçilerin geri çekilmesini sağlayamadı. Bazı eyaletlerde eylemler işgale kadar vardı. Bu da gösteriyor ki eylemlerin çıkış noktası siyah emekçilere yapılan haksızlıklar olsa da hem Amerikalı hem de eylemlerin yayıldığı dünyanın diğer bölgelerindeki işçilerin tepkisi ekonomik krizin etkisiyle daha da ağırlaşan yaşam koşullarına ve bu koşulları düzeltmek bir yana çok daha ağırlaştıran egemenlere karşıdır.

ABD dünyanın en büyük ekonomisi olmasının yanında tam da kapitalizmin gerektirdiği gibi aynı zamanda sınıfsal eşitsizliklerin en yoğun yaşandığı ülkedir. 30 milyon insanın sağlık güvencesi yok ve 50 milyondan fazla işçi ancak kısmi ve yetersiz sağlık sigortası yaptırabiliyor. Yüz binlerce insan başını sokacağı bir evi olmadığı için sokaklarda yaşıyor ve son yaşanan krizin bu sayıyı %45 daha arttıracağı söyleniyor. Tüm bunların yanı sıra 2020 ekonomik kriziyle emekçilerin yaşam koşulları çok daha kötüleşirken en zenginlerin serveti katlanarak artıyor.

Bundan birkaç ay önce emekçiler onlarca ülkede iş, ekmek, adalet talepleriyle sokaklardaydı ve egemen sınıflar bu öfkeyi bastırmak ve 2020 ekonomik krizinin yaratacağı tepkileri engellemek için normal bir zamanda hiç umursamayacakları bir hastalığı işçilerin gündemine soktular. Egemenlerin hiçbir planı işçilerin kapitalist sisteme karşı öfkesinin patlamasına nihai olarak engel olamaz, olamıyor da. İşsizliğe çözüm bulunmasını talep eden Amerikalı bir emekçinin elinde tutuğu dövize yazdığı gibi; “Cehennem Kadar Kızgınız.” Biz de ekleyelim Amerikalı emekçi kardeşimizin söylediklerine; bu kızgınlığımız kapitalist sistemi yakacak ve yerine üretken ve özgür ellerimizle cennet gibi bir dünya kuracağız.

19 Haziran 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...
  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...
  • Sağlıklı bireyler olabilmek başta sağlıklı beslenmekten geçiyor. İyi beslenenler daha az hasta olurlar. Özellikle kanser gibi önemli hastalıklara yakalanma riskleri de düşer. Bağışıklık sistemleri güçlü olduğundan Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara...
  • Koronavirüs salgını dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükünü daha da arttırdı. Bu süreçte hayata geçirilen tüm uygulamalar bilim kisvesi altında yapılırken gelin biz de artan iş yükü ve gece mesailerini bilimsel çerçevede değerlendirelim....
  • Ah ah ne günlerdi! Hasta olmaktan ve iğnelerden korksam da hasta olunca yiyeceğim güzel yemeklerin hayalini kurardım çocukken. O zamanlar pek öyle dolabımız dolmazdı. Okula giderken yılda toplasan beş defa bile harçlık aldığımı bilmem. Alsak bile en...
  • Pandemi ortaya çıktığından beri biz işçilerin sırtına binen yük her geçen gün artıyor. Biz işçiyiz, yük hayvanı, bir alet ya da makine parçası değiliz. Bizlerin de yaşamları, aileleri ve özlemleri var. Ama öyle bir düzende yaşıyoruz ki, biz işçiler...
  • Dünyanın birçok ülkesinde ücret artışı, iş güvenliği önlemlerinin alınması, ağır çalışma koşullarının düzeltilmesi, sağlık alanında daha fazla istihdam gibi taleplerle sokaklara çıkan sağlık işçilerine İranlı sağlık işçileri de katıldı. İşçiler 2...
  • UİD-DER olarak, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yılbaşı akşamı ve takip eden üç gün boyunca yaptığımız yayın akışı sırasında dünyanın dört bir yanından sınıf kardeşlerimizin mücadelelerini hatırlattık. “Zamanı Karanlığa Boğanlara İnat Umut...
  • 2020 yılı işçi sınıfının haklarına yönelik büyük saldırıların gerçekleştiği bir yıl olarak geride kaldı. İşçilerin haklarını kırpmak, gasp etmek için her fırsatı değerlendiren sermaye sınıfı, koronavirüs salgınını da büyük bir fırsat olarak gördü ve...
  • Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle sık iş cinayetlerinin gerçekleştiği sektörlerin başında gelen tersanelerde yine bir iş cinayeti yaşandı. İstanbul’da Tuzla Gemi Tersanesinde 9 Ocakta gerçekleşen iş cinayetinde 25 yaşındaki İsmail...

UİD-DER Aylık Bülteni