Navigation

Buradasınız

İşsizlik, Yoksulluk, Baskı, Şiddet… İşte Kapitalist Sistem!

Kriz derinleşiyor, işten atma dalgası hız kazanıyor. Koronavirüs korkutmacası eşliğinde egemenler işçi sınıfına yönelik saldırıları “normalleştirmek” istiyor. İşçilerin rızasını alamadıkları durumda ise baskı ve zorbalık devreye sokuluyor. Ama artan hoşnutsuzluk kendisini farklı biçimlerde açığa vuruyor. Pek çok ülkede işsizliğe, yoksulluğa, ırkçılığa, şiddete karşı emekçiler sokaklara çıkıyor, öfkelerini haykırıyorlar. Sömürü sistemi kapitalizme, yarattığı adaletsizliğe karşı yüz binler olup hep bir ağızdan taleplerini dile getiriyorlar!

Kriz derinleşiyor, işten atma dalgası hız kazanıyor. Koronavirüs korkutmacası eşliğinde egemenler işçi sınıfına yönelik saldırıları “normalleştirmek” istiyor. İşçilerin rızasını alamadıkları durumda ise baskı ve zorbalık devreye sokuluyor. Ama artan hoşnutsuzluk kendisini farklı biçimlerde açığa vuruyor. Pek çok ülkede işsizliğe, yoksulluğa, ırkçılığa, şiddete karşı emekçiler sokaklara çıkıyor, öfkelerini haykırıyorlar. Sömürü sistemi kapitalizme, yarattığı adaletsizliğe karşı yüz binler olup hep bir ağızdan taleplerini dile getiriyorlar!

İtalya

Dünyanın en büyük çelik üreticilerinden olan ArcelorMittal’ın İtalya’da bulunan Ilva adlı fabrikasında yaklaşık 5 bin işçiyi işten çıkaracağı ortaya çıktı. Dünyanın her yerinde olduğu gibi koronavirüs bahanesiyle binlerce işçi işinden edilmek isteniyor. Ancak işçiler de bu duruma sessiz kalmıyor. Üç büyük sendikanın (FIM, FIOM, UILM) çağrısıyla 9 Haziranda 24 saatlik bir grev gerçekleştiren binlerce işçi toplu işten atmaları protesto etti. Kendilerine yönelik saldırıdan derhal vazgeçilmesini talep etti.

Hollanda

Hollandalı çelik işçileri de İtalyan sınıf kardeşleri gibi işten atmalara karşı grevler gerçekleştiriyor. Tata çelik şirketinin Ijmuiden kentinde bulunan çelik fabrikasında çalışan binlerce işçi, şirketin toplu işten çıkarma planına karşı 10 Haziranda greve başladı. Hollanda Sendikalar Konfederasyonu’nun (FNV) çağrısıyla harekete geçen işçiler son olarak 15 Haziranda bir grev gerçekleştirdiler. 9 bin işçinin çalıştığı fabrikada yaklaşık bin işçi işini kaybetmekle karşı karşıya. Sendika temsilcileri kimsenin işten atılmayacağının ve fabrikanın satılmayacağının garantisi verilene kadar mücadeleye devam edeceklerini vurguladılar.

Fransa

Koronavirüs bahanesini kullanarak toplu işten atmalara girişen şirketlerden biri de otomobil devi Renault oldu. Dünya çapında 15 bin işçiyi işinden etmeye hazırlanan Renault’a Fransız otomobil işçilerinden cevap gecikmedi. 6 fabrikanın kapanması ve yaklaşık beş bin işçinin işten atılması beklenen Fransa’da işçiler 30 Mayısta fabrika önünde bir protesto gösterisi düzenlediler. “Fabrikamıza Dokunma!” yazılı pankartlar taşıyan işçiler, işten atmaların gerçekleşmesinin bölgedeki insanlar için açlık anlamına geleceğini belirttiler. Sekiz binden fazla işçinin katıldığı protesto gösterisinde işçiler “bu daha ilk adım” dediler ve mücadeleye devam edeceklerini dile getirdiler.

İspanya

Renault gibi otomobil şirketi Nissan da bazı fabrikalarını kapatacağını ve işten atmalar olacağını duyurdu. Fabrikalarının kapatılacağını öğrenen İspanyol işçiler 28 Mayısta fabrika önünde, 9 Haziranda ise Barselona şehrinde bir protesto yürüyüşü gerçekleştirdi. 9 Haziranda akşam saatlerinde de devam eden protesto gösterilerinde işçiler ellerinde meşalelerle “Bu İş Çözülmezse, Savaş, Savaş, Savaş!” sloganları attılar. İşçilerin protesto gösterilerinin ardından hükümet başka bir alternatif bulmaya çalıştıklarını açıklamak zorunda kaldı. Yaklaşık üç bin kişinin çalıştığı fabrikanın kapanmasıyla işçilerin aileleriyle beraber 20 binden fazla insanın hayatının etkileneceği belirtiliyor.

Yunanistan

Yunanistan’da eğitim emekçileri yeni eğitim tasarısına karşı 9 Haziranda greve çıkarak protesto gösterisi düzenlediler. Atina’daki parlamento binasına yürüyen emekçiler eğitimde yapılması hedeflenen değişikliklere karşı çıkıyorlar.

Öğrencilerin de destek verdiği eylemde, yapılması hedeflenen değişiklikle birlikte öğrenciler arasındaki rekabetin arttırılması, öğretmenlerin daha düşük ücretlerle çalıştırılması gibi saldırılar yer alıyor. Ayrıca öğretmenler kendilerine sunulan kötü teklifleri kabul etmemeleri durumunda 2 yıl eğitim sisteminin dışına itilmekle tehdit ediliyor. Üniversiteler kapsamında da çeşitli özelleştirmelerin önü açılmak isteniyor. Tasarının geri çekilmesini talep eden emekçiler, mücadeleye devam edeceklerini haykırıyorlar.

Bunun yanı sıra 11 Haziranda da farklı sektörlerden binlerce işçi, “Sömürünün Zincirlerini Kır!” sloganları eşliğinde yürüyerek kapitalizme olan öfkelerini dile getirdi. Egemenlerin yalanları ve kendilerine fırsat yaratmak için sarıldıkları koronavirüse karşı asıl virüsün kapitaliz olduğunu haykıran işçiler, Syntagma Meydanı’nda toplandılar. ABD Büyükelçiliğine ve Parlemento Binasına yürüyen işçiler sınıf dayanışmasını güçlendirmek için çağrılar gerçekleştirdi. “Irkçı cinayetleri durdur” diyen işçiler sadece polis şiddetine değil, artan işsizliğe ve yoksulluğa karşı yürüdüklerini belirttiler.

Kıtadan kıtaya yayılan haykırış: “Adalet Yoksa Barış da Yok!”

25 Mayısta ABD’de siyah bir emekçi olan George Floyd’un ırkçı nefretle katledilmesi, ülkenin dört bir yanında emekçileri sokaklara döktü. Haklı taleplerin yükseldiği protestoların önünü kesmek için yasaklar ilan edildi, ordu sokakları tuttu. Ancak emekçilerin öfkesinin önüne geçilemedi. Kısa sürede ABD’li emekçilerin adalet haykırışları çok sayıda ülkeye sıçradı. Almanya’da, Avustralya’da, İspanya’da, Fransa’da, İngiltere’de, Japonya’da ve daha onlarca ülkede emekçiler ABD’li emekçilerle dayanışmayı büyütüyor. Dünya emekçileri egemenlerin koronavirüs bahanesiyle getirdiği yasaklara boyun eğmiyor! Onlarca farklı dil tek ses olup; “Nefes alamıyorum”, “Siyahların yaşamı değerlidir”, “Sessiz kalmayacağız”, “Adalet yoksa barış da yok!” sloganlarını yükseltiyor.

Milliyetçiliği, ırkçılığı arttırarak emekçileri bölmek isteyen egemenler polis ve ordunun yanı sıra faşist grupları da destekleyip emekçilerin üstüne salmaktan geri durmuyor. Kendi ülkelerinin egemenlerinin de masum olmadığını haykıran emekçiler, ırkçılığa geçit vermeyeceklerini, kapitalist sömürü düzenine olan öfkelerini dile getiriyorlar.

19 Haziran 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • 2 bin 189 süper zengin 10,2 trilyon dolara hükmediyor. Süper zenginler son iki yılda servetlerine tam 1 trilyon 300 milyar dolar eklemişler! Üstelik bu muazzam artışın önemli bir kısmı son altı ayda yani koronavirüs salgını sırasında olmuş. İnsanın...
  • AKP iktidarı, 16 Ekimde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna bir torba yasa teklifi sundu. 43 maddelik yasanın 30 maddesi komisyonda kabul edildi. Yasa teklifinde işsizlik fonu yine patronlara peşkeş çekiliyor; türlü gerekçelerle sigorta prim destekleri,...
  • Bu soru yemek kültürü konusunda bilgili, ileri düzey damak tadına sahip, dengeli tatlar alanında uzmanlaşmış gurmelere sorulmuyor. Ya da sabah kahvaltılarında sofraların aranan lezzeti menemenin soğanlı mı soğansız mı olacağı gibi bir anket sorusu...
  • Kapitalist sömürü sistemi yıkılmadığı için alabildiğine çürümüş ve insanlığın başına bela olmuştur. Sınıflar arasındaki eşitsizlik akıl sınırlarını zorlarken, toplumdaki sorunlar her alanda çığ gibi büyüyor. Şu hale bakar mısınız: 2 bin 189 süper...
  • Kocaeli Dilovası’nda bulunan Systemair HSK fabrikası yönetimi, Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenen işçilerin birliğini kırmak için 46 işçiyi ücretsiz izne çıkardı. Bunun üzerine işçiler, sendikal hakları için direnişe geçti. Daha sonra patron...
  • Yaşadığımız bu çürümüş düzen gençler olarak bizi çıkmaza sürüklüyor. 18 yaşında yaşamına son veren Furkan’ın acısını gençler olarak iliğimize kadar hissettik. Okuduğum andan itibaren Furkan’ın derdini anlattığı satırlar aklımdan hiç çıkmadı. Biz...
  • Aylardan beri alacakları için mücadele edip, eylemler yapıyor Bimeks işçileri... Teknoloji ürünleri satan mağazalarından biri olan Bimeks, krizi gerekçe göstererek önce birçok mağazasını boşalttı, sonra da sırayla mağazaları kapatarak yüzlerce...
  • 2020 yılı birçok aksilikle birlikte geldi. Dünyayı etkisine alan Covid-19 illeti yaşamı alt üstü etti tam anlamıyla. Çalışan bir kadın olarak önce “acaba işimden olacak mıyım?” diye sorgulamaya başladım. Neden önce sağlığım için bir korku yaşamadım...
  • Siyasi iktidar ve patronlar, koronavirüs perdesiyle gizlemeye çalıştıkları ekonomik krizin faturasını işçilere kestikçe yoksulluk da, yoksulların sayısı da artıyor. Türk-İş’in açıkladığı 2020 Eylül raporuna göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2...
  • Şili’de geçtiğimiz yıl Ekim ayında ulaşıma yapılan zam bardağı taşırmış, emekçiler yoksulluğa, adaletsizliğe ve eşitsizliğe karşı milyonlar olup meydanları zapt etmişlerdi. Başkent Santiago’da başlayan protestolar kısa sürede büyüyerek ülke geneline...
  • Yasalara göre hükümetin, yerel yönetimlerin kamu hizmetlerine harcanmak için halktan doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan topladığı paraya vergi denir. Bu tanımlamayla verginin işçi-patron ayrımı yapmadan...
  • Aylardır düzenli bir iş bulmak için çırpınıp duruyorum. İŞKUR üzerinden ve internetteki iş ilanlarından tutun da sokakta oraya buraya asılan ilanlara kadar her yerde iş arıyorum. İş arama süreci değil haftaları, ayları buluyor. Bir yandan düzenli...
  • Caddede yürürken bir arkadaşımla karşılaştım. Huzurevinde çalışıyordu. Pandemi nedeniyle huzurevlerinde yeni bir uygulama başlatılmış. Çalışanlar 15 günde bir dönüşümlü olarak yatılı mesai yapıyormuş. Kalan 15 gün ise ücretsiz izne çıkarılıyorlarmış...

UİD-DER Aylık Bülteni