Navigation

Buradasınız

Dünyadan İşçi Mücadeleleri

Cezayirli doktorlar yedi aydır direniyor

Çalışma şartlarının iyileştirilmesini ve zorunlu kamu görevinin kaldırılmasını isteyen asistan doktorlar, yedi aydır mücadele ediyorlar. Bu eylem Cezayir tarihinin en uzun grevi olarak şimdiden tarihe geçti. Asistan doktorlar, eğitim hayatlarının ardından zorunlu kamu göreviyle 2-4 yıl arası uzak bölgelerde çalışmak zorunda bırakıldıklarını ve artık bu duruma bir son verilmesi gerektiğini söylüyorlar. Ancak yedi ay boyunca Sağlık Bakanlığı ile gerçekleştirilen 13 görüşmeden de bir sonuç çıkmadı. Sağlık Bakanlığı ısrarla asistan doktorların taleplerini kabul etmiyor. Grevin yanı sıra protesto yürüyüşleri de düzenleyen doktorlar yıllarca sürse dahi talepleri kabul edilinceye kadar mücadeleye devam edeceklerini dile getiriyorlar.

Filipinler’de NutriAsia grevcilerine polis saldırısı

Filipinler’in en büyük sıvı sos üreticisi NutriAsia’da işçiler greve çıktı. Sendika liderlerinin işten kovulmasını protesto eden 50 işçi işten atıldı. Bunun üzerine işçiler, 2 Haziranda üretimi durdurdular. Ürünlerini dünyanın dört bir tarafına satan ve milyonlarca dolar kâr elde eden şirket, işçileri çok uzun saatler çalıştırıyor ve düşük ücret politikası uyguluyor. İş kıyafetleri bile işçilerin maaşlarından kesiliyor. İşçiler, fabrikada iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını, çalışma alanlarının çok dar ve sıcak olduğunu, birçok iş kazası yaşandığını ancak şirketin bunların hiç birini Bakanlığa bildirmediğini dile getiriyorlar. Kölelik koşullarının üzerinin örtülmeye çalışıldığını vurguluyorlar. Çalışan 1400 işçiden sadece 100’ü kadrolu olarak çalışıyor. Taşeron olarak çalışan işçiler, iş güvencesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesini, iş güvenliği önlemlerinin alınmasını ve atılan işçilerin işe geri alınmasını talep ediyorlar. Grevin başından beri işçilere baskı uygulayan polis, grevin 12. gününde grevci işçilere saldırdı. Birçok işçi yaralandı, gözaltına alındı. İşçiler sadece arkadaşlarını alkışlayarak destekledikleri için kovulduklarını, buna karşı mücadele ettiklerinde ise karşılarında polis güçlerini bulduklarını, devletin işçilerin yanında değil patronların yanında olduğunu dile getiriyor.

Fransız demiryolu işçilerinin grevi devam ediyor

Fransa demiryolu işçileri, Cumhurbaşkanı Macron’un demiryollarını özelleştirme ve makinistlerin statüsünde değişikliğe gitme gibi maddeler içeren yasa tasarısına karşı Nisan ayının başından beri çeşitli protestolar ve grevler gerçekleştiriyorlar. Yasa tasarısının kabul edilmesiyle birlikte işçiler haftada iki gün gerçekleştirdikleri greve devam etme kararı aldılar. Macron’un ve hükümetin saldırılarına karşı demiryolu ve hava yolu işçileri, enerji sektöründen ve daha birçok sektörden işçiler, emekliler ve öğrenciler protesto gösterileri düzenliyor. Gerçekleştirdikleri grevlerle güçlerini ortaya koyuyorlar. Saldırıları, kemer sıkma politikalarını kabul etmeyen işçiler aylardır mücadele ediyorlar. Demiryolu işçilerinin grevi ise Fransa’da son 30 yılın en uzun süren grevi oldu.

Sermayenin saldırıları dünyanın her yerinde emekçilerin yaşamını derinden etkiliyor. Hükümetler, zamlarla, vergi artışlarıyla, hak gasplarıyla emekçilerin sırtındaki yükü her geçen gün arttırıyor. Ancak dünyanın birçok yerinde işçi ve emekçiler krizin faturasını ödemek istemediklerini dile getiriyor ve mücadele ediyorlar.

24 Haziran 2018

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Çukurova bölgesindeki Adana, Mersin, Tarsus, Ceyhan işçi dernekleri, tarım işçilerine “işe çıkmama” çağrısında bulundu. Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) ile yaptıkları görüşmelerde işçi yevmiyeleri konusunda anlaşma sağlayamadıklarını duyuran...
  • Merhaba emekçi kardeşlerim. Ben UİD-DER’li emekçi bir anneyim. UİD-DER’le tanıştığım günden bu yana İşçi Dayanışması’ndan, UİD-DER’in sitesinden okurdum grev ve direniş haberlerini. Ama kendim hiç gitmemiştim. Çarşamba günü benim için farklı bir gün...
  • Çalıştığımız işyerinde kısa bir süre önce başımızdan geçenleri sizinle paylaşmak istedik. Sağlık personeli olarak çalıştığımız rehabilitasyon merkezinde sürekli baskı ve mobbinge maruz kalıyoruz. Koronavirüs sonrası patronların üzerimizdeki baskısı...
  • Ben kamuda çalışan bir öğretmenim, eğitim işçisiyim yani... Geçtiğimiz günlerde Maya Okulları patronu ve aynı zamanda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk maaşlarımız ile ilgili bir açıklama yaptı. Bu açıklama ile yoksulluk sınırının altında çalışan biz...
  • Türkiye gibi Şili’nin tarihi de kanlı askeri darbelerle doludur. Şili halkı büyük acılar çekmiş bir halktır. 11 Eylül 1973’te ABD emperyalizminin desteklediği ordu; işçilerden, emekçilerden, gençlerden yana olan Sosyalist Allende hükümetini devirdi...
  • Türkiye’de 1970’li yıllar işçilerin daha örgütlü olduğu ve kendilerine daha çok güvendikleri yıllardı. Yükselen işçi hareketi, yaygınlaşan ve kazanımla sonuçlanan grevler, direnişler patronlar sınıfına korku veriyordu. İşçiler arasında mücadeleci...
  • Koronavirüs bahanesiyle biz işçilerin haklarına saldırılırken çocuklarımızın eğitimi de bu saldırının bir parçası olarak askıya alınıyor, yeni eğitim öğretim yılı kocaman belirsizliklerle başlıyor. Özel okullar zinciri sahibi olan Milli Eğitim...
  • Ben tekstil atölyesinde çalışan bir işçiyim. 60-70 civarında işçi çalışıyor bu atölyede. Sayıyı tam veremememin nedeni bu işçilerin bir kısmının sigortasız göçmen işçilerden ve gündelik işçilerden oluşması… Patronumuz koronavirüs yasakları ve...
  • Bu ülke, Türk’ünden Kürt’üne, Alevi’sinden Sünni’sine, Ermeni’sinden Rum’una, haksız savaştan kaçıp kendine yurt yuva kurmaya çalışan Suriyelisine birçok işçinin-işsizin birlikte yaşadığı bir ülke. Tüm dünyada olduğu gibi bu ülkede de işsizlik,...
  • Sendikalı oldukları için işten çıkarılan Cargill işçileri, eylemlerine devam ediyor. Şirketin Ataşehir’deki Merkez Ofisi önünde gece-gündüz sürdürdükleri direnişi, her pazartesi günü ABD menşeli nişasta bazlı şeker üreticisi Cargill’in bir...
  • Bakırköy Belediyesinde çalışan DİSK’e bağlı Genel-İş sendikası üyesi yüzlerce işçi, 14 Eylülde hakları için eylem yaptı. Belediyenin çeşitli birimlerinde çalışan işçiler, gasp edilen toplu sözleşme haklarını talep ederken Kısa Çalışma Ödeneği ve...
  • Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın doların yükselmesiyle ilgili yaptığı akla ziyan açıklama pek çok işçi gibi metal işçisi olan bizleri de şaşkına çevirmişti. Bakana göre dolarla maaş almadığımız için dolarla bir işimiz olamazdı! Bir grup...
  • Petrokimya sektöründe, sendikalı bir işyerinde çalışan bir grup işçiyiz. İki yılda bir sendikamız işverenle sözleşme yapıyor. Yıl bazında zam alıyoruz. Çevremizdeki işyerlerine baktığımızda iyi de zam alıyoruz. Ama asıl sorun, farkında mıyız yoksa...

UİD-DER Aylık Bülteni