Navigation

Buradasınız

İşçilerin Protestosu 100 Bin İmzayla Meclis’e Ulaştı!

Derneğimiz UİD-DER’in iş kazalarına, meslek hastalıklarına ve işçi ölümlerine dur demek için başlattığı “İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!” kampanyasında 100 binden fazla imza toplandı. Toplanan imzalar, işçilerin protestosu olarak 21 Kasımda Meclis’e teslim edildi. UİD-DER temsilcileri HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel ve BDP Milletvekili Erol Dora ile birlikte Meclis’te yaptıkları basın toplantısında, 100 bin imzayla işçilerin “artık ölmek istemiyoruz” çığlığını, protestosunu ve somut taleplerini dile getirdiler.

Bir konuşma yapan Levent Tüzel, 2013’ün ilk 10 ayında 1017 işçinin iş kazalarına kurban gittiğini, bunların 55’inin çocuk olduğunu belirtti.Tüzel, “Davutpaşa, OSTİM’deki iş kazalarını ve bu konuda açılan davaları hatırlatarak, davaların hâlâ sonuçlanmadığını dile getirdi. Tüzel şöyle konuştu: “Geçtiğimiz günlerde ev işçisi bir kadın, Rukiye Şimşek dördüncü kattan düşerek hayatını kaybetti. Bütün emekçiler için iş cinayetleri bir kader değil.

Alınmayan önlemler, göz yumulan bir sömürü. Burada sorumluğu olan bir iktidar var. Denetim meselesi çok önemli. İşçinin, emekçinin hayatı, geleceği bu şekilde ellere emanet edilmiş durumda. Bu ölümleri durdurmak için kamuoyu yaratmak gerekiyor.”

Tüzel konuşmasında, geçtiğimiz günlerde Gaziantep’te bir tekstil atölyesinde gerçekleşen yangında yakınlarını kaybeden ailelerin sözlerini ise şöyle aktardı: “Çocuklarımız burada çok kötü koşullarda çalışıyorlar. Hiç denetim yapılmıyor. Ne zaman ki ölümler oluyor, denetim ancak o zaman yapılıyor.” Tüzel, Türkiye’de 1 buçuk milyon işyeri olduğunu ancak sadece 82 bin işyerinin denetlendiğini ifade etti. Bu denetlemeleri yapması gereken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın da denetlenemediğini, bunun bütçe görüşmelerinde ve Sayıştay raporlarında ortaya çıktığını anlattı. Tüzel, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Mücadele etmek, birleşmek, hak aramak ve işçi ölümlerini durdurmak için topyekûn bir kamuoyu oluşturmak mutlaka gerekiyor.”

Tüzel’den sonra UİD-DER temsilcileri konuştular. Kampanya sürecini, işçilerin ve ailelerinin yaşadığı acıları, taleplerini anlattılar. UİD-DER temsilcisi Dilek Fahlioğulları, iş kazaları ve meslek hastalıklarının işçi sınıfının en büyük yaralarından biri olduğunu ve bu konuda işçilerin protestosunu ve taleplerini Meclis’e taşımak üzere basın kürsüsünde olduklarını ifade etti. İşçilerin protestosunu Meclis’e taşımaya yardımcı olan Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Levent Tüzel’e ve Barış ve Demokrasi Partisi Milletvekili Erol Dora’ya teşekkür eden Fahlioğulları, şöyle konuştu: “Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği olarak kurulduğumuz günden bu yana işçilerin sorunlarına sahip çıkıyor ve bu sorunların çözümü için canla başla çalışıyoruz. Bu kampanyayı yürüttük çünkü son 10 yıldır gittikçe ağırlaşan iş ve yaşam koşulları, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, esnek çalıştırma, uzayan iş saatleri, denetimlerin yapılmaması, iş güvenliği önlemlerinin alınmaması iş kazalarını daha da arttırıyor.”

Fahlioğulları, Türkiye’nin iş kazalarında Avrupa’da birinci, dünyada ise üçüncü sırada olduğunu belirtti. Yaşanan iş kazalarına, meslek hastalıklarına ve iş cinayetlerine ilişkin rakamları aktararak bu rakamların her birinin bir acıyı ortaya koyduğunu vurguladı.

  • Son 10 yılda ekonominin büyümesine paralel olarak iş kazaları ve işçi ölümleri artmıştır.

  • 10 yılda 12 bine yakın işçi yaşamını kaybetmiştir.

  • Yalnızca 2013’ün ilk 10 ayında 1017 işçi sermayenin kâr hırsının kurbanı olmuştur.

İşçilerin iş kazalarının nedenlerine dair anlattıkları şu maddeler basınla paylaşıldı:

  • İş saatleri çok uzun ve çalışma temposu çok yorucudur.

  • En temel iş güvenliği önlemleri bile alınmamaktadır.

  • Makinelerin bakımı yapılmadan ya da iş ortamında gerekli donanım sağlanmadan çalışmaya zorlanıyoruz.

  • Makineleri hızlandırmak ve üretimi artırmak amacıyla makinelerin sensörlerinin sökülmesi iş kazalarının en büyük sebeplerinden biridir.

  • İş kazalarına karşı gerekli eğitimler verilmemektedir. Kâğıt üzerinde verildi gösterilen eğitimlerle formaliteler yerine getirilmektedir.

  • İş kazası işverenler tarafından küçümsenmekte, işçiler suçlanmakta ve dile getirilen taleplere kulak tıkanmaktadır.

  • İşverenler, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemektedirler.

  • İş kazası geçiren işçiler Sosyal Güvenlik Kurumu gibi kamu hastanelerine değil, özel hastanelere götürülmektedir. İşverenlerin isteği üzerine bu özel hastaneler iş kazası geçiren işçi hakkında rapor tutmamaktadır. Rapor tutulmasını isteyen işçi, işten atılmakla tehdit edilmekte ve böylece gerçeklerin üzeri örtülmektedir.

Fahlioğulları, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her ay ortalama 100 işçinin canını alan, binlercesini yaralayan, bir o kadarını sakat bırakan ve işçilere, ailelerine büyük acılar yaşatan iş kazaları ve meslek hastalıkları konusunda elbette sessiz kalamazdık.” AKP hükümetinin, artan baskılar sonucunda iş kazalarını önlemek için sözde İş Güvenliği Yasası adıyla bir yasa çıkardığını, ancak baskıları savuşturmak üzere çıkartılan bu yasanın işçilerin derdine derman olmadığını ifade etti. AKP’nin işçileri umursamadığını dile getiren Fahlioğulları, yasanın son derece sınırlı önlemler getirdiğini, üstelik bu haliyle bile kâğıt üzerinde kaldığını ve bazı maddelerinin uygulanmasının da ertelendiğini söyledi.

Fahlioğulları, patronların ve AKP hükümetinin iş kazalarını kader olarak açıkladığını, bunu asla kabul etmeyeceklerini ve işçilerin canını alan kazaların kader değil bir cinayet olduğunu belirtti. “Bu cinayetlerin sorumluları, kârlarını artırmak için işçilerin canını umursamayan işverenler ve gerekli denetimleri yapmayan devlettir” diyen Fahlioğulları, Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in iş kazalarının %98’inin önlenebileceği ifadesini hatırlattı ve şöyle sordu: “Madem bu gerçeğin farkındasınız ve dile getiriyorsunuz, o halde son 10 yılda 11 binden fazla işçi neden şu anda hayatta, sevdiklerinin yanında değil?” Dilek Fahlioğulları, imzaların ve bu sorunun ve işçilerin taleplerinin takipçisi olacaklarını vurgulayarak ve sorumluları bu konuda ciddi adımlar atmaya çağırarak sözlerine son verdi.

UİD-DER sözcülerinden Caner Akyol ise Türkiye’nin birçok kentinde, özellikle de sanayinin yoğunlaştığı işçi bölgelerinde yürütülen kampanyaya işçi-emekçilerin büyük bir ilgi gösterdiklerini ve destek verdiklerini dile getirdi. UİD-DER temsilcisi, kampanya boyunca 500 bin emekçiye ulaşıldığını ve iş kazalarının nasıl bir yıkım olduğu konusunda önemli bir duyarlılık oluşturduklarını ifade etti. “Rakamların dili soğuktur. Biz bunları işçi evlerine ve ailelerine ulaştıkça daha iyi anladık” diyen Akyol, kampanyanın yürütümü sırasında şahit oldukları acılara değindi, örnekler verdi. Feniş fabrikasında direnişte iken gündüz sigortasız çalıştığı inşaatta iş cinayetine kurban giden 5 çocuk babası Nizamettin Önelge’yi, ziyaret ettiğimiz bir emekçi kadının iki çocuğunu birden iş kazalarında kaybettiğini belirtti. Gemideki bir patlamada feci şekilde yanan Azerbaycanlı işçi Hamzayev’in resimlerini gösteren Akyol, bu işçiyi hastanede ziyaret ettiklerini ve acılarına ortak olduklarını anlattı. Akyol sözlerine şöyle devam etti: “Küçük sanayi sitelerine gittik. 16 yaşında meslek hastalıklarına yakalanmış çocuk işçiler gördük. Sermayeleri ile Türkiye’nin ilk 500’ü arasında yer alan fabrikalara gittik. Oradaki taşeronlaştırmayı ve iş kazalarını gördük. İş kazaları yaşanmasın diye bu kampanyayı yürüttük ve iş kazalarının kader olmadığını haykırıyoruz.”

UİD-DER Kadın Komitesi adına söz alan Meliha Hız ise, şöyle konuştu: “Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği Kadın Komitesi’nde aktif çalışan 20 yıllık bir işçi ve aynı zamanda bir anneyim. Evlatlarını iş kazalarında kaybeden anaların, eşlerini genç yaşında kaybeden eşlerin, gelinlerin çığlığı olmaya geldim. Her gün eşini, evladını madenlere uğurlarken ‘acaba akşam eve dönecek mi?’ diye kaygılanan annelerin, eşlerin feryadını getirdim sizlere. Meslek hastalıkları nedeniyle evladını kollarında kucağına alamayan anaların sesi olmaya geldim.” UİD-DER Kadın Komitesi olarak yürüttükleri çalışmalardan söz eden Hız, Esenyurt’taki AVM inşaatında ölen Barış Kıyak’ın annesinin, dizi setinde ölen Selin Erdem’in annesinin, Davutpaşa’da ölen Kadir Cesur’un eşinin sözlerini aktardı. Tekstil işçisi bir kadının 5 aylık bebeği olduğu halde vardiyalı çalışmaya zorlandığını ve uykusuz bir biçimde işe gittiği için iş kazası riski altında olduğunu aktaran Hız, mevsimlik kadın tarım işçilerinin ve THY işçilerinin yaşadığı sıkıntılara değindi.

Hız, aktardığı örneklerin ardından “İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!” kampanyasının işçilerden yoğun destek gören temel taleplerini şöyle sıraladı:

  • İş sağlığı ve güvenliği kurulları tüm işyerlerinde kurulsun ve işçilerin yönetimine verilsin, bu kuruldaki işçi temsilcilerinin işten atılması yasaklansın!

  • İşyeri hekimlerinin ve iş güvenliği uzmanlarının ücretleri, sendikaların ve meslek örgütlerinin denetimindeki bir devlet fonundan karşılansın!

  • Gerekli önlemleri almayan, denetimleri engelleyen patronlara ağır para ve hapis cezaları getirilsin!

  • İşçilere, gerekli önlemler alınmadığı takdirde topluca üretimi durdurma hakkı tanınsın!

  • Ağır ve tehlikeli işlerde gece vardiyaları yasaklansın!

  • Ücretler yükseltilsin, iş saatleri düşürülsün!

İşçilerin sorunlarının çözümü yolunda mücadelemizi büyüteceğimizi, haklarımızın ve imzalarımızın takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz. Tüm kamuoyunu, meslek hastalıklarının, iş kazalarının ve iş cinayetlerinin önlenmesi için duyarlı olmaya davet ediyoruz.

İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele örgütü UİD-DER, işçilerin katılımı ve desteğiyle büyümeye devam ediyor. Binbir türlü sıkıntı ile boğuşan ve sömürü çarkları arasında ezilen işçiler, UİD-DER’in kendi sorunlarına sahip çıktığını, sorunlarının çözümü yolunda onlara yol gösterdiğini görüyor, moral buluyor ve mücadelenin bir parçası oluyorlar.

21 Kasım 2013

Son Eklenenler

  • ABD’de ırkçı bir polis, gözaltına aldığı siyah Amerikalı George Floyd’un boynuna dizini dakikalarca bastırarak öldürdü. Ölmeden önce defalarca “nefes alamıyorum” diye haykıran Floyd’un katledilişi, ABD’de büyük yankı uyandırdı. Ülke çapında başlayan...
  • Koronavirüs, tek derdi kâr etmek olan patronlar için büyük bir fırsata dönüştürüldü. Zaten sinekten yağ çıkartırcasına bizleri çalıştıran patronlara, muazzam bir vurgun kapısı daha açılmış oldu. Ekranlarda işçilerin sağlığını düşünüyoruz diyenler,...
  • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), Emeklilik Çağında Çalışan İşçiler İş Cinayeti Raporu hazırladı. Rapora göre, 2013-2019 yılları arasında “emeklilik çağında çalışan” en az 1925 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Raporda...
  • İş kazalarının en sık yaşandığı sektörlerin başında inşaat sektörü geliyor. İnşaat sektörü işçilerin sendikasız ve güvencesiz çalıştırıldığı sektörlerin başında geliyor. Yevmiye usulü ve çoğunlukla sigortasız çalıştırılan işçiler taşeron firmaların...
  • ABD’de siyah bir emekçinin polis tarafından sokak ortasında vahşice katledilmesinin ardından başlayan protesto gösterileri dünyanın çeşitli ülkelerine de yayıldı. Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı dillerde, siyah beyaz, kadın erkek, genç yaşlı yüz...
  • AKP iktidara geldiği günden beri işçi sınıfının kazanılmış haklarını gasp etmeye yönelik her girişimi “müjde” diye sundu. Kıdem tazminatını yok etme planını bu kez Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi adı altında gündeme getirmiş bulunuyor. Sendikalar,...
  • Koronavirüs vesilesiyle kaldırılan toz bulutunu fırsat bilen AKP hükümeti, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi adı altında kıdem tazminatını kurulacak bir fon yoluyla yok etmeye çalışıyor. Sermaye sahipleriyle kol kola giren siyasi iktidarın bu planına...
  • Merhaba dostlar, Ben genç bir işçi kardeşinizim. Bir insan 2 kere doğar mı? Ben doğdum. Beni ben yapan, bana işçi olmayı, kavgayı öğreten UİD-DER’le ikinci kez yeniden doğdum. UİD-DER saflarında olmak bana mücadeleyi, yaşamayı, tarihimi öğretiyor.
  • UİD-DER’in 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 50. yılında hazırladığı “Aylardan Hazirandı İşçiler Tarih Yazdı” başlıklı yayın akışı bizi hem umutlandırdı hem de aktarılan bazı anekdotlarla duygulandırdı. Hemen her işçi mücadelesinde en önde, en...
  • UİD-DER’in “Aylardan Hazirandı İşçiler Tarih Yazdı” yayın akışıyla 15-16 Haziran Büyük İşçi direnişini dört gün boyunca canlı canlı yaşadık, sanki o günlere gittik. Dört gün boyunca UİD-DER’in internet sitesi sürekli güncellenerek bizlere o günler...
  • Dünya ekonomisindeki sarsıntı devam ediyor. OECD’ye göre, dünya ekonomisi bu yıl yüzde 6 oranında daralacak. Üstelik bu iyimser senaryoya göre yapılmış bir tahmin. Sermayenin uluslararası kurumları, iyimserlik rüzgârı estirmek istedikleri için...
  • 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişinin 50. yılı ve mücadele örgütümüz UİD-DER’in 14. yılında sitemizdeki yayın akışı hepimizin yüreğindeki umudu büyüttü, mücadele azmimizi perçinledi. Bir kez daha gördük ki, UİD-DER sınıfımızın mücadele deneyimlerinin...
  • Sınıfımızın mücadele örgütü UİD-DER, her defasında bugünü kavramak ve geleceği şekillendirmek için dönüp tarihe bakmak ve ders çıkarmak gerektiğini hatırlatıyor. Dört gün boyunca sitemizdeki 15-16 Haziran akışıyla, eşine az rastlanır bir donanımla...

UİD-DER Aylık Bülteni