Navigation

Buradasınız

Leroy Merlin Grevi Devam Ediyor

Leroy Merlin işçilerinin grevi 9 Ekimde 9. gününü geride bıraktı. Ankara’da, grevci işçiler sendika önlüklerini giyip, mağaza önünde beklemeye devam ediyorlar. Çeşitli sendika ve demokratik kitle örgütlerinin desteğini alan işçiler, içeride çalışmaya devam eden arkadaşlarından da destek bekliyorlar. Müşteriler alış veriş yaptıktan sonra grev olduğunu öğrenince aldıkları malzemeleri kasada bırakıyorlar. Bu durumda kasada müşterilerin daha fazla beklemesini sağlıyorlar. Böylece işler biraz daha aksamış oluyor.

Grevci işçiler iki gruba bölünerek nöbetleşe grev alanına geliyorlar. Böylece birbirlerini dinlendirmiş oluyorlar. Patron greve katılan işçilerin boşluğunu doldurabilmek için çeşitli yollara başvurarak her grevde karşılaştığımız grev kırıcılığı yapmaktan geri durmuyor. Çalışan işçilerin neredeyse bütün izinleri durdurulmuş ve işveren vardiyayı kaldırarak her işçiyi mağaza açılışından mağaza kapanışına kadar çalıştırıyor. Ayrıca mağaza içerisinde çeşitli firmalardan gelip, ürünlerini yerleştiren ve düzenleyen firma çalışanlarını daha uzun süreler orada tutarak grevin etkisini kırmaya çalışıyor. Grevci işçiler hafta sonlarının kendileri için çok önemli olduğunu söylüyorlar. Çünkü hafta sonu alışveriş merkezine gelen kişi sayısı artacak ve grevlerini daha çok kişiye duyurabilecekler. Üstelik haftalık ciro hesabı yapılacağı için patronun kaybı ortaya çıkacak.

Sosyal-İş Sendikası’nın işveren temsilcileri ile yaptığı görüşmeler sonucunda işverenin uzlaşmaz tavrı ortaya çıkmış durumda. İşverenin isteğine göre sözleşmenin imzalanması sonucunda, grevin sonunda işçilerin bir kısmı sözleşme kapsamı dışında bırakılacak. Böylelikle kapsam dışı bırakılan işçiler sendikalı olamayacak ve işten çıkarılma tehdidi ile karşı karşıya kalacaklar.

İstanbul’da basın açıklaması

İşçiler, grevlerinin 8. gününde Leroy Merlin’in İstanbul’daki merkez ofisi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Birleşik-Metal-İş, Emekli-Sen, Dev-Yapı-İş, Petrol-İş, Nakliyat-İş, Dev-Sağlık-İş sendikaları ile emekten yana kurumlar da grevci işçilerin yanında yer aldılar.

10 Ekimde Akmerkez AVM’nin önünde toplanan işçiler, Leroy Merlin Merkez Ofisi’ne doğru yürüyüşe geçtiler. Yürüyüş sırasında alkışlar eşliğinde “AVM’nin Kaderi Sendikayla Değişir”, “Sadaka Değil Toplu Sözleşme”, “Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz”, “İş Ekmek Yoksa Barış da Yok”, “Zafer Direnen Emekçinin Olacak” sloganları atıldı. Merkez Ofisi önünde basın açıklamasını Sosyal-İş İstanbul Şube Başkanı Mustafa Ağuş gerçekleştirdi. Ağuş, ilk olarak toplu sözleşme görüşmelerine ve grev sürecine değindi. İşverenin sorunu çözmek yerine grev kırıcılığı yaparak işgücü açığını kapatmaya çalıştığını, buna rağmen bir haftayı aşkın bir süredir Bursa ve Ankara’da grevin sürdüğünü belirten Ağuş şöyle konuştu: “Leroy Merlin grevimiz başladığı günden bugüne ulusal ve uluslararası ölçekte birçok destek ve dayanışma gördü ve bugün de dayanışma artarak devam ediyor. Leroy Merlin grevimizin diğer önemli yanı ise Türkiye’de hizmet ve ticaret sektörünün fabrikaları olan AVM’lerde çalışan on binlerce çalışanın sorun ve taleplerinin de gündeme taşınmış olmasıdır. AVM’lerde yapılan ilk grev olan grevimizin başarısı, çalışanların sendikal örgütlenmesi ve daha iyi çalışma koşullarına sahip olmak için de umut olacaktır.”

Basın açıklamasının ardından DİSK Genel Başkan Yardımcısı Celal Ovat bir konuşma yaptı. Ovat, konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Alışveriş merkezlerinin parlak vitrinlerinin ardında korkunç bir emek sömürüsü gizleniyor. Ama artık bu vitrinlerin ardındaki insanlık suçunu tüm topluma gösterenler var. Leroy Merlin işçileri bu mücadeleyi kazandıklarında yüz binlerce emekçinin yolunu aydınlatacaktır.”

Konuşmaların ardından Merkez Ofisi kapısına “Bu İşyerinde Grev Var” pankartı asıldı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Sosyal-İş Toplu İş Sözleşmesi Daire Başkanı Engin Sezgin, Merkez Ofisi kapısındaki Leroy Merlin ambleminin kaldırılmış olduğuna dikkat çekti. İşverenin imaj zedeleme korkusu olduğunu ama işçilerin haklarını vermeyerek zaten bu imajın zedelenmiş olduğunu dile getirdi. Atılan sloganlarla basın açıklaması sona erdi.

11 Ekim 2013

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Genç işsizliğin yüzde 30’lara çıktığı, yoksulluğun her geçen gün arttığı Tunus’ta emekçilerin haklı öfkesi sokaklarda yankılanmaya devam ediyor. Hükümetin, emekçilere hiçbir güvence vermeden salgına karşı önlem adı altında sadece sokağa çıkma...
  • Geçtiğimiz haftalarda, çok bilindik bir program olan “Güldür Güldür”de işçi sınıfının örgütlülüğünün dağıtılarak yıllar içinde nasıl sorgulamayan işçiler yaratıldığı anlatıldı bir skeçle. İzlediklerimiz komik bir şekilde ele alınmıştı ancak bir kez...
  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...

UİD-DER Aylık Bülteni