Navigation

Buradasınız

Metal İşçileri Grev Yasağına Karşı Yürüdü

Gebze

Birleşik Metal-İş üyesi metal işçilerinin grevinin yasaklanmasının ardından işçiler, grev yasağını fabrikaları işgal ederek, iş durdurarak, mesaiye kalmayarak tepki gösteriyorlar. İşçiler mücadeleden geri adım atılmamasını, sendikalarının kararlı olmasını istiyorlar. Grevin bir hak olduğunu ve engellenemeyeceğini haykırıyorlar. Türkiye’nin dört bir yanında grev yasağına karşı sokağa çıkan işçiler, Gebze’de de bir araya gelerek AKP Gebze İlçe Temsilciliği’ne yürüdüler.  Onlarca fabrikadan bir araya gelen binlerce metal işçisine sınıf dostları da destek verdi. Petrol-İş, Lastik-İş, Tek Gıda-İş, Nakliyat-İş, Kristal-İş, Eğitim-Sen yöneticileri ve üyeleri yürüyüşe katılarak metal işçilerine destek verdiler.  Bazı demokratik kitle örgütleri ve örgütümüz UİD-DER de sınıf dayanışmasını yükselterek işçilerin mücadelesine omuz verdi.

İşçiler yürüyüş esnasında, “İşçi Düşmanı Hırsız AKP”, “Grev Haktır Engellenemez”, “Fabrikalar MESS’e Mezar Olacak”, “Grev, Grev, Grev” sloganlarını tüm öfkeleriyle haykırdılar. AKP Gebze İlçe Temsilciliği’ne gelindiğinde basın açıklamasını metal işçileri adına Birleşik Metal-İş Gebze Şube Başkanı Necmettin Aydın gerçekleştirdi. Aydın, hükümetin grevi yasaklayarak sermayenin tarafında olduğunu gösterdiğin belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Boru, bakır, tel, kurutma makinesi, fren ve debriyaj teli, kombi kazanı, çelik tel üretiminin durması milli güvenliğe aykırı ise, biz de milli güvenliğe aykırı karar almışız demektir. Bir karşı çıkış var ise önce onu anlamaya çalışacaksınız. Bastırmaya kalktığınızda altında kalırsınız. Asla teslim olmayacağız! Biz kazanacağız! Çünkü haklıyız! Çünkü çocuklarımız için yaşıyor ve çalışıyoruz!”

Verilen mücadelenin grev kapılarından fabrikaların içine, üretim alanına taşındığını belirten Aydın, 2 Şubat Pazartesi günü Danıştay’a, Bakanlar Kurulu’nun kararının yürütmesinin durdurulması talebiyle başvurularını yaptıklarını, 4 Şubat Çarşamba günü kitlesel bir şekilde Danıştay’ın önünde olacaklarını açıkladı. Sloganların ardından, mücadelede kararlı olduklarını belirten metal işçilerinin grev yasağına karşı yürüyüşü son buldu.

Kartal

Kartal’da da grev yasağına karşı DİSK, KESK, TMMOB ve TTB ortak bir yürüyüş düzenledi. Kartal Köprüsü’nde saat 18.00’da toplanan kitle, Kartal Köprüsü’nden AKP binasına kadar sloganlarla yürüdü. Yürüyüşe Birleşik Metal-İş’in örgütlü olduğu Isuzu, ABB, Anadolu Motor ve Tabo Otomotiv’den işçilerin yanı sıra, Genel-İş Anadolu Yakası 1 Nolu Şube, UİD-DER, EMEP, Eğitim-Sen ve emekten yana pek çok işçi örgütü katıldı.

Metal işçileri, “Emeğimizden Elinizi Çekin Grev Hakkımız Yasaklanamaz” ve “Metal İşçilerinin Grev Hakkı Derhal İade Edilmelidir” taleplerinin yazılı olduğu pankartların arkasında yürüdüler. Patronlar sınıfının talepleri doğrultusunda hareket eden ve metal işçilerinin grevini yasaklayan AKP hükümeti, yürüyüşe katılan yüzlerce işçi tarafından protesto edildi. Kartal Köprüsü’nde yolu trafiğe kapatan işçiler, köprüden AKP binasına kadar sloganlar atarak yürüdüler. Yürüyüş boyunca şu sloganlar atıldı: “Metal İşçisi Direnişin Simgesi”, “Yaşasın İşçilerin Birliği”, “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek”, “Açlıktan Ölmeyiz, Biz Bu Yoldan Dönmeyiz”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber, Ya Hiç Birimiz!” Yürüyüş boyunca işçiler alkışlar ve ıslıklarla grev yasağını protesto ettiler, karşı şeritten geçen araçlar da korna çalarak işçilere destek oldular.

AKP binasının önüne gelindiğinde Birleşik Metal-İş Genel Sekreteri Selçuk Göktaş bir konuşma yaptı. Göktaş, “Bu süreçte MESS’le görüşmeyeceğiz. Bu ülkenin vergisini biz işçiler ödüyoruz. Bu ülke Avrupa’nın dev bir ülkesidir. Ülkemiz tabi büyüsün. Bizim arzumuz bu ülkenin özgürlüklerle, yaşanabilir bir şekilde büyümesidir. Parlamentoya gönderdiğimiz temsilcilerimizin hepsi işveren vekilidir” dedi.

Selçuk Göktaş’ın konuşmasının ardından TTB’den bir temsilci basın metnini okudu. Açıklamada, “Yaşananlar sadece metal işçilerine değil tüm işçi sınıfına karşı bir darbedir. Bakanlar Kurulu kararında adına erteleme dense de fiilen yasaklama anlamına gelen bu hak gaspı ile bir kere daha görülmüştür ki, bu ülkede işçilerin grev hakkı bulunmamaktadır. Hükümet, MESS ve sarı sendikalar, DİSK/Birleşik Metal-İş üyesi metal işçisinden korkmakta haksız değildir. Metal grevi başladığında 5 işletmenin 8 fabrikası MESS’ten kopmuştur. Sarı sendikaların esaretindeki işçiler için umut verici gelişmeler yaşanmıştır. Grev sürseydi bunun devamı gelecekti. Yani AKP iktidarı bu darbe ile MESS ve sarı sendikaları kurtarmayı hedeflemiştir” vurgusu yapıldı. Açıklamanın ardından eylem sona erdi.

Derneğimiz UİD-DER de “MESS Dayatmalarına Hayır, Mücadeleci Metal İşçilerinin Yandayız”  pankartı ile yürüyüşe katılarak metal işçilerinin mücadelesine destek oldu. UİD-DER’li işçiler, patronların imdadına koşan ve yasaklarla metal işçilerinin mücadelesinin önüne geçmeye çalışan AKP hükümetini sloganları ile protesto ettiler. UİD-DER’li işçiler, “Yaşasın Sınıf Dayanışması”, “Metal İşçisi Yalnız Değildir”, “AKP’den Hesabı Emekçiler Soracak”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber, Ya Hiç Birimiz” sloganlarını haykırarak metal işçileri ile beraber yürüdüler. Grevin ilk gününden itibaren UİD-DER’li işçiler olarak, MESS dayatmalarına karşı mücadele eden metal işçilerini yalnız bırakmayarak bu mücadeleye destek olmaya devam ediyoruz. Yürüttüğümüz çalışmalarla tüm işçileri metal işçilerinin mücadelesine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Çorlu

Birleşik Metal-İş Sendikası’nın çağrısıyla gerçekleştirilen eylem, Çorlu Belediye Meydanı önünde saat 16.00’da başladı. Eyleme Birleşik Metal-İş üyesi metal işçileri, demokratik kitle örgütleri ve mücadele örgütümüz UİD-DER destek verdi.

“Ekmeğimizden Elinizi Çekin. Grev Hakkımız Yasaklanamaz” pankartı açarak meydana gelen metal işçileri, sık sık “MESS MESS Dağıldı, AKP’ye Sığındı”, “Grev Hakkı Engellenemez” “Grev Yoksa Barış da Yok” sloganlarını attı.

İşçiler adına basın açıklamasını BMİS Trakya Şube Başkanı Beyhan Vatansever yaptı. Vatansever insanca yaşamak ve insanca çalışmak için grev kararı alan metal işçilerinin hükümet tarafından insan yerine konmadığını söyledi. Grevle birlikte MESS’ten istifaların başladığını, sermayenin koruyucusu olan hükümetin ise bundan rahatsız olarak bu grevi yasakladığını belirten Vatensever, işçilerden oy toplayan AKP’nin işçi düşmanı olduğunu söyledi. Metal işçilerinin mücadelesinin süreceğini ifade eden Vatansever, sermayeye teslim olmayacaklarını ve kazanacaklarını dile getirdi.

Eylem, basın açıklamasının ardından sloganlarla sona erdi.

Mersin

Mersin ÇİMSATAŞ’ta metal işçileri erteleme kararına yönelik protestolarını yükseltmeye devam ediyorlar. Erteleme kararının ardından fabrikalarına geri dönen ÇİMSATAŞ işçileri, düşük kapasiteyle üretim yaparak ve vardiya değişimlerinde çeşitli protestolarla mücadelelerini sürdürüyorlar. Mücadelelerini sürdüren metal işçileri, 3 Şubat Salı günü AKP Akdeniz İlçe binasına protesto yürüyüşü gerçekleştirdiler. Birleşik Metal-İş Mersin Şubesi önünden AKP Akdeniz ilçe binasına kadar gerçekleştirilen yürüyüşe, Metal işçileri, Genel-İş üyesi belediye işçileri, çeşitli sektörlerde çalışan işçiler, siyasi partiler, sendika temsilcileri, UİD-DER'li işçiler ve çeşitli demokratik kitle örgütleri katıldılar.

Yürüyüş boyunca AKP hükümetinin grev erteleme kararı sloganlarla protesto edildi. Mersin halkı da, metal işçilerine alkışlarla destek oldu. Yürüyüş boyunca “Yaşasın Sınıf Dayanışması”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Fabrikalar MESS’e Mezar Olacak”, “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek” sloganları atıldı. Yürüyüş sonunda TOMA’larla kurulan barikatla işçiler AKP Akdeniz İlçe binasına yaklaştırılmadılar. Protesto yürüyüşü sonunda basın açıklaması yapıldı. Birleşik Metal-İş Anadolu Şube Başkanı Rasim Gündal açıklamasında şunları söyledi: “Maalesef Bakanlar Kurulu yine yönünü gösterdi. Yine işverenlerden yana karar verdi. Grevimizi erteleyen Bakanlar Kurulunun gerekçesi metal işçisi milli güvenliği tehdit ediyor şeklinde. Metal işçisi tehdit etse etse işveren örgütü MESS’i tehdit eder. İktidar olan AKP’yi tehdit eder. Sendika olarak yolumuzdan dönmeyeceğiz.”

Yürüyüşe katılan çeşitli sendika temsilcilerinin açıklamalarının ardından, protesto yürüyüşü sonlandırıldı.

Ankara

Ankara’da bir araya gelen DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu ve Ankara Tabip Odası hükümetin metal işkolunda uygulamaya koyduğu anti-demokratik grev yasağına karşı; “Grev Haktır Yasaklanamaz! Metal işçilerinin grev hakkı derhal iade edilmelidir!” konulu bir ortak basın açıklaması gerçekleştirdiler. Eyleme UİD-DER'li işçiler de destek verdiler. Basın açıklamasından önce işçiler Sıhhiye’deki Genel-İş binası önünde toplandı ve buradan “MESS Dayatmalarına Hayır! Yaşasın Birleşik Metal-İş Grevi” pankartı taşıyarak basın açıklamasının olacağı Sakarya Meydanı’na doğru yürüyüşe geçtiler. Yürüyüş esnasında ve basın açıklaması boyunca işçiler; “Metal İşçisi Yalnız Değildir”, Yaşasın İşçilerin Birliği, Halkların Kardeşliği”, “Sermaye Mezara, Emek İktidara”, “Zafer Direnen Metal-İş’in Olacak”, “Metal Grevi Onurumuzdur” sloganlarını haykırdılar.

Ortak basın açıklamasını DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Remzi Çalışkan yaptı. Açıklamada bu yasaklamanın hükümetin ilk yasaklaması olmadığı, 2003-2004’te lastik ve cam, 2005’te maden ve 2014’te cam ve maden grevlerini yasakladığı belirtildi. Bunun AKP’nin sistematik olarak kullandığı emek düşmanı politikalarından olduğu ve baskı aracı haline geldiğine değinildi. Yapılanın erteleme değil, grevi fiilen yasaklama olduğunu ve grev yasaklamanın da Anayasa’ya ve Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu söylendi. AKP’nin kendine karşı çıkan tüm muhalif güçleri baskı ve zor kullanarak ezmeye çalıştığının altı çizildi. Çalışkan, açıklamasına özgür toplu pazarlık, insan onuruna yakışan ücret ve çalışma koşulları için başlatılan grevin ve işçi sınıfının onurlu geleceğini savunan metal işçilerinin yanında oldukları sözleriyle son verdi.

İşçi ve emekçilerin çektikleri coşkulu halayların ardından eylem sona erdi.

4 Şubat 2014

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • İŞKUR’un açıkladığı işsizlik sigortası verileri işsizlik fonunun yıllardır patronlara peşkeş çekildiğini bir kez daha teyit etti. Özellikle 2020 yılının 8 ayına ait veriler bu gerçeği çok daha çarpıcı bir şekilde gösteriyor. İŞKUR’a göre 2002...
  • Sendikalı oldukları için işten atılan ve Ağustos ayında duyurdukları 10 haftalık direniş planına göre her Pazartesi günü Cargill müşterilerinden birinin genel müdürlüğü önünde eylem yapan Cargill işçileri, Assan Gıda, Coca Cola, Pepsico ve Haribo’...
  • İçim içime sığmıyor, yükseklerden uçuyorum, bir türlü gökten yere inemedim. Çünkü ekonomimiz göklerden yerlere inmiyormuş. Havadis böyle. Bakanımız diyor ki “ekonomimiz uçuyor.” Biz de uçuyoruz! Doğalgaz bulunmuş, bulundu da gaz da uçucu bir madde...
  • Orta Afrika’da bir ülke olan Kongo Cumhuriyeti’nde 11 Eylül Cuma günü üç altın madeninde gerçekleşen göçükte 50’den fazla maden işçisi hayatını kaybetti. Güney Kivu eyaletindeki madenlerde onlarca can alan göçüğün günlerdir yağan şiddetli yağmur...
  • Birleşik Hizmet Sendikası Ver.di’ye bağlı işçiler toplu sözleşmelerdeki ücret anlaşmazlığı karşısında uyarı grevleri gerçekleştirdi. İlk olarak 10 Eylülde uluslararası Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle (DW) çalışanları yarım günlük bir uyarı...
  • Koronavirüs salgını ile birlikte dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükü daha da arttı. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak yıpratılan sağlık işçileri bir de ekonomik sıkıntılarla, sefaletle karşı karşıya bırakılıyorlar. Egemenler bir yandan...
  • İşçiler ağır koşullar altında, uzun saatler boyunca çalışıyorlar. Milyonlarca işçi iş güvencesi olmadan, her an işten atılma korkusuyla canını dişine takarak çalışıyor. Üretim baskısı da cabası. MT Reklam işçileri de yıllarca benzer sorunlar...
  • Çukurova bölgesindeki Adana, Mersin, Tarsus, Ceyhan işçi dernekleri, tarım işçilerine “işe çıkmama” çağrısında bulundu. Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) ile yaptıkları görüşmelerde işçi yevmiyeleri konusunda anlaşma sağlayamadıklarını duyuran...
  • Merhaba emekçi kardeşlerim. Ben UİD-DER’li emekçi bir anneyim. UİD-DER’le tanıştığım günden bu yana İşçi Dayanışması’ndan, UİD-DER’in sitesinden okurdum grev ve direniş haberlerini. Ama kendim hiç gitmemiştim. Çarşamba günü benim için farklı bir gün...
  • Çalıştığımız işyerinde kısa bir süre önce başımızdan geçenleri sizinle paylaşmak istedik. Sağlık personeli olarak çalıştığımız rehabilitasyon merkezinde sürekli baskı ve mobbinge maruz kalıyoruz. Koronavirüs sonrası patronların üzerimizdeki baskısı...
  • Ben kamuda çalışan bir öğretmenim, eğitim işçisiyim yani... Geçtiğimiz günlerde Maya Okulları patronu ve aynı zamanda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk maaşlarımız ile ilgili bir açıklama yaptı. Bu açıklama ile yoksulluk sınırının altında çalışan biz...
  • Türkiye gibi Şili’nin tarihi de kanlı askeri darbelerle doludur. Şili halkı büyük acılar çekmiş bir halktır. 11 Eylül 1973’te ABD emperyalizminin desteklediği ordu; işçilerden, emekçilerden, gençlerden yana olan Sosyalist Allende hükümetini devirdi...
  • Türkiye’de 1970’li yıllar işçilerin daha örgütlü olduğu ve kendilerine daha çok güvendikleri yıllardı. Yükselen işçi hareketi, yaygınlaşan ve kazanımla sonuçlanan grevler, direnişler patronlar sınıfına korku veriyordu. İşçiler arasında mücadeleci...

UİD-DER Aylık Bülteni