Navigation

Buradasınız

Sağlık Çalışanları HAYIR Diyor!

Referanduma kısa bir zaman kaldı. Her geçen gün sohbetlerimizin gündemi daha çok referandum oluyor. Biz de sağlık işçileri olarak UİD-DER aracılığıyla düşüncelerimizi diğer işçilere ulaştırmak istedik. Ayrıca sitede metal fabrikalarında çalışan işçilerin ve tüm işçilerin seslerine ses katıyoruz ve bakın neden hayır diyoruz:

Birinci kadın işçi: Ben şimdiye kadar AKP’ye oy verdim. Ailem de öyle. Yıllarca milliyetçilikle zehirlendim. Ve UİD-DER ile şunu anladım. İşçinin milleti işçidir. Bu yüzden ilk olarak Cumhurbaşkanına çok milliyetçi politikalar izlediği için HAYIR diyorum. Tek kişinin bizi yönetmesini istemiyorum. Kadınların bedenlerini, hayat tarzlarını dilinden düşürmeyen ve kadınların oylarıyla başa gelmeye çalışan birini istemiyorum. Ayrıca sadece zenginler için çalışan birini istemiyorum. HAYIR diyenlerin sesine kulak verelim. Çünkü gerçekten de var olan haklarımızı elimizden alacaklar. Temmuzda evlenecek bir kadın işçi olarak doğacak çocuklarımın geleceği için HAYIR diyorum!

İkinci kadın işçi: Eğer “evet” çıkarsa baskılar artacak, tüm muhalifler cezaevlerine doldurulacak. Toplum tamamen sindirilecek. Zaten haklarımızın çoğu alındı. Kalanlar da elimizden alınacak. Koca bir ülkeyi bir kişi yönetirse yasaların nasıl işleyeceğini Hitler Almanya’sına bakıp anlayabiliriz. Ben yeni evlendim. Bir kadının en çok tatmak istediği annelik duygusunu yaşamaktan korkuyorum. “Evet” çıkarsa tamamen korkularım başıma gelecek. Çünkü çocuğum yaşam güvencesinin olmadığı bir ortamda ne kadar sağlıklı yaşayabilir ki? Aslında sebeplerim çok, o yüzden HAYIR diyorum.

Üçüncü kadın işçi: Ben MHP’li bir işçi olarak kesinlikle HAYIR diyorum. Hayatımız, bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak sözlerle yönetilecek kadar basit olmamalı. Çıkacak yasalara, iş güvencesine, eğitim ve sağlık sistemine bir kişinin karar vermesine karşıyım. Şu an aldığım ücret 1300 lira. Ve asgari ücrete 100 lira zam yapıldı. Ama elektriğe, doğalgaza, suya ve gıdaya yapılan zam cebimizi aşıyor. Yapılan bu haksızlıklara dur demek için “HAYIIIIRRRR!” diyorum.

Dördüncü kadın işçi: “Hayır” demek için o kadar çok sebebim var ki! Kıdem tazminatımıza yapılan saldırıyla başlayalım. İşyerlerinde o kadar yıpranacağız ama adamın biri gelecek ve yıpranma payımızı elimizden alacak. Hiç olur mu? Bir de hakkını aradığında bir bakıyorsun bütün kapılar yüzüne kapanmış. O kadar emekle KPSS sınavına hazırlanıyorsun sonra biri çıkıp diyor ki “Devlet memurlarının güvencesini kaldıracağız.” Neden? Biz enayi miyiz? Patronlara sıra gelince işsizlik fonumuzun kapılarını ardına kadar açanlar, sıra bize geldiğinde yalanlar söylüyorlar. Bu yüzden HAYIR diyorum.

1 Mart 2017

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
  • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...
  • 30 yaşında üniversite mezunu bir işsiz kadın arkadaşımız KPSS’den barajın üstünde puan aldıktan sonra devlet memurluğuna başvuru için klavye kursuna gidiyor. Anlattıkları milyonlarca gencin hikâyesi. Bin bir hayalle üniversiteden mezun olduktan...
  • Fırat Eroğlu henüz 17 yaşındaydı, uzun kirpikleri, kara gözleriyle şirin mi şirin bir delikanlıydı. Motokurye olarak çalışıyordu. Ne yazık ki her gün iş kazalarında yaşamını yitiren onlarca işçiden biri oldu gençliğinin baharında. UİD-DER’li...
  • Kapitalistler sadece çeşit çeşit mallar, ürünler satmaz, olağanüstü başarı hikâyeleri de satarlar. Amazon, Microsoft, Disney, Apple, Tesla… Ya da yerli hikâyeler? Sabancı, Zorlu Holding veya Acun Medya… İmkânsızlıklardan doğan bu başarı...

UİD-DER Aylık Bülteni