Navigation

Buradasınız

Yetti Gari TAMAM!

Bugüne kadarki seçimlerden çok farklı olacak olan seçimlere sayılı saatler kaldı. Daha evvelki seçimler ister zamanında yapılsın, ister erkene alınsın, seçimler biter bitmez seçilenler bir daha görünmezlerdi. Hangi partiye oy verirse versin, işçi ve emekçiler bilirdi bu durumu. Muhtarlar bile seçilesiye kadar “sizin hizmetkârınızım” der, seçildikten sonraysa “ben seçildim, istediğimi yaparım” havasına girerlerdi.

İşçi ve emekçiler olarak seçtiğimiz yöneticileri denetleyip, istediğimizde görevden alamıyoruz. Bu düzenin sahipleri biz işçi ve emekçilere, “siyaseti biz yaparız. Biz sizin önünüze sandığı koyduğumuzda, oyunuzu kullanın. Gerisini bize bırakın. Bizi izlemeye devam edin” derler. Bu seçimiyse, tek kişi istiyor.  Tek adam olarak yönetmek istiyor. İşimize, aşımıza karışmak kısacası hayatımızla ilgili her şeyin kararını tek başına vermek istiyor. Grevlerimizi yasaklıyor. Yasaklamakla kalmıyor, bunu gözümüzün içine bakarak nasıl yasakladığını anlatıyor. Ayakaltında her gün onlarcası ezilen karıncalar gibi, her gün “iş kazası” denilerek 5-10 işçi katlediliyor. “Nasıl olsa sayıları milyonlarca, geriye kalanlar çalışır. Ölenlerinin ne yeri belli olur, ne de hesap soran olur” diye düşünüyorlar. Yaptıkları yapacaklarının teminatı, 16 yılda 20 bin işçiyi iş cinayetlerinde katlettiler açgözlü egemenler. Şimdilik ölmemiş karıncalar gibi sessizce sineye çekip “kader” dememizi istiyorlar.  “Yetti Gari TAMAM!”, “Acın amanı yok, tokun imanı yok!” dedirtiyorlar.

Fırsattan istifade ben de kendimce işçiler arasında seçim anketi yaptım, işte sonuçları;

Kargo işçisi Deniz: Ben 53 yaşındayım. 6 ay önce emekli oldum. 1100 lira maaş bağlandı. Emekli dilekçemi verdikten sonra, nasıl olsa emekli maaşım bağlanacak diye işten ayrıldım. 2 bin lira bağlanır diye düşünüyordum. Maaş 1100 lira olunca tekrar işe girdim. 3 çocuğum var. İkisi üniversitede okuyor. Benim babam emekli maaşıyla hem ev bakıyordu, hem de hepimizi okuttu. Bunlara oy veren elim kırılaydı. Bunların işi bitti. Ben “TAMAM, yeter gitsinler artık” diyeceğim.

Taksi şoförü Rıza: Denizli Çal’dan geliverdik. 25 senedir İzmir’deyim. 21 senedir takside çalışırım. Ekonomi Bakanı bizim oralı. Bakana göre ekonomimiz çok iyiymiş. Ben 12 saat çalışıyorum. İki yakamın bir araya geldiği yok. Taksiye binenlerin çoğu bizi çok para kazanıyor sanıyorlar. Ama öyle değil. Kendimi bazen “çıplak vatandaş” filmindeki Şener Şen gibi hissediyorum. Sadece taksi şoförleri değil, başka işte çalışanlar da sıkıntı çekiyor. Kabak tadı verdiler artık. Erdoğan’ın canı istedi diye seçime gidiyoruz. Ben bıktım sandığa gitmekten. Babam bile “bıktım” diyor. Bıktık artık. Yetti gari, bıktık, TAMAM!

Deri işçisi İsmet: Men Garsdıyam (Karslıyım). Sikortalı işçi isdemer deri maşna (fabrika) sahapları. Hepsi 2700 günüm var. Yaşım oluf 50. Men nenceri emehli olajağam? Bu hökümet menim emehli olmağ hakkımı elimnen aldı. Men ele bilierdim ki, bunar eyidiler. Bunar hepsinen beteriymişler. Acın amanı yoğ, tokun imanı yoğ! Oy moy yoğ bunara. 35 senedir memleketime getmemişdim. Bu sene getdim. Bizim Garsın çok gözel bir isdasyonu varıydı. Urusdar (Ruslar) yapıflar. Ele gözeliydi ki, adam gıymerdi ki, bağa. Ele düz, şumal daşdardan. Türüsler (turistler) geler, önünde duror, resim çekdirerlerdi. O isdasyonunu yığıflar. Yerine, ele yassar, (çirkin), ele yassar bir isdasyon yapıflar. Menim o gözel Garsımın isdasyonunu yığan, bu hökümete oy moy yoğ. Men de geniyin (defolun) gedin, TAMAM! Deyejem.

Afrikalı Gonca Abla: Ben yetmiş beş yaşındayım. Bu mahallenin en eskilerindeniz biz. Tamam, dedelerimiz köle olarak getirilmişler. Ben İncirliova’da olmuşum. Bu mahalleye gelin geldim, 52 sene önce. Mahallemizde ayrım gayrım yoktu. Son senelerde ayrılık gayrlılık olmaya başladı. Suriyeliler geldiler 4-5 sene önce. Suriyeliler keyfinden mi geldi buralara? Onlar da insan. Kimsenin kimseden üstünlüğü yok. Önceleri Suriyelilere karşı başladı. Ben her olay olduğunda, “hanginiz buranın yerlisi? Hepimiz bir yerlerden geldik. Yapmayın, etmeyin” dedim. Şimdi de derlermiş ki, “bunlar zenci” diye. A komşular, ben doğdum doğalı zenciyim. Bu mahallenin de en eskilerindeniz. Ama komşularımızın bir kabahati yok. Bu kötülüklerin hepsinin hükümetin işi olduğunu biliyoruz. Bizim paralarımızla aldıkları lokumlardan getirmişlerdi. Size oy yok. Lokumları saklayın, seçim akşamı Binali ve Erdoğan’a çok lazım olacak. Bizim mahallemizin tadını kaçırdınız. TAMAM!

23 Haziran 2018

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Bir lise öğrencisi: Bir öğrenci olarak az çok tahmin edeceğiniz masraflarım var, ancak aynı masrafları karşılamak için artık daha fazla para gerekiyor. Ailem ve ben okul masraflarının pahalılığından şikâyetçiyiz. Örneğin benim okulum devlet okulu...
  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...