Navigation

Buradasınız

250 Milyon İşçinin Dev Grevi!

Hindistan’da 26 Kasımda yaklaşık 250 milyon işçi ve çiftçinin katılımıyla 24 saatlik genel grev gerçekleştirildi. Grev, merkezi sendikaların ve çeşitli çiftçi birliklerinin çağrısıyla gerçekleşti. Ülkenin dört bir yanında kamu ve özel sektör işçilerinin, giderek yoksullaşan tarım emekçilerinin, öğrencilerin, emekçi kadınların coşkuyla katıldıkları grevde ve düzenlenen gösterilerde hükümetin işçi karşıtı çalışma yasalarının kaldırılması talebi yükseldi. Başbakan Narendra Modi liderliğindeki BJP hükümetinin emek karşıtı yıkıcı politikalarına karşı öfke dile getirildi.

Hindistan’da 26 Kasımda yaklaşık 250 milyon işçi ve çiftçinin katılımıyla 24 saatlik genel grev gerçekleştirildi. Grev, merkezi sendikaların ve çeşitli çiftçi birliklerinin çağrısıyla gerçekleşti. Ülkenin dört bir yanında kamu ve özel sektör işçilerinin, giderek yoksullaşan tarım emekçilerinin, öğrencilerin, emekçi kadınların coşkuyla katıldıkları grevde ve düzenlenen gösterilerde hükümetin işçi karşıtı çalışma yasalarının kaldırılması talebi yükseldi. Başbakan Narendra Modi liderliğindeki BJP hükümetinin emek karşıtı yıkıcı politikalarına karşı öfke dile getirildi.

Sendikalar, hükümetin Covid-19 bahanesiyle geniş çaplı saldırılarına hız verdiğini dile getiriyorlar. Salgının esas olarak işçi ve emekçileri etkilediğini ifade ediyorlar. İşçi ve emekçilerin sadece hastalıktan değil, salgının baskıyı, hak gasplarını arttırmanın bir aracı haline dönüştürülmesi yüzünden ekonomik olarak da kırıldığına dikkat çekiyorlar. Bu süreçte sefalete sürüklenen milyonların sayısının giderek arttığına vurgu yapan sendikalar, iş kanununda sosyal güvenceyi ortadan kaldıran, ücretleri düşüren işçi düşmanı değişikliklerin ve çiftçi düşmanı yasaların geri çekilmesini talep ediyor.

Dünyanın pek çok ülkesinde hükümetler salgını fırsata çevirerek işçi haklarına yönelik saldırıları yasallaştırıp kalıcılaştırmak istiyor. Hindistan’da da çalışma yasasındaki 27 madde “iş kolaylığı” adıyla kaldırılarak yerine sadece patronların çıkarına olan 3 yeni yasa getirildi. Böylece işçilerin %75’i yeni yasa uyarınca hiçbir yasal korumaya sahip olamayacak. Yıllardır işçilerin daha fazla sömürülmesine olanak sağlayan, patronlara kolaylıklar getiren Modi hükümetine karşı Hindistanlı emekçiler sendikalarında, işçi örgütlerinde bir araya geliyor, mücadeleyle bu saldırıları püskürtmeye çalışıyorlar. Emekçiler, 26 Kasımda gerçekleşen grevi bu mücadelenin bir parçası olarak görüyorlar. Kamu ve özel sektör işçileri, tarım emekçileri ve öğrenci örgütleri bir araya gelerek ortak eylemler planlıyor. Milyonlarca tarım emekçisinin katıldığı “Chalo Delhi” yani Delhi’ye yürüyüş de bu tarihe denk getirildi. Dayanışma çağrılarını yükselten işçiler, emekçiler ve öğrenciler; limanlarda, okullarda, demiryollarında, bankalarda, üniversitelerde yani hayatın her alanında mücadeleye devam edeceklerini haykırıyorlar.

Sendikaların hazırladığı ortak talepler şu şekilde:

  • Finans sektörü dâhil kamu şirketlerinin özelleştirilmesi durdurulsun
  • Devlet tarafından işletilen demiryolları, limanlar ve benzeri alanlar gibi imalat ve hizmet kuruluşlarının özelleştirilmesi durdurulsun
  • Devlet ve kamu sektörü çalışanlarının zorla erken emekliliğine ilişkin genelge geri çekilsin
  • “Herkese emeklilik” yalanıyla emeklilik hakkını tırpanlayan Ulusal Emeklilik Sistemi NPS iptal edilsin, eski emeklilik planı olan EPS-95 iyileştirilerek yeniden yürürlüğe konulsun
  • Gelir vergisi ödeyemeyen tüm ailelere ayda yaklaşık 100 dolar nakit para desteği sağlansın
  • Yoksul ailelere her ay kişi başına 10 kg ücretsiz yiyecek yardımı yapılsın
  • Mahatma Gandhi Ulusal Kırsal İstihdam Garantisi Yasasının sağladığı istihdam zorunluluğu ücretler arttırılarak yılda 100 işgününden 200 işgününe yükseltilsin. Yasa kentsel bölgeleri de kapsayacak şekilde genişletilsin
  • Çiftçi ve işçi karşıtı tüm çalışma yasaları geri çekilsin

29 Kasım 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Bir zamanlar yoksullara çare olan ayçiçeği yağı bugün el yakıyor. Şöyle en ucuzundan 5 litre ayçiçeği yağının fiyatı 72 lira! Oysa insanlığın kadim tecrübeleri ve yapılan araştırmalar sayesinde sağlıklı ve dengeli beslenmede proteinlerle birlikte...
  • “Uzaya çıkabilir miyiz?” sorusu dilden dile herkesin ağzında. Verilen cevaplara gülmemek elde değil. “Bırak abi uzaya çıkmayı, biz koronadan sokağa çıkamıyoruz. Geç kaldık uzaya, biz anca markete çıkarız!” diyenler mi arasınız, “liderimizle biz her...
  • Merhaba arkadaşlar, ben yeni mezun bir rehber öğretmenim. Engelli bireylerimizin eğitim aldığı özel bir rehabilitasyon merkezinde kısa bir süre çalıştım. Malûmunuz eğitimde fırsat eşitsizliği özellikle pandemi koşullarında hepten alıp başını gitti....
  • İnsanların uğrak noktalarından biri olan AVM’lerin sayısı her geçen gün artıyor. Dışarıdan bakıldığında çok şaşaalı duran AVM’lerin iç dünyası maalesef ki düşünüldüğü kadar parlak değil. Uzun süredir AVM’de çalışan bir işçi olarak size birkaç şey...
  • Edebiyatın Türkçe söyleyen büyük ustası Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015’te hayata gözlerini yumdu. 90 yılı aşan ömründe Anadolu’nun yoksul insanları ile hemhal olan büyük usta, onların acılarını, korkularını, mutluluklarını, cesaretlerini anlatan...
  • İktidar ve avenesi yediklerini, içtiklerini canlı yayınlarda gözümüze sokuyorlar. Ahali, gördüğü yemekler karşısında yutkunadursun kendi saraylarına, malikânelerine, villalarına krizin gölgesi bile uğramaz. Kendileri tok olduğundan “uçuyoruz,...
  • Asgari ücretin belirlenmesini hepimiz dört gözle bekliyorduk. Bunlardan çok bir umudumuz yoktu zaten, bizi yanıltmadılar. “Ekmek yiyorlarsa o zaman aç değiller” diyen zihniyetin bizlere bunları layık göreceği belliydi. 2021’de asgari ücret 2825 lira...
  • 2020, patronlar ve yönetenler için zenginliklerine zenginlik kattıkları, işçilerin alın terini, emeğini arsızca, hoyratça sömürdükleri bir yıl oldu. İşsizlik, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, iş kazaları, hak gaspları, yasaklar, intiharlar....
  • Yoksul bir inşaat işçisinin çocuğu olarak büyüdüm. Az çok idare ederdik işte... Tüm yoksulluğumuza rağmen annemin eldeki parayı mümkün olduğunca beslenmemize ayırması bizi hayatta tuttu. Ama bazen işler çığırından çıkardı. Borçlar birikir, bakkal...
  • Maltepe Belediyesi işçilerinin grevi devam ediyor. Grevin üçüncü gününde Tugay Yolu’ndaki Park ve Bahçeler Müdürlüğü önünde bekleyen grevci işçileri ziyaret eden UİD-DER’li işçiler, dördünce gününde ise Gülsuyu’nda bulunan Maltepe Belediyesi...
  • CHP’li belediye yönetimleri işçilerin taleplerini karşılamak yerine, grevi karalayarak gözden düşürmeye çalışıyor. Belli ki tek merkezden harekete geçirilen trol ordusu, belediye işçilerini aşağılıyor. Demokrasi konusunda mangalda kül bırakmayanlar...
  • Çorum’da üretim yapan Ekmekçioğulları Metal fabrikasının işçileri DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenmiş ve bu nedenle işten atılmışlardı. Ekmekçioğulları patronu, işyerinde çoğunluğu sağlayıp Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler...
  • 26 Şubat 1984’te kaybettiğimiz işçi sınıfının şairi Hasan Hüseyin Korkmazgil, acıyı da, umudu da, hasreti de, kavgayı da yazdı. Yaralara merhem olsun, karanlıkta ışık olsun, yüreklerde sevinç olsun, kavgaya çağıran ses olsun diye şiirleri, yüreğini...

UİD-DER Aylık Bülteni