Navigation

Buradasınız

“Ailem” Beni Reddetti

Birçoğumuz tanık olmuşuzdur. “Biz burada bir aile gibiyiz. Her işimizi beraber yaparız” der patron. Sanırsınız ki fabrikaya ortak yapacak. Ama hakkınızı aramaya başladığınız andan itibaren külahları değişirsiniz. Dört yıldır çalıştığım işyerinde benim başıma gelen de buydu.

Bir sabah rahatsızlandığım için işe iki saat geç kaldım. Bunun için benden geç kaldığıma dair yazı istendi. Yazıyı yazmayınca saat ücretimden kesinti yapıldı. Ben de Cumartesi çalıştığım halde fazla mesai ücreti vermedikleri için itiraz ettim. Patronun cevabı şu oldu: “İstediğim yazıyı yazmadın. Halbuki sen burada yöneticisin. Ben kural koyduğumda sen öncülüğünü yapmalısın. Biz bir aileyiz. Böyle olmazsan nizamı nasıl sağlarım. Bu işyerinde kuralları ben koyarım, sen de uymak zorundasın. Bu kurallar herkes için geçerli” dedi.

Bu nasıl bir aileyse çalışan biz, kârı cebine atan patrondu. Kazandırdığımızı bizimle paylaştığını görmemiştik. Patronun söylediği gibi bir “yönetici” de değildim. Ben de idari bölümde çalışan bir işçiydim. Payeler vererek diğer beyaz yakalı işçileri kandırdıkları gibi beni de kandırmaya, diğer işçi kardeşlerimden ayırmaya çalışıyordu. Aslında sorun iki saat geç kalmam değildi. Bütün çabalarına rağmen onların istediği gibi bir işçi olmamıştım. Sürekli Cumartesi günlerini kırmızı kart gibi önlerine çıkartmam, haksızlıklara boyun eğmemem, işverenden yana değil işçiden yana olmam ve doğru bildiklerimi işçi arkadaşlarıma anlatmam “aile reisini” kızdırmış. İşimi iyi yapmam onlar için yeterli değilmiş, önemli olan “insani” değerlermiş! Onların değerlerine uygun olmadığım için benimle çalışmak istemiyorlarmış.

Bu insani değerlerinin ne olduğunu merak ettim: “İnsani değerlerden bahsediyorsunuz, biz bir aileyiz diyorsunuz fakat işçi hakkını arayınca da kibarca kapıyı gösteriyorsunuz. Bunun neresi insani?” dedim. Aslında onların insani değerleri yağcılık, dedikodu, işçi arkadaşının kuyusunu kazma, kaypaklık... Kışın ortasında işçiyi kapının önüne koymak.

Patronlar işe girdiğimiz andan itibaren işgücümüzü değil de hayatımızı satın almış gibi davranıyor. Onların değerlerine itibar etmediğin veya hakkını aramaya kalktığın zaman seni bir tehdit unsuru olarak görüyor ve işine son veriyorlar. Bütün bu haksızlıklara son vermek için patronlar sınıfının sömürü düzenine karşı mücadele etmeliyiz.

25 Aralık 2014

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 19 Ocakta Gebze’de yapılan mitingde Birleşik Metal-İş genel başkanı, işçilerin baskısına dayanamayarak 5 Şubatta greve çıkılacağını açıklamıştı. Keza Türk Metal de grev kararı almış ama tarihini açıklamamıştı. Bu gelişme üzerine MESS tekrar...
  • Yunanistan’da kamu ve özel sektör işçileri hükümetin sosyal güvenlik sistemi için hazırladığı saldırı tasarısını 24 saatlik bir genel grevle protesto etti. Sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesini içeren yasa tasarısına “hayır” diyen...
  • Çok uzun zamandır her sektörden işçinin gözü kulağı metal işçilerinin MESS’in dayatmalarına karşı giriştiği eylemlerdeydi. MESS’in işçileri hor gören tavrına karşı işçilerin “grev” kararlılığı sadece sendikalı işyerlerinde, fabrikalarda değil,...
  • Kasım ayında damat bakan kameraların karşısına geçmişti. “Dar gelirlilere düşük faizli ev müjdesi” açıklaması malum medya ağzıyla ballandıra ballandıra verilmeye başlandı. Üstüne de “20 yıl kira öder gibi” eklenince bu “müjdeli” açıklama asgari...
  • Benim adım Hazal. 4 buçuk yaşındayım. Benim annem her gün beni bırakıp işe gidiyor. Ben annemin işe gitmesini hiç istemiyorum, çünkü beni parka götürsün istiyorum. Her gün anneme soruyorum “Pazar günü de işe gidecek misin? Ben seni çok özlüyorum.”...
  • Şubat ayının ilk haftasında Âdem Yarıcı adlı işçi, Hatay Valiliği önünde “çocuklarım aç” diyerek kendini ateşe verdi ve hastaneye götürülürken hayatını kaybetti. Türkiye’de daha önce olmayan şeyler oluyor. İşsizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranan...
  • Değerli arkadaşlar, sizlere bu mektubu yazmamdaki amacım, fabrikamda yaşadığım ama aslında işçi sınıfının tümünü ilgilendiren örgütsüzlüğün bizleri ne hale düşürdüğünü göstermektir. Metal sektöründe çalışıyorum. Eşim, çocuklarımızın küçük olmasından...
  • Aylardır beklediğimiz metal işçilerinin toplu iş sözleşmesi istenmeyen bir sonuçla bitirilmiş oldu. Sözleşme süresince çeşitli fabrikalardan arkadaşlarla ve yakınlarımla fikir alışverişi yapıyorduk. Gelinen nokta ne yazık ki mücadeleci bir...
  • Ekonomik kriz ve onun yarattığı işsizlik başta olmak üzere kapitalizmin türlü sonuçları emekçilerin yaşamını cehenneme çevirmeye devam ediyor. Gün geçtikçe artan sayıda insan, intihar ederek yaşamına son veriyor. Çeşitli kentlerden art arda intihar...
  • Bizler bir kamu hastanesinde çalışan sağlık işçileri olarak yazıyoruz bu mektubu. Yakın zaman önce UİD-DER çatısı altında İstanbul’un çeşitli hastanelerinden sağlık işçileri olarak bir araya geldik. O güne dair fikirlerimizi, duygularımızı sizlerle...
  • Bursa Kestel’de bulunan Bodo Bode-Doğrusan Otomotiv fabrikasında çalışan işçiler sendikalaştıkları için işten atıldı. Türk-Alman ortaklığıyla kurulan fabrikada işçilerin sendikaya üye olduğu bilgisini alan patron, saldırıya geçti ve işten atmalara...
  • 16 yaşında, gençliğe yeni adım atmış bir kızdım. 1993 yılının Haziran ayının son günü hayatımın geride kalanı, 1 dakika içinde değişmişti. Okula gitmek için bindiğim otobüsten indiğimde arkadan gelen vidanjör bana çarpıp altına almıştı. O çarpmanın...
  • Kardeşler yaşadığımız düzende gün geçtikçe sorunlarımız artıyor. Ekonomik kriz, işsizlik, sürekli artan vergiler, zamlar, sefalet ücretlerine mahkûm edilmemiz, çocuklarımızın eğitim sorunları ve buna ekleyebileceğimiz onlarca sorun. Bu sıkıntılar...