Navigation

Buradasınız

Ankara’da İş Kazaları Artıyor

Merhaba dostlar. Biz Ankara’da UİD-DER üyesi işçiler olarak, iş kazalarını durdurmak için 1 yıla yakın bir süredir çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Eylül ayı içinde de 1 hafta arayla önce Sincan’da sonra da Kızılay’ın Sakarya caddesinde imza standımızı açtık. Her iki standa da farklı farklı sektörlerden yüzlerce işçiyle sohbet ettik. Yüzlerce iş kazası olayı dinledik. Kendisi ya da bir yakını iş kazası geçirmiş işçilere neler yapabileceklerini anlattık. İşçi dostlarımızı derneğimizin faaliyetlerine yani mücadeleye güç vermeye çağırdık.

Sincan merkezde açtığımız standımıza işçi dostlarımız daha standı açarken ilgi göstermeye başladılar. Sincan Ankara’nın sanayi bölgelerinden biri olduğu için çeşitli fabrikalardaki çalışma koşulları ve alınmayan iş güvenliği önlemleri hakkında sohbetler ettik. Standımıza imza atmaya gelen işçilerin onlarcası vücutlarındaki iş kazaları izlerini gösterdiler. Kopan parmaklar, yanan kollarla çok sık karşılaştık. Ve bu kazaların hemen hemen hiç biri iş kazası olarak kayıtlara geçmemiş. Bu durum bize istatistiklere geçen sayıların ne kadar az olduğunu bir kez daha gösterdi. Yaşlı bir amca stadımıza yaklaştı ve imzasını attıktan sonra oğlunun iş kazası geçirdiğini söyledi.

Patronu, kazayı evde geçirdiğini söylemesini, gereken her şeyi yapacağını vaat etmiş. Fakat sonrasında hem iş çıkışını vermiş hem de 2500 lira olan hastane masrafını da işçinin üstüne yıkmış. Biz amcanın ve iş kazası geçiren oğlunun iletişim adresini aldık ve en kısa zamanda bu konuyu daha detaylı bir şekilde görüşmek için sözleştik. Başka bir kadın işçi imza atarken, bir yandan da taşeron işçi olmanın zorluklarını anlattı. “23 yıldır aynı devlet kurumunda taşeron işçi olarak çalışıyorum. İlk 20 yılda çalıştığım taşeron şirket ihaleyi alamadı ve gitti. Benim tazminatta onunla birlikte gitti. Şimdi, emekli olana kadar bu şirket durursa en azından kalan yılların tazminatı yanmaz” diyerek derdini paylaştı. Biz de geçmiş 20 yılının yanmadığını, eğer aynı kurumda ara vermeden çalıştıysa tazminat hakkının saklı kaldığını, hakkını ararsa bu parayı alacağını söyledik ve UİD-DER’li, taşeron işçilerin haklarını almak için yaptıklarını anlattık. Ve stant süresince daha bunlar gibi yüzlerce durumla karşılaştık.

Görüldüğü gibi dostlar, UİD-DER in stantları sadece imza toplamakla sınırlı kalmıyor, aynı zamanda işçi dostlarımıza yalnız ve çaresiz olmadıklarını, uğradığımız haksızlıklara karşı yapabileceğimiz çok şey olduğunu ve bunun yolunun da örgütlü olmaktan geçtiğini anlatıyoruz.

Bir sonraki standımızı Ankara’nın merkezi yerlerinden olan Sakarya caddesinde açtık. Burada farklı farklı iş kollarından,  genci yaşlısı, kadını erkeği yüzlerce işçiyle sohbet ettik, dertlerini paylaştık, bilgi verdik, imza aldık. Lisenin gazetecilik bölümünde okuyan gencecik iki öğrenci, staj yaptıkları yerde, Esenyurt yangınının haberleri ile karşılaştıklarını bu durumun onları çok etkilediğini anlattılar, biz ne yapabiliriz diye sordular. Biz de onlara çalışmalarımızı anlattık ve onları da bu çalışmalara davet ettik. Ankara’nın mobilya imalatının kalbi olan Sitelerden işçilerle karşılaştık. İnsanın kanını donduran iş cinayetleri anlattılar. Siteler bölgesinde denetimin hiç olmadığını, patronların işçi güvenliğini hiç umursamadığını anlattılar. Sigortasız işçi çalıştırmanın çok yaygın olması nedeniyle bölgede yaşanan iş kazalarının kayıtlara geçmediğinden bahsettiler. Geçim sıkıntısı nedeniyle işçilerin sigorta yerine biraz daha yüksek maaşı tercih ettiklerini söylediler. Böyle çalışmaların Sitelerde de yapılması gerektiğini, bunun için ellerinden geleni yapacaklarını ifade ettiler. Yine Sitelerden bir işçi “sözümüzün geçmesi için güçlü olmamız lazım, bunun için de çok olmamız lazım, ben de bunun için elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım” dedi. Onlarca taşeron işçisiyle karşılaştık, bin bir türlü sıkıntılarını anlattılar, pek çoğuyla bir daha görüşüp bu sorunları çözmek için birlikte ne yapabiliriz diye konuşmak üzere sözleştik.

Evet dostlar, bu yazdıklarımız bir habere sığdırabildiklerimiz. Daha bunlar gibi yüzlerce işçiyle sohbet ettik. UİD-DER’li işçiler, sadece “İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!” kampanyasında 100 bini aşkın imza topladı. Bu kadar imza toplamak demek en az 500 bin insanla ilişki kurmak, onlara haklarını, mücadele etmek gerektiğini anlatmak demektir.

Biz UİD-DER’li işçiler yolumuzda yürümeye ve mücadeleyi büyütmeye devam ediyoruz. Yeni bir çalışma dönemimiz başlıyor. Yaptıklarımızın bize verdiği inanç, kararlılık ve güçle daha fazlasını yapmaya devam edeceğiz.

Yaşasın örgütlü mücadelemiz! Yaşasın UİD-DER!

11 Ekim 2013

Son Eklenenler

  • Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Çanakkale’de bulunan Dardanel Önentaş fabrikasında bazı işçilerde koronavirüs tespit edilmesinden sonra hayata geçirilen “kapalı devre çalışma sistemini” protesto etti. Adeta bir toplama kampı gibi...
  • Koronavirüs’ün zengin yoksul ayırımı yapmadığı, “pandemi” sürecinde ekonominin tüm kesimleri olumsuz etkilediği, hepimizin “aynı gemide olduğu” masalları anlatıladursun gerçeğin hiç de böyle olmadığını veriler ortaya koyuyor. İlk koronavirüs...
  • Hangi yana baksak aslında çok büyük sorunlara işaret eden ayrıntılarla karşılaşıyoruz. Çünkü paranın insanın mutluluğundan, yaşamından daha değerli görüldüğü bir düzende yaşıyoruz. Hepimiz daha iyi bir yaşamın hayalini kuruyoruz.
  • Merhaba dostlar. Bizim için yürüdüğümüz yolu aydınlatan araçlardan biri oluyor İşçi Dayanışması... Her ay okur mektuplarıyla, yazılarla gündemdeki işçi sınıfını ilgilendiren gelişmeler ve karşılaştığımız, karşılaşacağımız birçok sorunla ilgili...
  • İnsanlık uzun çağlar boyunca yaşadığı deneyimlerden çıkarttığı dersleri, gelecek kuşaklara bazı deyimler veya atasözleri ile aktarır. “Denize düşen yılana sarılır” deyimi de çaresizliğin insana her şeyi yaptırabileceğini anlatmaktadır. Bunu içinden...
  • ABD’li aktör Robert De Niro’nun, Twitter üzerinden “İşte Amerika” notuyla yaptığı paylaşım, köhneyen kapitalist düzenin pis kokularını, çürümüşlüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Görüntüler uzunca bir caddede yatıp kalkmak, çöplerin içinde...
  • İnsanların psikolojik olarak yıprandığı, yalnızlaştığı ve çaresizliğe kapıldığı bir dönemden geçiyoruz. Fakat kendi adıma şunu çok rahat söyleyebilirim ki bu duyguların hiç birini yaşamamamın tek sebebi UİD-DER’de verdiğim örgütlü mücadeledir....
  • Koronavirüs gerekçesiyle okulların tatil edilmesinin üzerinden dört beş ay geçti. Bu sürede milyonlarca öğrenci okula gidemedi. Çocuklar arkadaşlarını göremiyor, sokakta gönlünce oyun oynayamıyor. Evin içine hapsoldukça, cep telefonlarına ve...
  • Covid-19 salgını bahanesiyle patronlara ballı teşvikler açıklayan siyasi iktidar sözde “işten atma yasağı” getirmiş, geçtiğimiz günlerde de yasağın süresini uzattığını açıklamıştı. Ancak iktidarın sözde işten atma yasağı patronlar için bir engel...
  • Koronavirüs salgınıyla örtmeye çalıştıkları krizi fırsata dönüştürme hayalleri kuran patronlar ve hükümet el ele verip kıdem tazminatımızı elimizden almak için yeni hamleler yapıyorlar. Bir yandan “dünyayı ve insanlığı tehdit eden bir virüsle karşı...
  • Merhaba arkadaşlar. Bültenimizin son sayısındaki “Bir Devir ve Bir İşçi Lideri: Kemal Türkler” başlıklı yazının altındaki bir resim beni çok etkiledi. Resimde DİSK’in kurucusu Kemal Türkler’in eşi Sebahat abla, işçi sınıfına grev hakkını armağan...
  • Merhaba arkadaşlar. 22 Temmuz günü mücadeleci sınıf sendikacılığının sembol ismi Kemal Türkler’i anmak için UİD-DER’li işçi kardeşlerimle birlikte anmaya katıldım. Mezarlığa gittiğimizde arkadaşlarımın her birinin yüzünde işçi sınıfının...
  • 2012 yılında İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkartıldı. Bu kanun ile birlikte işyerlerinin birçoğunda iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi bulundurma zorunluluğu getirildi. Kamu kurumları ve 50’den az işçi çalıştıran işyerleri için uzman ve hekim...

UİD-DER Aylık Bülteni