Navigation

Buradasınız

Direnişçi İşçiler Arçelik LG’de Bayramlaştı

Türk Metal çetesine ve MESS dayatmalarına başkaldırdıkları için işten atılan Arçelik-LG işçilerinin direnişi 87 gündür devam ediyor. Arçelik-LG işçilerinin çağrısıyla, bayramın 3. gününde “Direnişşçi İşçiler Bayramlaşıyor” adıyla bir buluşma gerçekleştirildi. IFF’den, Serapool’den, Pamsan’dan direnişçi işçiler, Türk Metal çetesini fabrikalarından def eden ZF Sachs işçileri ve emekten yana çeşitli kurumlar Arçelik-LG işçilerini bu anlamlı günde yalnız bırakmadılar. UİD-DER’li işçiler de, direnişçi işçilerle bayramlaşmak üzere Arçelik-LG direniş çadırına bir ziyaret gerçekleştirdiler.

Dayanışma ziyareti öncesinde UİD-DER’li işçiler ve Arçelik-LG direnişçisi işçiler birlikte, misafirler için direniş yerinde yemekler pişirdiler. Ziyaret saatinin gelişiyle direniş çadırının önü bayram yerine döndü. İşçilerin bayramlaşmasının ardından, hazırlanan yemekler hep birlikte yendi. İşçilerin duygularını, düşüncelerini ve deneyimlerini paylaştıkları sohbet bölümünde bir Arçelik-LG direnişçisi, kendilerini yalnız bırakmayan tüm işçilere ve emekten yana kurumlara teşekkür etti. Bir Arçelik-LG direnişçisi şöyle konuştu: “Bugün buraya gelerek bizi onurlandıran tüm işçi arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Sınıf dayanışmasının en güzel örneği böyle olur. Biz böyle hep birlikte, bir arada olursak kazanırız. Patronların karşısında durmak için böyle olmamız gerekiyor. 86. gündür buradayız, acısıyla tatlısıyla, gece gündüz, çocuklarımızdan sevdiklerimizden ayrı böyle bir mücadeleye baş koyduk. Bu mücadelede bizi buradaki arkadaşlarımız yalnız bırakmadılar. Biz işçilerin bizden başka dostu yoktur.” Direnişçi işçi bütün işçilerin bayramını kutladı.

Söz alan bir ZF Sachs işçisi ise şöyle konuştu: “Arçelik LG işçileri verdikleri mücadeleyle gelecek nesillere örnek oluyorlar. İşçilerin haklarını savunmayan bütün sendikalar da bu mücadeleleri gördükçe kendilerine çeki düzen verecekler. Yeni bir nesil geliyor. Gelecek nesil, patronların başlarının belası olacak. ZF Sachs işçileri olarak, elimizden gelen bütün desteği, maddi, manevi bütün gücümüzü sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.” Serapool’den direnişçi bir işçi, “Ben ilk kez böyle güzel bir bayram geçirdim. Biz LG işçilerine desteğe geldik. Üreten biz, ezilen biz. Neden hep biz ezilelim? Uyanık olalım, hep bir arada olalım. Bizler inanıyoruz ki, Serapool işçileri olarak biz de kazanacağız, siz de kazanacaksınız” dedi.

UİD-DER adına yapılan konuşmada, Arçelik-LG direnişi selamlandı. UİD-DER temsilcisi, “Bugün burada olamayan UİD-DER’li işçi arkadaşlarımızın da yüreği sizlerle birlikte atıyor. Onların da selamını getirdik. Biz verdiğiniz haklı mücadelenizin en başından beri hep yanınızdaydık. Bugün de yanınızdayız. İşçilerin ücretli kölelik düzenine karşı verdiği mücadelenin orta yerinde olduk, olacağız. Bugün bayramın üçüncü günü, ama bizler için esas bayram bu ücretli kölelik düzeni ortadan kalktığında gelecek. Yolunuza bu mücadelenin bir parçası olarak devam edeceğinize inanıyoruz” diyerek mücadele ve dayanışma vurgusu yaptı. Emekten yana kurumlar adına da konuşmaların yapıldığı sohbet bölümünde, kurum temsilcileri Arçelik-LG işçilerine dayanışma duygularını ifade ettiler.

Direniş çadırı önünde işçi sınıfı için hayati bir öneme sahip olan sınıf dayanışmasının güzel bir örneği yaşandı. İşçiler, paylaşmanın, dayanışmanın ve ortak mücadelenin güzel bir örneğini sergilediler. Ayrıca bayramlaşma ziyaretinde, Arçelik-LG işçileri, 7-8 Ekim tarihinde Gebze Adliyesi’nde görülecek olan ilk duruşmaları için destek istediler. Türk Metal’e ve MESS’e karşı mücadeleyi birlikte omuzlamak için tüm işçileri ve emekten yana kurumları yapacakları basın açıklamasına davet ettiler. “Yaşasın Sınıf Dayanışması” sloganının atıldığı ziyaret, işçilerin coşkulu alkışlarıyla sona erdi.

27 Eylül 2015

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
  • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...
  • 30 yaşında üniversite mezunu bir işsiz kadın arkadaşımız KPSS’den barajın üstünde puan aldıktan sonra devlet memurluğuna başvuru için klavye kursuna gidiyor. Anlattıkları milyonlarca gencin hikâyesi. Bin bir hayalle üniversiteden mezun olduktan...
  • Fırat Eroğlu henüz 17 yaşındaydı, uzun kirpikleri, kara gözleriyle şirin mi şirin bir delikanlıydı. Motokurye olarak çalışıyordu. Ne yazık ki her gün iş kazalarında yaşamını yitiren onlarca işçiden biri oldu gençliğinin baharında. UİD-DER’li...
  • Kapitalistler sadece çeşit çeşit mallar, ürünler satmaz, olağanüstü başarı hikâyeleri de satarlar. Amazon, Microsoft, Disney, Apple, Tesla… Ya da yerli hikâyeler? Sabancı, Zorlu Holding veya Acun Medya… İmkânsızlıklardan doğan bu başarı...

UİD-DER Aylık Bülteni