Navigation

Buradasınız

İran Polisi Behnam İbrahimzade’nin Evini Bastı, Ailesini Taciz ve Tehdit Etti

8 Ağustostan bu yana Recai Şahr Hapishanesinde bulunan ve bu zorla naklin ardından açlık grevine başlayan Behnam İbrahimzade’ye ve ailesine yapılan insanlıkdışı muameleyi şiddetle kınıyor ve İran rejimin zindanlarındaki tüm işçilerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını istiyoruz. Aşağıda, Behnam İbrahimzade’yi Savunma Komitesinin çağrısını yayınlıyoruz:

Tanınan bir işçi aktivisti olan Behnam İbrahimzade, dört yıldan uzun bir süredir İran’daki çeşitli cezaevlerinde hapis durumunda tutuluyor. 17 Nisanda rejim muhafızlarının Evin Hapishanesinin 350. koğuşuna düzenledikleri saldırıda Behnam da hedef alınmış, fiziksel saldırıya uğramış ve sorgu için 209. koğuşa gönderilmişti. Kendisine yeni cezalar verilmiş ve o zamandan bu yana ailesiyle görüşmesi yasaklanmıştı.

Behnam İbrahimzade’yi Savunma Komitesinin açıklamasına göre, 28 Haziranda Evin Hapishanesi yöneticileri Behnam’ın ailesini arayarak onlardan hapishaneye ziyarete gelmelerini istediler. Ertesi gün Behnam’ın ailesi Evin Hapishanesine gitti ve ziyaret bittikten sonra, sivil giyimli altı güvenlik ajanı İbrahimzade’nin eşini ve oğlunu rehin alarak onları arabayla yaşadıkları eve götürdü. Eve yapılan bu baskında Behnam ve eşinin tüm şahsi eşyalarına el kondu.

Güvenlik güçleri, babasının flaş bellekleri de dahil tüm belgelerini almak için Behnam’ın 15 yaşındaki lösemi hastası oğlu Nima’yı tartakladılar. Bu arada, İbrahimzade’nin ailesinin itibarını zedelemek için, saldırının her aşaması videoya kaydedildi. Birkaç saat devam eden bu saldırıdan sonra güvenlik ajanları akşamüstü saat 4 civarında evi terk ettiler.

Saldırı esnasında Behnam’ın eşi ve oğlu, sürekli olarak, “yaptıkları her şeyi itiraf etmek zorunda oldukları” söylenerek sorguya çekilip tehdit edildiler. Ajanlar tüm evi aradıktan sonra Behnam’ın şahsi eşyalarını, bilgisayarını ve ailenin uydu antenini aldılar. Ailenin tüm kimlik kartlarına, banka kartlarına da el koydular ve banka hesap numaralarını kaydettiler.

Behnam İbrahimzade’yi Savunma Komitesi bu insanlıkdışı muameleyi ve İbrahimzade’nin ailesine yapılan saldırıyı şiddetle kınamaktadır. Komite, Nima’nın hassas sağlığında oluşacak herhangi bir komplikasyondan, bu saldırıya katılan herkesi sorumlu tutmaktadır. Komite, dünyadaki tüm işçileri ve emek örgütlerini bu saldırıya sessiz kalmamaya ve kendileri için mümkün olan her araçla protestolarını ifade etmeye çağırmaktadır.

Tüm emek örgütleri, emek aktivistleri ve dünyanın her yanındaki duyarlı insanlar, İran’daki emek aktivistlerine ve ailelerine yönelik bu son şiddet eylemini sert bir şekilde kınamalıdırlar.

Seslerini kısmak ve İran’da işçi sınıfı hareketini baskı altında tutmaya devam etmek için hapisteki emek aktivistlerine, onların dostlarına, ailelerine azami baskıyı uygulamak, İran İslam Cumhuriyeti’nin eşgüdümlü politikasının parçasıdır.

Lütfen bu saldırıyı protesto etmek ve 8 Ağustosta Recai Şahr Hapishanesine nakledilmesinin ardından açlık grevine başlayan Behnam İbrahimzade’nin ve diğer tutsak işçi aktivistlerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını istemek için protesto mektuplarınızı şu adreslere gönderin:

info@leader.ir

info@judiciary.ir

iran@un.int

rouhani@csr.ir

ijpr@iranjudiciary.org

info@dadiran.ir

office@justice.ir

support@irimlsa.ir

info@HumanRights-iran.ir

avaei@Dadgostary-tehran.ir

bia.judi@yahoo.com

info@mlsa.ir

larijani@ipm.ir

Kaynak:http://iranian.com/posts/behnam-ebrahimzadeh-prisoner-of-the-day-34796

30 Ağustos 2014

Kaynak: 

h

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Sendikalı oldukları için işten atılan ve Ağustos ayında duyurdukları 10 haftalık direniş planına göre her Pazartesi günü Cargill müşterilerinden birinin genel müdürlüğü önünde eylem yapan Cargill işçileri, Assan Gıda, Coca Cola, Pepsico ve Haribo’...
  • İçim içime sığmıyor, yükseklerden uçuyorum, bir türlü gökten yere inemedim. Çünkü ekonomimiz göklerden yerlere inmiyormuş. Havadis böyle. Bakanımız diyor ki “ekonomimiz uçuyor.” Biz de uçuyoruz! Doğalgaz bulunmuş, bulundu da gaz da uçucu bir madde...
  • Orta Afrika’da bir ülke olan Kongo Cumhuriyeti’nde 11 Eylül Cuma günü üç altın madeninde gerçekleşen göçükte 50’den fazla maden işçisi hayatını kaybetti. Güney Kivu eyaletindeki madenlerde onlarca can alan göçüğün günlerdir yağan şiddetli yağmur...
  • Birleşik Hizmet Sendikası Ver.di’ye bağlı işçiler toplu sözleşmelerdeki ücret anlaşmazlığı karşısında uyarı grevleri gerçekleştirdi. İlk olarak 10 Eylülde uluslararası Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle (DW) çalışanları yarım günlük bir uyarı...
  • Koronavirüs salgını ile birlikte dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükü daha da arttı. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak yıpratılan sağlık işçileri bir de ekonomik sıkıntılarla, sefaletle karşı karşıya bırakılıyorlar. Egemenler bir yandan...
  • İşçiler ağır koşullar altında, uzun saatler boyunca çalışıyorlar. Milyonlarca işçi iş güvencesi olmadan, her an işten atılma korkusuyla canını dişine takarak çalışıyor. Üretim baskısı da cabası. MT Reklam işçileri de yıllarca benzer sorunlar...
  • Çukurova bölgesindeki Adana, Mersin, Tarsus, Ceyhan işçi dernekleri, tarım işçilerine “işe çıkmama” çağrısında bulundu. Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) ile yaptıkları görüşmelerde işçi yevmiyeleri konusunda anlaşma sağlayamadıklarını duyuran...
  • Merhaba emekçi kardeşlerim. Ben UİD-DER’li emekçi bir anneyim. UİD-DER’le tanıştığım günden bu yana İşçi Dayanışması’ndan, UİD-DER’in sitesinden okurdum grev ve direniş haberlerini. Ama kendim hiç gitmemiştim. Çarşamba günü benim için farklı bir gün...
  • Çalıştığımız işyerinde kısa bir süre önce başımızdan geçenleri sizinle paylaşmak istedik. Sağlık personeli olarak çalıştığımız rehabilitasyon merkezinde sürekli baskı ve mobbinge maruz kalıyoruz. Koronavirüs sonrası patronların üzerimizdeki baskısı...
  • Ben kamuda çalışan bir öğretmenim, eğitim işçisiyim yani... Geçtiğimiz günlerde Maya Okulları patronu ve aynı zamanda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk maaşlarımız ile ilgili bir açıklama yaptı. Bu açıklama ile yoksulluk sınırının altında çalışan biz...
  • Türkiye gibi Şili’nin tarihi de kanlı askeri darbelerle doludur. Şili halkı büyük acılar çekmiş bir halktır. 11 Eylül 1973’te ABD emperyalizminin desteklediği ordu; işçilerden, emekçilerden, gençlerden yana olan Sosyalist Allende hükümetini devirdi...
  • Türkiye’de 1970’li yıllar işçilerin daha örgütlü olduğu ve kendilerine daha çok güvendikleri yıllardı. Yükselen işçi hareketi, yaygınlaşan ve kazanımla sonuçlanan grevler, direnişler patronlar sınıfına korku veriyordu. İşçiler arasında mücadeleci...
  • Koronavirüs bahanesiyle biz işçilerin haklarına saldırılırken çocuklarımızın eğitimi de bu saldırının bir parçası olarak askıya alınıyor, yeni eğitim öğretim yılı kocaman belirsizliklerle başlıyor. Özel okullar zinciri sahibi olan Milli Eğitim...

UİD-DER Aylık Bülteni