Navigation

Buradasınız

İşçiler Krizin Bedelini Ödemeyi Reddediyor, Avrupa’yı Siyasi Kriz Sarsıyor!

Kasım 2011, No: 44

Ekonomik kriz bütün dünyayı sarsmaya devam ediyor. Krizin sarstığı ülkelerde ekonomik büyüme durdu, kamu borçları ödenemiyor, enflasyon yükseliyor, işsizlik ve yoksulluk artıyor. Hükümetler canhıraş bir şekilde patronların kârlarının düşmemesi için yeni saldırı yasaları çıkartıyorlar. Patronları kurtarmak için hazırlanan yeni yasalar, işçi sınıfının haklarını gasp ediyor. Emeklilik yaşının yükseltilmesinden işgününün uzatılmasına kadar pek çok saldırıyla işçi sınıfının hakları elinden alındı, daha da alınmaya çalışılıyor.

Kasım ayında dünyanın en gelişmiş ülkeleri artan işçi eylemlerini, ekonomik ve siyasi krizleri konuşmak için toplandılar. Örneğin Fransa’da toplanan G-20 ülkeleri, Yunanistan’a baskı yaparak kemer sıkma saldırılarının referanduma sunulmasına karşı çıktıklarını ilan ettiler. Türkiye’nin de aralarında olduğu G-20 ülkelerinin hükümet başkanları “kemer sıkma” politikalarının tavizsiz uygulanması baskısında bulundular. Dünyanın en gelişmiş 20 ülkesinin hükümet başkanları bir kez daha işçi sınıfını açlık ve yoksulluğa mahkûm etme politikalarına son sürat devam edilmesi gerektiği konusunda anlaştılar. Özetle dünya üzerinde emekçilerin yaşadığı hayat her geçen gün daha çekilmez hale geliyor.

Fakat diğer taraftan dünyanın birçok ülkesinde milyonlarca işçi meydanlara çıkıyor, protesto gösterileri düzenliyor, hak gasplarına karşı seslerini yükseltiyor. Bu isyan dalgasının en büyüklerinden biri 15 Ekim günü 82 ülkede eş zamanlı gerçekleştirildi. ABD’de “Wall Street’i İşgal Et!” eylemcilerinin çağrısıyla 15 Ekimde tam 951 şehirde işçiler düzenledikleri eylemlerde patronların ve hükümetlerin artan saldırılarına şiddetle karşı çıktılar. İşçiler patronların açgözlülüğüne, sefalete ve dayanılmaz iş koşullarına karşı seslerini yükselttiler.

Yıllar sonra rüyalar ülkesi denen Amerika’da eylemlerin yapılması oldukça anlamlıdır. Bu eylemler ilk ortaya çıktığında çok cılızdı, fakat çok kısa bir süre içinde ABD’nin diğer eyaletlerine yayılmakla kalmadı, tüm dünyaya yayıldı. 17 Eylülde Amerika’da bir avuç insan ülke ekonomisinin kalbi olan Wall Street’e geldi. Finans kuruluşlarının çalışmasını tıkamak isteyen bu inatçı azınlığa polis acımasızca saldırdı. Birçoğunu yerlerde sürükleyerek tutukladı. Ancak polisin saldırısı, copu, gazı onları vazgeçiremedi ve birkaç gün sonra çadırlarını alarak gelen binlerce insan “Özgürlük” adını verdikleri parka yerleşti. Eylemler yalnızca New York’a değil, Oakland, California, Teksas, Chicago, Boston, Seattle gibi pek çok kent ve eyalete yayılmış durumda. Oakland gibi kentlerde ise liman ve sanayi işçileri de eylemlere katılarak mücadelede yerlerini almış bulunuyorlar.

Dünyada yükselen işçi mücadelesi Yunanistan’da daha da kızışmış durumda. Yunan hükümetinin krizin faturasını işçi sınıfının sırtına yıkma saldırısı sürüyor. Ancak işçi sınıfı gerçekleştirdiği peşpeşe grevlerle bunu kabul etmiyor. 19 ve 20 Ekimde gerçekleştirilen 48 saatlik genel grev oldukça sert bir içeriğe büründü. İşçiler iki gün boyunca ülkenin her yerini eylem alanına çevirdiler. Yunan işçileri, Atina’da parlamentoyu kuşattılar, Girit Adası’nda ve Lamiya’da bölge sekreterliği binalarını işgal ettiler. Kamu çalışanları, emekliler, doktorlar, banka çalışanları, öğretmenler, küçük işletme sahipleri, benzin istasyonu çalışanları, fırıncılar, temizlik işçileri... Neredeyse her meslek grubundan işçi ve emekçilerin geniş katılım sağladığı grevler nedeniyle ülkede hayat durdu. Havaalanı çalışanları da greve giderek 12 saat boyunca uçuşları durdurdular. İki metro istasyonu işlemezken, resmi dairelerde de işçiler işbaşı yapmadılar. Pire limanında liman işçileri, Adalet Bakanlığı önünde ise gardiyanlar eylemler yaptılar.

Kriz dünyanın gidişatını öylesine ters yüz etti ki işçi düşmanı sermayenin emrindeki hükümetlerin hiçbirinin başına yarın ne geleceği belli değil. Avrupa’nın birçok ülkesinde krizle birlikte iktidar partileri oy kaybetti ve hükümetten düştü. Son olarak Yunanistan ve İtalya’da işbaşında bulunan sermaye yanlısı hükümetler peş peşe istifa ettiler. Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreou aylardır işçilerin grevleriyle sarsılan ülkeyi yönetemeyeceğini açıkladı ve nihayetinde istifasını sundu. Yerine Avrupa Birliği Merkez Bankası başkan yardımcısı olan Lucas Papademos geçti. Papademos ilk olarak 139 milyarlık yardım paketini alabilmek için şart koşulan “kemer sıkma” programını uygulayacağını açıkladı.

İtalya’da Silvio Berlusconi hükümeti de artan işçi mücadeleleri karşısında pes etti ve istifa edeceğini duyurdu. Sırada İspanya, Portekiz gibi krizin pençesinde kıvranan yeni ülkeler var. Yani Avrupa, ekonomik krizin yanı sıra siyasi krizin de etkisine girmiş durumda.

Dünya sokaklarında “işgal” ve “artık yeter” nidaları yükseliyor. İşçi ve emekçiler gibi onların çocukları da mücadeleden başka yol olmadığını genç yaşlarda fark ediyorlar. Şili’de, İngiltere’de ve daha dünyanın birçok ülkesinde öğrenciler meydanlara çıkıyor. Gençler, pembe gelecek düşleri kurmak yerine parasız eğitim istiyor ve harçlara yapılan zamları protesto ediyorlar.

Rüyalar ülkesi denen Amerika’dan Kuzey Afrika’ya kadar dünya işçi sınıfının mücadelesi yükseliyor. Kapitalist krizin önümüzdeki sene daha da büyüyeceği söylenmektedir. Kapitalizm işçi ve emekçilere asla müreffeh bir yaşam sunamaz, sunamıyor. Dünyanın dört bir köşesinde işçi sınıfı krizin bedelini ödememek için grevlere gidiyor, meydanları işgal ediyor. Bizler de bu topraklardan mücadeleyi yükseltmeli, kapitalist krizin bedelini ödemeyi reddetmeliyiz!

15 Kasım 2011

Son Eklenenler

  • Sakarya Hendek’te bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaşamını yitirmiş, 126 işçi de yaralanmıştı. Olayın ardından gerçek sorumlular yerine fabrikada çalışan mühendis, ustabaşı ve iş güvenliği uzmanı tutuklandı. Tepkilerden...
  • Tüm dünyada egemenler koro halinde aynı nakaratı tekrarlıyorlar: “Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.” Koronavirüs tedbirlerinin “gevşetilmesiyle” “yeni normale” geçiş sürecinin başladığı söyleniyor. Koronavirüs bahanesiyle işçilerin çalışma ve...
  • Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Rakamların bolluğuna rağmen dikkatle okunması gereken TÜİK raporu şöyle diyor: “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, Nisanda geçen yılın aynı ayına...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 2019’un son günlerinde sokaklara dökülmüş, zamlara, hayat pahalılığına, yolsuzluklara, aşırı vergilere duydukları öfkeyi ortaya koymuşlardı. Hükümet eylemleri polis ve asker baskısıyla bastırmayı denemiş ama başarılı...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran...
  • Yeni bir şehirde yaşamayı öğrenebiliriz. Yeni komşularımızla yaşamayı öğrenebiliriz. Dünyanın hiçbir yerinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm emekçi kardeşlerimizle bir araya gelip birlikte mücadele etmeyi öğrenebiliriz. Bunlar hayatımızın yeni...
  • Sabah 07.40. Servis geldi, arkadaşımla beraber bindik gidiyoruz SASA fabrikasına. Arkadaşım kendi servislerine binebileceğimi söylemişti. “Yol parası verme oraya gelmek için” demişti. SASA fabrikasını önceden duymuştum ama hiç görmemiştim. Arkadaşım...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...
  • Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli...
  • Nejat Elibol Direnen Haliç romanında 1970’li yılları anlatır. Üç fabrikada işçilerin mücadelesinin ve yürüttükleri direnişin öyküsünü aktarır. Olaylar geliştikçe işçilerin değişimini görürüz. Hakları için mücadele ettikçe, birlik olmanın önemini...
  • İktidara geldiğinden beri işçi düşmanı yasaları yapmakta pek mahir olan AKP iktidarı, uzun zamandır peşinde olduğu kıdem tazminatını fon aracılığıyla ortadan kaldırmak için yeniden harekete geçti. Burjuvazi her fırsatta işçi sınıfının mücadelelerle...
  • Bir bilginin veya haberin ya da bir olayın değiştirilip, bozulup, çarpıtılıp çıkar sağlamak amacıyla yeniden dolaşıma sokulmasına dezenformasyon deniliyor. Burjuvalar yüzlerce televizyon kanalını, sayısız gazete ve dergiyi, koca bir troller ordusunu...
  • Kapitalist sömürü düzeninde egemenlerin tek bir gayesi vardır; kârlarını arttırmak ve böylece sermayelerini büyütmek. Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur. Onların ne vicdanları, ne ahlakları, ne de insanlıkları vardır, tek kutsalları sermayeleridir...

UİD-DER Aylık Bülteni