Navigation

Buradasınız

Bakan ve Patronlar Buyurdu: İşçiler Daha Çok Çalışsın!

Kasım 2011, No: 44

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın “mesai saatleri gün ışıdıktan 1 saat sonra başlamalı, Cumartesi de çalışılmalı, Türkiye’nin büyümesi için çok çalışmalıyız” açıklaması patronları oldukça mutlu etmiş görünüyor. Bakanın bu açıklaması sonrası AKP kanadı ve işverenler dünyasından birbiri ardına destek açıklamaları geldi. Bakın kimi büyük patronlar bu öneri sonrası neler söylemişler:

Zorlu Holding Başkanı Ahmet Nazif Zorlu: Sonuna kadar destekliyorum. Türkiye’nin verimli ve çok çalışan bir ülke olması gerekiyor. ABD bu şekilde çalışıyor. Biz onlardan çok mu ileriyiz ki, bu kadar tatil yapıyoruz? Ben de her gün 06.30’da işe başlarım.

Sanko Holding Başkanı Abdulkadir Konukoğlu: Yıllarca saat 06.00’da uyandım. Birkaç yıldır yaşın da verdiği sebeplerden dolayı 07.00’de uyanıp, işbaşı yapıyorum. Başbakan bile birkaç saat uyuyor. Ne kadar ihtiyaç varsa o kadar uyumalı. Avrupa Birliği tembelliğin cezasını çekiyor.

Ağaoğlu Şirketler Grubu Başkanı Ali Ağaoğlu: Bir patron olarak Cumartesi değil, Pazar günleri de çalışılsın isterim. Hayatım boyunca 7’yi 1 geçe kalktığımı hatırlamam.

Limak Holding Başkanı Nihat Özdemir: Ben çalışma saatlerinin uzamasından yanayım. Cumartesi günü Türkiye çalışmalı. Cumartesi kamu dairelerinin de çalışması taraftarıyım. En azından saat 14.00’e kadar. Türkiye’nin bütün sıkıntılarından kurtulması için üretmesi gerek.

Fenerbahçe eski Başkanı, Bosphorus Gaz Başkanı Ali Şen: Spor yapmak gibi bir şey erken kalkmak. Daha dinç oluyorsunuz. Daha verimli ve daha sağlıklı düşünüyorsunuz. Ben yıllardır sabah 6, akşam 11 arasında hayatımı yaşarım. Bir Rumeli atasözü vardır; “Erken kalkan işine, altın takar dişine” diye...

Evet, patronlar dünyası bakanın önerisi karşısında niyetlerini gizlemeden işçilerin kendileri için durmadan çalışmalarını salık veriyorlar. İş öyle boyutlara vardırılıyor ki, patronlara bakacak olursak eğer Türkiye çok tatil yapmaya devam ederse Yunanistan gibi çökebilirmiş! Peki sormak gerekmez mi: İşçiler az çalıştıkları için mi Türkiye dünyanın 16. büyük ekonomisi? İşçiler çok tatil yaptıkları için mi Türkiye Çin’den sonra büyüyen en büyük ikinci ekonomi? Patronlar ve onların hizmetindeki AKP hükümeti, bu büyümenin işçilerin alınteri, canı ve kanı pahasına olduğunu gizlemek için her türlü yola başvurmaktan çekinmiyor.  Türkiye ekonomisi büyürken işçilerin payına bu büyümeden mesailer yoluyla fiilen uzatılan iş saatleri, hızlandırılan iş temposu, işsizlik, yoksulluk, düşük ücretler, esnek ve güvencesiz çalışma koşulları düşüyor.

Şu erken yatıp erken kalkma meselesine bir bakalım: Meğer Enerji Bakanı ve patronlarımız işçilerin erken yatıp erken kalkmasına, erkenden kalkarak sağlıklı bir yaşam sürdürmelerine ne kadar da önem veriyorlarmış! Meğerse patronlarımız çok erken saatlerde kalkıyor, çok çalışıyorlarmış! Üstelik erken kalkmak sağlıklı imiş! Bu konuda yorum yapmaya bile gerek yok, bu konu gündeme geldiğinde eminiz ki hemen her işçi patronlara uygun kelimeleri bularak cevap vermiştir. Biz şu çalışma saatlerine bir bakalım: Gerçekten de Türkiye’de işçiler az mı çalışıyor?

Kamu sektörünü bir kenara bırakacak olursak özel sektörde çalışan milyonlarca işçi günde en az 10 saat çalışıyor. Mesailerle birlikte bu çalışma 12 ve hatta 14 saate kadar çıkıyor. Yol sürelerini de hesapladığımızda, günün 14-16 saatini çalışma sürecinde geçirdiğimizi fark ediyoruz. Bu durum istatistiklere de yansımış bulunuyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) hazırlamış olduğu “Çalışma Süreleri Raporu”na göre, işçiler Türkiye’de AB ülkelerine nazaran 6,4 saat daha fazla çalışıyorlar.  Türkiye, Zimbabwe, Sri Lanka ve Tanzanya ile birlikte 45 saatlik haftalık çalışma süresine sahip ülkeler liginde yer alıyor. Haftalık çalışma süresi AB ülkelerinde ortalama 38,6 saat iken, Türkiye’de 53,7 saat. Araştırmada, Türkiye’nin fazla mesai sürelerinde de diğer ülkeleri geride bıraktığına dikkat çekiliyor.

Patronlar ve AKP hükümeti, işçileri daha fazla nasıl sömürürüz diye hesaplar yapıyorlar. Oysa uzun çalışma saatlerine karşı vaktiyle işçiler büyük mücadeleler verdiler. 1 Mayıs’ın doğuşuna da neden olan bu mücadeleler sayesinde işçi sınıfı çalışma saatlerini günlük 8 saate indirmeyi başardı. Ancak işçiler örgütlülüklerini koruyamadıkları için, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de iş saatleri yukarıya çekiliyor. Bunu durdurmak için birleşmeli; iş saatlerinin insan sağlığına daha uygun hale getirilmesi, iş saatlerinin kısaltılması, işsizlere iş verilmesi, yolda geçen sürelerin de çalışma saatinden sayılması, gece vardiyalarının kaldırılması, iş güvenliği önlemlerinin alınması ve sosyal güvencenin tüm işçileri kapsaması için mücadele etmeliyiz.

15 Kasım 2011

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçtiğimiz günlerde Ekim 2020 dönemi için işsizlik verilerini açıkladı. Rakamlarla oynayarak istediği değerleri elde etme konusunda ustalaşan TÜİK, mucizesini yine gösterdi. Açıklanan verilere göre 15 ve üzeri...
  • Kalyon Holding’in İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Ziraat Kuleleri inşaatında çalışan işçilerin öğle yemeğinden hamamböceği çıktı ve işçiler bu durumu protesto etti. Şantiyede tüm uyarılara karşın düzeltilmeyen kötü koşullara duyulan öfke...
  • Hükümetin medya kalemleri aralarında işbölümü yapmış; kimisi tetikçi, kimisi akıl hocası, kimisi muhalif olanlara karşı karalama görevini üstlenmiş. Bazıları da yılın 365 günü “emekliye müjde” başlığıyla her gün gazetede, televizyon ekranında,...
  • Hindistanlı işçilerin ve tarım emekçilerinin mücadelesi 50 günü aşkın bir zamandır sürüyor. Kötü hava koşullarına, su baskınlarına rağmen bir araya geldikleri ve kamp kurdukları eylem alanlarından ayrılmayan tarım emekçileri protesto gösterilerine...
  • Somalı madenciler 13 Mayıs 2014’te gerçekleşen ve 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan büyük maden faciasının ardından maden ocaklarının kapanmasıyla işsizliğe mahkûm edilmiş, tazminat ve alacakları da ödenmemişti. Bağımsız Maden-İş ve işçilerin...
  • Nisan 2020 itibariyle siyasi iktidar pandemi nedeniyle işten çıkarma yasağı getirdiğini “müjdelemişti”. Oysa gerçekler söylenenlerin tam tersiydi. İşten atma yerine ücretsiz izin uygulaması hayata geçirildi. Böylece patronların inisiyatifine...
  • Kayı İnşaat Cezayir’deki askeri hastane ve tesislerin inşaat şantiyelerinde çalıştırdığı işçilerin 1 yıllık ücretlerini ödemedi. İnşaat-Sen’de örgütlenen işçiler, 2019’un Aralık ayında ücretlerinin ödenmesi talebiyle Cezayir’de grev yaptılar, dava...
  • Genç işsizliğin yüzde 30’lara çıktığı, yoksulluğun her geçen gün arttığı Tunus’ta emekçilerin haklı öfkesi sokaklarda yankılanmaya devam ediyor. Hükümetin, emekçilere hiçbir güvence vermeden salgına karşı önlem adı altında sadece sokağa çıkma...
  • Geçtiğimiz haftalarda, çok bilindik bir program olan “Güldür Güldür”de işçi sınıfının örgütlülüğünün dağıtılarak yıllar içinde nasıl sorgulamayan işçiler yaratıldığı anlatıldı bir skeçle. İzlediklerimiz komik bir şekilde ele alınmıştı ancak bir kez...
  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...

UİD-DER Aylık Bülteni