Navigation

Buradasınız

Mısır ve Tunus’ta Emekçiler Diktatörleri Alaşağı Ettiler

Şubat 2011, No: 35

Tunuslu emekçilerin diktatör Bin Ali’yi alaşağı etmesinden sonra Mısırlı emekçiler de diktatör Hüsnü Mübarek’i iktidardan indirdiler. 11 Şubatta Kahire ve İskenderiye başta olmak üzere pek çok kentte gün boyu sokakları dolduran milyonlarca emekçinin istediği oldu ve Mübarek istifa etti. Bir gün önce “gitmiyorum, yetkilerimi devretsem de buradayım” diye meydan okuyan Mübarek, Mısırlı emekçileri çileden çıkarmıştı. Bu açıklamanın sabahında ülkenin dört bir yanında grevler yayıldı, devlet binalarını kuşatan emekçiler Kahire’de televizyon binasını da kuşatma altına aldılar. Tahrir Meydanı öfkeli milyonlarla tıklım tıklım doluydu. Akşamüstü beklenen açıklama geldi ve Mübarek’in istifa ettiği duyuruldu. Bu haber tüm Mısır’ı sevinç nidalarına boğdu. Kitleler tüm Mısır’da sokaklara dökülerek Mübarek’in gidişini kutlamaya başladı.

Tunuslu ve Mısırlı emekçiler diktatörlere karşı ayaklandı

Tunus ve Mısır’da diktatörleri alaşağı eden halk ayaklanması ilk önce Tunus’ta başladı. Tunus’ta Aralık ayında patlak veren halk isyanı, 23 yıl boyunca Tunus’u demir yumruğuyla yöneten Bin Ali ve ailesinin iktidarına son verdi. Bin Ali 14 Ocakta Tunus’tan kaçmak zorunda kaldı, hükümeti devrildi. Ülkeyi terk eden Bin Ali’nin ardından seçimlere kadar ülkeyi yönetmek üzere Gannu-şi’nin başkanlığında geçici hükümet kuruldu. Ancak Gannuşi de, hükümette yer alan pek çok bakan da Bin Ali’nin ardılları ve bu yüzden de emekçiler tüm kabine üyelerinin istifasını istiyorlar.

Binlerce kişi meclis binasının önünde oturma eylemi yapıyor. Her geçen gün, diğer şehirlerden, kasabalardan ve köylerden gelen binlerce kişiyle sayı daha da bir büyüyor. Birçok Tunuslu, kendisini yakarak isyanı ateşleyen Muhammed Buazizi’nin ve polis tarafından öldürülen göstericilerin fotoğraflarıyla yürüyor.

Mısır’da patlak veren halk isyanı ise çok büyük bir etki yaratmış durumda. 1 Şubatta, ülkenin dört bir yanından başkent Kahire’ye akan 2 milyona yakın emekçi, Tahrir Meydanında, gecenin geç saatlerine dek süren görkemli bir protesto gösterisi düzenledi. Aynı gün İskenderiye, Süveyş ve diğer birçok şehirde de yüz binlerin katıldığı kitlesel gösteriler yapıldı. Sokağa çıkma yasağına rağmen akın akın bir araya gelen işçiler ve emekçiler, yorulmak bilmeksizin attıkları sloganlarla, Müba-rek’in defolup gitmesini istediklerini haykırdılar. “Ekmek, Özgürlük, İnsanlık Onuru” sloganı, kitlelerin yükselttikleri en temel slogandı.

Mısır halkını inim inim inleten koyu bir diktatörlük rejimini 30 yıldır sürdüren Hüsnü Mübarek, gecenin ilerleyen saatlerinde yaptığı açıklamayla, Eylül ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeniden aday olmayacağını söyledi. En kısa sürede parlamento seçimlerine gidileceğini, demokratik adımlar atılacağını, ekonomide reformlar yapılacağını, hiç utanmadan “yolsuzluktan sorumlu olanların yargılanacağını” söyleyen Mübarek, bu oyalama manevrasıyla kitleleri yatıştırmaya çalıştı. Ancak kitleler bu oyuna gelmediler ve gece boyunca Tahrir Meydanından öfke sesleri yükselmeye devam etti.

Ordu, Mübarek’in açıklamasından sonra kitlelere evlerine dönmeleri çağrısı yaptı. Ancak bu çağrıya uymayan emekçiler eylemlerine devam ettiler. 2 Şubatta, Mü-barek’in örgütlediği sivil polisler ve karşı-devrimci çeteler, Mübarek yanlısı göstericiler kılığında, rejim karşıtı eylemcilere saldırdı. Bu faşist güruh ve sivil kıyafetli polisler, ellerinde taşlarla, sopalarla, atlarla ve develerle göstericilere saldırdılar. Yüzlerce insanın yaralandığı ve 15’ten fazlasının hayatını kaybettiği Tahrir Meydanı savaş alanına döndü. Ama emekçiler geri çekilmediler.

Her geçen gün isyanın boyutu daha da genişledi. İsyanın üçüncü haftasında grevler yaygınlaştı. 10 Şubatta Tahrir Meydanında toplanan kitlelerin sayısı bir kez daha milyonları aştı. Ordu kurmayının toplantı halinde olduğu akşam saatlerinde, Mübarek’in açıklama yapacağı duyuruldu. Halk Mübarek’in gideceği düşüncesiyle sevinç gösterilerinde bulundu, bir yandan da “askeri rejim istemiyoruz” sloganları attı. Saatlerce sloganlar atıp, şarkılar söyleyip coşkularını koruyan halk, gece saat 11’e kadar Mübarek’in istifa ettiğini duyurmasını beklediler. Ancak Mübarek, yaptığı açıklamada, yetkilerini yardımcısı Ömer Süleyman’a devrettiğini ve Eylül’e kadar görevinin başında kalacağını ilan etti. Bu tavır meydanı dolduran kitlelerde büyük bir öfke patlaması şeklinde kendini dışa vurdu.

Eski İstihbarat Şefi Ömer Süleyman’ın Mübarek’in yerine geçerek rejimi aynen devam ettirmek istemesi kitlelerin öfkesini biledi. Grevler 10 Şubatta daha da kitleselleşerek yaygınlaştı. Çeşitli sektörlerden 20 binden fazla fabrika işçisinin yanı sıra, Telekom işçileri, Süveyş Kanalı Şirketi işçileri, otobüs şoförleri, belediye işçileri, doktorlar, hemşireler, avukatlar da greve gittiler.

11 Şubatta Mısır’ın neredeyse her kentinde devasa gösteriler yapılmaya başlandı. Kahire’de milyonlarca insan sokaklara döküldü, devlet sarayı ve televizyon binası sarıldı. Tüm bu baskılara dayanamayan Mübarek istifa etmek zorunda kaldı. Mübarek istifa ederken, görevini bir gün önce yetkilerinin bir kısmını devrettiği Ömer Süleyman yerine Askeri Yüksek Konsey’e bıraktı. Zira kitleler Süleyman’a da ateş püskürüyorlardı ve öfkeli kalabalıkların tepkisi yükseldikçe ordu kurmayı rejimi kurtarmanın en güvenceli yolunun yönetimi ele almak olduğu düşüncesiyle Süleyman’ı geri plana çekti. Bu arada Süleyman cumhurbaşkanlığını üstlenmese de, oluşturulan Askeri Yüksek Konsey içinde yer almaya devam ediyor.

Konsey, seçimlere kadar geçiş sürecine önderlik edeceğini ve seçimlerin güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacağını söyleyerek kitlelere “evinize ve işinize geri dönün” çağrısı yapıyor. 300’den fazla insanın yaşamını yitirdiği 18 gün boyunca halkla açıktan karşı karşıya gelmemeye özen gösteren ordu, bu süreçte “iyi polis” rolü oynamaya çalıştı. Rejimin devrilme tehlikesi karşısında böyle bir role soyunmasının gerekli olduğunu baştan beri biliyordu ve buna uygun bir tutum takındı.

Mısır’da Askeri Yüksek Konsey’in başında olan ordu rejim için büyük bir önem taşıyor. Mübarek kitlelerin öfkesi karşısında 30 yıllık iktidarını bırakmak zorunda kalsa da, başta ordu olmak üzere diktatörlük rejiminin tüm kurumları yerinde duruyor. Bu yüzden kurulacak olan yönetim Mısır’ın emekçilerinin gerçek taleplerini karşılayamaz. Mısır emekçileri ayaklanarak Mübarek’i başlarından attılar. Fakat yeni bir Mübarek’in gelmesini de istemiyorlar. Eğer işçi sınıfı kendi bağımsız sınıf çıkarları için örgütlenirse bir daha asla Mübarek gibileri iktidara gelemez. İşçi sınıfı ancak bu temelde örgütlenirse sömürücülerden hesap sorabilir.

15 Şubat 2011

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, toplumun korkutulup eve hapsedilmesi… Kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.

UİD-DER Aylık Bülteni