Buradasınız
“Sistemsel Bir Hata” Değil İş Bırakma!
Avcılar’dan bir kamu emekçisi

Merhaba arkadaşlar, ben bir kamu emekçisiyim. Bildiğiniz gibi 18 Ağustosta Türkiye genelinde iş bırakma eylemleri yaptık. İşverenimiz olan devletin bizlere reva gördüğü maaşlar neredeyse açlık sınırına dayandığından fikri zikri ne olursa olsun işyerimizdeki tüm memurlar bir şeyler yapmamız gerektiğini düşündük. Öyle ki aramızda 36 yıldır çalışan bir abimizden henüz yeni atanmış genç bir kardeşimize kadar herkes bu eylemin haklılığına sonuna kadar inandı. İlk kez iş bırakma eylemine katılan 36 yıllık memur olan abimiz nasıl bu noktaya getirildiğini biraz öfkeli biraz da esprili bir tarzda dile getiriyordu. Ben ise UİD-DER’li bir işçi olarak grev ve direniş ziyaretlerine çok gitmiştim ama kendi işyerimde böyle bir deneyimi ilk kez yaşıyordum. Sizlere ilk grev izlenimlerimi aktarmak istiyorum.
Diş ağrısından dolayı neredeyse uykusuz bir geceden sonra telefonun alarm sesiyle yataktan çıktım. Uzun bir aradan sonra ilk kez işyerimizde bir eylem yaşanacaktı. İşyerine vardığımda sanki dün geceki diş ağrısı ve uykusuzluk hiç yaşanmamış gibi bir enerjiyle dolmaya başladım. İnanır mısınız bayram arifesindeki çocuklar gibi heyecanlıydım. İşyerine vardığımda ortalıkta hiçbir sendika temsilcisi yoktu. Bir an önce tüm katları dolaşmak, her servise uğramak ve moralleri yüksek tutmak gibi bir görevi edindim. Bu heyecan ve görev aşkı kendiliğinden gelmedi, yanlış anlamayın. Bu heyecanın nedeni yıllardır UİD-DER’le adeta bir antrenman yapıyormuş gibi gittiğim grev ve direniş alanlarıdır.
Hemen tüm katları gezmeye başladım. Servislerdeki özellikle öncü kişileri buldum ve her biriyle ayrı ayrı sohbetler ettim. Moralleri yükselttim. Bu iş bırakma eyleminden umutsuz olanlarla da ayrıca ilgilendim. İşçi Dayanışması’nda gördüğüm ve kendi hayatımızdan örneklerle umuda dair sohbetler ettim. Ardından girişe gittim. Güvenliğin ve danışmanın olduğu katta her 5 dakikada bir “sistemsel hata ve arıza olduğu için tüm katlarda hizmet verilemiyor” şeklinde anonslar yapılıyordu. Önce güvenliğe gidip bu yapılanın yanlış olduğunu, insanlara memurların iş bıraktığının söylenmesi gerektiğini söyledim. Güvenlikteki arkadaşlarımız da üzülerek anonsu yukarısının belirlediğini, gelenlere de başka bir açıklama yapmamaları konusunda talimat aldıklarını söylediler. Bunun üzerine ben danışmadan arkadaşın yanına oturdum ve yaklaşık saat 12’ye kadar gelen herkese iş bırakma eylemimizi nedenleriyle birlikte anlattım ve birçoğunun geri gitmesini sağladım. Kalanlar da herhangi bir tepki vermeden bir umutla beklediler. Daha sonra müdürler servisleri gezerek memurlara “Sizleri anlıyoruz. Hak da veriyoruz. Ama bari acil olan işlemleri yapın” dediler. Bunun üzerine birçok servis az da olsa çalışmaya başladı. Çalışmayan ve hatta ışıkları bile açmayan tek servis benim de çalıştığım servisti.
Arkadaşlar eğer sendika temsilcileri o gün kurumda olsalardı ve insanları motive etselerdi gerçekten etkili bir iş bırakma eylemi olabilirdi. Ama maalesef sendikal bürokrasi yine kendini göstermiş oldu. İş bırakma eylemimiz memurların motivasyonlarına rağmen istenilen düzeyde başarılı olamadı. Kuşkusuz bunun birçok nedeni vardır. Yine de ilk kez böyle bir deneyim yaşamak bile başlı başına çok önemliydi. Benim için önemli olan bir başka şey ise UİD-DER’de örgütlü olmamın bana ve farkında olmasalar bile işyerindeki arkadaşlarıma kattıklarıdır. Sınıf bilincine sahip olmamı, mücadele anında doğru tutum almamı sağlayan etken benim UİD-DER’li olmamdır. Güvenlikçi ablamız ve servisimizdeki çiçeği burnunda memur, “iyi ki sizinle çalışıyorum” dediklerinde bunun anlamının “iyi ki işyerimizde UİD-DER’li biri var” demek olduğunu biliyorum.
Kardeşler bir gün sonra ne mi yaptık? Öğle arasında servisimizde UİD-DER Web TV’nin “Kamu İşçileri Artık Yeter Diyor” adlı videosunu birlikte izledik. Dayanışma ile kalın…
Filler, Karıncalar ve Kıssadan Hisse
Son Eklenenler
- Türk-İş’e bağlı Koop-İş Sendikasının örgütlü olduğu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın (SYDV) Türkiye genelindeki 1003 kurumunda çalışan 10 bin kamu işçisi 29 Ağustosta greve çıktı.
- Güvenliğin ve danışmanın olduğu katta her 5 dakikada bir “sistemsel hata ve arıza olduğu için tüm katlarda hizmet verilemiyor” şeklinde anonslar yapılıyordu. Önce güvenliğe gidip bu yapılanın yanlış olduğunu, insanlara memurların iş bıraktığının...
- Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı romanında Yaşar Kemal, sömürülenlerle sömürücüler arasındaki büyük çelişkiyi anlatır. “Çünkü” der, “sömüren güçlü azınlıkla, sömürülen ve güçsüz sanılan çoğunluk, her çağda vardı. Ama bu çelişki...
- İktidarın “Kamu Çerçeve Protokolü” sürecindeki tutumunu protesto etmek için yapılan bir eylemin ardından bir kadın işçi çevresindeki insanlara sordu: “Bu sene hiç kiraz yediniz mi?” Bu soruya evet diyen tek bir kişi çıkmadı. Kilosu 700 lirayı aşan...
- Mücadele örgütümüz UİD-DER’in saflarında yer almış her işçi kardeşimizden, çoğu zaman övgü dolu sözler duyarız. Bu sözler tesadüf değil, UİD-DER’in sınıf mücadelesinin tarihsel deneyimlerinden süzülüp gelen mücadele kültürünün bir sonucudur. Ben de...
- İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında 31 Ağustos Pazar günü Kadıköy’de bir miting düzenleyeceklerini duyurdu. Miting çağrısı, Mecidiyeköy’de bulunan Tüm Bel-Sen İstanbul Şube binasında 27 Ağustosta...
- Toplamda 6,5 milyon kamu emekçisi ve emeklisini ilgilendiren 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde, anlaşma sağlanamadı. Kamu İşveren Heyeti ile konfederasyonlar arasında görüşmeler çıkmaza girdiği için, süreç Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna...
- İzmir’den İstanbul’a belediye çalışanları, ücretlerinin geç veya eksik ödenmesi, tazminatlarının ve yan haklarının ödenmemesi nedeniyle çeşitli eylemler yapıyor. Evlerini geçindirmekte zorlanan emekçiler, alacaklarının bir an önce ödenmesini talep...
- 600 bin kamu işçisini ilgilendiren Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü (KÇP) süreci, kamu işçilerinin taleplerinin görmezden gelinerek sefalet zammına imza atılmasıyla sonuçlandı. Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Murat Yalçınkaya ile Kartal...
- Grev yerindeki bir sohbet sırasında bir işçi kardeşimiz çocuğunun aşçılık bölümünü seçtiğini anlatırken bu durumun onu üzdüğünü şu sözlerle dile getirmişti: “Biz istedik ki bizim gibi işçi olmasın, mühendis olsun, doktor olsun, ezilmesin. Ama olmadı...
- Biz Gebze’den bir grup UİD-DER’li işçi olarak Omsa Metal direnişini ziyaret ettik. Direnişçi işçilerle sorunlarımız üzerine sohbet ettik.
- Kapitalist sistemin tarihsel krizi, siyasi iktidarın sermaye sınıfının çıkarlarına göre yürüttüğü politikalar biz emekçileri derinden etkiliyor. Açlık sınırı altında kalan sefalet ücretlerine mahkûm edilmiş durumdayız. Bizler insanız, sadece...
- Metal işkolunda grup toplu iş sözleşmesi yaklaşıyor. Bu sözleşme MESS ve metal işkolunda örgütlü bulunan Birleşik Metal-İş, Türk Metal ve Çelik-İş sendikaları arasında gerçekleşecek. Biz işçiler bir araya geldiğimizde futbol üzerine konuşur, sohbet...