Navigation

Buradasınız

Örgütlenmek Ne Demek?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 130

İşçi sınıfının penceresinden bakarsak örgütlenmek; belirli ortak çıkarlar etrafında bir araya gelmek, bu ortak çıkarlar uğruna patronlar sınıfına karşı birlikte mücadele etmek ve bu mücadelenin işçiler tarafından planlı, programlı bir şekilde yürütüldüğü organizasyon demektir. Örgüt sözcüğü herhangi bir şeyin örülmesi, ör-mek kökünden gelir. Mesela işçilerin çelik telleri örerek sağlam bir halat haline getirebilmesini ya da elde örülen bir kazağı hayal edebiliriz. Bunun için kuşaktan kuşağa günümüze dek taşınmış örgü deneyimlerinden faydalanmak gerekir. Örgünün bir geçmişi olduğu gibi işçi sınıfının da bir örgütlenme geçmişi ve geleneği var. İşçiler yeri gelmiş sendikalarda, yeri gelmiş işçi derneklerinde, yetmemiş bu düzeni alt etmek için sosyalist partilerde örgütlenmişler. İşçilerin bu örgütlenme geleneği de mücadeleci işçiler tarafından kuşaktan kuşağa günümüze dek taşınmış. İşte işçilerin kendi çıkarları uğruna mücadele edebilmesi için de bu geleneği devralan, bu işin ehli bir işçi örgütüne ihtiyacı vardır.

Örgütlü bilince kavuşan işçi, öğrendikleriyle yerinde duramaz; çıkarları diğer işçilerle ortak olduğu için bildiklerini başkalarına, eşine dostuna, çevresindeki akrabalarına anlatmak ister.

Patronlar mutlaka bir işveren örgütüne, derneğine, odasına ya da sendikasına üye oluyor. Hatta patronların kimi sermaye kurumlarına üye olması devlet tarafından zorunlu tutuluyor. Peki, bir işçi işe başvurduğu zaman patronun işçiden istediği en önemli kıstas nedir? Elbette bir sendikaya ya da işçi örgütüne üyeliğinin olmamasıdır. İşçiler yasal haklarını kullanıp sendikalaştıklarında, patronlar tarafından işten atılıyorlar. Devlet de göz yumuyor. Resim gayet net; patronların örgütlenme özgürlükleri varken, işçilerin sendikalarda, işçi örgütlerinde örgütlenmesinin önüne engeller koyuluyor. Üstelik patronların medyası örgüt kelimesini işçilerin bilincine öyle ürkütücü bir şeymiş gibi yansıtıyor ki, sanırsınız patronların var olan onca partisi, derneği, odası bir örgüt değil! Patronların medyası her zaman, sömürüye karşı mücadele eden işçileri karalamaya çalışır. Ama geçmiş tarihlerde sermaye medyasının tüm yaftalamalarına rağmen işçiler, sendika ve işçi örgütlerinde birleşmekten geri durmamışlardır.

Biz işçiler örgütlenme meselesini, hava, su ve ekmek kadar hayati bir ihtiyaç olarak görmeliyiz. Beraber çalıştığımız işçilerle, komşu fabrikadan tanıdığımız işçilerle, akrabalarımızla işçilerin sınıf çıkarları temelinde kurduğumuz her sağlam bağ, yarın patronlar sınıfı karşısında örgütlü bir güç olarak hayat bulacaktır. Örgütlülüğün duvarını sağlam temeller üzerine oturtabilmek için ise UİD-DER gibi deneyim biriktirmiş işçi örgütlerinin yardımına gereksinim vardır.

Örgütlü bilince kavuşan işçilerin dayanışma duygusu artar. Mesela sendikalaşma çalışması yürüten işçiler bu örgütlenme sayesinde birbirlerini daha iyi tanımaya başladıklarından dolayı aralarındaki bağ güçlenmiş olur. Örgütlü olmanın hazzına varan işçi, bütün işçilerin örgütlenmesi gerektiği fikrine ve duygusuna kavuşur. Örgütlü bilince kavuşan işçi, öğrendikleriyle yerinde duramaz; çıkarları diğer işçilerle ortak olduğu için bildiklerini başkalarına, eşine dostuna, çevresindeki akrabalarına anlatmak ister. Çünkü bilir ki öğrendiklerinin, kavradıklarının kendi içinde kalmasının kimseye bir faydası olmaz. “Ben sendikalaştım artık şartlarım daha iyi” demek, kendi sonunu kendisinin hazırlaması demektir. Sınıflı bir toplum olan kapitalizmde yaşadığımız için kapitalizm son bulmadan sömürünün bitmeyeceğinin farkında olmalıyız. O halde işçi sınıfı olarak kendi sınıf çıkarlarımızı bilmemiz; sendikalarda ve aynı zamanda her sektörden işçilerin çıkarını savunan UİD-DER gibi işçi örgütlerinde örgütlenmemiz gerekir.

Biz işçiler örgütlenme meselesini, hava, su ve ekmek kadar hayati bir ihtiyaç olarak görmeliyiz. Beraber çalıştığımız işçilerle, komşu fabrikadan tanıdığımız işçilerle, akrabalarımızla işçilerin sınıf çıkarları temelinde kurduğumuz her sağlam bağ, yarın patronlar sınıfı karşısında örgütlü bir güç olarak hayat bulacaktır. Örgütlülüğün duvarını sağlam temeller üzerine oturtabilmek için ise UİD-DER gibi deneyim biriktirmiş işçi örgütlerinin yardımına gereksinim vardır. Nasıl ki patronların deneyim biriktiren örgütleri varsa, işçilerin de kendi tarihlerini öğrenecekleri, bilinçlenip örgütlenebilecekleri deneyimli örgütleri olmalıdır. Ya örgütlenip patronlar karşısında bir güç olacağız ya da örgütlü olan patronlar sınıfının karşısında örgütsüz bir hiç!

30 Ocak 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...
  • Ben özel bir hastanede çalışan, sizler gibi alın terimi, emeğimi ortaya koyarak geçinmeye çalışan genç bir işçiyim. Zorluklara, patronlara ve onların sömürü sistemine karşı mücadele veriyorum aynı sizler gibi… Bağlı olduğum, bundan da mutlu ve...
  • Geçtiğimiz günlerde devlete bağlı işletmelerde çalışan binlerce işçiyi yakından ilgilendiren toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türk-İş ile Aile ve Çalışma Bakanlığı arasında imzalanan sözleşmede binlerce işçi sefalet ücretine mahkûm edildi. Binlerce...