Navigation

Buradasınız

Petrol-İş’ten Cargill Direnişine Dayanışma Ziyareti!

Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin oluşturduğu Petrol-İş heyeti, anlamlı bir sınıf dayanışması örneği ortaya koydu. Cargill’in yönetim ofisinin bulunduğu Ataşehir Palladium Tower önündeki direniş alanına “Cargill İşçisi Yalnız Değildir”, “Direne Direne Kazanacağız”, “Yaşasın Sınıf Dayanışması!” sloganlarıyla giren Petrol-İş üyeleri, “Direnen Cargill İşçisi Kazanacak!” pankartı taşıdı.

Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin oluşturduğu Petrol-İş heyeti, anlamlı bir sınıf dayanışması örneği ortaya koydu. Cargill’in yönetim ofisinin bulunduğu Ataşehir Palladium Tower önündeki direniş alanına “Cargill İşçisi Yalnız Değildir”, “Direne Direne Kazanacağız”, “Yaşasın Sınıf Dayanışması!” sloganlarıyla giren Petrol-İş üyeleri, “Direnen Cargill İşçisi Kazanacak!” pankartı taşıdı.

Direniş alanında Tek Gıda-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Suat Karlıkaya bir konuşma yaptı. Desteğe gelen Petrol-İş heyetine teşekkür eden Karlıkaya, direniş sürecini özetledi. Cargill işçisinin sendikasıyla birlikte 512 gündür mücadele verdiğini dile getiren Karlıkaya; “Yerel mahkemeyi kazandık, tekrar işbaşı yapmak istiyoruz” dedi. Karlıkaya, işçi sınıfının haklarıyla ilgili yaşadığı sorunların tartışılmasını istediklerini belirtirken, halen devam eden yargı sürecinin uzunluğuna ilişkin tepkilerini aktardı. “İşverenin anayasal suç işlediği ispatlanmış olduğu halde, neden işçilerin işbaşı yaptırılma zorunluluğu gerçekleştirilmiyor?” diyen Karlıkaya, bu mücadelenin tüm işçi sınıfının mücadelesi olduğunu vurguladı ve dayanışmanın, omuz omuza mücadele etmenin önemine değindi. Ardından sözü Petrol-İş Genel Başkanı Süleyman Akyüz’e verdi.

Yaklaşık 300 gün süren Flormar direnişinde Cargill işçileriyle birlikte, benzer sorunlarla mücadele ettiklerini belirten Süleyman Akyüz, “Dile kolay 512 gün. Bir mücadeleyi bu kadar sürdürmek zordur. Sizin ne çektiğinizi, ne yaşadığınızı biz biliyoruz ama Türkiye’de ne yasalar, ne de yönetim vicdanı bunu görüyor” dedi. Bursa’daki fabrika önünde 500 güne yakın, İstanbul’daki yönetim ofisi önünde ise 23 gündür direnen Cargill işçilerinin “duymayan kulaklara, görmeyen gözlere inat olsun diye!” direndiğini belirten Akyüz, tüm sendikaların, konfederasyonların bu onurlu mücadeleyi sahiplenmesi gerektiğini vurguladı. Petrol-İş’in daima Cargill işçilerinin yanında olacağını söyleyen Süleyman Akyüz, Tek Gıda-İş sendikasına ve direnişçi işçilere başarılar diledi.

Petrol-İş’in gerçekleştirdiği direniş ziyareti, petrokimya işçileri ile Cargill direnişçilerinin yaptığı sohbetlerle son buldu.

11 Eylül 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” Bu ifade, sabah akşam sermaye medyasında tekrarlanıyor. Uzman ve bilim insanı kılığında birileri sürekli bu ve benzeri lafları geveleyip duruyor. Koronavirüs ile birlikte dünyanın tümden değiştiğini; eski...
  • İspanya’nın Madrid ve Barcelona kentlerinde sağlık işçileri, 25 Mayısta hastane önlerine çıkarak çalışma koşullarının düzeltilmesi için eylem yaptılar. İşçiler koruyucu malzeme eksikliğini, hastanelerde yetersiz sayıda sağlık işçisinin...
  • Bizler, içinden geçtiğimiz dönemin artık gizlenemez ölçüdeki sıra dışı, olağanüstü karakterini işçi ve emekçileri uyarmak ve harekete geçirmek için vurgularken, egemenler korkuya sürüklemek, uyutmak için dile getiriyor! “Sıra dışı bir zaman” çünkü...
  • Çalıştığım fabrikada iki kadın arkadaş koyu bir sohbete dalmışlardı. Üzerine konuştukları konu ise şuydu; maskeler ücretli mi yoksa ücretsiz mi dağıtılmalı? Bunun üzerine hararetli bir tartışma yapılıyordu. Yanımda olan bir kadın arkadaş sohbete...
  • İşçi sınıfı tarih denen sahneye defalarca fırlamış ve sömürü düzenini yıkmak için destansı mücadeleler vermiştir. Yine verecektir. İnsanlık büyük bir değişimin eşiğinde durmaktadır. Doğrudur, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! İnsanlık kapitalist...
  • Koronavirüs bahanesiyle hız kazanan hak gaspları ve saldırılar tüm dünyada işçilerin hayatını derinden etkilemeye devam ediyor. Daha şimdiden milyonlarca işçi koronavirüs bahanesiyle ücretsiz izne çıkarıldı, işten atıldı. Sözde koronavirüse karşı...
  • Koronavirüs yaygarasının giderek daha çok koparıldığı Latin Amerika ülkelerinde emekçilerin öfkesi de büyüyor. Karantina günlerinin uzatıldığı, emekçilerin işsiz kaldığı, açlığın arttığı ülkelerde yaratılan korku atmosferine rağmen işçiler mücadele...
  • Her çağda, her dönemde sömürüye ve zulme karşı mücadele verenler var olmuştur ve olacaktır. Tarihsel hafızada birikip bugünlere, bizlere kadar ulaşmış olan çok büyük deneyimler mevcut. Egemenler her ne kadar toplumda bir korku yaratsalar da korkuya...
  • Dünya işçi sınıfı mücadelesinin en şanlı günü olan 1 Mayıs geride kaldı. Biz işçilere yaşatmamaya çalıştılar gerçi bu şanlı günü, kapitalist sistemin efendileri insanları evlerine hapsederek tekrardan hatırlamayalım istediler mücadele azmimizi,...
  • Kapitalistler koronavirüs bahanesiyle baskıları arttırmaya devam ediyorlar. En son 1 Mayıs’ta sorunlarımızı meydanlarda haykırmamıza engel oldular. Gelecek kaygımız git gide büyüyor ve düzgün bir eğitim alamıyoruz. Krizi virüs örtüsü altına...
  • İşçi sınıfının geçmişinde hep mücadeleler olmuştur. Egemenlerin saldırıları da olmuştur. 1977 1 Mayıs’ı da buna örnektir. 1 Mayıs 1977’de Taksim’de 34 işçi katledildi. Katiller egemenler tarafında cezalandırılmadı. Her ne kadar unutturmaya...
  • Büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor ve patronlar yine krizin faturasını işçilere kesiyorlar. Bu da milyonlarcamızın işsiz kalmasına neden oluyor. Böyle bir durumda bile teşvikler, destekler yine patronlara akıyor. İşçilerin maaşlarından kesilen...
  • Yaşadığım mahallede yaklaşık on gündür sokaktan geçen ve bağıran insanların seslerini duyuyorum. Bir sütçünün ya da bir hurdacının sesi değil bu sesler. “Açım!” diye bağıran insan sesleri… “Açım ablalar, açım abiler... Ne olur yemek verin, bir parça...