Navigation

Buradasınız

10 Ekim Karanfilleri Anıldı

3 yıl önce bugün; Emek, Barış ve Demokrasi mitinginde binlerce kişi Ankara Garı önünde barış taleplerini dillendirmek için bir araya gelmişti. Ancak emekçilerin barış talebi, IŞİD canileri tarafından kana bulandı. Çifte bombalı saldırıda 103 emekçi ve barışsever hayatını kaybetti. İnanılmaz bir şekilde, patlamaların ardından hayatını kaybedenlere ve yaralananlara yardım edenlere polis gazla ve plastik mermilerle saldırdı.

Aradan geçen 3 yıla rağmen katliamın asıl sorumlularının ortaya çıkarılması ve cezalandırılması için gerçek çaba sarf edilmedi. IŞİD’li 19 sanıktan 9’u hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilerek dava kapatıldı. Katliamın asıl sorumluları bulunmazken, katliama tepki gösteren ve anma eylemleri yapan sendikalara ve demokratik kitle örgütlerine dönük saldırılar ve engellemeler ise devam etti.

Bugün Ankara Garı önünde DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği tarafından gerçekleştirilen anmada, katliamın gerçekleştiği alana karanfiller bırakıldı, yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı, “10 Ekim’i Unutma unutturma”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganları atıldı.

Anmayı düzenleyen kurumlar adına ortak açıklamayı okuyan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, katliamın gerçekleşmesine göz yumanlara tepkilerini şöyle dile getirdi: “Katillere adeta koridor açan, yol kontrollerini kaldıran, saldırı olacağı istihbaratını tertip komitesinden gizleyenler, patlamaların ardından birçok kişinin yaşamını yitirmesine neden olan gaz sıkma emri verenler, ambulansların geç gelmesinin sorumlusu olanlar, güvenlik tedbiri almayanlar yargılanmadıkça gerçek adalet mücadelemiz sürecektir. Katliamın tüm sorumluları yargılanana ve hak ettikleri cezayı alana kadar öfkemizi diri tutacağız. Katliamın unutturulmak istenmesine izin vermeyeceğiz. Arkadaşlarımızın hesabını mutlaka soracağız.”

Çerkezoğlu’nun ardından katliamdan yaralı kurtulan Ümit Balın da bir konuşma yaptı. Balın, talimatlara göre karar veren hâkimleri tarihin lanetle anacağını söyledi. 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun bir konuşma yaptı. Coşgun şöyle konuştu: “Katliamdan sonra ilk defa yıl dönümünde, 10.04’de Ankara Garı önünde olduk. 36’ncı ayında bu ülkede bir mücadelenin ancak dayanışmayla ve sabırla takip edilmesiyle mümkün olduğunu gördük. Evlerine ateş düşen insanlar olarak bir şey söylemeye geldik. Üçüncü yılda yarım kalan barış mitingini, barış şiarını haykıralım. Özgürlük diyenin tutsak olduğu, barış diyenin hayatıyla ödediği bu konjonktürde acıların yüklediği onuru görüyorum. Burada olmak 36 aydır mücadelenin en büyük simgesi. Ölenler öldükleriyle kalmayacaklar.”

Coşgun, “Bugün de görüyoruz ki dayanışmayla nerelere geldik. Bir amaç için buraya gelen insanlar hayatını kaybetti ama biz zor olanı başaracağız. Adalet mücadelesi vereceğiz. Sokaklara çıkacağız, sesimizi duyuracağız” dedi.

Bugün ayrıca İzmir, Adana, Malatya, Dersim ve Antep’te anma eylemleri gerçekleştirilerek 10 Ekim Karanfilleri anıldı.

10 Ekim 2018

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kapitalist sömürü düzeni tarihinde eşi görülmemiş bir ekonomik krizle boğuşuyor. Sistemin efendileri ise bu krizin sosyal sonuçlarından bir süreliğine de olsa kurtulmanın, zaman kazanmanın şimdilik iyi bir formülünü bulmuş görünüyor: Koronavirüs!...
  • Neredeyse günün her saati konuşulan konu Covid-19! Salgından etkilenen ve ölen insanların sayıları adeta skorlar halinde gündemimize taşınıyor. İş öyle bir hal aldı ki hangi ülkeden kaç kişinin öldüğünü ve ülkemizdeki ölüm oranlarını konuşup sürekli...
  • Neredeyse tüm ülkelerde sağlık sistemi çökmüş durumda. Kapitalizm altında her şeyi paralı hale getiren patronlar sınıfı, sağlığa da aynı mantıkla yaklaşıyor. Hastanelere ticarethane, hastalara ise müşteri gözüyle bakıyorlar. Sağlık sistemlerinin...
  • Her yerde olduğu gibi bizim fabrikada da gündem koronavirüs. İlk haftalarda göstermelik bazı tedbirler alındı. Bir A4 kâğıdına yapılması ve yapılmaması gerekenler yazıldı. Tabi tek düşünceleri “işçinin sağlığı” olan patronlarımız bunlarla yetinmedi...
  • Patronların koronavirüs salgınını bahane etmelerine, fırsatçılığına şahit oluyoruz. Kapitalist sistemin debelendiği kriz çağındayız. Ekonomik kriz nedeniyle biz işçilerin, emekçilerin payına düşen hayat şartları daha da kötüye gidiyor. Bu da...
  • Kamu hastanesinde sağlık emekçisi olarak çalışıyorum. Tüm dünyanın ve özellikle sağlık emekçilerinin gündeminde olan Covid-19 salgınıyla ilgili işyerinde başka bir arkadaşımla yaptığım sohbeti aktarmak istedim. Bizler genelde nöbet çıkışlarında...
  • Kardeşler, bizler çeşitli sektörlerde sendikalı çalışan işçileriz. Sendikalarımızın bağlı olduğu konfederasyonların patron örgütleriyle birlikte aynı bildiriye imza attığını duyunca çok öfkelendik. Bu durumu size yazmak istedik. Sermaye sınıfı, “...
  • Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs gündemi ile birlikte sermaye sınıfı işçilerde, yoksul emekçilerde ve emekçi ailelerin çocuğu olan öğrencilerde tedirginlik ve korku oluşturmaya çalışıyor. Ne yapacağını bilemeyen örgütsüz kitleler bu korkunun...
  • Son günlerde malum herkesin tek bir gündem konusu var: Koronavirüs. Telefonlarda, sokakta, işyerinde, otobüslerde herkesin sadece bu konuyu konuşuyor. Gazetelerde, televizyonlarda tüm programlar koronavirüs üzerine. İnsanlar evden çıkmaya korkar...
  • Koronavirüse karşı önlem olarak söylenen “el yıkamak” Afrika’nın yoksul emekçileri açısından mümkün değil. Suya erişimin çok kısıtlı ve pahalı olduğu Afrika ülkelerinde hastaneler dahi sudan ve temel hijyen maddelerinden yoksun. Sağlık işçileri...
  • Patronlar ve hükümet, menfaatleri gereği, hangi yalana nasıl inanmamızı istiyorlarsa, bizi en kolay nasıl aldatacaklarsa öyle çevirip kıvırıyorlar. Bir şey anında tam karşıtına dönüşebiliyor. Yıllardır doğru olduğunu adımız gibi bildiğimiz şeyler...
  • Ben özel bir hastanede çalışan sağlık işçisiyim. Koronavirüsü bahanesiyle, üç haftadır arkadaşlarımız zorunlu yıllık izne veya ücretsiz izine çıkartıldı. İzne çıkartılırken “sizi korumak adına” diyen patronlar, virüs bahanesiyle krizin yükünü...
  • İçinden geçtiğimiz süreç tam anlamıyla at iziyle it izinin birbirine karıştığı bir dönemdir. Çok masum görünen şeylerin arkasında bile burjuvazinin kandırmacaları olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Burjuvazi ve temsilcileri, yaptıkları...