Navigation

Buradasınız

Ahmet Yıldız Bu Ortalamaya Girer mi?

Ortalamaya vuruluyor artık her şey.

Bin dört yüz Türk lirası alır meselâ

Asgari ücretli bir işçi bir ayda

Fakat

Yıllık on bin dolarmış

Kişi başına düşen gelir ortalama

Ekmek ortalama

Aş ortalama

Ve memleketimizde

Seksene dayanmış güya yaş ortalama

Peki kaç yıl yaşar bir insan?

Ya da

Kaç yıldır bir işçinin ömrü ortalama?

Elli mi?

Altmış mı?

Seksen mi?

Toplum sınıflara bölündüğünden beri

Ve ben

Kendimi bildim bileli

Dedemden de dinledim babamdan da

Yaşanmışlıkların yaşanmamışlıkların hikâyelerini

Rahmetli babam;

“Yetim kalınca sekizimde henüz,

Ondan bu yan çalışırım” derdi “gece gündüz”

“Bir köpeğim vardı,

hatırlamam adını şimdi

Bir parça ekmek ona verirlerdi

Bir parça bana

Doyamam da alışırdım” derdi “açlığa”

Ben sekizimde falanken

Babamın saçları çoğunlukla beyazdı

Sorduğumda

Kaç yaşındasın baba diye

“Gün mü gördük ki oğul

Ben beni bildim bileli çalışırım

Elli desem ne, yüz desem ne?

Eğer bakarsan bükülmüş belime

Feri sönmüş gözlerime bakarsan

Yüze yakışırım

Ya da

Bakarsan lime lime olmuş ellerime

Çökmüş omuzlarıma bakarsan

Dünyanın birikmiş bütün kahrını taşırım

Ta dedemden, dedelerimden miras kalan”

Kaç yıl yaşar bir insan

Kaç yıldır bir işçinin ömrü ortalama

Babamın ömrü

Bir zaman karasabanın ardında

Ve kırkından sonra

Şehrin amele pazarlarında

Yoksulluğun avuçlarında bitti

Son arzusu

Köyün yamaçlarındaki

Mürdüm eriklerinin dibine gömülmekti

Olmadı, gözleri açık gitti…

Şimdi

Kırk yıla yakındır yani

Şehrin asri mezarlığında yatıyor

Ve neredeyse

Girip her üç ayda bir rüyalarıma

Köyün yamaçlarındaki mürdüm eriğiyle

Çınar ağacının hikâyesini anlatıyor

Kaç yıl yaşadı dersiniz babam şimdi?

Elli mi?

Altmış mı?

Yetmiş mi?

Ya da yan yana koysanız

Yaşanmışlıklarını yaşanmamışlıklarını

Toplasanız çıkarsanız hesap etseniz kalanı

Üç gün eder mi?

Ve daha on üçündeyken

Yaşamın bütün coşkularını

Yüreğinde çılgınca akıtacak bir dereyken

Ve sütlü çikolatalı dondurmaları

Ağzına yüzüne bulaştıra bulaştıra yiyecekken

Ve çocuk aklı

Gökyüzüne saldığı uçurtmaların kuyruğuna takılıp gidecekken

Ve daha

Öyle ya da böyle iyi kötü günler görecekken

Patronların tezgâhında

Kafası prese sıkışıp ON ÜÇÜNDE ÖLDÜRÜLEN

AHMET YILDIZ BU ORTALAMAYA GİRER Mİ?

15 Aralık 2017

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...
  • Ben on üç yaşından beri çalışmaktayım. Adana’da birçok fabrikada çalıştım, son beş yıldan beri ise bir fabrikada metal işçisi olarak çalışıyorum. Daha önce hep duyuyordum UİD-DER’in etkinliklerini ama böyle bir etkinliğe hiç katılmamıştım....
  • İki dağcı genç çadırlarını alır dağa çıkarlar. Çadırlarını kurar ve gece içinde uyurlar. Gençlerden biri gece uyanır. Panik halde arkadaşını uyandırır. Ne olduğunu, niye uyandırıldığını anlayamayan şaşkın arkadaşına sorar:
  • Geçenlerde eve dönmek için dolmuşa bindim, dolmuş hakikaten dolmuş durumdaydı. Dolmuşta iki kişinin kendi aralarında yaptıkları sohbete kulak misafiri oldum. Diş hekimi bu iki insan bir birilerine “müşteri nasıl kazıklanır” taktiğini veriyordu. “Bak...
  • Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde güncelleme (zam) gündemime girdiğinde, acaba bu mektubu yazana kadar konu güncelliğini yitirir mi diye çok düşündüm. Sonunda mektubu yazmaya başladım ve burasına üzülsem mi, sevinsem mi bilemedim ama güncelliğini...
  • İstanbul Silivri açıklarında yaklaşık altı büyüklüğündeki deprem, yılardır bastırdığımız deprem korkumuzu tekrar gündemimize getirdi. Yaşanan sarsıntıyla yoksul işçi ve emekçiler artık diken üzerinde yaşamaya başladı. Büyük sarsıntıdan sonra,...
  • Kardeşler, bir servis şoförü olarak bugün sizinle biraz dertleşmek istedim. Yaşadıklarımı, tanık olduğum şeyleri sesli düşünerek aktarayım sizlere. Yirmi yıl çalıştıktan sonra emekli olacağım, artık çalışmama gerek yok diyerek emekli oldum. Emekli...
  • Geçtiğimiz günlerde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından 3 yeni vergi kalemini içeren yeni bir vergi yasası kabul edildi. Büyük bir riyakârlıkla “vergi adaleti” diye pazarlanan yeni yasayla, vergi gelirlerinin arttırılması ve ekonomik krizin...
  • Birinci Dünya Savaşında Doğu cephesi… Enver Paşa komutasındaki taburlara katılan ve acımasız kış soğuğunda Allahuekber Dağları eteklerinde soğuktan ve açlıktan kırılan on binlerce asker… Hasan İzzettin Dinamo’nun kaleme aldığı Savaş ve Açlar romanı...
  • Biz yaşamak için emek gücümüzü patronlara satmak zorunda kalan işçileriz. Bunun için her gün işyerlerimize gider saatlerce ter akıtırız. Fabrikalarda, inşaatlarda, ofislerde ömrümüzden ömür vererek çalışırız. Tek derdimiz kendimize ve sevdiklerimize...