Navigation

Buradasınız

Baskı ve Yasaklara Karşı Mücadele Büyüyor

Pandemi bahanesiyle ülkenin dört yanında ekonomik ve demokratik haklar hiçe sayılırken, bunu kabul etmeyen, mücadele eden işçilere, öğrencilere yönelik baskı durmuyor. Siyasi iktidar patronların hukuksuzluklarını görmezden gelirken, yasal olmadığı gerekçesiyle hakkını arayan işçilerin önünü kesiyor. Sözde işten atmalar yasak olduğu için işçileri tazminatsız atan, ücretsiz izne gönderen işverenler aylardır yasaları çiğniyor. Yasal haklarını arayan işçiler muhatap bulamıyor, baskı ve şiddet görüyor. Pandemi gerekçesiyle işçilerin toplanması yasaklanırken, AKP kongrelerine koronavirüs yasakları uğramıyor.

Pandemi bahanesiyle ülkenin dört yanında ekonomik ve demokratik haklar hiçe sayılırken, bunu kabul etmeyen, mücadele eden işçilere, öğrencilere yönelik baskı durmuyor. Siyasi iktidar patronların hukuksuzluklarını görmezden gelirken, yasal olmadığı gerekçesiyle hakkını arayan işçilerin önünü kesiyor. Sözde işten atmalar yasak olduğu için işçileri tazminatsız atan, ücretsiz izne gönderen işverenler aylardır yasaları çiğniyor. Yasal haklarını arayan işçiler muhatap bulamıyor, baskı ve şiddet görüyor. Pandemi gerekçesiyle işçilerin toplanması yasaklanırken, AKP kongrelerine koronavirüs yasakları uğramıyor.

PTT işçilerine Ankara’da polis engeli

İşten atılan ve ücretsiz izne çıkarılan sendika yöneticilerinin işe geri alınması ve sendikalarının tanınması talebiyle direnişte olan PTT-Sen ve PTT Kargo-Sen üyesi işçiler direnişlerinin 38. gününde 2 Şubatta seslerini duyurmak için PTT Genel Müdürlüğü önündeydi. Ancak her zamanki gibi işçilerin karşısında iktidarın kolluk gücü dikildi ve yaptıklarının yasal olmadığını söyledi. Genel Müdürlük önünde açıklama yapmalarına izin verilmeyen işçiler daha sonra Ulus Meydanında bir basın açıklaması yaptılar. Sendikalar Kanununa göre sendikacıya baskı yapılamayacağını, hatta yerinin değiştirilemeyeceğini söyleyen işçiler, bir devlet kurumunda aleni bir şekilde yasa çiğnenerek bütün sendika yöneticilerinin işinden edildiğini hatırlattılar. 38 gündür bu yasa dışı muameleyi anlattıkları halde hiçbir muhatap bulamadıklarını belirten işçiler kendilerine gelince yasaların “hatırlatılmasına” tepki gösterdiler. “Yasaysa sendikalar yasası da uygulansın. TCK’nın 118. maddesi uygulansın, Hakan Gülten’e soruşturma açılsın, gitsin yargılansın, ifade versin. Yaptığımız suç duyurularından dosya oluşturacak bir tane savcı yoksa bu ülkede kimse bize yasadan bahsetmesin” diyen işçiler, talepleri karşılanana Ankara’dan ayrılmayacaklarını ifade ettiler.

Kayseri’de 400 maden işçisi iş bıraktı

Aynı gün Kayseri’nin Develi ilçesinde bulunan Öksüt Madencilik'in taşeron firması olan Çiftay Madencilik’te çalışan 400 işçi, düşük ücretler ve kötü çalışma koşulları yüzünden iş bırakarak ilçe merkezine yürüdü. İlçe merkezinde toplanan işçiler bir açıklama yaparak yaşadıkları sorunları ve taleplerini dile getirdiler. 1,5 yıldır çalışma sahasında tuvaletleri bile olmadığını belirten işçiler, defalarca sözlü ve yazılı olarak talep etmelerine rağmen hiçbir adım atılmadığını söylediler. İşçiler ücretlerine yüzde 80 oranında zam yapılmasını; prim sisteminin kaldırılarak senede dört ikramiye verilmesini; ramazan aylarında iaşe, kurban bayramlarında kurban yardımı yapılmasını; izin günlerinde, resmi ve dini bayramlarda yaptıkları fazla mesailerin 1’e 2 oranında ödenmesini; işçi temsilcilerinin işçiler tarafından seçilmesini talep ediyorlar.

Burada da işçilerin yanına gelen polis açıklamayı hemen bitirip dağılmalarını ve “salgın devam ettiği” gerekçesiyle sosyal mesafeyi korumalarını istedi işçilerden. Ne yaman çelişki ki, 1,5 yıldır işçileri insanlık dışı koşullarda, bir tuvalet dahi olmadan çalıştırarak işçilerin sağlığını tehlikeye atan işverene hiçbir yaptırım uygulanmazken, taleplerini dile getirmek isteyen işçilere salgın ve “sosyal mesafe” hatırlatılıyor.

Hukuksuzluklarını kanunlaştırarak rektörlük seçimlerini kaldıran siyasi iktidar, üniversitelere kayyum rektörler atarken buna karşı çıkan, itiraz eden öğrencileri yasa dışı olmakla suçluyor, terörize ediyor. 2 Şubat günü hakkını arayan işçilerin önü kesilirken, kayyum rektörü protesto eden gençlerin İstanbul ve Ankara’da şiddet görmesi, gözaltına alınması siyasi iktidarın nasıl bir toplum istediğini gösteriyor. Bugün gördüğümüz manzara siyasi iktidarın emeklisi, işçisi, kadını, genci, öğrencisiyle tüm ülkeyi nefes alamayacak duruma getirerek felçleştirme çabasıdır. Ama tablonun bir tarafında baskı varsa diğer tarafında “artık yeter” diyerek mücadele eden işçilerin, gençlerin sayısının her geçen gün artması gerçeği vardır.

4 Şubat 2021

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...

UİD-DER Aylık Bülteni