Navigation

Buradasınız

Direnişçi PTT İşçilerine Ankara’da Polis Terörü

Direnişçi PTT taşeron işçileri, seslerini duyurmak üzere İstanbul’dan Ankara’ya geldiler. Önce İstanbul Sirkeci’deki PTT Müdürlüğü, ardından Ankara’daki PTT Genel Müdürlüğü önünde 24 saatlik birer oturma eylemi gerçekleştirdiler. Son olarak da taleplerini iletmek maksadıyla TBMM önünde yine aynı şekilde bir oturma eylemi gerçekleştirmek istediler, ancak olmadı.

12 Temmuz Salı günü, saat 11’de TBMM önüne gelen işçiler, ihale döneminin bitmesine 3 ay varken haksız yere işten atıldıklarını ve direnişe geçtiklerini belirttiler. Taşeronluk sisteminin güvencesiz çalışma koşullarını dayattığını ifade eden işçiler, yaptıkları basın açıklamasında, işsizliğin yoğun olduğu koşullarda taşeron çalışmaya mecbur bırakıldıklarının, bunu fırsat bilen sermayedarların ve onların vekillerinin de bu yasadışı çalışma koşullarını kural haline getirip dayattıklarını söylediler. İnsan onuruna aykırı bu çalışma biçimine derhal son verilmesini ve tüm işçilerin kadrolu, güvenceli çalışmasını talep ettiklerini dile getirdiler.

Taşeron PTT işçileri aynı zamanda işe iadelerinin de bir an önce yapılmasını talep ediyorlar. “187 gündür direnişimizi görmezden gelenleri, taleplerimizi duymazdan gelenleri rahatsız etmeye devam edeceğiz” diyen PTT işçileri, eylem biçimlerini farklılaştırarak direnişlerini sürdüreceklerini açıkladılar. İşçiler, “Sermayenin bize dayattığı geleceksiz, güvencesiz, kölece çalışma ve yaşam koşullarını ancak birleşik mücadeleyle geri püskürtebiliriz. Tüm sınıf kardeşlerimizi birleşik mücadeleyi büyütmeye, sermaye sınıfı ve uşaklarının korkularını gerçeğe çevirmeye bir kere daha davet ediyoruz. Eylem ve etkinliklerimize katılmaya, destek olamaya çağırıyoruz” diyerek basın açıklamasını bitirdiler.

Sonrasında eylem yapan işçiler Mecliste grubu olan partilerle görüşmek istediklerini söyleyerek yetkililerle görüşme taleplerini belirttiler. Ancak bu istekleri reddedildi. Bunun üzerine “Taşeron İşçisi Yalnız Değildir”, “İşimizi Geri İstiyoruz”, “Taşeron İşçiler Kadroya alınsın” sloganlarını atarak oturma eylemine başladılar. Bu sırada “yetkili” polis şefi bu eylemin yasadışı olduğunu, Meclis önünde uzun süreli bir eyleme izin vermeyeceklerini ve dağılmaları gerektiğini söyledi. Buna “biz haklı bir direniş sergiliyoruz” diyerek ve sloganlar atarak yanıt veren işçiler bir anda polis ablukasına alındı. 2 işçi ve onlara destek veren 4 devrimci polisin baskısıyla zorla polis aracına bindirilerek alandan uzaklaştırıldılar. Eylemciler araca bindirilmek istenirken “Baskılar Bizi Yıldıramaz” ve “Katil Polis Hesap Verecek” sloganlarını attılar.

Eylemci işçilerin de belirttiği gibi, yolsuzluk yapanları, masum insanların canına kıyanları görmezden gelen devlet ve onun polis gücü, temel hakları için mücadele eden işçiler söz konusu olduğunda tamamen farklı bir muameleye başvuruyor. Polis baskısı hemen hemen her işçi eyleminde yaşanmakta ve mücadele eden işçilerin, gençlerin, öğrencilerin üzerine biber gazı, jop darbeleri, basınçlı su ve hatta kurşun yağdırılmaktadır. Buna ancak örgütlü ve birleşik bir karşı duruşla dur denebileceği açıktır.

15.0772011

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İzmir Gaziemir Ege Serbest Bölgesinde SF Trade Tekstil işçileri ile Kale Pratt&Whitney Uçak Motor Sanayi fabrikası işçileri, Tekirdağ'da Megam Tekstil işçileri, İzmir'de Bergama Belediyesi işçileri ile Tariş Yemta Yem Hayvancılık fabrikası...
  • Yaşadığımız dünyada paranın egemenliğine dayalı kapitalist sistem hüküm sürüyor. Bu sistemde tüm üretim araçlarının sahibi patronlar sınıfıdır. Fabrikalardan makinelere, topraktan ulaşım araçlarına, gazetelerden televizyon kanallarına her şey...
  • Merhaba arkadaşlar. Biz bir grup taşeron sağlık işçisiyiz, çalıştığımız hastanede sorunlarımız gün geçtikçe artıyor. Sağlık sistemindeki çıkmazlar sebebiyle hastaya ve çalışana eziyet katlanılamaz noktaya ulaştı. Çeşitli nedenlerle sağlık hizmetine...
  • Kimimiz lisede, kimimiz üniversitede okuyor. Kimimiz işsizliğin yıkıcı etkisiyle boğuşuyorken günde 10-12 saat ağır koşullarda çalışıyor, iliklerine kadar sömürülüyor kimimiz. Memleketlerimiz farklı, adlarımız farklı… Fakat bizi birbirimize bağlayan...
  • Korku canlılara has bir duygudur. Korkunun kaynağında tek başına olduğunu düşünmek, kendini güvende hissetmemek yatar. İnsanlar korkuya kapıldıklarında kendilerince bazı savunma mekanizmaları geliştirirler. Bunlardan bir tanesi de uyanık görünmeye...
  • İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk 1 Ocak 2018’den bu yana uygulanıyor. Zorunlu arabuluculuk, iş mahkemelerinin yükünü ve birikmiş dava dosyalarını azaltacağı, işçilerin alacaklarını çok daha kısa sürede alacağı propagandasıyla pazarlandı. İşveren...
  • Âdem Yarıcı isimli işsiz baba valilik önünde benzin döküp kendisini yaktı. Âdem kendisini yakana kadar kimseler onun hakkında hiçbir bilgiye sahip değildi. Âdem Yarıcı’nın son sözleri “çocuklarım aç” oldu. Kendileri işsiz, çocukları aç olan...
  • “İşyerinden arkadaşlarla konuşurduk hep, işçiler birleşirse hayatı yeniden yaratırlar diye. Sonra içimden hep ‘acaba mümkün mü bu?’ diye düşünürdüm. Sonra İşçi Dayanışması’nın Ocak sayısında Fransa’da yaşanan eylemleri okudum ve artık inanıyorum....
  • 19 Ocakta Gebze’de yapılan mitingde Birleşik Metal-İş genel başkanı, işçilerin baskısına dayanamayarak 5 Şubatta greve çıkılacağını açıklamıştı. Keza Türk Metal de grev kararı almış ama tarihini açıklamamıştı. Bu gelişme üzerine MESS tekrar...
  • Yunanistan’da kamu ve özel sektör işçileri hükümetin sosyal güvenlik sistemi için hazırladığı saldırı tasarısını 24 saatlik bir genel grevle protesto etti. Sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesini içeren yasa tasarısına “hayır” diyen...
  • Çok uzun zamandır her sektörden işçinin gözü kulağı metal işçilerinin MESS’in dayatmalarına karşı giriştiği eylemlerdeydi. MESS’in işçileri hor gören tavrına karşı işçilerin “grev” kararlılığı sadece sendikalı işyerlerinde, fabrikalarda değil,...
  • Kasım ayında damat bakan kameraların karşısına geçmişti. “Dar gelirlilere düşük faizli ev müjdesi” açıklaması malum medya ağzıyla ballandıra ballandıra verilmeye başlandı. Üstüne de “20 yıl kira öder gibi” eklenince bu “müjdeli” açıklama asgari...
  • Benim adım Hazal. 4 buçuk yaşındayım. Benim annem her gün beni bırakıp işe gidiyor. Ben annemin işe gitmesini hiç istemiyorum, çünkü beni parka götürsün istiyorum. Her gün anneme soruyorum “Pazar günü de işe gidecek misin? Ben seni çok özlüyorum.”...