Navigation

Buradasınız

Eğitim İşçileri 2019’da da Mücadele Ediyor

2018’de ABD’nin pek çok eyaletinde öğretmenler kitlesel grevler ve yürüyüşlerle daha iyi yaşam ve çalışma koşulları, daha iyi ücret, daha nitelikli eğitim taleplerini ortaya koydular ve pek çok kazanım elde ettiler. ABD’li öğretmenlerin mücadelesi 2019’da da devam etti. Mart ayında bu defa Indiana eyaleti öğretmenlerin eylemleriyle sarsıldı. Ancak öğretmenlerin mücadelesinin tek adresi ABD değil. 2019’un ilk günlerinden bu yana pek çok ülkede öğretmenler kararlılıkla mücadele ediyor.

2018’de ABD’nin pek çok eyaletinde öğretmenler kitlesel grevler ve yürüyüşlerle daha iyi yaşam ve çalışma koşulları, daha iyi ücret, daha nitelikli eğitim taleplerini ortaya koydular ve pek çok kazanım elde ettiler. ABD’li öğretmenlerin mücadelesi 2019’da da devam etti. Mart ayında bu defa Indiana eyaleti öğretmenlerin eylemleriyle sarsıldı. Ancak öğretmenlerin mücadelesinin tek adresi ABD değil. 2019’un ilk günlerinden bu yana pek çok ülkede öğretmenler kararlılıkla mücadele ediyor.

Polonya

Polonya’da yüz binlerce öğretmen daha iyi çalışma koşulları, daha yüksek ücret ve daha nitelikli eğitim talebiyle mücadele ediyor. İktidardaki aşırı sağcı Kanun ve Adalet Partisi (PiS) ile üç öğretmen sendikası arasında yapılan toplu sözleşme görüşmelerinin 7 Nisanda tıkanması üzerine 8 Nisanda başlayan eylem ve grevler ikinci haftasına girdi.

Öğretmenler açlık ve sefalet içinde yaşadıklarını dile getiriyor ve ücretlerine %30 oranında zam istiyor. Ancak hükümet, eğitim işçilerinin bu talebine kulak tıkıyor ve %15 oranında zam dayatıyor. Hükümete yakın Dayanışma sendikası, üyelerinin tepkisine rağmen, bu oranı kabul etti ve anlaşma imzaladı. Üstelik öğretmenlerin haftalık zorunlu ders saatlerinin 18’den 24’e çıkarılmasını kabul etti. Bu durum hükümeti daha da cesaretlendirdi. Eğitim Bakanı devlet bütçesinin öğretmenlerin istediği zammı kaldıramayacağını ileri sürdü, oysa hükümet silah harcamalarına ve ordunun modernizasyonuna milyarlarca dolar harcıyor. Eğitim Bakanlığı, okul yönetimlerinden greve giden öğretmenlerin isim listesini istiyor. Grev nedeniyle iptal edilmesi gereken sınavlarda dini inançlarını istismar ederek dindar öğretmenleri, rahip ve rahibeleri grev kırıcı olarak kullanıyor. Çünkü hükümet, öğretmenlerin mücadelesinin diğer sektörlerden işçileri de hakları için mücadeleye sevk etmesinden korkuyor.

Hükümete yakın sendikaya üye çok sayıda işçi istifa ederken, Polonya Öğretmenler Sendikası ZNP %30 ücret artışında ısrarcı olduğunu açıkladı. Öğrencilerin ve velilerin çok büyük bir çoğunluğu öğretmenlerin taleplerini destekliyor. Öğrenciler öğretmenlerine destek amacıyla çeşitli eylemler düzenliyorlar. Veliler, Eğitim Bakanına “eğitim hakkını engellemekle suçladığınız öğretmenler haklılar ve çocuklarımızın eğitim hakkını onlar değil sizler engelliyorsunuz” diyorlar.

Polonya’da zengin ile yoksul arasındaki uçurum giderek derinleşiyor. Avrupa Birliğine katılmakla sorunlarının çözüleceği söylenen halk o günden bu güne daha da sefalete sürüklendi. Öğretmenlerin 8 Nisandan bu yana yürüttükleri mücadele, uzun yıllardır uygulanan baskı politikalarının ve hak gasplarının sonucu. Bu nedenle grev oylamasında öğretmenlerin ezici çoğunluğu “evet” dedi ve öğretmenler, 1993’ten bu yana ilk kez ülke çapında genel greve gitti. Yüz binlerce öğretmenin katıldığı ve bütün haftaya yayılan grev sırasında kreşler, okullar kapalı kaldı. Ortalama 500-600 dolar civarındaki sefalet ücretiyle yaşamaya zorlandıklarını dile getiren öğretmenler, grevlerini sürdürebilmek için dayanışmaya ihtiyaç duyduklarını vurguluyorlar.

Yunanistan

Yunanistan’da öğretmenler 12 Nisanda ortaokul ve lise müfredatlarında değişiklikler öngören, üniversiteye giriş sistemini düzenleyen yasa tasarısını protesto etmek için 24 saatlik greve çıktı. Orta Öğretim Kurumları Federasyonu OLME’nin çağrısıyla gerçekleşen grev süresince tüm ortaokul ve liseler kapalı kaldı. Yunanistan Eğitim Bakanlığının parlamentoya gönderdiği yasa tasarısının geri çekilmesini isteyen öğretmenler Atina, Selanik, Patra gibi kentlerde gösteriler düzenlediler.

Yunanistan’da 2009 yılındaki krizden bu yana kamu sektöründe işçi alımı, öğretmen ataması yapılmıyor. Düşük ücrete sözleşmeli öğretmenler çalıştırılıyor. Okullara eğitim için gerekli araç gereçler sağlanmıyor. Bu sorunların üzerine bir de müfredat değişikliği yapılıyor. Bu nedenle öfkesi büyüyen öğretmenler senenin başından bu yana Syriza hükümetine karşı grevler ve eylemler düzenliyorlar.

Fas

Fas’ta öğretmenlerin mahkûm edildikleri kölece çalışma koşullarına karşı mücadelesi devam ediyor. Eğitim Bakanlığına bağlı olarak kadrolu çalışmak, iş güvencesine ve sosyal haklara sahip olmak isteyen öğretmenlerin eylemleri Mart ayı başında başladı. Yaşları 20 ilâ 30 arasında değişen binlerce sözleşmeli öğretmen her hafta eylemler gerçekleştirdi. Eylemlerin beşinci haftasına girdiği 10 Nisanda yüzlerce öğretmen Rabat’taki Eğitim Bakanlığı binasının önünde eylem yaptı. Bunun üzerine Eğitim Bakanı sınıflarına geri dönmezlerse öğretmenleri polis kurşunlarının hedefi haline getirmekle tehdit etti. Ancak öğretmenlerin kararlılığı bu tehditleri savuranları sendikalarla görüşme masasına oturmak zorunda bıraktı.

5 sendika ve hükümet arasında gerçekleşen görüşmelerin ardından eğitim işçileri 15 Nisanda okullarına geri döndüler. Ancak hükümet oyalama taktiklerini devreye soktu, öğretmenlerin üzerindeki baskıyı hafifletmedi ve taleplerini karşılamakta ayak diredi. Bunun üzerine 5 sendika 22 Nisanda bir hafta süreyle greve gideceğini duyurdu.

Fas’ta geçici sözleşmelerle çalıştırılan öğretmenler hangi bölgede çalışacaklarına kendileri karar veremiyor, düşük ücret alıyor ve emeklilik hakları gasp ediliyor. Bu nedenle öfkeli olan öğretmenler hükümetten oyalama politikalarını bir kenara bırakıp bir an önce taleplerini yerine getirmesini istiyor.

19 Nisan 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Sermaye sınıfı, pandemiyle birlikte işçilere dönük saldırılarını örtebildiği kullanışlı bir şal buluverdi. “Açlık mı, ölüm mü” ikilemini dayattığı işçi sınıfının ayağındaki prangaları gün geçtikçe ağırlaştırıyor. İşçilerin çalışma ve yaşam koşulları...
  • Bizler de kargo işçileri olarak yıllardır sınıfın sesi ve kürsüsü olan İşçi Dayanışması bülteninin 150. sayısını kutluyoruz. Kardeşler İşçi Dayanışması biz işçilere yol gösteriyor ve mücadelede umut veriyor. Bunu işyerlerinde yaptığımız...
  • UİD-DER’in mücadele araçlarından biri olan İşçi Dayanışması gazetesinin 150. sayısı çıktı. Sınıf bilincine sahip işçilerin yayınladığı bu gazete, bize ve çevremizdeki tüm işçilere her ay bilgi kaynağı oluyor. Bu sistemde sermaye sınıfı ve siyasi...
  • Merhaba arkadaşlar, sizlere UİD-DER ve İşçi Dayanışması’yla tanışmamdan bahsetmek istiyorum. Benim UİD-DER ile tanışmama ağabeyim vesile oldu. İlk olarak 2011 yılında, iş kazalarıyla ilgili bir etkinlik vardı, oraya katılmıştım. O günü hiç...
  • Ukrayna’nın en büyük demir madenciliği işletmesi olan Kryvyi Rih Demir İşletmesinin 4 madeninde işçiler grevde. Güneşten, gökyüzünden mahrum, yerin yüz metrelerce altında çalışan maden işçileri 3 Eylülden itibaren kendilerini madene kapatarak bir...
  • Bizler petrokimya sektöründe çalışan kadınlarız. Birçok işyerinde yaşanan sıkıntılar elbette bizim de fabrikamızda yaşanıyor. İlk başlarda bizi Covid-19 virüsüyle öyle korkuttular ki kimseyle temas etmemek için elimizden geleni yapıyorduk. Ama bunun...
  • İşçi Dayanışması gazetesi tam 150 sayıdır sınıfına yol gösteriyor! Değişen, dönüşen, kendi birliğine, gücüne ve örgütlülüğüne güvenen işçilerin sesi olarak çıktığı bu yolda büyümeye ve serpilmeye devam ediyor. İşçi sınıfının tarihsel mücadele...
  • İşçiler olarak içinde bulunduğumuz yoksulluk, ağır çalışma koşulları giderek belimizi büküyor. Bunlara bir de artan işsizlik, işten atılma endişesi ekleniyor. Oysa tüm bu sorunlar tek tek işçilerin değil tüm işçi sınıfının sorunları olarak...
  • Tüm dünya ağır bir ekonomik krizin ve koronavirüs salgınının etkisi altında bulunuyor. İşsizlerin ve yoksulların sayısı çığ gibi büyüyor. Emekçilerin yaşam koşulları her geçen gün daha fazla kötüye gidiyor. Hemen her ülkede eğitim ve sağlık...
  • İşçi Dayanışması 150 sayıdır mücadelemizin, öfkemizin, sevinçlerimizin, işyerlerinde yaşadığımız sorunların kürsüsü oldu. İlk sayısından itibaren, her sektörden, fabrikadan, şehirden ve hatta okyanuslar ötesinden işçi arkadaşlarımızla buluştuğumuz...
  • Bundan yıllar önce UİD-DER’e yeni geldiğim sıralarda, bana bir işçi arkadaş gazete vermeye başladı, İşçi Dayanışması gazetesi. Ben de o sıralarda şöyle bir göz gezdirip okumadan sayfalardaki resimlere bakıyordum. Aldığım gazeteleri eve gittiğimde...
  • İşçi Dayanışmasının ilk sayısına hepimiz yetişemesek de UİD-DER internet sitesindeki arşivinden bulup sayfalarını karıştıranımız çok olmuştur. O günlere şahit olanlarımız geçmişteki mücadele günlerini yâd etmiş, yola sonradan düşenlerimiz ise...
  • Ali Abi döküm işinde çalışıyor. Daha küçük bir çocukken çırak olarak başlayan çalışma hayatı 50 yılı aşmış. Özellikle ilk yıllar sigortasız çalıştırıldığı için ancak dört yıl önce emekli olabildi Ali Abi. Döküm işi ağır ve çok tehlikeli iş...

UİD-DER Aylık Bülteni