Navigation

Buradasınız

Emeklilik İşçiler İçin Bir Hayal mi?

Temmuz 2013, No:64

Patronlar işçilerin kazanılmış haklarını geri almak için her yolu, her yöntemi deniyorlar. İşçileri iliklerine kadar sömürmekle yetinmiyorlar. İşçilerin henüz doğmamış çocuklarını bile nasıl çalıştıracaklarının ve sömüreceklerinin hesabını yapıyorlar. Bu nedenle emeklilik yaşını 65’e çıkartıyorlar.

1995 yılında emeklilik yaşının yükseltilmesi saldırısına karşı meydanlara çıkan işçiler, “mezarda emekliliğe hayır” diye haykırıyorlardı. O zaman emekli olabilme yaşı kadınlarda 38, erkeklerde ise 43’tü. Çalışma süresi ve prim gün sayısı ise kadınlarda 20 yıl ve 5000 işgünü, erkeklerde ise 25 yıl ve 5000 işgünüydü. Taşeronluk sistemi ve esnek çalışma o zaman henüz yaygınlaşmadığı ve bugünkü gibi 3 milyon (resmi olarak) işsiz olmadığı için, bir işçinin aynı işyerinde yıllarca çalışma ve emekli olma ihtimali yüksekti. Ama bugün her şey çok farklı. Şimdi emekli olmak pek çok işçi için artık ulaşılması çok zor bir hayalden ibaret. Bu, özellikle genç işçiler için daha çok geçerlidir.

17 Ağustos 1999’da Gölcük depremi yaşandı ve on binlerce insan öldü, ülke yasa boğuldu. Ama Ecevit’in başında bulunduğu o dönemin hükümeti bunu patronlar için fırsata çevirmekten geri durmadı. İnsanlar acılar içinde kıvranırken, bir gece yarısı emeklilik yaşı kadınlarda 58’e, erkeklerde 60’a çıkartıldı. Fakat patronlar bu kadarıyla da yetinmediler. Aynı Ecevit hükümeti gibi patronların hizmetinde olan AKP hükümeti, 1 Ocak 2007’de emeklilik yaşını ve prim gün sayısını kademeli olarak yeniden yükseltti. Yeni düzenlemeyle, emeklilik yaşı kadınlarda 62 ve erkeklerde 65’e yükseltildi. Prim gün sayısı ise 5000 günden, sigortaya giriş tarihine ve yaşına göre kademeli olarak 7200 güne çıkartıldı. Prim gününü doldurmanın zorluğu bir yana, işçiler artık emekli olmak için yaşı doldurmayı bekleyeceklerdi. 2048 tarihi itibariyle kadınlar ve erkekler için emekli olma yaşı 65’e çıkacak.

AKP hükümeti, sosyal güvenlikte “kara delik” olduğunu söylüyor ve bunu kapatmak için işçilerin haklarına saldırıyordu. Daha az işçinin emekli olması ve daha az işçinin maaş almasıyla sosyal güvenlik fonundaki para da artmış olacaktı. Oysa gerçekte böyle bir “kara delik” yoktu. Kaldı ki iddia edilen bu “kara delik”in sorumlusu işçiler değil patronlardır. Çünkü patronlar milyonlarca işçinin sigortasını yapmamakta, primlerini ödememekte ve sosyal güvenlik fonuna akması gereken paraları cebe indirmektedirler. Bugün hâlâ 10 milyon işçi sigortasız olarak çalışmaktadır ve AKP hükümeti patronlara tek laf etmemektedir.

Patronlar, AKP hükümeti döneminde çıkartılan yasalardan yararlanarak, 18-30 yaş arası işçileri işe alıyorlar. 30 yaşını geçmiş işçileri işe almayan patronlar, 65 yaşına kadar işçi çalıştırırlar mı? Yıllarca sigortasız çalıştırılan, taşerona mahkûm edilen, sigorta primi düzenli ödenmeyen, yaşı ilerlediğinde işten atılan, sağlıksız çalışma koşulları yüzünden iş kazaları ve meslek hastalıkları ile genç yaşta tükenen işçilerin emekli olması neredeyse imkânsız gibi. İş saatleri uzun, çalışma koşulları oldukça ağır ve yıpratıcıyken, hangi işçi 65 yaşında emekli olduktan sonra bunun “sefasını” sürecek? 

Buna rağmen bugün yaşı ilerlemiş olan işçiler, “emeklilik yaşını yükselten yasa beni 5-6 yıl etkiledi” diyerek teselli buluyor ve sabır gösteriyorlar. Peki, ya şimdinin orta ve genç işçi kuşakları, onlar ne olacaklar? Aslında emeklilik primini ve yaşını yükseltme saldırısı, gelecek işçi kuşaklarına yönelik bir saldırıdır. Tüm işçi kuşakları bu gerçeği kavramak zorundalar. Şu an orta yaşlarındaki işçi kuşaklarının emekli olup olmayacağı bile belirsizdir. Dolayısıyla genç işçi kuşaklarının birer nine ve dede olarak 65 yaşına kadar çalışıp ondan sonra emekli olacağının hiçbir garantisi yoktur. İşte bu nedenle 65 yaşında emekli olmak demek, aslında mezarda emekli olmak demektir.

Patronlar işçilerin kazanılmış haklarını geri almak için her yolu, her yöntemi deniyorlar. İşçileri iliklerine kadar sömürmekle yetinmiyorlar. İşçilerin henüz doğmamış çocuklarını bile nasıl çalıştıracaklarının ve sömüreceklerinin hesabını yapıyorlar. Bu nedenle emeklilik yaşını 65’e çıkartıyorlar. Böylece aktif işgücü sayısı artmış oluyor. Daha düşük ücret vererek yaşlı işçileri genç işçilere karşı kullanmak istiyorlar. Aynı zamanda sosyal güvenlik sisteminde biriken paraları nasıl yağmalarız diye düşünüyorlar. Emeklilik yaşı uzatılırken, sigorta şirketleri özel sigortalı olmayı özendirmeye, emekçi kitleleri soymaya çalışıyor.

İşçiler, kendileri ve gelecek işçi kuşakları için kölece çalışma koşullarına, mezarda emeklilik sistemine hayır demelidirler. Her gün işçilerin canını alan iş cinayetlerine, taşeronluk sistemine, güvencesiz ve esnek çalışmaya, mezarda emekliliğe karşı tek seçeneğimiz var: İşçilerin birliğini sağlamak, bilinçlenmek ve mücadele etmek! Patronların saldırılarını, işçiler bir sınıf olarak örgütlendikleri zaman püskürtebilir ve yeni haklar elde edebilirler.

16 Temmuz 2013

Son Eklenenler

  • Yaşadığı çağı anlamlandırmaya çalışan insan, tarih boyunca geleceğe yönelik çeşitli tasavvurlarda bulundu. Mesela edebiyat tarihinin ilk bilimkurgu yazarı olarak bilinen Samsatlı Lukianos, bir eserinde dönemin en hızlı teknolojik aracı olan...
  • Merhaba arkadaşlar. Ben özel sektörde çalışan bir eğitim emekçisiyim. Her yıl 10 aylık sözleşmelere imza atıp 3 kuruşa yaşamaya çalışan binlerce öğretmenden biriyim. Haftanın altı günü sabah 9’dan akşam 7’ye en az 10 saat, posamız çıkana kadar...
  • Selam olsun 15-16 Haziran büyük işçi direnişini miras bırakan işçi sınıfına, selam olsun sınıfımızın tarihini bizlere taşıyan derneğimiz UİD-DER’e! Derneğin sitesinde yayınlanan akışı okurken ve izlerken kendimi son derece mutlu ve gururlu hissettim...
  • 8 yaşında bir kız çocuğu hayata dair ne kadar şey bilebilir? Hayatın yükünü ne kadar sırtlayabilir? Adı üstünde çocuk… Çocuk oyun oynamak ister, gülmek ister. Gelecek henüz çok uzaktır onun için. Büyümek için, hayatın yükünü taşımak için önünde daha...
  • ABD’de ırkçı bir polis, gözaltına aldığı siyah Amerikalı George Floyd’un boynuna dizini dakikalarca bastırarak öldürdü. Ölmeden önce defalarca “nefes alamıyorum” diye haykıran Floyd’un katledilişi, ABD’de büyük yankı uyandırdı. Ülke çapında başlayan...
  • Koronavirüs, tek derdi kâr etmek olan patronlar için büyük bir fırsata dönüştürüldü. Zaten sinekten yağ çıkartırcasına bizleri çalıştıran patronlara, muazzam bir vurgun kapısı daha açılmış oldu. Ekranlarda işçilerin sağlığını düşünüyoruz diyenler,...
  • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), Emeklilik Çağında Çalışan İşçiler İş Cinayeti Raporu hazırladı. Rapora göre, 2013-2019 yılları arasında “emeklilik çağında çalışan” en az 1925 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Raporda...
  • İş kazalarının en sık yaşandığı sektörlerin başında inşaat sektörü geliyor. İnşaat sektörü işçilerin sendikasız ve güvencesiz çalıştırıldığı sektörlerin başında geliyor. Yevmiye usulü ve çoğunlukla sigortasız çalıştırılan işçiler taşeron firmaların...
  • ABD’de siyah bir emekçinin polis tarafından sokak ortasında vahşice katledilmesinin ardından başlayan protesto gösterileri dünyanın çeşitli ülkelerine de yayıldı. Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı dillerde, siyah beyaz, kadın erkek, genç yaşlı yüz...
  • AKP iktidara geldiği günden beri işçi sınıfının kazanılmış haklarını gasp etmeye yönelik her girişimi “müjde” diye sundu. Kıdem tazminatını yok etme planını bu kez Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi adı altında gündeme getirmiş bulunuyor. Sendikalar,...
  • Koronavirüs vesilesiyle kaldırılan toz bulutunu fırsat bilen AKP hükümeti, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi adı altında kıdem tazminatını kurulacak bir fon yoluyla yok etmeye çalışıyor. Sermaye sahipleriyle kol kola giren siyasi iktidarın bu planına...
  • Merhaba dostlar, Ben genç bir işçi kardeşinizim. Bir insan 2 kere doğar mı? Ben doğdum. Beni ben yapan, bana işçi olmayı, kavgayı öğreten UİD-DER’le ikinci kez yeniden doğdum. UİD-DER saflarında olmak bana mücadeleyi, yaşamayı, tarihimi öğretiyor.
  • UİD-DER’in 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 50. yılında hazırladığı “Aylardan Hazirandı İşçiler Tarih Yazdı” başlıklı yayın akışı bizi hem umutlandırdı hem de aktarılan bazı anekdotlarla duygulandırdı. Hemen her işçi mücadelesinde en önde, en...

UİD-DER Aylık Bülteni