Navigation

Buradasınız

İşçi Sınıfı Krizin Bedelini Ödemeyecek!

Ağustos 2009, no:17

Patronlar sınıfı dünyayı sarsan ekonomik krizden çıkılmakta olduğunu iddia ediyorlar. Ama aynı zamanda da, dünyanın her köşesinde ya fabrikaları kapatıp işçileri işten atarak, ya ücretsiz izine çıkartarak ya da ücret kesintileri yaparak krizin faturasını işçi sınıfına çıkarmaya devam ediyorlar. Patronların bu saldırılarına karşı tek tek fabrikalarda da olsa, dünyanın birçok ülkesinde işçiler işgallerle, grevlerle, direnişlerle mücadele bayrağını yükselterek cevap veriyorlar. Krizin faturasını ödemek istemediklerini eylemleriyle dile getiriyorlar. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de direnişlerde ve grevlerde bir artış var.

Asya, Avrupa, Afrika ve Amerika kıtalarının birçok ülkesinde, işçilerin gerçekleştirdikleri eylemler her geçen gün daha da radikalleşiyor. Bu eylemlerle kararlılıklarını ortaya koyan sınıf kardeşlerimiz, haklarını patronlara teslim etmeyeceklerini haykırıyorlar. Fransa’da ve Güney Kore’de yakın zamanda yaşanan direnişler, işçilerin, saldırılar karşısında ortaya koydukları militan mücadeleyle haklarına nasıl sahip çıktıklarını gözler önüne serdi.

Fransa’da New Fabris, JLG ve Nortel fabrikalarında çalışan işçiler, patronların iflas etmesi ve işçileri sokağa atması üzerine, fabrikalarını işgal ettiler. İşten atılmayı kabul etmeyen Fransız işçi kardeşlerimiz, patronları, talepleri karşılanmazsa fabrikayı havaya uçurmakla tehdit ettiler. İşçiler, yaptıkları bu kararlı eylemleri sonucunda kişi başına New Fabris’te fazladan 12 bin, JLG ve Nortel’de ise 30 ila 50 bin euro arasında tazminat ödemeyi patronlara kabul ettirdiler. Yine Fransa’da Michelin ve Mauduit tekellerinde çalışan işçiler, yöneticileri tazminat talebiyle rehin aldılar. İşçiler tazminatların ödeneceği sözünü aldıklarında eylemlerini sona erdirdiler.

Güney Kore’de Ssangyong Motor işçileri, 2600 işçinin işten çıkarılmak istenmesine, fabrikayı işgal ederek cevap verdiler. 77 gün boyunca devam eden işgali kırmak için önce işçilerin elektrik ve suları kesildi, yaşamsal ihtiyaçlara ulaşmaları engellendi. İşgalin son 3 günü Kore polisi havadan ve karadan vahşi bir saldırı gerçekleştirdi. Fakat polisle çatışmaktan geri durmayan işçiler, fabrikalarını polisin saldırısına karşı bir kale gibi savundular. Polisin yoğun saldırısı üzerine boyahane bölümüne çekilen işçiler, patronun sendikayla görüşmeyi ve müzakerelere başlamayı kabul etmesi üzerine eylemlerine son verdiler. Koreli işçi kardeşlerimizin bu örnek alınacak militan mücadelesini, aileleriyle birlikte işçi kitleleri de desteklediler ve kazanmaları için kampanya yürüttüler.

Hindistan’da banka çalışanları ve öğretmenler, Arjantin’de çelik işçileri, Mısır’da pamuk işçileri, Kanada, Pakistan ve Yeni Zelanda’da mühendisler, İngiltere’de Vestas işçileri; Nepal’de, İran’da, İrlanda’da ve dünyanın daha birçok bölgesinde işçiler, gerçekleştirdikleri kitlesel grevler, ülke çapında iş bırakma eylemleri ve direnişlerle krizin faturasını ödemeyeceklerini ortaya koydular. Bu eylemlerle egemen sınıfın sözcülerinin “kriz geçiyor” palavralarına da yanıt veriyorlar. Patronların sözcüleri Türkiye’de de krizin etkisinin geçtiğini söylüyorlar. Oysaki işten atmalar ve hak gaspları ile krizin faturasını bize çıkarmaya devam ediyorlar. Bu saldırılara karşı birçok fabrikada işçiler işgal, grev ve direnişlerle karşılık verdiler. Mersin limanında çalışan işçiler polisin saldırılarına rağmen örgütlülüklerini korumayı, sendikalarına sahip çıkmayı ve sendikalı olarak işe geri dönmeyi başardılar.

Sermaye sınıfı dünyanın her yerinde, kriz geçti diyerek, işçi sınıfının vereceği tepkiyi dindirmek ve krizin sonuçlarını bizim sırtımıza bindirmek istiyor. Oysa kapitalist sömürü sisteminin yarattığı kriz bitmemiştir. Bitmediği gibi, daha da ağırlaşarak emekçilerin üzerine çökecektir. Patronlar sınıfı sermayelerini büyütmek için dünyayı yakıp yıkmaya hazırdırlar. Çünkü kapitalistlerin dini imanı kârdır. Kapitalist krizi ve onun yol açtığı savaşları ortadan kaldırmanın tek bir yolunun olduğunu unutmayalım. O yol, işçi sınıfının örgütlenerek vereceği mücadeleden geçmektedir. Türkiye’de ve dünyada tek tek fabrikalarda gerçekleştirdiğimiz grev, işgal ve direnişleri birleştirelim. Mücadelemizi bütün işyerlerine yayalım, dünya çapında mücadele eden sınıf kardeşlerimizle aynı yoldan gidelim ve mücadele bayrağını yükseltelim!

15 Ağustos 2009

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kardeşler, bizler çeşitli sekterlerde sendikalı çalışan işçileriz. Sendikalarımızın bağlı olduğu konfederasyonların patron örgütleriyle birlikte aynı bildiriye imza attığını duyunca çok öfkelendik. Bu durumu size yazmak istedik. Sermaye sınıfı, “...
  • Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs gündemi ile birlikte sermaye sınıfı işçilerde, yoksul emekçilerde ve emekçi ailelerin çocuğu olan öğrencilerde tedirginlik ve korku oluşturmaya çalışıyor. Ne yapacağını bilemeyen örgütsüz kitleler bu korkunun...
  • Son günlerde malum herkesin tek bir gündem konusu var: Koronavirüs. Telefonlarda, sokakta, işyerinde, otobüslerde herkesin sadece bu konuyu konuşuyor. Gazetelerde, televizyonlarda tüm programlar koronavirüs üzerine. İnsanlar evden çıkmaya korkar...
  • Koronavirüse karşı önlem olarak söylenen “el yıkamak” Afrika’nın yoksul emekçileri açısından mümkün değil. Suya erişimin çok kısıtlı ve pahalı olduğu Afrika ülkelerinde hastaneler dahi sudan ve temel hijyen maddelerinden yoksun. Sağlık işçileri...
  • Patronlar ve hükümet, menfaatleri gereği, hangi yalana nasıl inanmamızı istiyorlarsa, bizi en kolay nasıl aldatacaklarsa öyle çevirip kıvırıyorlar. Bir şey anında tam karşıtına dönüşebiliyor. Yıllardır doğru olduğunu adımız gibi bildiğimiz şeyler...
  • Ben özel bir hastanede çalışan sağlık işçisiyim. Koronavirüsü bahanesiyle, üç haftadır arkadaşlarımız zorunlu yıllık izne veya ücretsiz izine çıkartıldı. İzne çıkartılırken “sizi korumak adına” diyen patronlar, virüs bahanesiyle krizin yükünü...
  • İçinden geçtiğimiz süreç tam anlamıyla at iziyle it izinin birbirine karıştığı bir dönemdir. Çok masum görünen şeylerin arkasında bile burjuvazinin kandırmacaları olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Burjuvazi ve temsilcileri, yaptıkları...
  • Sermaye sınıfının hizmetindeki siyasi iktidar, 2018’de ülkenin yeni bir krize sürüklenmesiyle, Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Yönetmeliğinde yaptığı değişikliklerle işverenlerin bu uygulamadan yararlanmasını kolaylaştırdı. Bu kez dünya...
  • Tüm dünyada egemen sınıf bir olmuş, koronavirüs üzerinden korku salıyor. Fakat öte yandan en basit önlemleri bile almıyorlar. Bu nasıl ikiyüzlülük? Üstelik bu süreç kapitalizmin nasıl vicdansız ve aşağılık bir sistem olduğunu başka bir noktadan da...
  • Kapitalist sistem çürümeye başladı ve yaşadığı büyük krizin içerisinde çırpınıp duruyor. Sermaye sınıfı, uzun süredir bu büyük krizi atlatma politikaları üretip, kendini aklama derdinde. Son aylarda adını bol bol duyduğumuz Covid-19’u bahane ederek...
  • Her sabah felaket senaryoları ile açıyoruz gözlerimizi. Yakın çevremizden, ailemizden aldığımız haberlerden ücretsiz izinlerin ve işten atmaların yaygınlaştığını, çalışma koşullarının ağırlaştığını ve haklarımızın git gide ellerimizden alındığını...
  • Hollywood filmlerine taş çıkartan senaryolarla küresel bir tantananın kopartıldığı, muazzam bir ikiyüzlülüğün sergilendiği günlerden geçiyoruz. Her gün yeni sayılar açıklanarak koronavirüs salgınının nasıl da hızlı yayıldığı ilan ediliyor, panik...
  • Dünyanın dört bir yanında koronavirüs salgını bahanesiyle patronlar sınıfı toplu işten atmalara başladı. Daha şimdiden dünya genelinde 20 milyonun üzerinde işçi işsiz kaldı. Henüz işten atılmayanlar ise ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da esnek...