. İşçiler Siyaset Yapmaz mı? | Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği
Navigation

Buradasınız

İşçiler Siyaset Yapmaz mı?

Ocak 2013, No:58

Taşeronluk sisteminin kaldırılması, iş kazalarının önlenmesi, ücretlerin yükseltilmesi “ekmek davası”nın bir parçasıdır. İşte tam da bu talepleri iş başındaki hükümete kabul ettirmek için mücadele vermek siyaset yapmaktır.

İşyerlerinde işçiler arasındaki sohbetlerde konu ülke gündemine geldiğinde şunu çok sık duyarız: “Siyaset yapmayalım” ya da “Ben siyasete karşıyım!” Siyaset yapmaya dönük bu itiraz, siyaseti işçilerin ve emekçilerin dışında konumlandırmış oluyor. Siyaseti çoğunlukla meslekten politikacıların yaptığı/yapması gerektiği yaygın bir anlayıştır. İş öyle noktalara varıyor ki, işçiler siyaset yapmadıklarını ve siyasetten uzak durduklarını anlatmak için hemen şu cevabı yapıştırıyorlar: “Ben ekmeğimin davasındayım.” Peki, ama siyaset nedir?

Meselâ, “ekmek davası” siyasi bir dava değil midir? Adı üstünde, “ekmek davası”. Bu ekmek davasını kazanmanın yolu nedir? İşçiler olarak belirli talepler etrafında birleşmek, bu talepleri hayata geçirmek için hükümetlere baskı yapmak ve elde edilen kazanımları yasal güvenceye kavuşturmak! Taşeronluk sisteminin kaldırılması, iş kazalarının önlenmesi, ücretlerin yükseltilmesi “ekmek davası”nın bir parçasıdır. İşte tam da bu talepleri iş başındaki hükümete kabul ettirmek için mücadele vermek siyaset yapmaktır.

Siyasetin ne olduğunu anlamanın yolu, insanların toplumda sınıflara bölündüğünü ve farklı çıkarlara sahip olduğunu anlamaktan geçiyor. Örneğin, işçilerle patronların temel çıkarları aynı olabilir mi? İşçiler ücretlerini yükseltmek isterken, patronlar düşürmek isterler. İşçilerin çıkarı iş saatlerinin kısalmasında, patronların çıkarı uzamasındadır. İşçiler parasız eğitim, sağlık, ulaşım hizmeti isterler. Patronlar ise, bu hizmetleri para karşılığında işçilere satmayı isterler. Demek ki siyaset, ortak çıkarlara sahip insanların bir araya gelip, kendi çıkarları doğrultusunda giriştikleri geniş faaliyetin adıdır.

Bugün işçilerin büyük çoğunluğu siyasete uzak duruyor. Patronlar ise siyasetten hiçbir zaman uzak durmazlar. Patronlar, kendi planlarını hayata geçirmek amacıyla siyaset yaparlar. Meselâ, kıdem tazminatının kaldırılması için hükümete baskı yapar ve kendi çıkarları doğrultusunda yasalar çıkartılması için bastırırlar. Bu amaçla farklı siyasi partileri desteklerler. İthalatçı bir şirketin patronu doların değeri düşsün, gümrük vergileri indirilsin ve böylece daha çok para kazansın isterken, ihracatçı şirketin patronu dolar yükselsin diye siyaset yapar. Küçük işyerlerinin sahibi patronlar, yabancı şirketlerle rekabet edemediği için gümrük vergilerinin artırılmasını, Çin gibi ülkelerden mal ithal edilmemesini isterler. Silah üreten patronlar, dünyanın sürekli çalkantı ve çatışma içinde olmasını isterler ki, bu silahları satabilsinler ve kârlarını büyütsünler. Bu amaçla, bir sürü yerde bizzat çatışmaları kışkırtır ve bu yönde siyaset yaparlar. Ancak rekabet halinde olan ve kendi çıkarları için siyaset güden patronlar, işçilerin haklarına el koymak söz konusu olunca tek vücut olurlar.

Farklı patron gruplarının hizmetinde olan rakip siyasetçiler, kendi savundukları politikaların “ülke çıkarına” hizmet ettiğini iddia ederler. Oysa insanların sınıflara bölündüğü, patronların sömürdüğü, işçilerin ise sömürüldüğü kapitalist toplumda herkesin çıkarına olan bir siyaset yoktur, olamaz. İşçilerin sömürülmesine karşı çıkmayan, eşitliği savunmayan, bu uğurda kapitalizme karşı mücadele vermeyen her parti, gerçekte patronların siyasetini yapıyor demektir. Bu temelde baktığımızda AKP, CHP ve MHP gibi partilerin patronların düzenini savunan partiler olduğunu görürüz. Ama bu partiler ve onların siyasetçileri dürüstçe “biz işçilerin sömürülmesiyle ayakta duran kapitalizmi savunuyoruz” demezler. Çünkü bu durumda emekçi halkı kandıramazlar.

İşçiler, eğer emeklerine ve haklarına sahip çıkmak istiyorlarsa elbette siyaset yapmalıdırlar. Ama işçilerin siyaseti patronların siyasetinden tamamen farklı olmalıdır. Öncelikle bu siyaset, işçilerin ve yoksulların çıkarları ve ihtiyaçları doğrultusunda talepler ileri sürmelidir. İşçiler, kendi çıkarları için siyaset yapacaklarsa, bu kesinlikle patronlardan bağımsız bir siyaset olmalıdır. Dolayısıyla işçilerin patronlardan bağımsız örgütleri ve partileri olmalıdır. İşçilerle patronların siyasetinin temel bir farklılığının altını da çizmek lazım: İşçilerin siyaseti, asla patronların siyaseti gibi yalan dolan üzerine kurulu değildir. Zira işçi ve emekçilerin siyaseti, zaten toplumun yoksul çoğunluğunun çıkarlarını savunur. İşçilerin siyasetinin yalan söylemeye ve kitleleri aldatmaya ihtiyacı yoktur.

Tüm dünyanın patronları ve onların politikacıları, işçiler birlik olmasın ve kendi siyasetlerini yapmasın diye uğraşırlar. O zaman biz işçilere düşen görev, bu uğraşı boşa çıkartmaktır. Kapitalist toplumda siyasetin dışında kalmak diye bir şey yoktur. Kendi siyasetimizi gütmek için, yani kendi sınıf çıkarlarımızı savunmak için işçi örgütlerinde birleşelim!

15 Ocak 2013
...önceki
Yolcu

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...
  • Atatürk Havalimanı 6 Nisan 2019 saat 02.47’de Singapur uçağıyla son hizmetini verdi. İstanbul Havalimanı yani 3. Havalimanı’nda ise, 6 Nisan 2019 saat 03.00’dan itibaren uçuşlar başladı. İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına, Atatürk Havalimanı’nda...
  • Nepal’den, Bangladeş’ten, Pakistan’dan Katar’a giden yüz binlerce göçmen işçi, kölelik koşullarında çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, 2022’de Katar’da gerçekleşecek Dünya Kupası maçları için inşa edilen stadyumlarda çalışıyor. Dünya Kupası...
  • İzmir Aliağa ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart seçimlerinin ardından 180 işçiyi işten attı. Acar, işçileri işten atmasına “teknolojik gelişmeleri” gerekçe olarak göstermişti. Atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi...
  • Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup işçiyiz. Bir yıl boyunca yoğun bir tempo içerisinde çalıştık ve bu yoğun tempodan az da olsa sıyrılıp bir tatile gittik. Her birimizin farklı farklı özellikleri, kültürleri olmasına rağmen bir hafta...
  • Türk-İş ile AKP hükümeti arasında, kamuda çalışan 200 bin işçi ilgilendiren 2019 dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmeleri devam ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen üç görüşmede işçilerin talepleri kabul edilmezken,...
  • Geçtiğimiz günlerde hepimizin bildiği gibi üniversite sınav sonuçları açıklandı. Sınava giren 2 milyonu aşkın öğrenciden 628 bin 796 öğrenci barajı geçemedi. Bu öğrenciler barajı geçemedikleri için sıkıntılı bir duruma düştüler. Peki, bunu hak...