Navigation

Buradasınız

Kasımda En Az 294 İşçi Hayatını Kaybetti: Kapitalizm Öldürüyor!

Her ay onlarca işçinin hayatını kaybetmesine neden olan iş cinayetleri, geride bıraktığımız Kasım ayında en az 294 işçinin canını aldı. Bu yılın ilk 11 ayında iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçi kardeşlerimizin sayısı en az 2032’ye ulaştı. Daha önceki aylarda da zaten iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, gerekli denetimlerin yapılmaması, patronlara caydırıcı cezaların verilmemesi gibi nedenlerle her ay 100 ila 150 arasında işçi hayatını kaybediyordu. Ancak Covid-19 salgınının başladığının resmi olarak ilan edildiği Mart ayından bu yana, salgının yaygınlaşmasını önlemek için de ciddi önlemler alınmadı, alınmıyor. Sermaye sınıfı fıtratına uygun bir şekilde işçileri salgınla ve salgının yol açtığı sorunlarla baş başa bıraktı.

Her ay onlarca işçinin hayatını kaybetmesine neden olan iş cinayetleri, geride bıraktığımız Kasım ayında en az 294 işçinin canını aldı. Bu yılın ilk 11 ayında iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçi kardeşlerimizin sayısı en az 2032’ye ulaştı. Daha önceki aylarda da zaten iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, gerekli denetimlerin yapılmaması, patronlara caydırıcı cezaların verilmemesi gibi nedenlerle her ay 100 ila 150 arasında işçi hayatını kaybediyordu. Ancak Covid-19 salgınının başladığının resmi olarak ilan edildiği Mart ayından bu yana, salgının yaygınlaşmasını önlemek için de ciddi önlemler alınmadı, alınmıyor. Sermaye sınıfı fıtratına uygun bir şekilde işçileri salgınla ve salgının yol açtığı sorunlarla baş başa bıraktı.

Covid-19 hastalığının bir işçi sınıfı hastalığına dönüşmesiyle “virüs ayrım yapmıyor” söylemlerinin temelsizliği açığa çıktı. Virüs, çalışma koşulları iyileştirilmeyen, sağlıklı beslenemeyen ve bu nedenlerle bağışıklık sistemi zayıflayan emekçiler arasında daha hızlı yayıldı ve etkili oldu. Kısmi çalışma ve ücretsiz izine mahkûm edilen işçiler ciddi bir gelir kaybına uğradı. Çoğu fabrikada yemekhaneler kapatıldı veya yemek çeşitleri ve miktarı sınırlandırıldı. Bu durumdaki işçilerin yaşamlarına sağlıklı devam edebilmesi, salgından etkilenmemesi düşünülebilir mi? Salgınla mücadeleyi maske, mesafe ve hijyene bağlayarak sorumluluğu işçilerin sırtına yıkan, gerçek önlemler almayarak işçileri salgın karşısında savunmasız bırakan siyasi iktidar ve sermaye sınıfı, ölümlerin daha da artmasına neden oldu. Çok açık ki işçileri virüs değil kapitalizm öldürmüştür.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Kasım ayına ait iş cinayetleri raporu, salgının işçiler arasında ne denli yaygınlaştığını açıkça ortaya koyuyor. İşçilerin çalışma ve yaşam koşulları düzeltilmediği, işçiler virüs karşısında savunmasız bırakıldığı için hastalanıp hayatını kaybedenlerin sayısında bir artış meydana geldi. İSİG Meclisi raporuna göre Kasım ayında gerçekleşmiş tüm iş cinayetleri içinde Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin oranı yüzde 54’e ulaşmış durumda.

İSİG Meclisinin iş cinayetleri raporunda yer alan diğer detaylar şöyle:

  • 2020 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinde en az 2032 işçi arkadaşımızı kaybettik.
  • 294 emekçinin 248’i ücretli (işçi ve memur), 46’sı kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor.
  • Ölenlerin 21’i kadın işçi, 273’ü erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, ticaret/büro, metal, sağlık, konaklama ve belediye işkollarında gerçekleşti.
  • Üç çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi cinayetleri tarım, kimya ve konaklama işkolunda gerçekleşti.
  • 51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 141 emekçi bulunuyor: Çiftçi ve esnaflar ile tarım, gıda, maden, tekstil, ağaç, iletişim, ticaret/büro/eğitim, metal, inşaat, taşımacılık, gemi/tersane, sağlık, güvenlik ve belediye işçileri.
  • 4 göçmen/mülteci işçi hayatını kaybetti: 2’si Suriyeli, 1’i Özbekistanlı, 1’i Ukraynalı.
  • Ölen işçilerin 23’ü sendikalı. Sendikalı işçiler iletişim, eğitim, metal, sağlık, güvenlik ve belediye işkollarında çalışıyordu.
  • Ölümler en çok sağlık, ticaret/büro/eğitim, tarım, inşaat, belediye, taşımacılık, metal, güvenlik, enerji, gıda, tersane ve konaklama işkollarında gerçekleşti.
  • Covid-19 nedenli ölümler sırasıyla sağlık, ticaret/büro/eğitim, belediye, metal, güvenlik, tarım, tekstil, iletişim, taşımacılık, gıda, basın ve enerji işkollarında meydana geldi.
  • 14 yaş ve altı yaş grubunda 1 işçi, 15-17 yaş grubunda 2 işçi, 18-27 yaş grubunda 25 işçi, 28-50 yaş grubunda 112 işçi, 51-64 yaş grubunda 112 işçi, 65 yaş ve üstü yaş grubunda 29 işçi, yaşını bilmediğimiz/öğrenemediğimiz 13 işçi yaşamını yitirdi.
8 Aralık 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Bir zamanlar yoksullara çare olan ayçiçeği yağı bugün el yakıyor. Şöyle en ucuzundan 5 litre ayçiçeği yağının fiyatı 72 lira! Oysa insanlığın kadim tecrübeleri ve yapılan araştırmalar sayesinde sağlıklı ve dengeli beslenmede proteinlerle birlikte...
  • “Uzaya çıkabilir miyiz?” sorusu dilden dile herkesin ağzında. Verilen cevaplara gülmemek elde değil. “Bırak abi uzaya çıkmayı, biz koronadan sokağa çıkamıyoruz. Geç kaldık uzaya, biz anca markete çıkarız!” diyenler mi arasınız, “liderimizle biz her...
  • Merhaba arkadaşlar, ben yeni mezun bir rehber öğretmenim. Engelli bireylerimizin eğitim aldığı özel bir rehabilitasyon merkezinde kısa bir süre çalıştım. Malûmunuz eğitimde fırsat eşitsizliği özellikle pandemi koşullarında hepten alıp başını gitti....
  • İnsanların uğrak noktalarından biri olan AVM’lerin sayısı her geçen gün artıyor. Dışarıdan bakıldığında çok şaşaalı duran AVM’lerin iç dünyası maalesef ki düşünüldüğü kadar parlak değil. Uzun süredir AVM’de çalışan bir işçi olarak size birkaç şey...
  • Edebiyatın Türkçe söyleyen büyük ustası Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015’te hayata gözlerini yumdu. 90 yılı aşan ömründe Anadolu’nun yoksul insanları ile hemhal olan büyük usta, onların acılarını, korkularını, mutluluklarını, cesaretlerini anlatan...
  • İktidar ve avenesi yediklerini, içtiklerini canlı yayınlarda gözümüze sokuyorlar. Ahali, gördüğü yemekler karşısında yutkunadursun kendi saraylarına, malikânelerine, villalarına krizin gölgesi bile uğramaz. Kendileri tok olduğundan “uçuyoruz,...
  • Asgari ücretin belirlenmesini hepimiz dört gözle bekliyorduk. Bunlardan çok bir umudumuz yoktu zaten, bizi yanıltmadılar. “Ekmek yiyorlarsa o zaman aç değiller” diyen zihniyetin bizlere bunları layık göreceği belliydi. 2021’de asgari ücret 2825 lira...
  • 2020, patronlar ve yönetenler için zenginliklerine zenginlik kattıkları, işçilerin alın terini, emeğini arsızca, hoyratça sömürdükleri bir yıl oldu. İşsizlik, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, iş kazaları, hak gaspları, yasaklar, intiharlar....
  • Yoksul bir inşaat işçisinin çocuğu olarak büyüdüm. Az çok idare ederdik işte... Tüm yoksulluğumuza rağmen annemin eldeki parayı mümkün olduğunca beslenmemize ayırması bizi hayatta tuttu. Ama bazen işler çığırından çıkardı. Borçlar birikir, bakkal...
  • Maltepe Belediyesi işçilerinin grevi devam ediyor. Grevin üçüncü gününde Tugay Yolu’ndaki Park ve Bahçeler Müdürlüğü önünde bekleyen grevci işçileri ziyaret eden UİD-DER’li işçiler, dördünce gününde ise Gülsuyu’nda bulunan Maltepe Belediyesi...
  • CHP’li belediye yönetimleri işçilerin taleplerini karşılamak yerine, grevi karalayarak gözden düşürmeye çalışıyor. Belli ki tek merkezden harekete geçirilen trol ordusu, belediye işçilerini aşağılıyor. Demokrasi konusunda mangalda kül bırakmayanlar...
  • Çorum’da üretim yapan Ekmekçioğulları Metal fabrikasının işçileri DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenmiş ve bu nedenle işten atılmışlardı. Ekmekçioğulları patronu, işyerinde çoğunluğu sağlayıp Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler...
  • 26 Şubat 1984’te kaybettiğimiz işçi sınıfının şairi Hasan Hüseyin Korkmazgil, acıyı da, umudu da, hasreti de, kavgayı da yazdı. Yaralara merhem olsun, karanlıkta ışık olsun, yüreklerde sevinç olsun, kavgaya çağıran ses olsun diye şiirleri, yüreğini...

UİD-DER Aylık Bülteni