Navigation

Buradasınız

Kölelik Bürolarına Hayır!

Temmuz 2009, no:16

İşçi Kardeşler!

Kapitalist sömürü düzeni her geçen gün haklarımıza azgınca saldırıyor. Milyarlarca işçinin yaşadığı işsizlik, açlık ve yoksulluk dün olduğu gibi bugün de sermaye sınıfının umurunda değil. Krizin faturasını işçi sınıfına kesen ve sermaye sınıfı için yeni kâr alanları yaratmaya çalışan AKP hükümeti, bu kapsamda yeni saldırı paketlerini devreye sokmuş bulunuyor. Özel İstihdam Büroları olarak adlandırılan simsarlık büroları kurulmak istenirken, kıdem tazminatlarımız da elimizden alınarak bir fona devredilmek istenmektedir.

Sermayenin has hükümeti AKP, işçi haklarına karşı her alanda saldırı yürütüyor. Hükümet, son toplu sözleşmeyle, kamu işçilerini bir kez daha sefalet ücretine mahkûm etmiştir. Türk-İş ve Hak-İş bürokratları da buna göz yumarak, işbirlikçi çizgilerini sürdürmüşlerdir. Su, doğal gaz, elektrik, ev kiraları, gıda maddeleri gibi temel ihtiyaçlarımıza yapılan zamların oranı %80’lere varırken, işçilere yapılan zam oranı % 5’i geçmemiştir. İşsizlik fonunu patronlara peşkeş çeken, patronlara teşvikler vererek onların cebini dolduran AKP hükümetinin son icraatı, Özel İstihdam Büroları yasasını 26 Haziranda, gece yarısı meclisten geçirmek olmuştur. Bu yasa açıkça işçilere köleliği dayatıyor. Özel İstihdam Bürolarının, yani işçi simsarlığının kurulmasına onay veriyor.

Özel İstihdam Büroları yasası ile biz işçiler, simsarlar tarafından kiralık bir köle gibi bir patrondan öbürüne alınıp satılır hale geleceğiz. Patronlara işçi simsarlığı yapmanın önünü açan yasa ile haklarımızı korumamız daha da zorlaşacak. Taşeron firmaların, esnek çalışmanın çok daha kötü bir çeşidi olan bu bürolarla ücretlerimizi yükseltme ve örgütlenme mücadelemizin önü tamamen kapanacak, iş güvencemizi tümüyle kaybedeceğiz. Kölelik büroları ucuz işçiliğin önünü açarak, milyonlarca işçinin karın tokluğuna dahi çalışmasını imkânsız hale getirecek. Geçici işçilik yaygın hale gelecek ve daimi işçilik tarihe karışacak. Aynı işte uzun süre çalışamayacağımız için sigorta primlerimiz de eksik kalacak. Hakkımızı aramak için birleşmemiz, direnmemiz ve örgütlenmemiz iyice zorlaşacak. Sendikalaşma ve grev hakkımız bu bürolar nedeniyle kullanılamaz hale gelecek.

Saldırılara Boyun Eğmeyelim!

Patronların artan saldırılarına ve emek düşmanı yasalarına hiçbir işçinin gönüllü olarak evet demeyeceğini biliyoruz. Fakat politikacılar, patronlar ve onların borazanı medya bu yasaları faydalıymış gibi sunuyor ve örgütsüz işçi kardeşlerimizin kafasını bulandırıyor. Örgütsüzlükten dolayı patronların bu tip saldırılarına gerektiği gibi cevap verilemiyor.

Fakat kardeşler, bu durum ilelebet böyle sürüp gitmeyecek. Sermaye sınıfı işçilerin, aç ve yoksul milyonlarca emekçinin her geçen gün daha çok nefretini kazanıyor. İşçi sınıfının mücadele etmek dışında bir seçeneği yoktur. Özel İstihdam Büroları yasası şimdilik cumhurbaşkanı tarafından meclise geri gönderildi. Gözümüzü boyayacak ufak değişikliklerden sonra yasa mecliste muhtemelen yeniden kabul edilecek. Bu yasanın ardından kıdem tazminatı hakkımız da elimizden alınmaya çalışılacak. Hükümet, kıdem tazminatı hakkımızı oluşturulacak bir fona vermeyi amaçlıyor. Yani işçi işten atıldığında kıdem tazminatı alamayacak, sadece, adına en az on yıl fona prim ödenen, emekliliği gelen işçiler ve ölen işçilerin yakınları tazminat alabilecekler.

Kardeşler! Bu yasaların tamamen geri çekilmesi için mücadele etmemiz gerekiyor. Sermaye sınıfının artan saldırılarına karşı biz UİD-DER’li işçiler fabrikalarda, sendikalarda, işçi semtlerinde ve meydanlarda, sınıfımızın örgütlü mücadelesini büyütmeye çalışıyoruz. Sizleri de bu mücadeleye ortak olmaya, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

11 Temmuz 2009

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...

UİD-DER Aylık Bülteni