Navigation

Buradasınız

Lizbon’da 150 Bin İşçi Yürüdü

Portekiz’de 150 bin işçi, artan işsizliğe, düşen ücretlere, kötüleşen çalışma koşullarına karşı 2 Martta Lizbon sokaklarına aktı.

Portekiz’de 150 bin işçi, artan işsizliğe, düşen ücretlere, kötüleşen çalışma koşullarına karşı 2 Martta Lizbon sokaklarına aktı. Sağlık ve eğitim başta olmak üzere kamu hizmetlerine ve sosyal güvenliğe yönelik saldırıların durdurulmasını da isteyen işçilerin düzenlediği bu protesto mitingi, son 25 yılın en büyük gösterisi olma niteliğini taşıyordu.

Portekiz ekonomisi son altı yıldır yüksek işsizlik oranlarının (gerçek sayı %10’un hayli üzerinde), düşen yaşam standartlarının ve bozulan kamu hizmetlerinin eşlik ettiği bir kriz içinde. İktidara gelen sağlı sollu burjuva hükümetlerin hiçbiri bu tabloyu değiştiremediği gibi, kapitalist ekonomideki kötü gidişatın tüm yükü işçi sınıfının omuzlarına yükleniyor. Şu anda Portekiz, Avrupa Birliği üyesi ülkeler içinde gelir dağılımının en bozuk olduğu ülkelerin başında geliyor. Burjuvazi Avrupa’nın en ucuz işgücüne sahip olmakla övünüp yabancı sermayeyi ülkeye çekmek için bin bir takla atıyor.

Sabır sınırları zorlanan işçi sınıfının bu gidişatı değiştirme arzusunun bir sonucu olarak, son aylarda grevlerin ve gösterilerin sayısında da hızlı bir artış yaşanıyor. Kuşkusuz burjuvaziyle işbirliği halindeki sendika bürokrasisi, bu hareketi düzen sınırları içinde tutmak ve fazla genişlememesini sağlamak için elinden geleni yapıyor. Sendika bürokratları, işçi sınıfına dayatılan bu koşulları kapitalizmin değil şu ya da bu burjuva hükümetin yarattığı arızi bir sorun olarak gösteriyorlar ve en fazlasından, öfkeyi burjuva partilerin hedef alınmasına kanalize ediyorlar. Oysa Portekiz işçi sınıfı, düzen partisi olan Sosyalist Partinin iki yıllık iktidarı altında da değişen bir şey olmadığını görmüş bulunuyor.

Tüm dünyada olduğu gibi Portekiz’de de ayağa kalkan işçilerin öfkelerini sisteme yönlendirebilmeleri için, reformist önderliklerin etkisinden kurtulabilmeleri, uzlaşmacı, işbirlikçi ve reformist unsurları, çöreklendikleri sendikalardan defetmeleri gerekiyor. Kuşkusuz bunun için, mücadeleci bir anlayışın her temelde egemen hale getirilmesi ve sınıfın bu militan anlayış temelinde örgütlenmesi şart.

 

6 Mart 2007

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk 1 Ocak 2018’den bu yana uygulanıyor. Zorunlu arabuluculuk, iş mahkemelerinin yükünü ve birikmiş dava dosyalarını azaltacağı, işçilerin alacaklarını çok daha kısa sürede alacağı propagandasıyla pazarlandı. İşveren...
  • Âdem Yarıcı isimli işsiz baba valilik önünde benzin döküp kendisini yaktı. Âdem kendisini yakana kadar kimseler onun hakkında hiçbir bilgiye sahip değildi. Âdem Yarıcı’nın son sözleri “çocuklarım aç” oldu. Kendileri işsiz, çocukları aç olan...
  • “İşyerinden arkadaşlarla konuşurduk hep, işçiler birleşirse hayatı yeniden yaratırlar diye. Sonra içimden hep ‘acaba mümkün mü bu?’ diye düşünürdüm. Sonra İşçi Dayanışması’nın Ocak sayısında Fransa’da yaşanan eylemleri okudum ve artık inanıyorum....
  • 19 Ocakta Gebze’de yapılan mitingde Birleşik Metal-İş genel başkanı, işçilerin baskısına dayanamayarak 5 Şubatta greve çıkılacağını açıklamıştı. Keza Türk Metal de grev kararı almış ama tarihini açıklamamıştı. Bu gelişme üzerine MESS tekrar...
  • Yunanistan’da kamu ve özel sektör işçileri hükümetin sosyal güvenlik sistemi için hazırladığı saldırı tasarısını 24 saatlik bir genel grevle protesto etti. Sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesini içeren yasa tasarısına “hayır” diyen...
  • Çok uzun zamandır her sektörden işçinin gözü kulağı metal işçilerinin MESS’in dayatmalarına karşı giriştiği eylemlerdeydi. MESS’in işçileri hor gören tavrına karşı işçilerin “grev” kararlılığı sadece sendikalı işyerlerinde, fabrikalarda değil,...
  • Kasım ayında damat bakan kameraların karşısına geçmişti. “Dar gelirlilere düşük faizli ev müjdesi” açıklaması malum medya ağzıyla ballandıra ballandıra verilmeye başlandı. Üstüne de “20 yıl kira öder gibi” eklenince bu “müjdeli” açıklama asgari...
  • Benim adım Hazal. 4 buçuk yaşındayım. Benim annem her gün beni bırakıp işe gidiyor. Ben annemin işe gitmesini hiç istemiyorum, çünkü beni parka götürsün istiyorum. Her gün anneme soruyorum “Pazar günü de işe gidecek misin? Ben seni çok özlüyorum.”...
  • Şubat ayının ilk haftasında Âdem Yarıcı adlı işçi, Hatay Valiliği önünde “çocuklarım aç” diyerek kendini ateşe verdi ve hastaneye götürülürken hayatını kaybetti. Türkiye’de daha önce olmayan şeyler oluyor. İşsizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranan...
  • Değerli arkadaşlar, sizlere bu mektubu yazmamdaki amacım, fabrikamda yaşadığım ama aslında işçi sınıfının tümünü ilgilendiren örgütsüzlüğün bizleri ne hale düşürdüğünü göstermektir. Metal sektöründe çalışıyorum. Eşim, çocuklarımızın küçük olmasından...
  • Aylardır beklediğimiz metal işçilerinin toplu iş sözleşmesi istenmeyen bir sonuçla bitirilmiş oldu. Sözleşme süresince çeşitli fabrikalardan arkadaşlarla ve yakınlarımla fikir alışverişi yapıyorduk. Gelinen nokta ne yazık ki mücadeleci bir...
  • Ekonomik kriz ve onun yarattığı işsizlik başta olmak üzere kapitalizmin türlü sonuçları emekçilerin yaşamını cehenneme çevirmeye devam ediyor. Gün geçtikçe artan sayıda insan, intihar ederek yaşamına son veriyor. Çeşitli kentlerden art arda intihar...
  • Bizler bir kamu hastanesinde çalışan sağlık işçileri olarak yazıyoruz bu mektubu. Yakın zaman önce UİD-DER çatısı altında İstanbul’un çeşitli hastanelerinden sağlık işçileri olarak bir araya geldik. O güne dair fikirlerimizi, duygularımızı sizlerle...