Navigation

Buradasınız

Sekiz Saatlik İşgünü ve 1 Mayıs

Nisan 2012, No: 49
UİD-DER, “Ücretler Yükseltilsin ve İş saatleri Kısaltılsın!” talebiyle yeni bir kampanya başlattı. Çünkü uzun ve yorucu çalışma koşulları, bugün işçilerin en temel sorunudur. Patronlar, hafta sonları dâhil her gün 12 saat çalışmayı dayatıyorlar. Bu durumda biz işçiler, günün büyük kısmını işyerlerinde geçiriyor, evlerimize ise sadece uyumak için gidiyoruz.
AKP hükümeti, bir yasal değişiklik yaparak 8 saatlik işgünü hakkını ortadan kaldırdı. Artık 45 saatlik iş haftası var. Fakat patronlar işçileri istedikleri biçimde çalıştırıyorlar. Beri taraftan, düşük ücret vererek işçileri fazla mesailere mecbur bırakıyorlar.

UİD-DER, “Ücretler Yükseltilsin ve İş saatleri Kısaltılsın!” talebiyle yeni bir kampanya başlattı. Çünkü uzun ve yorucu çalışma koşulları, bugün işçilerin en temel sorunudur. Patronlar, hafta sonları dâhil her gün 12 saat çalışmayı dayatıyorlar. Bu durumda biz işçiler, günün büyük kısmını işyerlerinde geçiriyor, evlerimize ise sadece uyumak için gidiyoruz. Sosyal yaşam diye bir şey yok. Daha da önemlisi, çalışma temposu çok hızlı ve yorucu. Uzun ve ağır çalışma koşulları işçilerin posasını çıkartıyor. Bu koşullara karşı dünya işçi sınıfı, geçmişte sert mücadeleler vermişti. Bugün elimizden alınan 8 saatlik işgünü hakkı bu şekilde kazanılmıştı.

Bundan yüz elli yıl önce Avrupa’da ve Amerika’da işçiler, günde 12 ilâ 14 saat kölelik koşullarında çalışıyorlardı. Uzun ve yorucu çalışma koşullarından dolayı işçiler uyku uyuyamıyor, dinlenemiyor, kendilerine ve ailelerine zaman ayıramıyorlardı. Yaygın bir şekilde çalıştırılan çocuk işçilerin, ağır koşullarda, saatlerce ayakta durmaktan kaynaklı omurgaları kayıyordu. İşçilerin ücretleri düşük olduğu için doğru düzgün beslenemiyorlardı. Bu ağır koşullarda tükeniyor ve sonra da patronlar tarafından bir kenara atılıyorlardı, yani işsiz kalıyorlardı.

Bu gidişata dur demek isteyen işçi sınıfı şöyle haykırıyordu: Sekiz Saat Çalışma, Sekiz Saat Dinlenme, Sekiz Saat Canımız Ne İsterse! İşçiler iş saatlerinin kısaltılmasını, çalışma koşullarının iyileştirilmesini, sosyal yaşamları için kendilerine zaman bırakılmasını istiyorlardı. Amerikan işçi sınıfı, bu talepleri hayata geçirmek üzere genel greve gideceğini açıkladı. 1 Mayıs 1886’da genel greve gidilecek ve işçiler o günden sonra 8 saatten fazla çalışmayacaklardı. 1886 1 Mayıs sabahı ABD’nin birçok kentinde yüz binlerce işçi iş bırakarak sokaklara çıktı. Gökyüzü masmaviydi. Mavi gök altında işçi kitleleri taleplerini haykırıyordu. Ancak patronların emrindeki polis işçilerin üzerine acımasızca saldırdı ve yine onların mahkemeleri işçi önderlerini tutuklayarak idam etti. Sömürücüler böyle yaparak işçilere gözdağı vermek, onları sindirmek istediler. Ama bunu başaramadılar.

Dünya işçi sınıfı, “sekiz saatlik işgünü” için başlatılan bu mücadeleye sahip çıktı. 8 saatlik işgünü mücadelesini simgeleyen 1 Mayıs günü tüm dünyada, işçiler üretimi durdurarak meydanlara aktılar. 1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanmaya başlandı. İlerleyen süreçte işçi sınıfı, 8 saatlik işgünü hakkını grevlerle, direnişlerle ve kitlesel mitinglerle patronlara kabul ettirmeyi başardı. Zafer, mücadele eden işçilerin olmuştu.

O günden bugüne çok zaman geçti. Teknoloji geçmişe nazaran çok gelişti ve insanlığın ihtiyaçlarını karşılamak oldukça kolaylaştı. Günümüzdeki teknolojiyle, 10 milyar insana yetecek ürün üretmek mümkün. Üstelik işçilerin bir bölümünün işsiz kalması, bir bölümünün ise gece gündüz demeden çalışması da gerekmiyor. Tüm işsizlere iş verilerek, günde 4 saat çalışmayla insanlığın temel ihtiyaçları karşılanabilir. Ne var ki kapitalist kâr düzeninde bunu yapmak mümkün değil. Patronlar, iş saatlerini uzattıkça uzatıyorlar; çok daha az işçi çalıştırıp, onları iliklerine kadar sömürerek daha fazla kâr elde ediyorlar.

2004 yılında, AKP hükümeti, bir yasal değişiklik yaparak 8 saatlik işgünü hakkını ortadan kaldırdı. Artık 45 saatlik iş haftası var. Fakat patronlar işçileri istedikleri biçimde çalıştırıyorlar. Beri taraftan, düşük ücret vererek işçileri fazla mesailere mecbur bırakıyorlar. Uzun ve yorucu çalışma koşullarının en doğrudan sonucu iş kazaları oluyor. İşçiler yaralanıyor, sakat kalıyor ve ölüyor, ama patronların kârı büyüyor. Uzun çalışma saatleri işçileri her açıdan tüketiyor. İşçiler dinlenemiyor ve yorgunluk katlamalı olarak artıyor, fiziksel yıkıma yol açıyor. Sosyal yaşam olmadığı için, yani işçiler aileleriyle ve sevdikleriyle zaman geçiremedikleri için psikolojik sorunlar baş gösteriyor. İşçiler kendilerine ve ailelerine yabancılaşıyorlar; uzun ve tüketici çalışmadan dolayı adeta duygularını yitiriyorlar.

Tüm bunlar, derneğimiz UİD-DER’in başlatmış olduğu kampanyanın ne denli önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Ücretleri yükseltmek ve iş saatlerini kısaltmak için kararlı bir mücadele vermemiz gerekiyor. O halde, daha kısa işgünü mücadelesini simgeleyen 1 Mayıs’ta alanlarda güçlü bir şekilde yerlerimizi alalım ve haykıralım: Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın!

15 Nisan 2012

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • DİSK Genel-İş Sendikası 17. Genel Kurulu “Halk İçin Demokrasiyi Türkiye İşçi Sınıfı Kuracak” sloganıyla 23 Ağustosta Ankara DSİ Genel Müdürlüğü konferans salonunda başladı. Genel Kurulun ilk gününe DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK’e ve KESK’...
  • İzmir Buca Ege Organize Sanayi (BEGOS) Bölgesinde kurulu olan ve Üniteks firmasına fason üretim yapan TR İnter Tekstil fabrikasında çalışan işçilere 2,5 aydan beri ücretleri ödenmiyor. TR İnter patronu işçilere bayrama kadar sürekli zorunlu fazla...
  • “Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan çok daha zordur” demiş büyük bilim insanı Einstein. Gerçekten de insanlar önyargılı davrandıklarını kabul etmezler. Önyargılarını en doğru düşünceleri gibi sahiplenir, ısrarla savunurlar. Egemenler,...
  • Okuduğum zaman çok etkilendiğim, yaşanmış bir hikâyeyi sizinle paylaşmak istedim. Muhammed ve Sameer’in hikâyesi... Bir fotoğrafın hikâyesi… Bu iki insan yaklaşık 130 yıl önce Şam’da yaşadı. Yoksul emekçilerdi, yalnız yaşarlardı. Sameer kahvelerde...
  • Bir süre önce UİD-DER’in internet sitesinde bir mektup okumuştum. Başlık çok çarpıcıydı: “Her Şey Para Demek Değil!” Çok merak ettim, “böyle bir başlığın konusu ne olabilir?” dedim kendi kendime. Yazıyı açtım, merakla okumaya başladım. Bu mektubu...
  • Kaz Dağlarında altın arayan Alamos Gold adlı Kanadalı şirket ve onun yerli ortağı Doğu Biga Madencilik, şu ana kadar 200 bin civarında ağacı kesmiş ve doğada büyük bir tahribata yol açmıştır. Bu şirketler, siyanürle altın arıyor ve yerin altını...
  • Bursa Orhangazi’de bulunan Cargill fabrikasında Tekgıda-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten çıkarılan işçilerin mücadelesi sürüyor. 10 Temmuzda görülen işe iade davasının karar duruşmasında, mahkeme 14 işçinin haksız yere işten atıldığına ve...
  • Haksızlıklar karşısında susmayanlar için söylenen bir söz vardır, “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.”  Bu topraklarda nice yazar, çizer, aydın, devrimci ve demokrat kişiler burjuvazinin ve faşist rejimlerin hedefi haline gelmiş, ama aydınlık...
  • Geçen gün bir internet sitesinde rastladığım haberde şöyle yazıyordu: “İşçi istifa etse de yıllık izin ücretini alabilecek!” Habere göre Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, kullanılmayan yıllık izinlerin ücrete dönüşmesiyle alakalı emsal nitelikte bir karar...
  • Merhaba arkadaşlar, bizler UİD-DER’in yetiştirdiği işçi, emekçi gençleriz. UİD-DER sitesinde emekçi kadınların ve sonrasında gençlerin yazdığı mektup bizlere de cesaret verdi. Bu nedenle Esenyurt’lu gençler olarak sizlerle kendi duygularımızı...
  • Yine bir üniversite sınavını ve tercih dönemini geride bıraktık. Milyonlarca genç, gelecek hayalleriyle beraber girdi sınava. Şimdi yüz binlerce öğrenci üniversitelere yerleşmiş olacak ve milyonlarcası ise umudunu bir başka bahara bırakırken,...
  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...