Navigation

Buradasınız

Sınıfsız Bir Toplum: Yeter ki Hayal Edelim!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 110
İnsanlık var olduğundan beri insanlar hep daha güzel günlerin, daha iyi bir yaşamın hayallerini kurmuşlardır. Çünkü hayal kurmak yaşamın kendisidir, umut etmektir geleceğe dair. Toplumlar sınıflara bölündüğü zamanlardan beri, ezilen ve sömürülenler her daim sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız, insanın insana kulluk etmediği, eşitliğin, özgürlüğün, barışın, mutluluğun hâkim olduğu bir gelecek hayalini kurmuşlardır.

İnsanlık var olduğundan beri insanlar hep daha güzel günlerin, daha iyi bir yaşamın hayallerini kurmuşlardır. Çünkü hayal kurmak yaşamın kendisidir, umut etmektir geleceğe dair. Toplumlar sınıflara bölündüğü zamanlardan beri, ezilen ve sömürülenler her daim sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız, insanın insana kulluk etmediği, eşitliğin, özgürlüğün, barışın, mutluluğun hâkim olduğu bir gelecek hayalini kurmuşlardır. Ve böylesi bir yeryüzü cenneti hayal edenler bu özlemleri, umutları doğrultusunda mücadele etmişlerdir, ediyoruz.

Bugün işçilerin sömürüsüne dayanan kapitalist düzende, egemenler kıran kırana rekabet ediyor, savaşlar çıkartıyor; bu savaşlarda kadın ve çocuklar dâhil her gün yüzlerce insan katlediliyor. Bir yanda açlığın, sefaletin, öte yanda muazzam bir zenginliğin var olduğu; adaletten, eşitlikten bahsedemediğimiz bir düzende yaşıyoruz. Üstelik bu kahır yüklü düzende her geçen gün acı çekenlerin ve gözyaşı dökenlerin sayısı artıyor. Ancak tüm bu olumsuz koşulların içerisinde anneler, babalar, çocuklar, gençler yani yediden yetmişe herkes iyi bir yaşam ve gelecek hayaliyle yaşıyor. Vicdanlı, namuslu, insani değerlerini kaybetmemiş insanlar bu hayalleri sadece kendileri için kurmazlar. Aynı zamanda gözü yaşlı tüm çocukları kendi çocukları gibi hissederek, tüm insanlığın sorunlarını kendi sorunları görerek, bu sorunların çözüldüğü günlerin hayalini kurarlar.

Ne var ki bugün kapitalist sömürü düzeninde tüm insanlığın sorunlarını kendine dert etmek, insan olmanın gereği olarak toplumsal düşünmek; acının, gözyaşının olmadığı, karabulutların dağıtılıp güneşli günlerin geldiği bir dünya hayali “boş, imkânsız, deli saçması” hayaller olarak sunuluyor. Sınıfsız toplum hayalini karalamak için iktidar sahipleri medyayı kullanıyor, emekçilerin bilincini bulandırıyorlar. Toplumsal düşünce, yardımlaşma, dayanışma gibi insani değerler “enayilik” olarak addediliyor. Ama insanların kendi paçasını kurtarma derdine düşmeleri ve her şeyin merkezine kendilerini koymaları yüceltiliyor. Buna göre hayallerin merkezinde de sadece “ben” olmalıdır. Sömürücü düzenin efendilerine göre, çok çalışan ve azmeden herkes zengin olabilir. Yani gerçekleşmesi belki milyonda bir olabilecek ya da hiçbir şekilde olmayacak hayallerle insanların oyalanması isteniyor. Gerçekler tam anlamıyla baş aşağı çevriliyor: Gerçekleşmesi mümkün olan hayaller imkânsız, aslında imkânsız olan bireysel kurtuluş hayalleri ise en katı gerçekler olarak sunuluyor. Çarpıtılan gerçekler, her gün yeniden ve yeniden haberlerden, reklamlara kadar her türlü araç kullanılarak topluma pompalanıyor.

Son dönemde TV’lerden bilbordlara varıncaya kadar gözümüze sokulan Türk Telekom’un “Sen yeter ki hayal et” reklamı bu açıdan çarpıcı. Topluma “bakın siz de başarabilirsiniz, çalışan zengin olur” yalanını enjekte etmek için, kendi alanında başarılı olan kimi insanlar özellikle öne çıkartılıyor. “İmkânsızı” başarmış kişilerin hikâyeleri üzerinden Türk Telekom, hem kendi reklamını yapıyor hem de emekçilerin bilincini bulandırıyor. Örneğin Mersin’de Torosların eteğinde bir dağ köyünde yaşamını sürdüren Ümmiye Teyze, ilkokula bile çok zor şartlarda gidebilmiş, azimle okumaya devam etmiş ve en sonunda köyündeki kadınların sorunlarını konu edinen bir tiyatro oyunu hazırlayıp sergilemeye karar vermiş ve bu hayalini de başarıyla gerçekleştirmiş. Ümmiye Teyzenin yaşam hikâyesinin üzerine atlayan Türk Telekom, dünyaca ünlü futbolcu Ronaldo’nun oynadığı, güya Ümmiye Teyzenin yönettiği bir reklam filmi hazırlatmış. “Sen yeter ki hayal et” spotuyla biten bu reklam filmiyle şu mesaj veriliyor: “Köy yerinde tiyatro yapmak, film çekmek de neymiş diyenlere inat hayal etti, Ronaldo’nun oynadığı bir reklam filmi bile çekti. Sen de kendin için imkânsız olarak gördüğün şeyleri hayal edersen başarabilirsin.”

Kişilerin hayal kurması önemlidir, gerek kendisi için gerekse tüm toplum için. Hayal kurmayan kişi ufkunu genişletemez, başka bir dünya kurulabileceğini de düşünemez. Lakin patronlar sınıfını ve kapitalist düzenin çıkarlarını temsil edenler, “ben, sen, o” diyerek hep tekil kişileri koyarlar hayallerinin merkezine. Bireysel ve bencilce hayaller yüceltilirken, sıra kişilerin daha geniş hayal kurmasına geldiğinde, meselâ sömürüsüz bir toplum hayali derhal imkânsız ilan ediliyor. Oysa bugünkü üretici güçler düzeyiyle sömürüsüz, savaşsız, çocukların açlıktan ölmediği, insanların özgürce yaşadığı bir dünya kurabiliriz. Bunun imkânları var. Yeter ki hayal edelim, yeter ki bunun uğruna mücadele edelim!

21 Mayıs 2017

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Kapitalizm eşitsizliğe ve adaletsizliğe dayalı bir sistemdir ve kaç zamandır bağrında biriken büyük sorunlar patlıyor. Bu sistem alabildiğine çürümüş ve çıkmaza saplanmıştır. Tam da bu yüzden en küçük sorunu bile çözemiyor. Tersine, küresel...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçtiğimiz günlerde Ekim 2020 dönemi için işsizlik verilerini açıkladı. Rakamlarla oynayarak istediği değerleri elde etme konusunda ustalaşan TÜİK, mucizesini yine gösterdi. Açıklanan verilere göre 15 ve üzeri...
  • Kalyon Holding’in İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Ziraat Kuleleri inşaatında çalışan işçilerin öğle yemeğinden hamamböceği çıktı ve işçiler bu durumu protesto etti. Şantiyede tüm uyarılara karşın düzeltilmeyen kötü koşullara duyulan öfke...
  • Hükümetin medya kalemleri aralarında işbölümü yapmış; kimisi tetikçi, kimisi akıl hocası, kimisi muhalif olanlara karşı karalama görevini üstlenmiş. Bazıları da yılın 365 günü “emekliye müjde” başlığıyla her gün gazetede, televizyon ekranında,...
  • Hindistanlı işçilerin ve tarım emekçilerinin mücadelesi 50 günü aşkın bir zamandır sürüyor. Kötü hava koşullarına, su baskınlarına rağmen bir araya geldikleri ve kamp kurdukları eylem alanlarından ayrılmayan tarım emekçileri protesto gösterilerine...
  • Somalı madenciler 13 Mayıs 2014’te gerçekleşen ve 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan büyük maden faciasının ardından maden ocaklarının kapanmasıyla işsizliğe mahkûm edilmiş, tazminat ve alacakları da ödenmemişti. Bağımsız Maden-İş ve işçilerin...
  • Nisan 2020 itibariyle siyasi iktidar pandemi nedeniyle işten çıkarma yasağı getirdiğini “müjdelemişti”. Oysa gerçekler söylenenlerin tam tersiydi. İşten atma yerine ücretsiz izin uygulaması hayata geçirildi. Böylece patronların inisiyatifine...
  • Kayı İnşaat Cezayir’deki askeri hastane ve tesislerin inşaat şantiyelerinde çalıştırdığı işçilerin 1 yıllık ücretlerini ödemedi. İnşaat-Sen’de örgütlenen işçiler, 2019’un Aralık ayında ücretlerinin ödenmesi talebiyle Cezayir’de grev yaptılar, dava...
  • Genç işsizliğin yüzde 30’lara çıktığı, yoksulluğun her geçen gün arttığı Tunus’ta emekçilerin haklı öfkesi sokaklarda yankılanmaya devam ediyor. Hükümetin, emekçilere hiçbir güvence vermeden salgına karşı önlem adı altında sadece sokağa çıkma...
  • Geçtiğimiz haftalarda, çok bilindik bir program olan “Güldür Güldür”de işçi sınıfının örgütlülüğünün dağıtılarak yıllar içinde nasıl sorgulamayan işçiler yaratıldığı anlatıldı bir skeçle. İzlediklerimiz komik bir şekilde ele alınmıştı ancak bir kez...
  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...

UİD-DER Aylık Bülteni