Navigation

Buradasınız

Tatil Yapmak İşçilerin İhtiyacı Değil mi?

Temmuz 2012, No:52

Koca bir yıl boyunca gece-gündüz demeden yoğun bir tempoyla, fazla mesailerle çalışıyoruz. Bu yoğun tempolu çalışma karşılığında ise, işe gidebilmemiz için gerekli olan şeylere yetecek bir ücret alıyoruz sadece. Yani karın tokluğuna çalışıyoruz. Evin kirası, faturaların ödenmesi ve çocukların masrafları için gece gündüz demeden çalışıp didiniyoruz. Ama tüm işçiler biliyor ki, aldığımız sefalet ücreti en temel ihtiyaçlarımızı karşılamıyor. Sosyal ihtiyaçların bahsi dahi geçmiyor. İşçilerin ne haddine gezmek, eğlenmek, tatile gitmek, dinlenmek! Patronlar için işçiler, sömürdükleri sürece işe yarar. Yıprandı mı?At işten, dışarıda bekleyen taze işgücüne sahip işçi al.

Adına kapitalizm denen bu sömürü sisteminde üretim, patronların kâr hırsı ve arzularına göre yapılır. Her şey buna göre kurgulanır. İşçilerin sosyal ihtiyaçlarının zerre kadar önemi yoktur. İşçiler ertesi gün işe gelsin, makineler çalışsın, üretim aksamasın yeter! Patronlara göre işçilerin sosyal ihtiyaçlarını karşılaması, ailesiyle, sevdikleriyle konsere, sinemaya gitmesi, tatil yapması lükstür. Bu nedenle işçiler, yıllık izin haklarını kullanmak istediklerinde patronlar ve onların yöneticileri garip bir surat ifadesi takınırlar. Demek istedikleri şudur: İzin mi, sen izne çıkıp da ne yapacaksın?

Bir yıl boyunca insanlık dışı koşullarda çalışıp didinmenin karşılığında, en temel ihtiyacımız olan izin sürelerinde bıraktık tatile gitmeyi, izin hakkımızı dahi kullanamıyoruz. Oysa yıllık izinler, işçilerin ruhsal ve fiziksel ihtiyaçlarını yerine getirmeleri için kazanılmış bir haktır. Bu hakkı işçiler mücadele ederek almış ve yasalara yazdırmışlardır. İş Kanunu’nun 53. maddesine göre, bir işyerinde işe başlanılan günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışıldığında yıllık ücretli izin hakkı elde edilir. Bu izin süresi, çalışma süresine bağlı olarak değişiyor. Yıllık ücretli izin süresi, bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dâhil) çalışanlar için 14 günden, beş yıldan fazla on beş yıldan az çalışanlar için 20 günden, on beş yıl ve üzeri çalışanlar için 26 günden az olamaz. 18 ve daha küçük yaştaki işçilerle 50 ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi ise 20 günden az olamaz. Ayrıca yıllık izin süreleri patronla yapılan iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile arttırılabilir.

Ancak üretim planlarının aksamaması gerekçesiyle yıllık izinler, patronların insafına kalmış durumda. Kimi işyerlerinde yasal olmamasına rağmen, izinler kullandırılmayıp ücret olarak işçiye ödeniyor. Kimi işyerlerinde ise patronların isteğine göre bölük pörçük ya da eksik bir şekilde kullandırılıyor. İşler ne zaman azalırsa o zaman izinler kullandırılmak isteniyor, isterse kışın ortası olsun patronun umurunda değil.

Yazın gelmesi ve havaların ısınmasıyla birlikte fabrikalarda kimi bölümlerde sıcaklığın 40 dereceyi bulduğu koşullarda çalışmak adeta işkenceyi andırıyor. İşçiler yazın ortasında makine başlarında kavrulurlarken, patronlar ise denizin, kumun, güneşin tadını keyiflerince çıkarıyorlar. Tam bir adaletsizlik ve haksızlık söz konusu… İşçiler sanki bu dünyaya yalnızca çalışmaya gelmişler. Tatil yapmayı, dinlenmeyi bilmezler; onlar sadece çalışmayı bilirler! Ama patronlar, dünyanın dört bir köşesinde diledikleri lüks otellerde, tatil köylerinde gönüllerince sefahatlerini sürdürmeyi iyi bilirler! Asgari ücretli bir işçi, en görkemli plajlarda, tatil köylerinde ya da yeşilin ortasındaki villalarında hayatın tadını çıkartan patronlar gibi tatil yapabilmek için, on yıllarca hiç yiyip içmeden çalışsa bile yine de gerekli parayı toplayamaz.

İşçiler izin haklarını çoğu zaman kullanamıyorlar. Kullandıklarında ise izinlerini çoğu zaman ya evde, ya ek bir işte, ya da köylerine gidip tarlada, bağda, bahçede kışa hazırlık yapmak için çalışarak geçiriyorlar. Peki, tatil yapmak, tükenen bedenini dinlendirmek, kendine zaman ayırmak, sosyal yaşama dâhil olmak işçilerin de ihtiyacı değil mi? Dünyanın tüm zenginliklerini üreten işçiler, neden bu zenginliklere ulaşamıyorlar? Çalışan işçiler, ama tatil yapan ve üretilen zenginliğin sefasını süren patronlar! Patronlar, lafa geldi mi haktan, adaletten, eşitlikten dem vururlar. Bu sözler, kapitalizmde sadece laftan ibarettir.

Bu yaşanası dünyanın tüm güzelliklerini en çok da demire, çeliğe şekil veren, koca koca lüks otelleri inşa eden, gökdelenler yükselten, kısacası hayatı her alanda var eden işçiler hak ediyor. İşçiler, bugün yarattıkları zenginlikten hak ettiklerini, ancak birleştiklerinde ve hakları için mücadele verdiklerinde alabilirler.

15 Temmuz 2012

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Şu günlerde işyerlerimizde ve evlerimizde konuşulan tek bir konu var: Covid-19. Bu hastalık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bizim işyerinde de sürekli bu konu konuşuluyor. “Elimizi yıkayalım, kolonya sıkalım, kapının kolunu...
  • Dünya son günlerde koronavirüse karşı adeta “savaş” açtı. Medya aracılığıyla seferberlik ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarından, sınırların kapanmasına ve ticaretin durdurulmasına kadar birçok önlemden bahsediliyor. Çeşitli ülkeler ve aldıkları...
  • Koronavirüs salgını tüm gündemi belirliyor. Bu koşullarda bizler de bir grup genç işçi ve öğrenci olarak bir araya geldik ve bu konuyu kendi aramızda tartıştık.
  • 2018 ve 2019 boyunca pek çok ülkede işçiler, emekçiler sokaklara döküldüler. Çünkü işsizliğe, yoksulluğa, zamlara, pahalılığa çok öfkeliydiler. Elbette yoksul halkın iliğini kemiğini kurutan egemenlerin yolsuzluklarına da. “Yolsuzluk” yetkiyi kötüye...
  • Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir genelgeyle İçişleri Bakanlığının koronavirüs önlemlerinin geçerli olduğu süre boyunca toplu iş sözleşmelerini durdurduğunu açıkladı. Bakanlık, salgın nedeniyle toplu...
  • Sizlerin de bildiği gibi “hayat eve sığar” sözü, devlet yetkilileri tarafından bir kampanya spotu olarak kullanılmasıyla birlikte gerek sosyal medyada gerekse de başka biçimlerde insanların döne döne kullandığı bir argüman haline geldi. Bugünlerde...
  • Ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. Yaşadığımız sorunları ve gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz ki son dönemlerde tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs hastalığı konuşuluyor her yerde, insanlar...
  • Koronavirüs çıktığından bu yana okullarımız tatil edildi. Bu nedenle evde zaman geçiriyorum. Okula gidemediğimizden dolayı uzaktan eğitim alıyoruz. Tabii ki bu eğitim yetersiz, okula göre daha verimsiz oluyor. Okul arkadaşlarımın birçoğunun kafası...
  • Eskiden insanlar kendisine iyi haber veren, örneğin çocuğu olduğunu söyleyen, yani müjde veren birine hediye verirdi. Verilen müjdenin küçük de olsa somut bir karşılığı vardı. Müjdeyi veren “müjdemi isterim” der, aldığı hediyeyle mutlu olurdu....
  • Son haftalarda dünyanın gündemi Covid-19 virüsü. Hemen hemen dünyanın her ülkesinde görüldü ve dünyanın başlıca gündem maddesi haline geldi. Pek çok ülke sözde Covid-19 salgını ile mücadelede çeşitli paketler ve bütçeler açıkladılar.
  • Salgınlar ve hastalıklar her sektörden işçiyi tehdit ettiği gibi denizcilik sektöründe çalışan işçileri de tehdit ediyor. Gerek gemilerde çalışan işçiler olsun gerekse de tersanelerde çalışan işçiler olsun ölümlere rağmen hâlâ kötü koşullarda...
  • Merhaba dostlar, ben İstanbul Havalimanında uçak temizliğinde çalışan genç bir işçiyim. Geçtiğimiz haftalarda koronavirüs adlı yeni tip virüsün yüzü aşkın sayıda ülkede görüldükten sonra Türkiye’ye de geldiği duyuruldu. Virüs nedeniyle market ve...
  • 1. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemleri tüm işyerlerinde derhal ve eksiksiz alınsın! İşçilere, gerekli önlemlerin alınıp alınmadığını denetleme yetkisi verilsin! Önlemleri almayan işyerlerine ağır cezalar getirilsin!
    2. İşten atmalar...