UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Kuzey Kıbrıs’ta Erdoğan’ı Çıldırtan Kitlesel Miting

28 Ocakta Kuzey Kıbrıs’ta 20 binden fazla kamu çalışanının ve çeşitli demokratik kitle örgütlerinin katıldığı büyük bir miting gerçekleştirildi. Kuzey Kıbrıs hükümetinin ekonomi politikalarına ve Türkiye’nin dayattığı ekonomik pakete karşı çıkan kamu çalışanları, bu paketin yol açacağı hak gasplarına sessiz kalmayacaklarını yüksek sesle dile getirdiler. Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikasının “Ankara Ne Paranı, Ne Paketini, Ne Memurunu İstemiyoruz” pankartıyla katıldığı mitingde, Kıbrıslı Türklerin ve Rumların ortak bir devlet altında yaşamak istediklerini belirten dövizler de taşındı. “Toplumsal Varoluş Mitingi” adıyla düzenlenen bu miting, adanın kuzeyinde 2004’te Annan Planının referanduma sunulması sürecinde yapılan kitlesel gösterilerden bu yana gerçekleştirilen en büyük miting oldu.

Ne var ki Kıbrıs Türk halkının tepkileri Türk devletini ve AKP hükümetini fena halde kızdırdı. “En düşük memurları 10 bin liraya yakın para alıyor, bir de utanmadan eylem yapıyorlar” diyen Erdoğan’ın pervasızlığı bununla da sınırlı kalmadı. “‘Türkiye buradan çek git’ diyor. Sen kimsin be adam... Şehidim var gazim var, stratejik olarak ilgiliyim. Kıbrıs’ta Yunanistan’ın ne işi varsa Türkiye’nin Kıbrıs’ta stratejik olarak o işi var. Ülkemizden beslenenlerin bu yola girmesi manidardır. Biz destekliyoruz, bunun karşılığının olması gerekmiyor mu?” diyerek sömürgeci efendi ağzıyla konuştu. Mısır’da Mübarek’e “halkın sesine kulak ver, taleplerini karşıla” diye akıl veren Erdoğan’a belli ki uzaktaki sokakların sesi hoş geliyor. Ama aynı ses bu topraklardan ya da TC’nin kendi toprağı olarak gördüğü Kıbrıs’ın kuzeyinden yükselince küplere biniyor. Gerçekleştirilen gösterileri “provokatif eylemler” olarak nitelendiren Erdoğan işçilerin ve öğrencilerin üzerine polisi salıyor. Kıbrıs’taki gösteriye polis müdahalesi olmamasını ise aklı almıyor: “Bize defol diyorlar. Yönetimin duyarsızlığı var. Cumhurbaşkanından başbakana kadar yönetimin tavrını açık ve net koyması lazım.” Yani AKP hükümetinin emekçi eylemleri karşısında takındığı saldırgan tavrı takınmasını istiyor Kuzey Kıbrıs yönetiminden Erdoğan.

Ancak Erdoğan’ın “beslemeler” diye nitelendirdiği ve çenelerini kapatmalarını istediği Kıbrıslı işçiler bu pervasızlığa ve saldırganlığa sessiz kalmadılar. Adada demokratik kitle örgütleri bu sözlere çok büyük bir tepki gösterirken, halkın tepkisi gazetelerin manşetlerine de yansıdı. En düşük memur maaşının Erdoğan’ın dediği gibi 10 bin lira değil 1540 lira olduğunu, işçilerin bu parayı çalışarak hak ettiklerini ve haklarının gasp edilmesine sonuna kadar direneceklerini söyleyen Sendikalar Platformu temsilcileri ve işçiler, 7 Şubatta Lefkoşa Büyükelçiliğine Erdoğan’a iletilmek üzere bir mektup vermek istediler. Ancak elçilik mektubu elden almak istemedi ve postayla iletilmesini söyledi. Elçilik önüne polis yığınağı yapan hükümet, böylelikle işçilere gözdağı vermeye de çalıştı.

Kıbrıslı Türkler, emperyalist güçlerin ellerini çektikleri, demokratik, bağımsız ve birleşik bir Kıbrıs istiyorlar. Türkiye’nin ve Yunanistan’ın Kıbrıs’tan elini çekmesini ve halkları birbirine düşürmekten vazgeçmesini istiyorlar. Onların bu arzularının gerçeğe dönüşmesi için, Türkiye ve Yunanistan işçi sınıfının Kıbrıslı sınıf kardeşlerine destek vermeleri gerekiyor. TC’nin ve Erdoğan’ın yalanlarla kandırmaya ve Kıbrıslı emekçilere karşı kışkırtmaya çalıştığı Türkiyeli emekçiler bu yalanlara kanmamalı, milliyetçiliğe prim vermemeli ve halklar arasına husumet tohumları ekenlerden ve emekçilere saldıranlardan hesap sormalıdır.

7 Şubat 2011






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this