UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Van’da Yaralar Hâlâ Sarılmadı

Van depreminin üzerinden 1 yıl geçti. 23 Ekim 2011’de Van merkezinde ve Erciş’te 7,2 şiddetinde bir deprem meydana gelmiş, 600’ün üzerinde insan hayatını kaybetmişti. Depremden sonra yaşananlar, Van halkının vicdanında daha büyük bir deprem yarattı. Başbakan Erdoğan, “ilk 24 saatte geç kaldık” demişti. Sanki bir toplantıya geç kalmış edasıyla, AKP hükümetinin kabahatini örtmeye çalışmıştı. Ancak aradan geçen bunca zamana rağmen Van halkının yaralarının sarılmaması, devletinsadece ilk 24 saat değil, bir yıldır Van’a geç kaldığını gösteriyor.

Başta Başbakanlık olmak üzere, İçişleri Bakanlığı ve Kızılay gibi kurumlar depremde keyfi bir tutum takındı. 23 Ekimin ertesinde hiçbir incelemede bulunulmadan insanlara “evlerinize dönün” çağrısı yapıldı. Binaların sağlam olup olmadığını tespit etmesi gereken devlet yetkilileri, tam tersini yaparak halkı evlerine girmeye zorladı. Üstelik Çevre ve Şehircilik Bakanı “bir daha deprem olmaz” diye açıklama yaptı. Böylece ölüme davetiye çıkartılmış oldu. Daha ilk depremin şoku atlatılamadan 9 Kasımda 5,6 şiddetinde bir deprem daha meydana geldi. Çürük evlerde onlarca kişi hayatını kaybetti. Deprem bölgesine giden gazeteciler, sağlam denen ama çöken Bayram Oteli’nin enkazında kalarak can verdiler.

Van’da arama-kurtarma çalışmalarından ziyade “enkaz kaldırma” çalışmaları yapıldı. Birçok köye ulaşılamadı. Kapanan yollar ne hikmetse günlerce açılamadı. Çığlıklar duyulmadı… Toplanan yardımlar, “teröre yardım ediliyor” yalanıyla dağıtılmadı. Tır dolusu yardımlar günlerce depolarda çürümeye terk edildi. Halk, inisiyatif gösterip kendi çözümünü bulmaya çalıştığında ya da demokratik kitle örgütleri devreye girdiğinde devlet engel oldu.

Van halkı -10 dereceye varan soğukta bir kışı güçlükle, naylon çadırlarda geçirdi. Isınmak için çadırlarda soba kurmak zorunda kaldılar. 160 çadırda yangın çıktı. Aralarında çocukların da bulunduğu 12 kişi yanarak can verdi. Devlet izledi. Üstüne üstlük naylon çadırlar yeterli sayıda ulaştırılmadı, çocukları ve aileleri içi naylon çadır talep edenlere gazla ve copla saldırıldı. AKP hükümetine göre deprem kaderdi ve insanlar kaderlerine razı gelmeliydiler!

Van halkının çilesi bununla da bitmedi. AKP hükümeti, Van’a yardım etmeyerek halkı fiilen göç etmeye zorladı. Amaç, bu kentte güçlü olan ve büyükşehir belediyesini elinde tutan BDP’nin temelini çökertmekti. Yardım ulaştırılamayan on binlerce insan göç etmek zorunda kaldı. Yaralarını sarmak üzere göç edenlere “sahip çıkacağız” denildi. Ama insanlar kendi kaderlerine terk edildi. Başka kentlere göç edenlerin bir kısmı ırkçı saldırılara maruz kaldı. Birçoğu tekrar Van’a geri döndü. Naylon çadırlarda yaşam savaşı veren Van halkının yüzü bir türlü gülmedi. Kışın onlara teslim edilmesi gereken konteynırlar, yazın ortasında geldi. Halk, bu sefer yazın sıcağında, ısıyı ikiye katlayan konteynırlarda yaşamını sürdürmek zorunda kaldı.

Can kaybını önlemek için kılını kıpırdatmayan devlet, “depremin yol açtığı ekonomik kayıpların giderilmesi” için derhal kolları sıvadı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından afet riski taşıdığı ilan edilen alanlardaki bütün taşınmazların kapsam içine alındığı yasa Meclis’ten geçirildi. Yasaya göre, kentsel dönüşüm bölgesinde riskli binaları belirleme ve her türlü inşaatı yapma ya da yaptırma yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığında olacak. Deprem işçi ve emekçiler için yıkım ve çile anlamına gelirken, sermaye için kâr demektir. TOKİ bu bölgede binlerce ev yaptı. AKP hükümeti, ihaleyi kendi yandaşı sermaye gruplarına vererek onları palazlandırdı. Ancak bu evler, yalnızca tapusu olanlara dağıtılacak. Tapusu olmayan ya da kirada oturan binlerce kişi mağdur edilecek.

Oysa felakete uğrayan halkın her türlü zararı ve ihtiyaçları bedelsiz bir şekilde karşılanmalıdır. Bir doğa olayı olan depremin, afete dönüşmesi engellenmelidir. Bu da ancak teknolojinin insanlık yararına kullanılmasını, bütünlüklü projeler çerçevesinde çürük binaların yıkılmasını, yerlerine dayanıklı, sağlıklı ve insanın sosyal yaşamını esas alan ücretsiz konutlar yapılmasını gerektirir. Bunun için yeterli kaynak vardır. Emekçilerden toplanan vergiler patronların kasasına aktarılmamalı, emekçiler için sağlıklı ve parasız konutlar inşa edilmelidir.

23 Ekim 2012






Son Eklenenler

  • viransehir_iskur_kura_cekimleri.jpg
    Konkordato ilanları, daralma ve ekonomik kriz gerekçesiyle işçi çıkarmalar her geçen gün artıyor. İşsizlik oranları da buna bağlı olarak artıyor. TÜİK’e göre Ağustos itibariyle işsizlik oranı yüzde...
  • kadin-isciler-1.jpg
    Her zamanki gibi o gün işe başladım. Vardiyamı teslim alıp tezgâhıma geçtim. Biz aynı tezgâhta dört kişi çalışıyoruz. Herkesin yaptığı iş zor fakat sadece bir pozisyondaki iş diğerlerine göre kolay...
  • adaletsizlik-890x395.jpg
    Hayatımızın her alanını saran ve geçinmemizi git gide daha da zorlaştıran ekonomik kriz; gün geçtikçe hayatlarımızı daha çok etkiliyor, akıllarımızı meşgul ediyor. Ben de üniversitedeki ev...
  • ahmet-kaya-bir-mesajla-kabus.jpg
    Arkadaşlar mektubuma başlamadan önce sizleri uyarmak istiyorum. Yazının ortasına bile gelmeden birçoğunuz “Bu kadar da değil. Gerçek değildir bu!” diyecektir. Birazdan paylaşacağım gazete haberini...
  • cinde-tokat-motivasyonu.jpg
    Bir insan niye çalışır? Hiç kimse “bu gün canım sıkıldı, gideyim de biraz araba parçası üreteyim, montaj yapayım, pantolon dikeyim” demez. Yaşamak için çalışmak zorunda olduğundan çalışır. Hatta bazı...
  • gulsan-cam-iscileri-img_20181112.jpg
    Gülsan Group’a bağlı fabrikada Ramazan Bayramından itibaren ücretleri düzenli ödenmeyen işçiler, 23 Ekimde üretimi durdurarak fabrika yöneticileriyle görüştüler. Ücretlerinin ödeneceği sözü verilen...
  • students-protests-colombia.jpg
    Hükümetin katma değer vergisini (KDV) yükseltme ve vergi dışı bırakılan kimi ürünleri vergilendirme kararının ardından Kolombiya Eğitim İşçileri Federasyonu (Fecode) ve Üniter İşçi Sendikasının (CUT...
  • hastane-acil-kalabalik.jpg
    Hastanede doktor, hemşire, fizyoterapist, temizlikçi, hasta bakıcı, tıbbi sekreter, güvenlikçi, hasta ve hasta yakınlarından duyup dinlediklerim sağlığımızla nasıl oynandığını ve uyuyup uyanana kadar...
  • alisveris-cilginligi.jpg
    Fabrikada yemek saatinde yemeğimizi yerken hükümetin krizin etkilerini “azaltmak” için aldığını söylediği önlemler aklıma geldi. UİD-DER’in internet sitesindeki “Havyar da mı Yemeyelim” yazısını...
  • emekci-kadinlar.jpg
    Ekonomik kriz büyüdükçe işçilerin, emekçilerin yaşamını daha fazla zorlaştırıyor. Küçük esnafından işçisine, eğitim emekçisinden kendi hesabına çalışan emekçiye kadar her evde krizin yarattığı...
  • somali-isciler-isten-atildi.jpg
    Ekonomik krizin etkileri her geçen gün biz işçiler tarafından çok daha derinden hissediliyor. Gıdadan temizlik maddelerine, giyimden ev eşyasına her şeye zam üstüne zam geliyor. Enflasyon karşısında...
  • kres.jpg
    Merhaba dostlar, ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. İşyerimizde kreş olmadığı için, arkadaşlar çocuklarını ya tanıdıkları birine bırakıyorlar ya da özel kreşlere gönderiyorlar....
  • dogan-gunes.JPG
    Masamız balkonda/ Masada iki kâse çorbamız/ Karşımda karım/ Karımın gözleri çimen yeşili/ Çimen yeşili gözler kederli/ Kederimiz karşı balkondaki iki aç bebeden/ Paylaştık yoksul soframızı iki bebe,...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this