Navigation

Buradasınız

12 Eylül Darbesi İstanbul’da Protesto Edildi

12 Eylül darbecilerinin yargılanması ve darbe yasalarının kaldırılması için yürütülen demokrasi mücadelesi devam ediyor. 78’liler Girişimi, UİD-DER, BDP, DİSK/Emekli-Sen, EDP, EHP, EMEP, HAK-PAR, İHD, Kaldıraç, KESK/ İst. Şubeler Platformu, KÖZ, ÖDP, SDP, TÖP, TMMOB, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği gibi kurumların çağrısıyla örgütlenen mitingde 12 Eylül 1980 faşist darbesi lanetlendi. 11 Eylül Pazar günü Kadıköy’de düzenlenen mitingde darbecilerin halen yargılanmadığı, darbe anayasasının yerinde durduğu, Kürtlere karşı haksız savaşın yükseltildiği vurgulandı. Saat 12.00’da Tepe Nautilus önünde toplanan kortejler 13.00’da Kadıköy Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti. Kortejlerin en önünde darbecilerin ve darbe sorumlularının önde gelenlerinin kuklası taşındı. Kuklalar üzerinde “Sanık Ayağa Kalk” ibaresi yazılıydı. Program saat 14.00’da 12 Eylül faşizminin işkence tezgâhlarında, idam sehpalarında ve yargısız infazlarında katledilen devrimciler ve işçiler için yapılan saygı duruşu ve mitingi örgütleyen kurumların temsilcilerinin kitleyi selamlamasıyla başladı.

Program boyunca konuşmalar yapıldı, İlkay Akkaya ve Agire Jiyan türküler söyledi. İlk olarak Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Tahsin Yeşildere Tertip Komitesi adına bir konuşma yaptı. Yeşildere konuşmasında 31 yıldır darbeyle yaşandığına, 12 Eylül’ün yasakçı kurumlarının ortadan kaldırılmadığına, gerçek bir hesaplaşma yapılmadığı sürece de bu izlerin süreceğine, baskıların devam edeceğine, darbecilerin ve sivil uzantılarının yargılanması gerektiğine dikkat çekti.

İkinci konuşmacı 78’liler Girişimi’nden Celalettin Can idi. Can, darbenin her aşamasında sorumluluğu olan herkesin tek tek yargılanması ve onlardan hesap sorulması gerektiğini vurguladı. Bu ülkede darbe suçunu işleyen hiç kimsenin gerçekten yargılanmadığına ve 12 Eylül’ün kurumlarının tasfiye edilmediğine dikkat çeken Can, “12 Eylül darbecilerinin yargılanması bizim insanlığa ve Türkiye halklarına borcumuzdur” dedi. 

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blok’u milletvekillerinden Sırrı Süreyya Önder ise “Diyarbakır cezaevinin dili olsa da konuşsa diyor Başbakan. Biz onu zahmetten kurtaralım, yaşayanların dilinden anlatalım. Diyarbakır cezaevinin duvarlarında ‘vatandaş Türkçe konuş, çok konuş’ yazıyordu. Bu, Kürtçe konuşanın az konuşacağı anlamına geliyordu. Geçenlerde KCK davasına gittik. Orada Kürtçe konuşanı hiç konuşturmuyorlardı. ‘İşte aradaki fark bu!’ O gün de tek tip insan yaratmaya heves ediyorlardı, bugün de tek tip insan yaratmaya heves ediyorlar” diye konuştu. Önder, AKP savaş politikalarını da eleştirdi.

Blok milletvekili Abdullah Levent Tüzel de tırmandırılan savaşa sessiz kalmayacaklarını ve kara harekâtına karşı duracaklarını dile getirdi.

Kürsüden kitleye Kürtçe seslenen Barış Annesi Zekiye Durmuş ise, 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevinde ölüm orucunda yitirdiği kardeşi Hayri Durmuş’u anarak savaşın bitmesi için haykırdı: “Diyarbakır zindanında kalanların isteği kendi dillerini kullanmak, barış ve kardeşlikti. Barış anneleri adına barış istiyorum.” 

UİD-DER: “Darbe Yasaları Kaldırılmalı! Darbecilerden ve Hizmetkârlarından Hesap Sorulmalı!”

“12 Eylül’ün Hesabı Sorulacak! Faşizme Karşı Sınıf Cephesi!”, “Darbe Yasaları Kaldırılmalı! Darbecilerden ve Hizmetkârlarından Hesap Sorulmalı!”, “Başkasını Ezen Bir Ulus Özgür Olamaz!” yazılı pankartlarla mitinge katılan UİD-DER, alanda kitleselliği, her zamanki disiplini ve coşkusuyla dikkat çekti. Miting öncesi yaptığımız hazırlık ve alandaki yer alma biçimimiz, 12 Eylül’ün hesabını sorma kararlılığımızı ve demokrasi mücadelesine verdiğimiz önemi yansıtıyordu. Demokrasi taleplerinin güncel ve tarihsel anlamını kavrayan bilinçli ve mücadeleci işçilerden oluşan kortejimizden yürüyüş ve miting boyunca “Faşizme Karşı Sınıf Cephesi”, “Haksız Savaşlara Hayır”, “Kürtlere Özgürlük, Kurdara Azadî!”, “Ulusalcı Değil Enternasyonalistiz”, “Sendikal ve Siyasal Yasaklar Kaldırılsın”, “Sınırsız Grev Özgürlüğü” sloganları yükseldi. Ayrıca bu kapsamda, en önde dövizler taşındı.

Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, işçi sınıfı demokratik hak ve özgürlükler mücadelesini yükseltmediği müddetçe burjuvazi kendiliğinden hiçbir hakkı bahşetmez. Bir kısım hakları kâğıt üzerinde tanımak zorunda kalsa da, bu hakların hayata geçirilmesi için mücadele verecek olan işçi sınıfıdır. 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını engelleyen Geçici 15. maddenin kaldırılması, ama güçlü toplumsal bir muhalefet olmadığı için Kenan Evren ve darbeci arkadaşlarının sanık sandalyesine oturtulmaması buna örnektir. İşçi sınıfının örgütlülüğüne darbe indiren bu generallerden ve 12 Eylül sorumlularından hesap sorma işi ne AKP’ye ne de CHP’ye bırakılabilir. Bu nedenle, demokrasi mücadelesine sahip çıkmak ve bu kapsamda toplumsal muhalefeti yükseltmek işçi sınıfının boynunun borcudur!

12 Eylül 2011
...önceki
İşçi Kızı

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 2018 ve 2019 boyunca pek çok ülkede işçiler, emekçiler sokaklara döküldüler. Çünkü işsizliğe, yoksulluğa, zamlara, pahalılığa çok öfkeliydiler. Elbette yoksul halkın iliğini kemiğini kurutan egemenlerin yolsuzluklarına da. “Yolsuzluk” yetkiyi kötüye...
  • Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir genelgeyle İçişleri Bakanlığının koronavirüs önlemlerinin geçerli olduğu süre boyunca toplu iş sözleşmelerini durdurduğunu açıkladı. Bakanlık, salgın nedeniyle toplu...
  • Sizlerin de bildiği gibi “hayat eve sığar” sözü, devlet yetkilileri tarafından bir kampanya spotu olarak kullanılmasıyla birlikte gerek sosyal medyada gerekse de başka biçimlerde insanların döne döne kullandığı bir argüman haline geldi. Bugünlerde...
  • Ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. Yaşadığımız sorunları ve gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz ki son dönemlerde tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs hastalığı konuşuluyor her yerde, insanlar...
  • Koronavirüs çıktığından bu yana okullarımız tatil edildi. Bu nedenle evde zaman geçiriyorum. Okula gidemediğimizden dolayı uzaktan eğitim alıyoruz. Tabii ki bu eğitim yetersiz, okula göre daha verimsiz oluyor. Okul arkadaşlarımın birçoğunun kafası...
  • Eskiden insanlar kendisine iyi haber veren, örneğin çocuğu olduğunu söyleyen, yani müjde veren birine hediye verirdi. Verilen müjdenin küçük de olsa somut bir karşılığı vardı. Müjdeyi veren “müjdemi isterim” der, aldığı hediyeyle mutlu olurdu....
  • Son haftalarda dünyanın gündemi Covid-19 virüsü. Hemen hemen dünyanın her ülkesinde görüldü ve dünyanın başlıca gündem maddesi haline geldi. Pek çok ülke sözde Covid-19 salgını ile mücadelede çeşitli paketler ve bütçeler açıkladılar.
  • Salgınlar ve hastalıklar her sektörden işçiyi tehdit ettiği gibi denizcilik sektöründe çalışan işçileri de tehdit ediyor. Gerek gemilerde çalışan işçiler olsun gerekse de tersanelerde çalışan işçiler olsun ölümlere rağmen hâlâ kötü koşullarda...
  • Merhaba dostlar, ben İstanbul Havalimanında uçak temizliğinde çalışan genç bir işçiyim. Geçtiğimiz haftalarda koronavirüs adlı yeni tip virüsün yüzü aşkın sayıda ülkede görüldükten sonra Türkiye’ye de geldiği duyuruldu. Virüs nedeniyle market ve...
  • 1. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemleri tüm işyerlerinde derhal ve eksiksiz alınsın! İşçilere, gerekli önlemlerin alınıp alınmadığını denetleme yetkisi verilsin! Önlemleri almayan işyerlerine ağır cezalar getirilsin!
    2. İşten atmalar...
  • Sermaye sınıfı, ekonomik krizin faturasını koronavirüsü bahane ederek işçilere kesiyor. Dünya genelinde şu ana kadar kaç milyon işçinin işten atıldığı henüz netleşmiş değil. Ama sömürücü kapitalistler, işçileri milyonlar halinde işsizliğe ve açlığa...
  • Tüm dünyanın gündemine hızla giren ve küresel salgın ilan edilen Covid-19 hastalığı egemenlerin yarattığı sis perdesi altında yayılıyor. Tüm dünyada egemenler işçileri, emekçileri evlerine hapsederken koronavirüs salgınını bir fırsata dönüştürüp...
  • Hepimizin bildiği gibi yeni tip koronavirüs (Covid-19) ile ilgili sosyal medyada, televizyonlarda bulamaç halinde, kafa karıştırıcı yorumlar yapılırken sağlık işçilerinin adı tek bir satırda “minnet duyuyoruz” şeklinde geçiyor. Sizlere bu mektubu...