Navigation

Buradasınız

1 Mayıs Meşalesi 123 Yıldır Yanıyor

Nisan 2009, no:13

İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs, 1886 yılından bu yana patronların saldırılarına karşı bir başkaldırı simgesidir. 1 Mayıs meşalesini ilk yakan Amerikalı işçi kardeşlerimiz oldu. O yıllarda ağır çalışma koşulları altında, 16 saat çalıştırılan kadın, erkek ve çocuk işçiler, patronların saldırılarına karşı örgütlenip mücadeleye atıldılar. 1 Mayıs’ı patronlar sınıfına karşı mücadelenin simgesi haline getirdiler. Amerikalı işçi kardeşlerimizin yaktıkları bu meşale, 123 yıldır yanmaya devam ediyor.

O yıllarda patronların dizginsiz sömürüsü altında çalışan Amerikalı işçiler, çok kötü koşullarda yaşıyorlardı. 50 kişi bir odada yatıp kalkıyor, barınma sıkıntısı yaşıyorlardı. Amerika ve Avrupa işçi sınıfı için, yaşın, cinsiyetin, gece ve gündüzün sınırları yıkılmıştı. Patronlar elde ettikleri kârlarla ellerini ovuştururken, işçiler makine başında açlıktan bitkin düşüyor, adeta vücutlarının şekli değişiyordu. Kapitalizm, bu yoğun çalışma koşullarıyla işçilerin birçoğunun 40’lı yaşları görmelerine izin vermiyor, kapitalistler onları kârları uğruna kurban ediyordu.

Amerikalı işçiler bütün bu koşullara karşı ve hiçbir yasanın kendi lehlerine olmamasına rağmen, işgününün kısaltılması için mücadeleye giriştiler. 1882’de New York Merkezi İşçi Sendikası, Eylülün ilk pazartesi gününü Emek Günü olarak kabul etti. Emek Gününde binlerce işçi sokaklara çıktı, taleplerini haykırdı ve eğlenceler düzenledi. 1884 yılında toplanan Amerikan İşçi Kongresi, Emek Gününü ülke çapında kutlama kararı aldı ve 1 Mayıs 1886’da genel greve çıkılacağını ilan etti. İşçilerin temel sloganı şuydu: Sekiz saat çalışma, sekiz saat dinlenme, sekiz saat canımız ne isterse!

Amerikan işçi sınıfı yeniden mücadelenin ateşini harlamıştı. Ülkenin her yanını grevler sarıyordu. 1 Mayıs’ın hemen öncesinde toplam 190 bin işçi grevdeydi. Mücadelenin başını Şikagolu işçiler çekiyorlardı. Patronlar işçilere engel olmak için hazırlıklara giriştiler. 1 Mayıs sabahı Amerika genelinde yüz binlerce işçi greve çıkmıştı. Fakat polis, asker ve çeteler pusuya yatmış saldırı emrini bekliyorlardı. Binaların çatılarına da keskin nişancılar yerleştirilmişti. Alanları pankart ve bayraklarıyla kızıl bir gelincik tarlasına çeviren işçilerin akşam saatlerine kadar konuşmalar ve eğlencelerle devam eden gösterilerinin sonunda tek bir olay bile yaşanmamıştı. Ama 3 Mayısta grev kırıcılara karşı harekete geçen işçilere polisle birlikte silahlı çeteler saldırdı. Polis kurşunuyla 6 işçi katledilmişti. Burjuva medya ölümlerden yine işçileri sorumlu tuttu ve işçi önderlerini hedef gösterdi. Bir gün sonra ölümleri protesto etmek için Haymarket Meydanında toplanan işçilerin etrafını polis sararken, kitlenin üzerine bomba atıldı. 6 polis ve 10 işçi öldü. Kentin her yanı bir anda asker ve polisler tarafından adeta işgal edilmişti. Burjuva gazeteler de yalan haberler yayınlayarak üstlerine düşen görevi yerine getiriyorlardı. Şikago’da sendikalar ve sosyalist kurumlar basıldı, gazeteler kapatıldı, devrimci işçiler tutuklandı. Yapılan düzmece yargılamaların sonunda dört sosyalist işçi önderi bomba atmakla suçlanarak idam edildiler.

Burjuvazi kudurgan saldırılarına rağmen işçi sınıfının alevlenen mücadelesini söndüremedi. Amerikan işçi sınıfının çaktığı kıvılcım dünyanın her yerinde büyük bir yangına dönüştü. 1889’da II. Enternasyonal 1 Mayıs’ı işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak ilan etti. 1890’da Avrupa ve Amerika’nın birçok şehrinde işçiler meydanlara çıktılar. Hepsi ilk kez, tek bir ordu halinde, tek bir bayrak altında, tek bir acil hedef uğrunda, yani sekiz saatlik işgününün yasal olarak tanınması uğrunda seferber olmuştu.

Türkiye’de 1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanını dolduran yüz binlerce işçiye karşı gerçekleştirilen ve 37 işçinin yaşamına mâl olan provokasyon da, Şikago’daki pusuyu andırıyordu. Yükselen işçi hareketinin önünü kesmek için “derin devlet” güçleri işçilerin üzerine saldırmış ve bir katliam gerçekleştirmişlerdi. Ama buna rağmen 1 Mayıs geleneği yok edilememiştir.

İşçi sınıfının mücadele tarihi gösteriyor ki, örgütlü işçi sınıfını hiçbir güç yenemez. 1 Mayıs mücadele bayrağını dünyanın bütün işçileri alanlarda dalgalandırmaya devam edecek ve sömürü dünya üzerinden tümüyle ortadan kaldırılıncaya dek mücadele sürecektir.

12 Nisan 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 19 Ocakta Gebze’de yapılan mitingde Birleşik Metal-İş genel başkanı, işçilerin baskısına dayanamayarak 5 Şubatta greve çıkılacağını açıklamıştı. Keza Türk Metal de grev kararı almış ama tarihini açıklamamıştı. Bu gelişme üzerine MESS tekrar...
  • Yunanistan’da kamu ve özel sektör işçileri hükümetin sosyal güvenlik sistemi için hazırladığı saldırı tasarısını 24 saatlik bir genel grevle protesto etti. Sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesini içeren yasa tasarısına “hayır” diyen...
  • Çok uzun zamandır her sektörden işçinin gözü kulağı metal işçilerinin MESS’in dayatmalarına karşı giriştiği eylemlerdeydi. MESS’in işçileri hor gören tavrına karşı işçilerin “grev” kararlılığı sadece sendikalı işyerlerinde, fabrikalarda değil,...
  • Kasım ayında damat bakan kameraların karşısına geçmişti. “Dar gelirlilere düşük faizli ev müjdesi” açıklaması malum medya ağzıyla ballandıra ballandıra verilmeye başlandı. Üstüne de “20 yıl kira öder gibi” eklenince bu “müjdeli” açıklama asgari...
  • Benim adım Hazal. 4 buçuk yaşındayım. Benim annem her gün beni bırakıp işe gidiyor. Ben annemin işe gitmesini hiç istemiyorum, çünkü beni parka götürsün istiyorum. Her gün anneme soruyorum “Pazar günü de işe gidecek misin? Ben seni çok özlüyorum.”...
  • Şubat ayının ilk haftasında Âdem Yarıcı adlı işçi, Hatay Valiliği önünde “çocuklarım aç” diyerek kendini ateşe verdi ve hastaneye götürülürken hayatını kaybetti. Türkiye’de daha önce olmayan şeyler oluyor. İşsizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranan...
  • Değerli arkadaşlar, sizlere bu mektubu yazmamdaki amacım, fabrikamda yaşadığım ama aslında işçi sınıfının tümünü ilgilendiren örgütsüzlüğün bizleri ne hale düşürdüğünü göstermektir. Metal sektöründe çalışıyorum. Eşim, çocuklarımızın küçük olmasından...
  • Aylardır beklediğimiz metal işçilerinin toplu iş sözleşmesi istenmeyen bir sonuçla bitirilmiş oldu. Sözleşme süresince çeşitli fabrikalardan arkadaşlarla ve yakınlarımla fikir alışverişi yapıyorduk. Gelinen nokta ne yazık ki mücadeleci bir...
  • Ekonomik kriz ve onun yarattığı işsizlik başta olmak üzere kapitalizmin türlü sonuçları emekçilerin yaşamını cehenneme çevirmeye devam ediyor. Gün geçtikçe artan sayıda insan, intihar ederek yaşamına son veriyor. Çeşitli kentlerden art arda intihar...
  • Bizler bir kamu hastanesinde çalışan sağlık işçileri olarak yazıyoruz bu mektubu. Yakın zaman önce UİD-DER çatısı altında İstanbul’un çeşitli hastanelerinden sağlık işçileri olarak bir araya geldik. O güne dair fikirlerimizi, duygularımızı sizlerle...
  • Bursa Kestel’de bulunan Bodo Bode-Doğrusan Otomotiv fabrikasında çalışan işçiler sendikalaştıkları için işten atıldı. Türk-Alman ortaklığıyla kurulan fabrikada işçilerin sendikaya üye olduğu bilgisini alan patron, saldırıya geçti ve işten atmalara...
  • 16 yaşında, gençliğe yeni adım atmış bir kızdım. 1993 yılının Haziran ayının son günü hayatımın geride kalanı, 1 dakika içinde değişmişti. Okula gitmek için bindiğim otobüsten indiğimde arkadan gelen vidanjör bana çarpıp altına almıştı. O çarpmanın...
  • Kardeşler yaşadığımız düzende gün geçtikçe sorunlarımız artıyor. Ekonomik kriz, işsizlik, sürekli artan vergiler, zamlar, sefalet ücretlerine mahkûm edilmemiz, çocuklarımızın eğitim sorunları ve buna ekleyebileceğimiz onlarca sorun. Bu sıkıntılar...