Navigation

Buradasınız

Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalışan İşçilerin Hakları

Ocak 2012, No: 46

Fazlaca insan gücü gerektiren ve tehlike derecesi yüksek olan işler İş Kanununda “Ağır ve Tehlikeli İşkolları” olarak tanımlanmıştır. Ağır ve tehlikeli işler, bu işlerde kimlerin çalıştırılabileceği ve bu tür işyerlerindeki farklı uygulamalar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının hazırladığı bir yönetmelikle belirlenmiştir. Bakanlık 7 Mart 2010’da yönetmelikte düzenlemelere gitmiş ve sendikaların itirazlarına rağmen 40’tan fazla işkolunu bu kapsamdan çıkarmıştır. Yönetmeliğe göre; petrol, su, maden, doğalgaz arama ve sondaj işleri, metalürji sanayi, taş ve toprak sanayi, metal ve metalden mamul eşya sanayi, ağaç ve bunlardan mamul eşya sanayi, yapı, kimya sanayi, iplik, dokuma ve giyim sanayi, kâğıt ve selüloz sanayi, tütün sanayi ile ilgili işler, nakliye benzeri işler, tarım ve hayvancılık işleri, ardiye ve antrepoculuk, haberleşme ile ilgili işler ağır ve tehlikeli işler olarak sayılmaktadır. Bunun dışında sünger avcılığı, radyoloji makinelerinde çalışma, hava alanlarında uçuşa hazırlık gibi işler, “Çeşitli İşler” başlığı altında yönetmelik kapsamındadır.

Gelişen teknoloji ve eğitimler sayesinde iş kazalarının ve ölümlerin azaldığını iddia eden patronlar sınıfı ve hükümet, daha önce 153 madde altında toplanan ağır ve tehlikeli işleri 110’a düşürmüştür. Oysa Türkiye iş kazalarında dünya ülkeleri arasında üçüncü sıradadır. Sadece geçtiğimiz ay 52 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiş, 400’e yakın işçi yaralanmıştır. Dünyada 40 bin çeşit meslek hastalığı olduğu bilinmesine rağmen, Türkiye’de bunlardan sadece 539’unun tespiti yapılmıştır.

Ağır ve tehlikeli işlerde, işçilerin maruz kaldığı riskler ve yıpranma durumları göz önüne alınarak farklı kurallar getirilmiştir. Bu kurallar son derece yetersiz olmalarına rağmen uygulanmamaktadır. Bu tür işlerde çalışan işçilerin, kazanılmış haklarına sahip çıkabilmeleri ve yaptıkları işin risklerinden korunabilmeleri için bilinçlenmeleri hayati önemdedir. Tüm işçiler işyerlerinin ağır ve tehlikeli işler kapsamında olup olmadığını araştırmalı ve buna göre haklarına sahip çıkmalıdırlar.

İş Kanunu ve bakanlığın hazırladığı yönetmelik kapsamındaki işyerlerinde çalışan işçiler, diğer işçilere göre kademeli olarak daha erken emekli olma, emeklilik prim gün sayısına yıpranma payının eklenmesi, daha yüksek miktardan sigorta primi ödenmesi gibi haklara sahiptir. Gemi inşa, madencilik ve radyasyon tehlikesinin olduğu işlerde, işçilerin günlük çalışma süresi 7 saat olarak sınırlandırılmıştır. 

Yönetmeliğe göre 16 yaşını doldurmamış çocuk işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalışması yasaktır. 16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçilerin ve kadınların çalıştırılamayacağı ağır ve tehlikeli işler de vardır. Örneğin kadınlar yer altında yapılan madencilik, kablo döşeme gibi işlerde ve su altında yapılan işlerde çalıştırılamazlar. Kadın ve genç işçilerin çalıştırılabileceği ağır ve tehlikeli işler, Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliğinde bir çizelgeyle belirlenmiştir.

Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılacak işçiler işe girişlerinde, işin niteliğine ve şartlarına göre bedence bu işlere elverişli ve dayanıklı olduklarına dair fiziki muayeneden geçirilmek zorundadır. İş devam ettiği müddetçe kontroller, 18 yaşından küçükler için en az altı ayda bir, diğerleri için yılda bir kere tekrarlanmak zorundadır. Yönetmelikte belirtilen şartlara aykırı olarak, ağır ve tehlikeli işlerde kadın ve genç işçi çalıştırıldığı veya çalışan işçinin sağlık durumunun işe müsait olmadığı tespit edilirse, bu işçiler ağır ve tehlikeli işlerde çalışmaktan alıkonulur.

Kadınlar ay hali günlerinde ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamazlar. Bu günlerin sayısı 5 gün olarak hesap edilmiştir. Daha fazlası için hekim raporuna göre hareket edilir. Ay halinin başlangıcı işçinin ihbar tarihidir. İşveren örgütleri, bu maddenin kadın istihdamını düşürdüğünü ileri sürerek kaldırılmasını istiyor. Oysa bu hakkın uygulandığı işyeri sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılacak işçiler, işe alınmadan önce, mesleki eğitime tâbi tutulmak zorundadır. Yönetmelikte belirtilen şekilde eğitimden geçirilmeyen işçiler bu tip işlerde çalıştırılamazlar. Yönetmelik değişikliğinden sonra Türkiye’de ağır ve tehlikeli işlerin yapıldığı işyeri sayısı 550 binden 360 bine, 5 milyon 112 bin olan işçi sayısı ise 3 milyon 127 bine düşürüldü. Bu işçilerin 263 bini kadındır. İşçi sağlığı ve güvenliği konusunda hiçbir ilerleme kaydetmeden, bir yönetmelik değişikliği ile bir anda yaklaşık 2 milyon işçiyi ağır ve tehlikeli işler kapsamı dışına atan hükümet, patronlar sınıfının çıkarları karşısında işçilerin hayatına hiç önem vermediğini bir kez daha kanıtlamıştır. Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçilerin büyük bir kısmı yasal haklarının dahi farkında değildir. Ancak bilmeliyiz ki, hem bu yasaların uygulanmasını hem de iş güvenliği önlemlerinin alınmasını sağlayacak olan işçilerin birliğidir.

15 Ocak 2012

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Şubat ayının ilk haftasında Âdem Yarıcı adlı işçi, Hatay Valiliği önünde “çocuklarım aç” diyerek kendini ateşe verdi ve hastaneye götürülürken hayatını kaybetti. Türkiye’de daha önce olmayan şeyler oluyor. İşsizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranan...
  • Değerli arkadaşlar, sizlere bu mektubu yazmamdaki amacım, fabrikamda yaşadığım ama aslında işçi sınıfının tümünü ilgilendiren örgütsüzlüğün bizleri ne hale düşürdüğünü göstermektir. Metal sektöründe çalışıyorum. Eşim, çocuklarımızın küçük olmasından...
  • Aylardır beklediğimiz metal işçilerinin toplu iş sözleşmesi istenmeyen bir sonuçla bitirilmiş oldu. Sözleşme süresince çeşitli fabrikalardan arkadaşlarla ve yakınlarımla fikir alışverişi yapıyorduk. Gelinen nokta ne yazık ki mücadeleci bir...
  • Ekonomik kriz ve onun yarattığı işsizlik başta olmak üzere kapitalizmin türlü sonuçları emekçilerin yaşamını cehenneme çevirmeye devam ediyor. Gün geçtikçe artan sayıda insan, intihar ederek yaşamına son veriyor. Çeşitli kentlerden art arda intihar...
  • Bizler bir kamu hastanesinde çalışan sağlık işçileri olarak yazıyoruz bu mektubu. Yakın zaman önce UİD-DER çatısı altında İstanbul’un çeşitli hastanelerinden sağlık işçileri olarak bir araya geldik. O güne dair fikirlerimizi, duygularımızı sizlerle...
  • Bursa Kestel’de bulunan Bodo Bode-Doğrusan Otomotiv fabrikasında çalışan işçiler sendikalaştıkları için işten atıldı. Türk-Alman ortaklığıyla kurulan fabrikada işçilerin sendikaya üye olduğu bilgisini alan patron, saldırıya geçti ve işten atmalara...
  • 16 yaşında, gençliğe yeni adım atmış bir kızdım. 1993 yılının Haziran ayının son günü hayatımın geride kalanı, 1 dakika içinde değişmişti. Okula gitmek için bindiğim otobüsten indiğimde arkadan gelen vidanjör bana çarpıp altına almıştı. O çarpmanın...
  • Kardeşler yaşadığımız düzende gün geçtikçe sorunlarımız artıyor. Ekonomik kriz, işsizlik, sürekli artan vergiler, zamlar, sefalet ücretlerine mahkûm edilmemiz, çocuklarımızın eğitim sorunları ve buna ekleyebileceğimiz onlarca sorun. Bu sıkıntılar...
  • İnsanın çocukluk ve gençlik dönemi gelecekle ilgili hayaller ve hedeflerle doludur. Mesela birçoğumuza küçük yaşlarda gelecekteki hayali sorulduğunda; topluma, çevremize faydalı olmak, sevdiğimiz ve mutlu olabileceğimiz bir meslek ile ilgilenmek...
  • İşçi sınıfının mücadele tarihini anlatan romanlar, filmler vardır. Kadınıyla, erkeğiyle işçi sınıfının ağır çalışma ve yaşam koşullarına karşı nasıl bir kavga verdiğini anlatırlar. Bu romanlarda, filmlerde işçiler bir çırpıda mücadeleye atılmaz....
  • İzmir’de Gaziemir Ege Serbest Bölgesi’nde F-35 savaş uçaklarının motor parçalarının üretimini yapan Pratt&Whitney Uçak ve Motor Sanayi A.Ş. fabrikasında sendikalaşmak isteyen işçiler, patronun işten atma saldırısına maruz kaldı. Kale grubuna ait...
  • Merhabalar, ben Gebze OSB’de çalışan bir işçiyim. Mahalleden beş kişilik bir arkadaş grubumuz var. Genelde de buluşma noktamız kahvehane oluyor. Kimi zaman okey kimi zaman batak oynuyor, işin stresinden, çoluğun çocuğun derdinden biraz uzaklaşıyoruz...
  • Nazlı: 4,5 yaşında bir kızım var. Kızımın ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak zorundayım. Fakat ne kadar çalışırsam çalışayım kızıma iyi bir gelecek sunma imkânım yok. Çünkü biliyorum ki hiçbir çocuğa gelecek vaat etmeyen bu düzende benim...