Navigation

Buradasınız

Akiko Hoşino’dan Yanıt ve Teşekkür

UİD-DER olarak, koronavirüs pandemisi gerekçesiyle sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yılbaşı akşamı ve takip eden üç gün boyunca bir yayın akışı gerçekleştirmiş, en zorlu, en kahırlı günlerde bile işçi sınıfına güvenin ve umudun diri ve taze tutulması gerektiğini ortaya koyan tarih nehrinde bir yolculuğa çıkmıştık. Dünyadan ve Türkiye’den nice örnek ve tarihsel deneyimlerin ışığında, işçi sınıfının mücadelesinin asla topyekûn bastırılıp boğulamayacağını ortaya koymuştuk. Son yirmi yıldır yükselen isyan fırtınasının güçleneceğini belirtmiştik. “Zamanı Karanlığa Boğanlara İnat Umut Ekiyoruz Yarınlara” başlıklı bu yayın akışında yer alan videolardan biri de, UİD-DER’li bir kadın işçi kardeşimizin yazdığı bir şiire ayrılmıştı.

UİD-DER olarak, koronavirüs pandemisi gerekçesiyle sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yılbaşı akşamı ve takip eden üç gün boyunca bir yayın akışı gerçekleştirmiş, en zorlu, en kahırlı günlerde bile işçi sınıfına güvenin ve umudun diri ve taze tutulması gerektiğini ortaya koyan tarih nehrinde bir yolculuğa çıkmıştık. Dünyadan ve Türkiye’den nice örnek ve tarihsel deneyimlerin ışığında, işçi sınıfının mücadelesinin asla topyekûn bastırılıp boğulamayacağını ortaya koymuştuk. Son yirmi yıldır yükselen isyan fırtınasının güçleneceğini belirtmiştik. “Zamanı Karanlığa Boğanlara İnat Umut Ekiyoruz Yarınlara” başlıklı bu yayın akışında yer alan videolardan biri de, UİD-DER’li bir kadın işçi kardeşimizin yazdığı bir şiire ayrılmıştı. “Daha Söylenmedi Şarkımız” başlıklı bu şiir, geçtiğimiz yıl yitirdiğimiz Fumiaki Hoşino’nun Japon zindanlarında çizdiği umut dolu resimleri eşliğinde klipleştirildi. Hayatının 44 yılını demir parmaklıklar ardında geçirmesine rağmen, sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız bir dünyaya olan inancını hiç yitirmemişti. Resimlerindeki coşkun renkler tam da bunun ifadesiydi. Fumiaki’nin resimleri ve UİD-DER’li kadın işçinin dizeleriyle oluşturulan videoyu Fumiaki’nin mücadele arkadaşı ve eşi Akiko Hoşino ile paylaştık. Aşağıda sevgili Akiko Hoşino’nun yanıtı yer alıyor.

Değerli UİD-DER’li dostlar

Fumiaki Hoşino’nun ölümüyle ilgili içten taziyeleriniz için candan teşekkürlerimi sunuyorum. Mesajınız bana büyük güç verdi. Geciken yanıtım için beni affedin. İşçilere mücadele çağrısı yapan ve Hoşino’nun resimleriyle işlenen şiirin yer aldığı canlı web programı gerçekten mükemmel bir çalışma olmuş. Şiir ve açıklamalı betimlenişi… Şiir resimlerle uyumlu, çünkü şiir adeta Fumiaki’nin resimlerinin dünyasını betimliyor.

Şiir çok etkileyici. Açıklamalı betimlemesiyle birlikte bize muhteşem bir dünyayı gösteriyor, tıpkı Hoşino’nun resmettiği gibi. İki çalışma birbirine tümüyle uyuyor. “Yaşam varsa umut vardır, mücadele varsa umut vardır.” Fumiaki resimlerinde tam da bunu iletmiştir.

Fumiaki Hoşino 30 Mayıs 2019’da hayatını kaybetti. Ben gerçekte onun öldürüldüğünü düşünüyorum. 22 Ağustos 2018’de karın ağrısıyla bayılarak yere düşüyor. Tokuşima Hapishanesi yanlış biçimde “mide kasılması” teşhisi koyarak sadece 1 günlük istirahat veriyor. Ailesinin talebini görmezden gelen hapishane, semptomun sebebini tespit etmek için ayrıntılı bir muayene yapmıyor. Ancak 6 ay kadar sonra, 1 Mart 2019’da ultrason muayenesi yapılıyor. 1 Marttaki bu ultrason muayenesinde karaciğerde çok büyük bir tümör bulgulandığı aşikârdır. Ama sonuç Fumiaki’ye bildirilmediği gibi Şikoku Bölge Şartlı Tahliye Heyetine de bildirilmiyor. Heyet bundan kısa süre önce Fumiaki’nin şartlı tahliyesinin değerlendirilmesi için bu muayene sürecini başlatmıştı. Fumiaki karaciğer kanseri tedavisi için gerekli adımların atılmasını sağlamak üzere Şartlı Tahliye Heyetine başvuru yapma olanağından mahrum bırakılmıştır. 18 Nisan 2019’da Fumiaki Doğu Japonya’da bir tıbbi hapishane olan Tıbbi Islah Merkezine nakledildi ve orada ameliyat edildi. O tarihte tümörü 14 cm x 11 cm boyutlarına ulaşmıştı. 28 Mayısta biri hapishane dışından diğeri yardımcı olarak Tıbbi Islah Merkezi içinden iki doktorun başını çektiği iki ekip tarafından bir karaciğer kanseri ameliyatı gerçekleştirildi. Ameliyat 4000 mililitrelik aşırı kanamayla sonuçlandı. Bize Fumiaki’nin ICU’da yoğun bakıma götürüleceği söylendi. Ama bu söz yerine getirilmedi.

Fumiaki ameliyattan sonra “uyanma odası” denilen odada hiçbir acil tıbbi müdahale uygulanmadan tutuldu. O sırada çok tehlikeli şok durumundaydı. Ameliyat, sonrasında 90 mm cıva seviyesine yükselmeyen çok düşük kan basıncına, idrar retansiyonuna, ciddi oranda düşen hemoglobine vb. yol açmıştı. Ama gece nöbetindeki bir anestezist dışında Tıbbi Islah Merkezindeki tüm doktorlar evlerine gittiler. Cerrahı acil durum için çağırmak üzere bir ayarlama yapmadılar. Daha da şaşırtıcı olanı, gece boyunca saat 1’den 5’e kadar hiçbir hemşire devriyesinin yapılmamasıdır. 29 Mayıs sabahına gelindiğinde artık çok geçti. Fumiaki 30 Mayısta hayatını kaybetti.

Tokuşima hapishanesi ve Tıbbi Islah Merkezi aleyhine tazminat davası açtık. Hapishanedeki sağlık sisteminin ıslahını talep etmek önümüzdeki görevimizdir. “Hapishanede tıbbi bakım”ın yol açtığı hapishane ölümlerinin ardındaki çarpıcı gerçek daima hasıraltı edilmektedir.

Suga hükümeti anayasayı değiştirmek ve savaş için acele ediyor. Suga hükümetini alaşağı etmek üzere uluslararası dayanışmayı güçlendirmek için daha fazla çaba harcama konusunda kararlıyız. Korkunç baskıya karşı mücadele eden Türkiye’deki işçilere ve tüm dünya işçilerine dayanışma duygularımızı ifade etmek istiyoruz. Hep birlikte el ele mücadele edelim.

Hoşino’yu Savunma Komitesi Eş-başkanı Akiko Hoşino

8 Şubat 2021

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • 8 Mart, işçi sınıfının uluslararası mücadelesinin ürünü, dünya işçi sınıfının kadınlarının ekmek ve gül mücadelesinin sembolü… UİD-DER, 8 Mart ruhunu yaşatmak, uluslararası işçi dayanışmasını güçlendirmek için coşkuyla emek veren işçilerin örgütü… 8...
  • Kapitalist üretim biçiminin hâkim olması ve sanayinin üretim sürecine girmesiyle, o güne kadarki toplumsal yapı altüst oldu. Günde 14 ile 16 saat çalışma sonrasında işçiler, tümüyle bitkin düşüyorlardı. Çalışma koşulları özellikle kadınları ve...
  • Emekçi kadınlar, Paris Komünü yönetimine giden süreçte ve işçi iktidarının savunulmasında en ön saflarda mücadele ettiler. Kadınlar politika alanında kendilerini var etmeye başlamışlardı. Çeşitli kulüpler kuruyor, toplantılarda konuşmalar yapıyor ve...
  • Kapitalizm, kadını erkekle eşit görmeyen, ikinci sınıf sayarak aşağılayan erkek egemen toplumsal yapıya dokunmadı. Ama sanayinin gelişmesi ve kadınların çalışma hayatına katılmasıyla, geleneksel ilişki ve düşünce biçimleri zorunlu olarak değişmeye...
  • İlk ateş yakıldığında/ İlk kez yarıldığında karanlıklar/ İnsanlar sevinçten coşarak haykırmışlar.../ Bugün de / Bu yaşlı dünyamızda/ Karanlıkların yırtıldığı yerde/ Aynı coşkuyla insanlar/ Özgürlük türküsü yakıyorlar/ Bana sorarsanız derim...
  • Gözümüzün gördüğü tüm zenginlikler doğanın ve emeğin çocuklarıdır. Ama kapitalist sömürü düzeni altında sermaye sınıfının elinde zenginlik, işçi sınıfının saflarında yoksulluk birikiyor, doğanın, yaşamın güzellikleri solgunlaşıp yok oluyor....
  • Tuzla Serbest Bölgede bulunan CPS Otomotiv’de, patronlar arasındaki sorunlar nedeniyle işçiler yemek, servis ve ücret konusunda mağdur edilmiş ve işe gidememişti. Son olarak gelinen aşamada şirketin alacaklıları kapıya dayanmış ve makinelere el...
  • Dizde azalan sıvıyı takviye etmek için eklem sıvısı iğneleri var. Bir tanesi 600-700 lira. Yine kök hücre tedavisi yapılıyor hastanede, dışarıdan bir firma gelip yapıyor, hastanede yok. O da 1500 lira. Ben devlet hastanesinde çalışıyorum. Güya...
  • Kocaeli Şekerpınar’daki Migros deposunda çalışan işçiler, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası DGD-SEN’e üye olmuşlardı. Önce ücretsiz izin silahını kullanan patron, haklarını arayan işçileri...
  • Tekirdağ/Çorlu’da faaliyet gösteren Tekgıda-İş sendikasının örgütlü olduğu Fransa sermayeli Bel Karper’de işçiler hakları için mücadele ediyor. Sendikal faaliyetlerinden ötürü baştemsilcinin işten atılması, 12 işçinin ise ücretsiz izne çıkarılması...
  • Mart ayında koronavirüs hayatımıza gireli bir yıl olacak. Bu bir yıl yine patronlara yarayıp emekçilere zehir oldu. Bu süreci öyle bir kullandılar ki rahatça örgütsüz insanları yalanlarına inandırabildiler ve hâlâ da devam ediyorlar. Öncelikle tüm...
  • 3 Mart 1992, karaelmas diyarı Zonguldak ve 263 madenci… Bundan tam 29 yıl önce Zonguldak’ın Kozlu ilçesindeki Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) İncirharmanı Maden Ocağı, 263 madencinin toplu mezarına dönüştü. Gece vardiyası henüz birkaç saat önce...
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 9. maddesine göre işveren, iş akdi sona eren işçinin durumunu 10 gün içinde SGK’ya bildirmekle yükümlüdür. İş akdinin hangi gerekçeyle sona erdiği bir kod ile belirtilir. Her kodun...

UİD-DER Aylık Bülteni