Navigation

Buradasınız

Deprem Vergisi Bizim Değil Patronların Yarasını Sarıyor!

1999 Marmara depreminden sonra yaklaşık 48 milyar lira deprem vergisi toplandı. Devlet o yıl “acıları sarmak ve depreme dönük çalışmalar yapmak” amacıyla deprem vergisi koymuştu. Van’da meydana gelen büyük depremin ardından bu paranın neden evi barkı yıkılan, çadırsız kalan işçi ve emekçiler için kullanılmadığı gündeme geldi. Ortaya çıkan gerçek patronların ve onun devletinin ikiyüzlülüğünü bir kez daha gösterdi. Bizden toplanan deprem keyfi olarak istediği alanda kullanmıştı.

Deprem vergisi, 1999 yılında çıkarılan 4481 sayılı kanun ile ek gelir, ek kurumlar vergisi, ek emlak ve ek motorlu taşıtlar vergisi olarak toplanmaya başlandı. Devlet, 2003 yılında bu vergilere ek olarak özel iletişim vergisini de ekledi. Kendi kasasını bizim cebimizden doldurmak için kolları sıvayan devlet, her şeye bizim iyi niyetimizi, yardımseverliğimizi kullanarak vergi koydu. Aradan geçen 11 yıl içinde devasa bir para birikti. Bizim nerede ödediğimizi ve ne kadar toplandığını bilmediğimiz vergiyi devlet gün gün hesap edip kendisine ek bütçe haline getiriyordu.

Maliye bakanı toplanan bu vergilerin nereye kullanıldığına dair bir açıklama yaptı. Hiç utanmadan ve sıkılmadan bu vergilerin “sağlık, eğitim, duble yollar gibi 74 milyonu ilgilendiren ihtiyaçlar için kullanıldığını” söyledi. Bu alanlara elbette harcama yapılması gerekiyor, ama deprem için toplanan paraların başka alanlara harcanması, bir de “ne fark eder, biz halk için harcadık” denmesi utanmazlıktır. Devlet deprem fonunu “bütçede sıkıntı var” diyerek istediği yere harcayamaz. Üstelik gerçekten de sağlığa ve eğitime harcamışlar gibi konuşuyorlar. Ayrıca sağlığın, eğitimin ve ulaşımın ne durumda olduğu da ortada. Her şey paralı. Paran kadar sağlık, eğitim ve ulaşım var. Patronlara nasıl teşvikler verildiğini, vergi indirimleri yapıldığını biliyoruz. Bütçede sorun varsa patronlardan daha fazla vergi alsınlar. Diğer taraftan madem paraları harcadınız, harcadığınız paranın karşılığında bir parayı depremzedelere ayırın.

Deprem için vergi toplanıyor ama depremde kullanılmıyor. Dün Marmara depremiydi bugün Van depremi. Değişen hiçbir şey yok. Yine olan biz işçi ve emekçilere oluyor. Göçük altında ölen biz, evsiz-barksız kalan biz, acı çeken biz! Patronlar sınıfı ve onun devleti ne doğru dürüst önlem alıyor ne de hazırlık yapıyor! Onların biz işçi ve emekçileri düşünmedikleri açık! Biz ancak dayanışma içinde ve birlik olursak birbirimizin yarasını sarabiliriz.

Patronların devleti nasıl işsizlik fonumuzdaki parayı kendi yatırımları için kullanmışsa, toplanan vergileri de kendi çıkarları için kullanmaya devam ediyor. Daha ne kadar göz yumacağız devletin elinin cebimizde olmasına? Bizden toplanan paraların nereye gideceğine ve nasıl kullanılacağına ancak örgütlü olursak bizler karar verebiliriz. Bugüne kadar bizim acılarımız üzerinden toplanan paraların nelere kullanıldığının hesabını da ancak örgütlü olduğumuzda sorabiliriz.

4 Kasım 2011

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 25 Mayısta ABD’de siyah derili bir emekçi olan George Floyd’un ırkçı nefretle katledilmesi, ülkenin dört bir yanında gerçekleştirilen eylemlerle protesto edilmeye devam ediyor. ABD’li emekçilerin adalet haykırışları çok sayıda ülkeye yayılmış...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 17 Ekim 2019’da bir isyan başlatmış, yoksulluğa, yolsuzluklara ve işsizliğe karşı aylarca mücadele etmişlerdi. Başbakan Saad el-Hariri’nin istifa etmesini sağlayan işçiler, yeni başbakan için de “eski düzenin yeni...
  • İşçi sınıfının ozanı Nâzım Hikmet 3 Haziran 1963’te sonsuzluğa uğurlandı. O, 61 yıllık ömründe hangi renkten, hangi dilden, hangi ırktan olursa olsun büyük işçi sınıfı ailesinin yaşamını ve mücadelelerini anlatan şiirler, oyunlar ve romanlar yazdı....
  • Koronavirüs nedeniyle Nisan ayı başlarında 20 yaş altındaki gençlere sokağa çıkma yasağı getirildi. Kayıtlara göre Türkiye’de 20 yaş altı 26,9 milyon genç var. Bu gençlerin 1 milyon 385 bini genç ve çocuk işçilerdir. Bu genç ve çocuk işçilerin 470...
  • Korona günlerinin vazgeçilmezi, alışveriş listelerimizin gözdesi, bu zor günlerimizde soframızdan eksik etmediğimiz makarna... İhtişamlı zengin sofralarının yalnızca süsü, yoksul sofralarımızın ise ana yemeği makarna… Faydalarını sayarak...
  • ABD’de Minneapolis’te bir polisin George Floyd’u katletmesinin ardından protestoların ve gösterilerin devam ettiği günlerde, benzer bir cinayet de Toronto’da yaşandı. Regis Korchinski-Paquet adında 29 yaşında bir siyah kadın evinin balkonundan aşağı...
  • Örgütlü ve sınıf bilinçli mücadeleci işçiler, insanlığın özgürlük dolu bir dünya kurması için çalışıp didiniyor. Bizler, yürüdüğümüz bu yolda tarihin dehlizlerinde saklı dersleri bulup gün yüzüne çıkartmanın, bugünün genç işçi kuşaklarını geçmişiyle...
  • Bugün 2 Haziran… İşçi sınıfının sömürüsüz, sınıfsız, savaşsız bir dünya kurma kavgasının namuslu kalemlerinden Orhan Kemal’in 50. ölüm yıldönümü. Orhan Kemal, 2 Haziran 1970’te hayata gözlerini yumduğunda, geriye tepeden tırnağa onurlu bir hayat...
  • Bir Kızılderili atasözü der ki;/ “Son ırmak kuruduğunda/ Son ağaç yok olduğunda/ Son balık öldüğünde/ Beyaz adam / Paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”/
  • Her işin başı sağlıktır. “Sağlık olsun da gerisi hallolur” deriz hani. Peki, nedir sağlık? Sağlık, “sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olmak” şeklinde tanımlanıyor. O halde sağlık...
  • Zaman ilerliyor, bilim ve teknoloji gelişiyor. İnsanlık uzayın derinliklerinde yeni gezegenler keşfediyor. Bir tuşla dünyanın başka ucuna kitaplar dolusu bilgi gönderiyor, kilometrelerce ötedeki biriyle görüntülü konuşulabiliyor. Makineleşmenin...
  • Bağışıklık sistemi, bir canlıyı hastalıklara karşı koruyan mekanizmadır. Sistem, canlı vücudunda virüslerden parazitlere vücuda giren veya vücutla temasta bulunan her yabancı maddeyi taramadan geçirir ve onları, canlının sağlıklı vücut hücrelerinden...
  • Merhaba dostlar, bu özlem dolu günlerimizde UİD-DER birliğimizden, ailemizden bahsetmek istiyorum. Özellikle de bugünlerde çoğumuz UİD-DER’in kıymetini ve içinde bulunduğumuz sürecin ilerleyişini çokça düşünmüştür. Uzak gibi görünsek de buluşmaya,...