Navigation

Buradasınız

“Direnç, Sabır Mücadele” Belgesel Gösteriminden Yansıyanlar

23 Aralıkta, UİD-DER çatısı altında, Dayanışma TV’nin hazırladığı “Sendikal Haklar Saldırı Altında: Direnç, Sabır, Mücadele” adlı belgeselin ilk gösterimi yapıldı. Etkinliğe katılan direnişçi Cargill ve Saica Pack işçileri, grevci Düzce Cam işçileri, metal işçileri ve çeşitli sendikaların yöneticileriyle belgesel ve etkinlik üzerine konuştuk.

23 Aralıkta, UİD-DER çatısı altında, Dayanışma TV’nin hazırladığı “Sendikal Haklar Saldırı Altında: Direnç, Sabır, Mücadele” adlı belgeselin ilk gösterimi yapıldı. Etkinliğe katılan direnişçi Cargill ve Saica Pack işçileri, grevci Düzce Cam işçileri, metal işçileri ve çeşitli sendikaların yöneticileriyle belgesel ve etkinlik üzerine konuştuk:

Selüloz-İş Sendikası Uzmanı Aykut Günel: Dayanışma TV direnişimizin 70. gününde gelmişti bize. Arkadaşlar bu projeden bahsettiklerinde biz çok heyecanlandık. Biz direnenler olarak şunu hep hissediyorduk; bizlere destek hep var. Bazen bunun dozajı artıyor, bazen azalıyor. Biz bunun kalıcı olmasını çok istiyorduk. Herkes gerçekten ne hissediyorsa bunu açık bir şekilde dile getirmiş belgeselde. Röportajlar bittikten sonra aradan uzun bir süre geçti. Kendi aramızda konuşmaya başlamıştık. “Ne oldu acaba bu belgesel?” diye. Tabi şunu da biliyorduk; bu kadar uzun sürdüyse çok nitelikli bir iş çıkacak ortaya. Projenin bittiği, gala gösteriminin yapılacağı haberi geldiğinde çok heyecanlandık. Buraya geldiğimizde yapılan işin ne kadar önemli olduğunu, ne kadar emek verildiğini gördük. Biz direnişlerde ne kadar emek veriyorsak, insanlara duyurmanın da aynı emeği gerektirdiğini bir kere daha görmüş olduk. Direnişler grevler çok çok önemli. UİD-DER, Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği gibi bütün işçilerle bir arada olan bu tarz derneklerin, bu işi sahiplenmesi, başka işçilere duyurması ve burada bütün direnişçilerle birlikte bir arada durmak son derece önemli. Bugün bizi hem çok heyecanlandırdı hem de çok mutlu etti.

Saica Pack Direnişçisi Erkan Gürlü: Cargill işçileriyle tanışmıştık daha önce. Düzce Cam işçilerine de ziyarete gitmiştik. Ama farklı farklı bölgelerden, sektörlerden işçilerle buluşmak da bizim için çok önemli. Biz ilk başladığımızda, nasıl daha görünür oluruz çabasındaydık. Direniş alanına Dayanışma TV’den arkadaşlar geldiğinde, herhâlde bizim işimiz olacak diye düşündük. Ben senelerdir Dayanışma TV’yi takip ediyordum zaten. Ama böyle bir işin parçası olmaktan kaynaklı çok heyecanlandık. Buraya gelmekten çok mutluluk duyduk. Gerçekten çok kaliteli bir belgesel olmuş. Bu çalışmayı herkesin görmesi gerekiyor. Bütün işçilerin görmesi gerekiyor. Bizim için bugün büyük motivasyon oldu. Yani bize bu coşku birkaç ay yeter. Bugün burada bir araya gelmemizi sağlayan derneğinize de çok teşekkür ederiz.

Cargill Direnişçisi Oğuz Çömez: Burada olmak ve bu atmosferi solumak çok önemli. Buraya çağrılmış olmak, bize kendimizi çok değerli hissettirdi. Belgesel çok başarılı olmuş, insanın kalbine dokunan bir belgesel olmuş. Sağ olsunlar bu belgeseli çekmek için İstanbul’dan kalkıp Bursa’ya geldiler. Çok mutlu olduk. Bütün direnişlerin hikâyesi çok güzel anlatılmış. İzlerken boğazımın düğümlendiği anlar oldu. 600 gün geçiyor bir şekilde. Ama geriye dönüp baktığınızda tüm kareler gözünüzün önünden geçiyor. Emeği geçenlere çok teşekkür ederim. Saica Pack işçileriyle, Düzce Cam işçileriyle sürekli dirsek temasındayız. Çünkü bütün işçilerin sorunları ortak. Güvencesiz çalışmanın dayatılması, maaşların düzensiz ödenmesi, geçinemememiz... Aslında sadece işyerlerinin, direnişlerin isimleri farklı. Amaçları, hedefleri hep aynı. O yüzden bugün onlarla burada tekrar görüşmek, buluşmak da bizim için çok güzel oldu. Sorunlarımız da çözümleri de ortak. Memleketin neresinde olursa olsun, önce birbirimize destek olmalıyız. Direnişlerin hepsinin, amasız, fakatsız desteklenmesi gerekiyor. Direnişlerle dayanışma gösterilmesi, gidip yerinde ziyaret edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Tekgıda-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Yunus Durdu: İzlediğimiz belgeseli çok olumlu buluyorum. Hele de işçilerin sıkıntılarının tavan yaptığı, asgari ücretin belirlenme şeklinin, vergi kesintilerinin geldiği hali görünce… Bu tür direniş videolarının daha geniş kitlelere yansıtılması, işçilerin özgüveninin öne çıkarılması, örgütlenmenin sağlanması için böyle bir dönemde çok daha anlamlı. Bütün direnişçi kardeşlerimizi, uzun zamandır, aylardır, yıllardır verdikleri sendikal mücadeleden dolayı tebrik ediyorum. Onların ilk gününden bugününe baktığımızda, ne kadar mesafe kat ettiklerini, her işçinin bir işçi liderine dönüştüğünü gördüm. Bunların kaybedilmemesi gereken değerler olduğunu düşünüyorum. Bu belgeselde emeği geçen Dayanışma TV’ye, bugün burada bir araya gelmemizi sağlayan UİD-DER’in tüm yöneticilerine ve üyelerine, İşçi Dayanışması gazetesine, yazan işçilere, onu dağıtan dostlara çok teşekkür ediyorum.

Kristal-İş Sendikası Eğitim ve Örgütlenme Uzmanı Kemal Karakaya: Bu etkinliği sınıf mücadelesi ve işçi sınıfı açısından, birlik, beraberlik ve dayanışmanın sürekliliği açısından son derece anlamlı buluyorum. Çünkü yakın tarih, 2017-2019 dönemi, Türkiye’de OHAL ve KHK’ların olduğu, işçilerin yoğun hak kaybı yaşadığı bir dönem olarak tarihe geçti. Bundan tabii ki işçi direnişleri de nasibini aldı. Sizlerin de yakından takip ettiği üzere, Cargill, Flormar, DHL Express, Babacanlar Kargo direnişleri bu dönemde tüm baskılara ve dayatmalara karşı bir başkaldırı oldu. Tabii burada sınıf dayanışması büyük önem arz ediyor. Çünkü direniş alanlarında işçiler gözleri yollarda, çevre fabrikalardan ziyaret bekliyorlar. Şu an devam eden beş farklı direnişteki işçileri bir araya getirdiniz. Bu baskıyı, dayatmayı kırmak adına bugün son derece önemli. Ben kendim adına da, arkadaşlarım adına da çok teşekkür ediyorum. Bunlara çok daha fazla ihtiyaç var. Bugün bu bağlamda yol açıcı olacak diye düşünüyorum.

Düzce Cam Grevcisi Sezer Akgün: Bu yaptığınız programla bizim sorunlarımızı çok güzel bir şekilde dile getirmişsiniz. Size çok teşekkür ederiz. İşçinin, emekçinin durumu ortada. Birbirimize sahip çıkmamız lazım. Hep birlikte sınıf dayanışmasını yükseltmemiz lazım. Bugün buradaki herkes bu işin bilincinde. Bilincinde olmayanlara da bu bilinci vermemiz lazım. İşçinin haklarının ne olduğunun herkese aktarılması lazım. Siyasilere, hükümete gerekli tepkileri vermemiz lazım. Çünkü işçinin bu halde olmasının en büyük sebeplerinden biri de onlar. Hepinize tekrardan çok teşekkür ediyorum.

Kristal-İş Sendikası Düzce Bölge Temsilcisi ve Düzce Cam Grevcisi Kayhan Akpınar: Belgeselin gerçekten işçi sınıfı adına bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu yıl çevremize baktığımızda, hak kayıplarının çoğaldığını görüyoruz. Ama aynı zamanda işçilerin azminin ve ayağa kalkışının da arttığını görüyoruz. Birçok yerde eylem, direniş ve grev söz konusu. Hatta hükümet grevleri ertelemesine rağmen, işçinin bir uyanışı, bir tepkisi var. Bu gibi belgesellerin yayılması, izlenmesi sağlanırsa, işçinin, emekçinin bilinci gelişecek. Toplum olarak bizim bu gidişe dur dememizin zamanı çoktan gelip geçiyor. Çünkü gün bizi geriye atarken, sıkıntılarımızı ileriye taşıyor. Onun için bu gibi toplantılar, eylemlilikler, çalışmalar gerçekten gurur verici. Dayanışma TV’ye, UİD-DER’e, sizlere verdiğiniz emekten dolayı çok teşekkür ediyorum. Bizi en çok duygulandıran şey, bu mücadeleye gönül vermeniz. Bizim oradaki grevimizde verdiğimiz mücadelenin bir karşılığı gibi. Sizlerin emeği, bizim orada grev nöbeti tutan arkadaşlarımızla aynı değerde. Tekrar hepinize çok teşekkür ederim.

Cargill Direnişçisi Faik Kutlu: Görüntüleri izlerken insan duygulanıyor. Belgeselde de anlattım arkadaşlara. Eşimle direniş öncesinde tanıştım. 15 Nisanda sözlendim, iki gün sonra işten çıkarıldım. Sözlüme bu durumu anlattım. İşten çıkarıldığımı söyleyince ilk önce bana sarıldı. Bundan sonra mücadeleye başlayacağımızı, uzun soluklu olabileceğini söyledim. Yanımda olduğunu söyledi. Direnişin 150. günü İstanbul’a yürüdük ve burada gözaltına aldılar bizi. Ertesi gün benim nişanım olacak. Yollarda güneşten öyle bir yanmışız ki, nişanda herkes tatile gidip gitmediğimi sordu. Sonra evlendik, çok şükür mutluyum ve eşim hâlâ ilk günkü gibi yanımda. Bu çok önemli. Çünkü yanı başımızdaki direnişin aile içindeki maddi sıkıntılardan çöktüğünü biliyoruz. Bu nedenle sendikamızın, emek dostlarının yanımızda olduğunu bilmek çok önemli. Direniş alanına ziyarete gelenler olduğunda, havamız, motivasyonumuz, sohbetimiz değişiyor. Bize de çok moral oluyor. Bizim için direniş, fabrikada işbaşı yaptığımız zaman kazanımla bitmiş olacak. Mücadelemizi, hedefimizi gerçekleştirene kadar sürdüreceğiz.

Cargill Direnişçisi Yücel Özkan: Dayanışma TV’ye de, UİD-DER’e de çok teşekkür ediyoruz. Sürekli İstanbul’da olsun, Bursa’da olsun bizimle birliktelik içindeydiniz. 614 gün elbette çok uzun bir zaman. Ailelerimizin desteği bizim için çok önemli oldu bu süreçte. Çünkü onlarla bir ömür geçiriyoruz. Ama hiç pişman değilim. Aldığımız ücretler insanca yaşamamıza yetmiyor. Biraz önce belgeselde, Saica Pack işçisinin dediği gibi, çocuğum benden bir şey istediğinde içine düştüğümüz ruh hali nereye kadar sürecek? Yine belgeselde anlatıldığı gibi, bizim de bulunduğumuz bölgede işçiler muhafazakâr. Sendika önlükleriyle İstanbul’da yürümek ayrı, Orhangazi meydanında yürümek ayrı. Orada anarşistlik yaptığımızı söyleyenler çoğunlukta. Oysa birazdan Trelleborg grevine dayanışma ziyaretine gideceğiz. İnsanların gözündeki ışığı göreceğiz. Elbette gün günü tutmuyor, inişli çıkışlı anlarımız oluyor. Ama önemli olan hedefe kilitlenmek. Biz bu yola inandık. Hedefimize kilitlendik.

Saica Pack Direnişçisi Aytaç Kaya: Belgeseli çok içten buldum. İçten diyorum, çünkü biz de içindeydik. Haksızlıklara uğramış insanlar belgeseldeydi. İzlerken gözyaşlarımı tutamadım. İnanın en başından son saniyesine kadar, gözyaşlarım dinmedi. Bunları kalbimden inanarak söylüyorum. İşçiler yaşanan haksızlıkları hak etmiyorlar. Bu direnişlerin yapılması gerekiyordu, yaptık. Parmak ayrılığı değil yumruk kardeşliği diyorum. Diyelim ki, farklı yerlerde, sektörlerde direnişler var. Her birini bir elin parmağı gibi düşünelim. Eğer tek tek direnirsek, patronların o parmakları, yani tek tek direnişleri kırması kolay olur. Ama yumruk olduğunuzda, yumruk kırılmaz. Dayanışma içinde olduğumuz bugünkü gibi ortamlar, bir araya gelmemiz yumruğu oluşturur. Bugün bakın bir aradayız. Beş direnişten işçiler, ziyarete gideceğimiz Trelleborg grevcileri, buradaki diğer sektörlerden işçiler tek yumruk oldu. Sizlere, UİD-DER’e, Dayanışma TV’ye çok samimice, içtenlikle teşekkür ederim. Ellerinize sağlık. Bizlere ses oluyorsunuz. Bizleri ileriye taşımaya gayret ediyorsunuz.

25 Aralık 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Ukrayna’nın en büyük demir madenciliği işletmesi olan Kryvyi Rih Demir İşletmesinin 4 madeninde işçiler grevde. Güneşten, gökyüzünden mahrum, yerin yüz metrelerce altında çalışan maden işçileri 3 Eylülden itibaren kendilerini madene kapatarak bir...
  • Bizler petrokimya sektöründe çalışan kadınlarız. Birçok işyerinde yaşanan sıkıntılar elbette bizim de fabrikamızda yaşanıyor. İlk başlarda bizi Covid-19 virüsüyle öyle korkuttular ki kimseyle temas etmemek için elimizden geleni yapıyorduk. Ama bunun...
  • İşçi Dayanışması gazetesi tam 150 sayıdır sınıfına yol gösteriyor! Değişen, dönüşen, kendi birliğine, gücüne ve örgütlülüğüne güvenen işçilerin sesi olarak çıktığı bu yolda büyümeye ve serpilmeye devam ediyor. İşçi sınıfının tarihsel mücadele...
  • İşçiler olarak içinde bulunduğumuz yoksulluk, ağır çalışma koşulları giderek belimizi büküyor. Bunlara bir de artan işsizlik, işten atılma endişesi ekleniyor. Oysa tüm bu sorunlar tek tek işçilerin değil tüm işçi sınıfının sorunları olarak...
  • Tüm dünya ağır bir ekonomik krizin ve koronavirüs salgınının etkisi altında bulunuyor. İşsizlerin ve yoksulların sayısı çığ gibi büyüyor. Emekçilerin yaşam koşulları her geçen gün daha fazla kötüye gidiyor. Hemen her ülkede eğitim ve sağlık...
  • İşçi Dayanışması 150 sayıdır mücadelemizin, öfkemizin, sevinçlerimizin, işyerlerinde yaşadığımız sorunların kürsüsü oldu. İlk sayısından itibaren, her sektörden, fabrikadan, şehirden ve hatta okyanuslar ötesinden işçi arkadaşlarımızla buluştuğumuz...
  • Bundan yıllar önce UİD-DER’e yeni geldiğim sıralarda, bana bir işçi arkadaş gazete vermeye başladı, İşçi Dayanışması gazetesi. Ben de o sıralarda şöyle bir göz gezdirip okumadan sayfalardaki resimlere bakıyordum. Aldığım gazeteleri eve gittiğimde...
  • İşçi Dayanışmasının ilk sayısına hepimiz yetişemesek de UİD-DER internet sitesindeki arşivinden bulup sayfalarını karıştıranımız çok olmuştur. O günlere şahit olanlarımız geçmişteki mücadele günlerini yâd etmiş, yola sonradan düşenlerimiz ise...
  • Ali Abi döküm işinde çalışıyor. Daha küçük bir çocukken çırak olarak başlayan çalışma hayatı 50 yılı aşmış. Özellikle ilk yıllar sigortasız çalıştırıldığı için ancak dört yıl önce emekli olabildi Ali Abi. Döküm işi ağır ve çok tehlikeli iş...
  • Sömürücü egemenler, salgını çok yönlü, çok kapsamlı bir saldırı aracına dönüştürmüştür. İnsanların hak ve özgürlüklerini koruyarak salgınla mücadele etmek yerine, onu kullanarak bir korku imparatorluğu yaratmış, kapitalizmin tüm...

  • Antigone, bundan 2 bin 455 yıl önce Atinalı Sophokles tarafından yazılmış Thebai Üçlemesi olarak bilinen oyunun sonuncusudur. Sürgüne giden Oidipus’un ölümü üzerine iki oğlu dönüşümlü olarak birer yıl tahta geçerek iktidarı paylaşmak üzere...
  • Covid-19 salgını, hem dünyada hem Türkiye’de en belirleyici gündem olmaya devam ediyor. Egemenler, her şeyi gölgede bırakan Covid-19’a karşı mücadele etmek yerine onu bir korkutma aracı olarak kullanmaya devam ediyorlar. Milyonlarca insan daha yeni...
  • Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesinin örgütlü olduğu Novares fabrikasında uzun süredir devam eden toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin (TİS) tıkanması sonucu işçiler 22 Eylülde üretimi durdurarak greve çıktılar. Pandemi nedeniyle 9 ayı bulan TİS...

UİD-DER Aylık Bülteni