Navigation

Buradasınız

Direnişçi İşçilerden “Artık Yeter”

47 gün umutla bekledi liman işçileri. Günlerce ne iş çıkışları verildi, ne limana girebildiler. “Mağdur değilsiniz” diyordu pek çok kişi. İzmir Limanı’ndan işçi getirdiler sonra. Yağ, asit işleri pek yürümese de İzmir Limanı işçileri gözlerinin önünde limana girip çıktıkça direnişçi işçilerin içleri öfkeyle doluyordu. Bu arada Nuri Çiftçi işçilerin çıkışını vermişti. “Gözümüz aydın, sonunda işten atıldık, mağdur olduk” diyordu pek çoğu. Bakalım buna sığınanlar şimdi ne yapacaktı? Patronun işi yürüse de yürümese de işçilerin yüreğine umutsuzluk tohumlar ekmeye çalışıyordu. Patron baktı bu iş böyle de olmayacak Uğur-San işçilerini mesaiye bırakıp işini yürütmeye çalıştı. Ama direnişçi işçiler niye direniyordu o zaman? Onların yaptıkları iş başkaları tarafından yapılırsa patronun direnişçi işçilere ihtiyacı kalmayacaktı.

Maddi sıkıntılar da baş göstermeye başlamıştı tabii. Şimdilerde pek görülmüyor direnişçi işçilerin haftanın 7 günü, günün 24 saati çadırda direnmesi. Böyle çaresizce beklenecekse ne yapacaklardı o çadırda 7 gün 24 saat? Sonunda yumruklar sıkıldı ve sorgulanmaya başlandı. Ne yapılacaktı? Bu mesaiye kalma sorunu nasıl aşılacaktı?

Çalışan işçilere düşüyordu iş; hem direnen arkadaşları için hem de kendileri için bu işe artık bir son vereceklerdi. Ve haftalar süren çaba sonucu mesai sorunu da direnişçi işçilerin lehine karara bağlandı. Günlerdir bekleyen işçiler bu işin beklemekle ya da oturmakla çözülemeyeceğini çoktan anlamıştılar. Onlar hiçbir vaade boyun bükmeyecekti artık. Sabah servislerin önüne geçip arkadaşlarına neden mücadele ettiklerini ve neye ihtiyaçlarının olduğunu anlatmaya başladılar. Akşam yönetim bölümünün servislerini protesto ederek “buradayız, gözleriniz o siyah camların ardından bakmasın artık, görün ayağa kalktık” dediler. Sonra işçi servislerini alkışlarla, ıslıklarla uğurlayarak tohumun filizlendiğini gösterdiler.

Şimdi umutlar daha taze, yürekler coşkulu, gözlerde kararlı bakışlar. Mücadelenin başarıya ulaşması için adımlar atıldı ve bu uzun yolda atılacak adımların altı örülmeye başlandı. Liman işçilerinin bu onurlu mücadelesinde onlarla birlikte olmak, bir yol daha açmak ve bu direnişin başarıya ulaşabilmesi için bir taş daha koyabilmek için liman işçileriyle dayanışma daha da büyütülmelidir. Uluslararası Mersin Limanına sendikaların uluslararası destek vermesi sağlanmalıdır. Gerçek sınıf dayanışması ancak direnişçi işçilerin yüreğindeki coşkuyu, kararlılığı ve eylemliliği paylaşıp büyütmekle gerçekleşebilir.

LİMAN İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR!

YAŞASIN İŞÇİLERİN ULUSLARARASI MÜCADELE BİRLİĞİ!

15 Eylül 2011

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Gebze’de faaliyet gösteren bir fabrikada 10 yılı aşkın süredir çalışan bir metal işçisiyim. Malumunuz yakın bir zamanda bizlerin onayının olmadığı bir toplu sözleşme, sendikamız Birleşik Metal-İş Genel Merkez yöneticileri tarafından imzalandı. MESS...
  • Bildiğiniz gibi Ocak ayı işçilerin zam ayıdır. Her işyerinde zam sohbetleri olur. Bizim fabrikada da zam oranı ne kadar olacak diye merakla bekleniyordu. Nihayetinde maaşların ödendiği gün geldi ve işçi arkadaşlar bordolarını aldılar. Yapılan zammı...
  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) işçileri, yönetimin değişmesinin ardından, AKP’nin bir örgütü gibi hareket eden Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş’ten istifa etmeye başladılar. Belediye-İş’e üye olan işçiler, işyerlerinde çoğunluğu sağlamalarına rağmen...
  • F-35 savaş uçaklarının motor parçalarının üretildiği Kale Pratt&Whitney Uçak Motor Sanayi fabrikasında çalışan işçiler, sendikalaştıkları için işten atılmış ve direniş başlatmışlardı. İzmir Gaziemir Ege Serbest Bölge girişini direniş alanına...
  • Geçtiğimiz günlerde ekonomik kriz nedeniyle yaşanan intihar vakalarına bir yenisi daha eklenmiş, Antalya Manavgat’ta Halit Yılmaz adlı işçi, arkasında “borçlarımı ödeyemiyorum” notu bırakarak canına kıymıştı. İki çocuk babası Yılmaz’ın iki bankaya...
  • Adamın biri 50 katlı bir binanın üzerinden yere doğru düşüyormuş. Her kattan geçişi sırasında kendini rahatlatmak için “şimdiye kadar her şey yolunda, şimdiye kadar her şey yolunda, şimdiye kadar her şey yolunda ...” diye söyleniyormuş. Yere çarpana...
  • İzmir Gaziemir Ege Serbest Bölgesinde SF Trade Tekstil işçileri ile Kale Pratt&Whitney Uçak Motor Sanayi fabrikası işçileri, Tekirdağ'da Megam Tekstil işçileri, İzmir'de Bergama Belediyesi işçileri ile Tariş Yemta Yem Hayvancılık fabrikası...
  • Yaşadığımız dünyada paranın egemenliğine dayalı kapitalist sistem hüküm sürüyor. Bu sistemde tüm üretim araçlarının sahibi patronlar sınıfıdır. Fabrikalardan makinelere, topraktan ulaşım araçlarına, gazetelerden televizyon kanallarına her şey...
  • Merhaba arkadaşlar. Biz bir grup taşeron sağlık işçisiyiz, çalıştığımız hastanede sorunlarımız gün geçtikçe artıyor. Sağlık sistemindeki çıkmazlar sebebiyle hastaya ve çalışana eziyet katlanılamaz noktaya ulaştı. Çeşitli nedenlerle sağlık hizmetine...
  • Kimimiz lisede, kimimiz üniversitede okuyor. Kimimiz işsizliğin yıkıcı etkisiyle boğuşuyorken günde 10-12 saat ağır koşullarda çalışıyor, iliklerine kadar sömürülüyor kimimiz. Memleketlerimiz farklı, adlarımız farklı… Fakat bizi birbirimize bağlayan...
  • Korku canlılara has bir duygudur. Korkunun kaynağında tek başına olduğunu düşünmek, kendini güvende hissetmemek yatar. İnsanlar korkuya kapıldıklarında kendilerince bazı savunma mekanizmaları geliştirirler. Bunlardan bir tanesi de uyanık görünmeye...
  • İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk 1 Ocak 2018’den bu yana uygulanıyor. Zorunlu arabuluculuk, iş mahkemelerinin yükünü ve birikmiş dava dosyalarını azaltacağı, işçilerin alacaklarını çok daha kısa sürede alacağı propagandasıyla pazarlandı. İşveren...
  • Âdem Yarıcı isimli işsiz baba valilik önünde benzin döküp kendisini yaktı. Âdem kendisini yakana kadar kimseler onun hakkında hiçbir bilgiye sahip değildi. Âdem Yarıcı’nın son sözleri “çocuklarım aç” oldu. Kendileri işsiz, çocukları aç olan...