Navigation

Buradasınız

DİSK’in “Kıdem Tazminatıma Dokunma!” Eylemleri Devam Ediyor

İşçilerin kazanılmış haklarına yönelik büyük saldırılar içeren İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi 16 Ekimde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sunuldu. Sendikaların ve işçilerin tepkisine rağmen 43 maddelik torba yasanın 30 maddesi komisyonda kabul edildi. DİSK, Türk-İş ve Hak-İş konfederasyonları 3 Kasımda ortak bir açıklama yaparak torba yasanın geri çekilmesini talep etti. Ortak açıklamada, düzenlemenin belirli süreli iş sözleşmesi uygulamasını yaygınlaştıracağı, bu durumda kıdem ve ihbar tazminatı ile iş güvencesi haklarının gaspının önünün açılacağı ifade edildi.

İşçilerin kazanılmış haklarına yönelik büyük saldırılar içeren İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi 16 Ekimde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sunuldu. Sendikaların ve işçilerin tepkisine rağmen 43 maddelik torba yasanın 30 maddesi komisyonda kabul edildi. DİSK, Türk-İş ve Hak-İş konfederasyonları 3 Kasımda ortak bir açıklama yaparak torba yasanın geri çekilmesini talep etti. Ortak açıklamada, düzenlemenin belirli süreli iş sözleşmesi uygulamasını yaygınlaştıracağı, bu durumda kıdem ve ihbar tazminatı ile iş güvencesi haklarının gaspının önünün açılacağı ifade edildi. Bu düzenlemenin anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve aynı zamanda sosyal güvenlik hakkı açısından da sakıncalı olduğu vurgulanarak TBMM gündeminden geri çekilmesi gerektiği belirtildi. Çalışma hayatının sorunlarıyla ilgili bu tür düzenlemelerin diyalog yoluyla yapılması gerektiği dile getirildi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK, torba yasayı protesto etmek için işyerlerinde başlattığı eylemleri 2-3 Kasımda da sürdürdü. “Dokunma kıdem tazminatıma! Dokunma emeklilik hakkıma! Dokunma çocuklarımın haklarına! Torba yasa geri çekilsin!” başlığıyla Adana, Ankara, Antalya, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, Kayseri, Kocaeli, Edirne ve Manisa gibi illerde yapılan eylemlere DİSK’e bağlı sendikaların, üye işçilerin yanı sıra emek örgütleri de katıldı. Eylemlerde “Hükümet Yasanı Al Başına Çal”, “Torba Yasa Geri Çekilsin”, “Tazminat Hakkımız Gasp Edilemez”, “Birleşe Birleşe Kazanacağız”, “Direne, Direne Kazanacağız” sloganları yükseltildi.

İstanbul’da Kadıköy Meydanında bir araya gelen sendika yöneticileri, işyeri temsilcileri ve DİSK üyesi işçiler, “Kıdeme Uzanan Eller Kırılır” sloganıyla tepkilerini dile getirdiler. Burada DİSK adına açıklamayı Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu yaptı. Konuşmasında 1999 depremi sonrası mezarda emeklilik yasasının çıkarıldığını hatırlatan Çerkezoğlu, yine bir deprem felaketiyle karşı karşıyayken çıkarılmak istenen yasayla mezarın üstüne beton dökülmek istendiğini vurguladı. Çerkezoğlu, “Bugün her üç gençten birinin işsiz olduğu bir ülkede, ülkeyi yöneten siyasi iktidarın, hükümetin yapması gereken gençlerimize iş olanağı sağlamak, kalıcı ve güvenceli istihdam yaratmak, kamu istihdamını arttırmakken, genç işsizliğini ortadan kaldıracak adımlar atmakken tam tersine gençlerimizi güvencesiz çalıştırmanın, kölece çalıştırmanın pençesine atmaya çalışıyorlar” dedi. Çerkezoğlu Türkiye’nin dört bir tarafında meydanlarda olduklarını söyledi ve yasanın geri çekilmemesi durumunda 4 Kasım günü DİSK’in bütün yöneticileriyle birlikte TBMM’nin kapısında olacaklarını duyurdu.

Ankara’daki basın açıklaması ise DİSK Ankara Bölge Temsilciliği önünde yapıldı. DİSK Genel Başkan Yardımcısı ve Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Remzi Çalışkan yaptığı açıklamada, ülkenin gündemi İzmir’de yaşanan depremken iktidarın işçilerin haklarına saldırmayı gündem yaptığını belirtti. İktidarın torba yasaya gerekçe olarak ‘salgının etkilerinin azaltılmasını’ gösterdiğini hatırlatan Çalışkan, asıl niyetin ‘patronlara teşvik’ olduğunun altını çizdi. Çalışkan, konuşmasını şöyle sonlandırdı: ”Pandemi koşullarında hayatı yaratan işçiler, her türlü zorluğa rağmen yaşam ve geçim savaşı veren işçiler, iktidar tarafından daha fazla açlığa, daha fazla zorluğa, daha fazla adaletsizliğe ve daha fazla vicdansızlığa uğratılmaktadır. İktidarı buradan bir kez daha uyarıyoruz. Adaletsizliğinize, vicdansızlığınıza karşı duracağız. Haklarımıza sahip çıkacağız. Çocuklarımızın haklarının gasp edilmesine, geleceğimizin gasp edilmesine sessiz kalmayacağız. Ve buradan haykırıyoruz; emek düşmanı, işçi düşmanı torba yasanızı geri çekin. Bu torba yasayı kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Direneceğiz, direneceğiz, direneceğiz!”

4 Kasım 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...

UİD-DER Aylık Bülteni