Navigation

Buradasınız

Emekliler %5 Zammı Protesto Etti

Gerçek enflasyon rakamlarının %30’ların üzerine çıktığı günümüz ekonomik kriz koşullarında hükümetin enflasyonu düşük göstererek emekli maaşlarına sadece %5 zam yapması öfkeyle karşılandı. DİSK’e bağlı Emekliler Sendikası (Emekli-Sen) %5’lik düşük zammı 9 Temmuzda ülke çapında gerçekleştirdiği eylemlerle protesto etti. Yapılan eylemlerde “Hükümet Zammını Al Başına Çal!” sloganı öne çıkarken, emekliler hak mücadelesini yükseltmek için emeğiyle geçinen herkesi örgütlenmeye çağırdı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) emekli maaşlarını da belirleyen Haziran ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. TÜİK’e göre enflasyon yıllık bazda %15,72 olarak gerçekleşirken tüketici fiyatları Haziranda aylık bazda %0,03 arttı. Yani TÜİK’e göre Mayısta 10 bin lira olan bir mal Haziranda sadece 10 bin 3 lira olmuş! Çeşitli ayak oyunları yaparak enflasyonu düşük gösteren hükümet ve TÜİK, emekli maaşlarını SGK ve Bağ-Kur’lular için %5, memur emeklileri için %6 olarak belirledi.

Çarşıda pazarda temel tüketim maddelerinin fiyatlarının el yaktığı günümüz koşullarında kendilerine reva görülen zam, emekliler tarafından “Merak ediyoruz, bu durum hangi vicdanın ürünüdür!” şeklinde tepkiyle karşılandı. Emekli-Sen’in düzenlediği basın açıklamalarında emeklilerin geçim sıkıntısı yaşadığı, nitelikli bir sağlık hizmetinden yararlanamadığı ve sosyal yaşamın dışına itildiği belirtildi. Türkiye’deki 12 milyon emeklinin 5 milyonunun çalışmak zorunda hissettiği aktarılırken açıklanan zam oranının bir kez daha hayal kırıklığı yarattığı ifade edildi. Basın açıklamalarında seçim süreci nedeniyle ertelenen tüketim maddelerine yapılan zamların Haziran ayının sonu itibariyle üst üste yağdığı belirtildi. Bunun sonucunda tüm işçi ve emekçiler gibi emeklilerin de alım gücünün ciddi oranda eridiği söylendi. Bu koşullarda hükümetin en düşük maaşı alan işçi emeklisine 56 lira gibi bir zammı reva görmesinin kabul edilebilir yanı olmadığını vurgulayan Emekli-Sen üyeleri, krizin faturasını emekçiye, emekliye kesenlere karşı mücadele çağrısı yaptı. Basın açıklamasının ardından talepler sıralandı:

  • Haziran ayı sonu itibariyle temel gıda ve tüketim maddelerine yapılan tüm zamlar geri çekilsin!
  • TÜİK, siyasi baskılardan uzak ve iktidarın prangalarından kurtularak enflasyon verilerini bilimsel ve objektif bir şekilde yeniden açıklasın!
  • Emekli aylıkları (dul ve yetimler dâhil) 2 bin 500 TL altında olmasın!
  • Sağlıkta katkı payı kaldırılsın, emeklilerin nitelikli sağlık hizmetlerinden faydalanmaları sağlansın!
  • Emeklilerin ücretleri yalnızca enflasyona endeksli değil milli gelir artışı da göz önüne alınarak belirlensin!
  • Emekli ikramiyeleri yıl içinde 1750 TL’ye yükseltilsin ve her yıl güncellensin!
  • Emeklilerin toplu sözleşmeli sendikal örgütlenmesi önündeki engeller kaldırılarak yasal düzenlemeler acilen hayata geçirilsin!
9 Temmuz 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Tarihleriyle tanışan, bilinç kazanan işçiler, değişimin o taptaze rüzgârını ciğerlerine çekerler. Artık yükleri, sorumlulukları daha ağırdır, çünkü sadece bireysel dertleriyle değil, dünyanın ve insanlığın dertleriyle dertlenmesini de öğrenirler....
  • Bursa erken sanayileşen kentlerden biriydi. Hatta 1910’larda ipek üretiminin merkezi olmuştu. Lüksün, ihtişam ve şatafatın merkezi Osmanlı sarayına, haremine, Avrupa sosyetesine en değerli ipeklerden kumaşlar gidiyordu Bursa’dan. Bu kumaşları Türk,...
  • Osmanlı’dan günümüze elbet yaşadığımız topraklarda da kadınlar “biz de varız” dediler. Kapitalist Avrupa’nın hemen yanı başında olup da değişim yaşanmaması, geleneksel kalıpların aşınmaması, kadınların zaman içinde sanayiye çekilmemesi ve “biz de...
  • ABD’nin New York eyaleti 1900’lerin başlarında hazır giyimin ana üssünü oluşturuyordu. On binlerce işçinin çalıştığı yüzlerce atölye ve fabrika bulunuyordu. Böylesi büyük bir üretimin yapıldığı atölyeler ve fabrikalarda işçiler inanılmaz kötü...
  • İnsan, toplumsal iletişiminde imgelere ve sembollere başvurur, düşüncesini ve duygusunu sembollerle etkili kılmaya çalışır. Çoğu zaman doğayı, ateşi, suyu, güneşi yardıma çağırırız. Ateş özgürlüktür mesela, yaşamdır, kararlılıktır, geleceğe olan...
  • “Durmak dinlenmek, yorulmak bilmeyen, su verilmiş çelik gibi güçlü bir kadındı.” Bu sözler işçi sınıfının mücadeleci kadınlarından biri olan Lucy Parsons’ı anlatır… Meksika kökenli olan Lucy’nin içindeki isyan ateşi, siyahîlere ve azınlıklara...
  • Amerika, yalnızca sömürücü egemenlerin ülkesi değil. Aynı zamanda bu sömürücülere karşı destansı mücadeleler vermiş işçi sınıfının da ülkesidir. 8 Mart gibi 1 Mayıs’ın doğuş yeri de Amerika’dır. Güçlü bir geleneğe sahip Amerikan işçi sınıfının...
  • 30 Aralık 1828’de New Hampshire eyaletinin Dover bölgesinde bir tekstil fabrikasında çalışan 800’e yakın işçi kadın, Amerikan tarihinin ilk kadın grevini gerçekleştirdi. Daha önceleri çiftliklerde çalıştırılan kadınlar ve çocuklar, artık...
  • 8 Mart, işçi sınıfının uluslararası mücadelesinin ürünü, dünya işçi sınıfının kadınlarının ekmek ve gül mücadelesinin sembolü… UİD-DER, 8 Mart ruhunu yaşatmak, uluslararası işçi dayanışmasını güçlendirmek için coşkuyla emek veren işçilerin örgütü… 8...
  • Kapitalist üretim biçiminin hâkim olması ve sanayinin üretim sürecine girmesiyle, o güne kadarki toplumsal yapı altüst oldu. Günde 14 ile 16 saat çalışma sonrasında işçiler, tümüyle bitkin düşüyorlardı. Çalışma koşulları özellikle kadınları ve...
  • Emekçi kadınlar, Paris Komünü yönetimine giden süreçte ve işçi iktidarının savunulmasında en ön saflarda mücadele ettiler. Kadınlar politika alanında kendilerini var etmeye başlamışlardı. Çeşitli kulüpler kuruyor, toplantılarda konuşmalar yapıyor ve...
  • Kapitalizm, kadını erkekle eşit görmeyen, ikinci sınıf sayarak aşağılayan erkek egemen toplumsal yapıya dokunmadı. Ama sanayinin gelişmesi ve kadınların çalışma hayatına katılmasıyla, geleneksel ilişki ve düşünce biçimleri zorunlu olarak değişmeye...
  • İlk ateş yakıldığında/ İlk kez yarıldığında karanlıklar/ İnsanlar sevinçten coşarak haykırmışlar.../ Bugün de / Bu yaşlı dünyamızda/ Karanlıkların yırtıldığı yerde/ Aynı coşkuyla insanlar/ Özgürlük türküsü yakıyorlar/ Bana sorarsanız derim...

UİD-DER Aylık Bülteni