Navigation

Buradasınız

Japonya ve Kore Demiryolu İşçilerinin Özelleştirmeye Karşı Ortak Açıklaması

Çiba Ulusal Demiryolu Lokomotif Sendikası (Doro-Çiba) 7 Haziranda bir miting gerçekleştirdi ve UİD-DER de Doro-Çiba öncülüğündeki demiryolu işçilerinin mitingine bir dayanışma mesajı gönderdi. Doro-Çibalı dostlarımız mesajımız için teşekkürlerini iletirlerken, bu mesajı çevirip tüm katılımcılara dağıtacaklarını söylediler.
Bu mitinge Kore Demiryolu İşçileri Sendikası (KRWU) Seul Bölge Şubesi’nden 3 delege de katıldı. Doro-Çiba’nın ve Kore Demiryolu İşçileri Sendikası Seul Bölge Şubesinin yaptığı ortak açıklama mitingde oybirliğiyle kabul edildi. Kamu sektöründeki özelleştirme ve kuralsızlaştırmaya ve neoliberal emek politikalarına son verme ve tüm dünyada kapitalist saldırılara karşı mücadele eden işçilerle dayanışma iradesini ortaya koyan bu açıklamayı yayınlıyoruz.

Kore Demiryolu İşçileri Sendikası (KRWU) Seul Bölge Şubesi

Çiba Ulusal Demiryolu Lokomotif Sendikası (Doro-Çiba)

Bizler, Japon ve Koreli demiryolu işçileri, kamu sektöründeki özelleştirme ve kuralsızlaştırmaya ve neoliberal emek politikalarına son verme ve tüm dünyada kapitalist saldırılara karşı mücadele eden işçilerle dayanışma irademizi ortaya koymak üzere ortak bir açıklama yapmaya karar verdik.

Kendi azgın uygulamalarının ürettiği çelişkili gelişmeleri kontrol edemeyen neoliberal politika, çöküşün eşiğindedir. Önümüzdeki dönemde dünya işçilerinin birleşik güçleriyle mücadelenin ön saflarında birlikte hareket etme zamanı gelmiştir.

Neoliberalizm, var olma ve gelecekten tad alma hakkından mahrum bırakılmış devasa bir geçici işçi kitlesi yarattı. Artan eşitsizlik ve yoksulluk yaygınlaşıyor ve toplumun tüm yapısı çöküyor. Neoliberalizm aynı zamanda sosyal yaşamın tüm araçlarını (toplu ulaşım, sosyal güvenlik sistemi, eğitim ve sağlık vb.) tahrip eden vahşi gücü serbest bırakmıştır. Kaşarlanmış bir açgözlülük tüm toplumun kontrolünü ele geçirmiştir. Bu, Kore’de yakın zamanda gerçekleşen ve çoğunluğunu lise öğrencilerinin oluşturduğu 304 yolcunun öldüğü Ferry Sewol felâketinde ve Japonya’da 2005 yılında gerçekleşen, 107 canın yitirildiği Amagasaki demiryolu kazasında ortaya serilmiştir.

Mali deregülasyon, dünya çapında spekülatif para hareketleri selini tetiklemiş, bu da her seferinde kitlesel işsizliğin eşlik ettiği iş ve ücret yıkımları üreten tekrar eden balonlar ve balon patlamalarıyla sonuçlanmıştır. Ayrıca, bankaları ve tekelleri korumak için para piyasasına devasa ulusal finans fonları akıtılmıştır. Bunun kaçınılmaz sonucu mali çöküş olmuştur. Krizin üstesinden gelme bahanesiyle daha da hızlandırılan toplu özelleştirme girişimleri ve sosyal güvenlik sisteminin parçalanması, yoksulluğun ve ulusal baskının artması ve savaşın tırmanması eşliğinde hayata geçirilmiştir

1987 yılında, neoliberalizm, Japon Ulusal Demiryollarını Bölme ve Özelleştirme fırtınasıyla tüm Japon toplumunu zaptetti. Kore’de de bu saldırı 1990’ların ikinci yarısı boyunca tam gaz devam etti: Vahşi özelleştirme rüzgârları ve Yapısal Uyum Programları, başta Kore Ulusal Demiryolları olmak üzere toplumun tüm kesimlerine korkunç bir güçle vurdu.

Şu dakikada bile, yırtılan sesler “Artık yeter!” diye haykırıyor. Bu öfke sesleri dünyanın dört bir yanında yankılanıyor.

20 yıl önce Kore Sendikalar Konfederasyonu KCTU’yu kurmakla işe başlayan Kore işçi hareketi, pek çok zorluğun üstesinden geldi ve büyük bir güçle ilerliyor.

2015’te, işgücü piyasasında yapısal reform adı altında işçilere yönelik azgın saldırıları ve zorla özelleştirmeleri ateşleyen Kore, Başkan Park Guen-hye’ın istifasını isteyen muazzam bir genel grev dalgasının ortasındadır. Bu gelişmeler, KRWU’nun 2013 Aralığındaki özelleştirme karşıtı 23 günlük greviyle tetiklenmiştir. Bu mücadele, medya haberlerinde dile gitirildiği gibi, bütün durumun değişmesinde bir dönüm noktasıydı: “Tek bir işçi sendikasının grevinin özelleştirmeye karşı güçlü bir kamuoyu oluşturarak tarih yazması oldukça şaşırtıcı ve olağandışı bir durumdur.”

Bu büyük mücadele karşısında dehşete kapılan Park Guen-hye yönetimi, sendika liderlerini topluca tutuklama, 130’dan fazla sendika üyesini haksız ve kanunsuz şekilde işten atma, 8600 işçiyi çalıştıkları bölümlerden uzaklaştırma, on milyarlarca wonluk tazminat talep etme ve sendika mallarına geçici olarak el koyma gibi azgın baskılara girişti. Ancak biz sarsılmaz dayanışmamızı güçlendireceğiz, “İkinci Normalleştirme Planı”na ve demiryollarını özelleştirmek için yan şirketlere kaydırma ve bölgesel yapılandırmaya yönelme (kâr odaklı yaklaşım) girişimlerine karşı güçlü bir mücadele örgütlemeye devam edeceğiz. Park Guen-hye hükümeti bizlere bu tür neoliberal saldırılarla baskı uygulamayı sürdürürse, bizler demiryolu işçileri olarak, 2013 başkaldırısını aşan güçlü bir genel grevle karşılık vereceğiz.

Kore Sendikalar Konfederasyonu, 24 Nisandaki ilk genel grevi takiben şimdi Haziran sonunda ya da Temmuz başında gerçekleştirilmesi planlanan ikinci genel greve hazırlanıyor. Genel grevin sloganları şunlar: “İşçi düşmanı, anti-demokratik ve çürümüş hükümeti ezmek için işçilerin ve tüm emekçilerin büyük genel grevi!”, “Kahrolsun Park!”, “Haydi genel greve!”

Japon Ulusal Demiryollarının bölünmesi ve özelleştirilmesi, savaş sonrası süreçte Japon işçi hareketini parçalamaya dönük en büyük saldırıydı. Demiryolu çalışanları toplu olarak işten atıldı ve ardından özelleştirilmiş yeni şirketler ya da Japon Demiryolları tarafından seçilerek “yeniden işe alındı”. Sonuç olarak 200 bin demiryolu işçisi işten atıldı. Demiryolu sendikalarına yönelik bu eşi görülmemiş saldırı, 240 bin üyeli Kokuro’nun (Ulusal Demiryolu İşçileri Sendikası) üye sayısının 40 bine kadar gerilemesine sebep olan Ulusal Demiryolu Reformu Kanunuyla yasalaştırıldı. Bundan iki yıl sonraysa, Sohyo’nun (Japonya Sendikaları Genel Konseyi) tasfiyesine yönelindi. Bu süreçte 15 milyondan fazla işçi düzensiz çalışmaya itildi. Böylelikle anayasaya ve kolektif öz savunma hakkının uygulanmasına yönelik değişikliğin yolu döşendi.

Bununla birlikte Doro-Çiba, Japon Ulusal Demiryollarının Bölünmesi ve Özelleştirilmesine karşı iki grev dalgası yürüttü ve demiryollarının birliğini savundu. O günden bu yana Doro-Çiba, 1047 demiryolu işçisinin işten atılmasına ve taşeronlaştırmaya karşı 30 yıldır mücadele yürüterek Japon Demiryolları rejimini sarsmaktadır.

Bugün Japonya’da, Japon Demiryolu Şirketlerinin tam gaz taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırmayla birlikte yürüttükleri Bölme ve Özelleştirme saldırısının ikinci raundu ile karşı karşıyayız.

Bu arada Abe yönetiminin Anayasa revizyonu ve savaş doğrultusundaki azgın yönelimi Japon halkının büyüyen öfkesi ile karşılandı. Okinawa halkının öfkesi patlamaya başlıyor. Genel grev yaklaşıyor. Osaka’da, belediyenin demiryollarıyla aynı şekilde tamamen özelleştirilmesini amaçlayan “Osaka-Büyük Şehir Projesi”  referandumla reddedildi.

Aynı saldırılara maruz kalan ve aynı umut için ileri atılan işçilerin dünyanın dört bir yanında yankılanan güçlü seslerini duyuyoruz. Şu anda tarihin dönüm noktasında bulunuyoruz. Bitmek bilmez rekabetin içinde amansız bir yarışa zorlanan ve hakir görülen biz işçiler için onur, birlik ve dayanışmayı yeniden tesis etmek üzere ayağa kalkma zamanıdır.

Bizler bu çağrıyı, neoliberalizm canavarını yenmek için işçilerin sınırları ve işkollarını aşan birliğini güçlendirme umuduyla yaşamlarını mücadeleye adayan ve azimle mücadelenin ön saflarında yer alan  demiryolu işçilerinin gururuyla yayınlamaya karar verdik. Yalnızca işçilerin birleşik mücadelesi tarih yapabilir ve toplumu değiştirebilir. Tüm dünyada işçilerin gücünü birleştirelim! Yolumuzda birlikte yürüyelim!

7 Haziran 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, Microsoft’un sahibi Bill Gates, dünyanın en iyi yatırımcısı olarak tanınan Warren Buffet ve diğer sayılı zenginler… Dünyanın en zenginlerinden olan bu isimler zenginliklerinin yanı sıra “hayırseverlikleriyle” de...
  • Koronavirüs salgını nedeniyle korku büyüyor çünkü insanlar egemenler tarafından bilinçli olarak korkutuluyor. İnsanların karşısına düşman diye bir grip virüsü çıkartılıyor, tehdit algısı sürekli büyütülerek körükleniyor ve bu da insanları fazlasıyla...
  • Dünyanın ana gündemi haline gelen koronavirüs adeta bütün kötülüklerin anası gibi gösteriliyor ve insanlarda korku, panik, endişe yaratılıyor. Neredeyse bütün ülkelerin yönetimleri bu virüse özel bir anlam yüklüyorlar ve tüm sorunların üstünü...
  • Merhaba arkadaşlar, ben devlet hastanesinde çalışan taşeron sağlık işçisiyim. Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de çoğu işyeri üretimi durdurarak işçileri evlerine yolladı, kimi yerlerde evden çalışma adı altında esnek çalışma sistemi getirildi...
  • Yaklaşık iki yıldır İşçi Dayanışması gazetesini alıyordum. Ama sadece “alıyordum”. Gazete, odamda bir köşede durmaya devam ediyordu. Ama arkadaşım inatla bana gazete ulaştırmaya devam etti. Her defasında “bana getirmek yerine başka birine versen...
  • Savaşlar, çıkarlar, iktidar, rekabet… Hangimiz bu kelimelerden haberdar doğdu? Peki ya hangimiz bu kelimeleri isteyerek öğrendi? Hiçbirimiz. Öyle değil mi? İnsan canının, Türk lirasından bile değersiz olduğu şu dönemde ne yazıktır ki çıkarlar için...
  • Geçtiğimiz günlerde kısa bir video düştü internet âlemine… Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran videoda tır şoförü Malik Yılmaz, “Evde Kal Türkiye” çağrısına cevap veriyor ve “Beni bu virüs öldürmez, düzeniniz öldürür” diyordu. Koronavirüs...
  • İşte, okulda, toplu taşımada, mahallede, markette, meydanlarda, sokaklarda… Yaşamın her alanında Covid-19 ile ilgili önlem alınması gerektiği medya üzerinden zihinlerimize enjekte ediliyor. Sık sık ellerini yıka, kolonya kullan, maske kullan, sağa-...
  • Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) “Genç İstihdamında Küresel Trendler 2020” adlı bir rapor yayımladı. Rapora göre ne eğitimde ne de istihdamda yer alan gençlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Bu şekilde sınıflandırılan gençlerin...
  • Koronavirüs fabrikayı ikiye böldü. Yakalanan ve yakalanmayanlar şeklinde değil elbette. Salgında “korunması öncelikli olanlar” ile “canı patlıcan sayılanlar” şeklinde. Hemen her sabah vardiyasında işçilerin başına çöreklenen patron, müdür ve...
  • Şu günlerde işyerlerimizde ve evlerimizde konuşulan tek bir konu var: Covid-19. Bu hastalık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bizim işyerinde de sürekli bu konu konuşuluyor. “Elimizi yıkayalım, kolonya sıkalım, kapının kolunu...
  • Dünya son günlerde koronavirüse karşı adeta “savaş” açtı. Medya aracılığıyla seferberlik ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarından, sınırların kapanmasına ve ticaretin durdurulmasına kadar birçok önlemden bahsediliyor. Çeşitli ülkeler ve aldıkları...
  • Koronavirüs salgını tüm gündemi belirliyor. Bu koşullarda bizler de bir grup genç işçi ve öğrenci olarak bir araya geldik ve bu konuyu kendi aramızda tartıştık.