Navigation

Buradasınız

Örgütlenmeyi, Mücadeleyi ve Dayanışmayı Büyütelim

Ağustos 2008, no:5

Dünyanın birçok köşesinde işçi mücadelesi yükseliyor. İspanya’dan İran’a, Yunanistan’dan Mısır’a, Türkiye’den Güney Kore’ye kadar pek çok ülkede yaşanan grev ve direnişler işçi sınıfının gücünü ortaya koyuyor. Gelişen grev ve direnişler işçi kitlelerinin tüm dünyada huzursuz olduğunu ve çürüyen kapitalist düzenden bıktıklarını gösteriyor. Patronlar sınıfı, uzun bir süredir neo-liberal politikalarla işçi sınıfının kazanılmış haklarına saldırıyor. Bu saldırılar sonucunda sosyal güvenlik kuşa çevrildi, mezarda emekliliğin yolu açıldı, iş saatleri uzadı ve ücretler düştü. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, ekonomik krizin faturası da işçi sınıfına çıkartılmak isteniyor. Daha şimdiden yüz binlerce işçi işten atılmış bulunuyor, zaten düşük olan ücretler iyice kuşa çevrilmek isteniyor ve toplu iş sözleşmelerinde sıfır zam dayatılıyor.

Tüm bu saldırılara karşı işçi kitleleri grev ve direnişlerle cevap vermeye başlıyor. Havayolu ve Telekom greviyle başlayan, SSGSS karşıtı eylemlerle gelişen süreç, yeni grev ve direnişlerle devam ediyor. Uzun bir süredir devam eden kimi grevler, patronların tüm baskısına rağmen kırılamamıştır. Yörsan, Arçelik ve Tega grevleri buna örnektir. Bunları Kocaeli Üniversitesi, Desa Deri, Unilever, E-Kart, Çapa Çağ ve Arkas Liman işçilerinin grev ve direnişleri izlemektedir. Önümüzdeki dönemde grev ve direnişler daha da gelişecektir. İstanbul Büyükşehir Belediyesinde ve ilçe belediyelerde çalışan on binlerce işçi, toplu sözleşme süreci tıkandığı için işyerlerine grev kararı asmış bulunuyor. Metal işkolunda ise, zorlu toplu sözleşme görüşmeleri daha yeni başlamıştır. Patronların dayatmalarına karşı işçilerin mücadeleden başka çareleri yoktur.   

12 Eylül faşist rejimiyle işçi sınıfının örgütlülüğünü dağıtan patronlar son dönemde gelişen grev ve direnişlerden bir hayli rahatsız oluyorlar. Sendikalaşan, işten atmaları ve toplu sözleşme görüşmelerinde sıfır zammı kabul etmeyen, grev, direniş ve yürüyüşlerle seslerini duyuran işçilere, patronlar tahammül edemiyorlar. Patronlar, işçilere baskı uygulayarak, saldırılar düzenleyerek, tutuklatarak ve para cezası kestirerek örgütlü mücadeleyi kırmaya çalışıyorlar.

Tega grevine özel güvenlik saldırırken, Desa Deri işçilerine “kaldırımı işgal” cezası kesildi, Kocaeli Üniversitesinde Oleyis grevini ziyaret eden işçiler ve sendika yöneticileri gözaltına alınarak tehdit edildi. 1 Mayıs’ta işçileri coplayan ve gaza boğan polis, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yürümek isteyen 5 bin işçiye de saldırmaktan geri durmamıştır. İşçilere tazyikli su sıkılmış, gaz bombaları atılmış, coplanmış ve üzerlerine panzer sürülmüştür. Son olarak, Arkas liman işçilerine saldırılmıştır. Patronların kiralık uşakları grev yerine giden işçilerin önünü kesmiş ve işçileri ağır şekilde yaralamışlardır. Hastaneye kaldırılan arkadaşlarını ziyarete giden işçilere ise jandarma müdahale etmiştir. Ne var ki patron-polis-jandarma işbirliği, grev ve direnişteki işçileri yıldırmamıştır. İşçiler, grev ve direnişlerine sahip çıktıklarını, mücadeleye devam edeceklerini açıklamışlardır.

Yürüyen grev ve direnişlerin başarıya ulaşması, tüm işçi kitlelerine moral, cesaret verecek ve yeni mücadelelerin fitilini ateşleyecektir. Ancak grev ve direnişlerin başarıya ulaşmasının ve toplu iş sözleşmelerinin işçilerin lehine sonuçlanmasının yolu, işçilerin birlikte mücadelesinden geçiyor. Tek tek yürüyen grev ve direnişleri birleştirmeli, işçilerin birliğini güçlendirmeli ve patronların karşısına daha güçlü bir şekilde çıkmalıyız. Beri taraftan da, tüm sendikalar grev ve direnişlere omuz vermeli ve işçileri yalnız bırakmamalıdırlar. Sendikaların, grev ve direnişlere destek vermek üzere, örgütlü işyerlerindeki işçileri harekete geçirmesiyle mücadele daha da gelişecek ve kitleselleşecektir. Geri adım atan ise patronlar olacaktır.

Grev ve direnişlerin başarıya ulaşması için dayanışmayı ve mücadeleyi yükseltelim. İşçi sınıfının örgütlenmekten ve mücadele etmekten başka bir çıkar yolu, başka bir kurtuluşu yoktur. İşçi sınıfı ya örgütlüdür ve her şeydir ya da örgütsüzdür ve hiçbir şeydir!

Yaşasın işçilerin birliği!

Yaşasın sınıf dayanışması!

19 Ağustos 2008

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş ile patron örgütü MESS arasında süren toplu iş sözleşmesi (TİS) süreci devam ediyor. ABB Power Grids, Schneider Enerji, Schneider Elektrik, Grid Solutıons Enerji ve Arıtaş Kriyojenik işyerlerinde...

  • Bir tarafta Aralık ayı için açıklanan yüzde 14,6 resmi enflasyon oranı, diğer tarafta tüm emekçilerin bildiği, evlerini ve ceplerini yakan gerçek hayat pahalılığı… Bir tarafta asgari ücret zammı, bir tarafta neredeyse her gün, her şeye gelen “fiyat...
  • “Pusulası olmayan toplum ve sınıflar meçhule giden bir gemi gibidir.” Böyle yazıyordu İşçi Dayanışması gazetemizin 153. sayısındaki başyazısında. Bu kısacık cümle ne kadar da çok şey anlatıyor değil mi? Gerçekten de pusulası olmayan milyonlarca işçi...
  • Yıllardır her sonbaharda grip aşısı yaptırıyordum. 2020’nin Ekim ayının son günlerinde Aile Sağlık Merkezine gittim. Kapının dışında uzun mu uzun bir insan kuyruğa vardı. Kimse birbiriyle konuşmuyordu. Aralarında en az beş adım vardı. Sıra bana...
  • Kapitalizm eşitsizliğe ve adaletsizliğe dayalı bir sistemdir ve kaç zamandır bağrında biriken büyük sorunlar patlıyor. Bu sistem alabildiğine çürümüş ve çıkmaza saplanmıştır. Tam da bu yüzden en küçük sorunu bile çözemiyor. Tersine, küresel...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçtiğimiz günlerde Ekim 2020 dönemi için işsizlik verilerini açıkladı. Rakamlarla oynayarak istediği değerleri elde etme konusunda ustalaşan TÜİK, mucizesini yine gösterdi. Açıklanan verilere göre 15 ve üzeri...
  • Kalyon Holding’in İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Ziraat Kuleleri inşaatında çalışan işçilerin öğle yemeğinden hamamböceği çıktı ve işçiler bu durumu protesto etti. Şantiyede tüm uyarılara karşın düzeltilmeyen kötü koşullara duyulan öfke...
  • Hükümetin medya kalemleri aralarında işbölümü yapmış; kimisi tetikçi, kimisi akıl hocası, kimisi muhalif olanlara karşı karalama görevini üstlenmiş. Bazıları da yılın 365 günü “emekliye müjde” başlığıyla her gün gazetede, televizyon ekranında,...
  • Hindistanlı işçilerin ve tarım emekçilerinin mücadelesi 50 günü aşkın bir zamandır sürüyor. Kötü hava koşullarına, su baskınlarına rağmen bir araya geldikleri ve kamp kurdukları eylem alanlarından ayrılmayan tarım emekçileri protesto gösterilerine...
  • Somalı madenciler 13 Mayıs 2014’te gerçekleşen ve 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan büyük maden faciasının ardından maden ocaklarının kapanmasıyla işsizliğe mahkûm edilmiş, tazminat ve alacakları da ödenmemişti. Bağımsız Maden-İş ve işçilerin...
  • Nisan 2020 itibariyle siyasi iktidar pandemi nedeniyle işten çıkarma yasağı getirdiğini “müjdelemişti”. Oysa gerçekler söylenenlerin tam tersiydi. İşten atma yerine ücretsiz izin uygulaması hayata geçirildi. Böylece patronların inisiyatifine...
  • Kayı İnşaat Cezayir’deki askeri hastane ve tesislerin inşaat şantiyelerinde çalıştırdığı işçilerin 1 yıllık ücretlerini ödemedi. İnşaat-Sen’de örgütlenen işçiler, 2019’un Aralık ayında ücretlerinin ödenmesi talebiyle Cezayir’de grev yaptılar, dava...
  • Genç işsizliğin yüzde 30’lara çıktığı, yoksulluğun her geçen gün arttığı Tunus’ta emekçilerin haklı öfkesi sokaklarda yankılanmaya devam ediyor. Hükümetin, emekçilere hiçbir güvence vermeden salgına karşı önlem adı altında sadece sokağa çıkma...

UİD-DER Aylık Bülteni